hazreti muhammed [s.a.v.]

985. (Tematik)
tüm şiirler gözlerine yazılmış gibi sanki...
kelimeler sığmıyor cümlelerime...
hani kalp bedenimi aştı aşacak derler ya
işte öyle bişey adını söyleyince tutulup kalmak...
(aleyhi elfü elfiselamun ekmelüttehaya)
devamını gör...
986. (Tematik)
okuma yazma bilmemesindeki hikmet ne ola derler.şayet peygamberlik verilmeden önce hz.muhammet çok iyi bir yazar yada şair olsaydı,kuranı üstün yazarlık ve şairlik yeteneğiyle kendisi uydurmuştur denilmesi daha kolay olacaktı.oysa okuma yazma bilmeyen birisinden böyle güzel cümleler çıkması inanmayanlar için bile durup düşünülmesi gereken bir durumdur.
devamını gör...
989. (Tematik)
efendimiz hayat ölçümüz,rehberimiz...dir (sav).
fakat maalesef günümüzde rasulallah hakkında yalan yanlış bilgiler yayılıyor onun engin ilmi yaşadıkları bir masal edasıyla anlatılıyor ve nedense bunlar hiçte iyi niyetli değiller.birkaç gün önce şöyle bir olay yaşadım bir ortamda orta yaş bir teyze şunu söyledi haşa-efendimizin vakti çokmuşta ondan o kadar çok namaz kılıp ibadet etmiş(!) başka işi yokmuş(!) ...şok oldum bir süre olurmu teyze dedim yutkundum o bir devlet başkanıydı yani cumhurbaşkanı ve aynı zamanda Allahın elçisiydi nasıl işi olmaz? konuşamadım gerçekten kendime kızdım yeterince bilmiyorum ve anlatamıyorum...
ama şununda payı var bunda bence efendimizin hayatını sanki masal ve peygamberimizide masal kahramanı gibi anlatan dini öğretilerin o devri bir ütopya gibi anlatan hoca(!)ların gerçekten peygamberimizin sosyal siyasal ve daha birçok alanda ne kadar etkisiz gösterildiğinin farkında değillermi yoksa böyle olması işlerine mi geliyor.;peygamberimiz okuma yazma bilmeyen (ümmi) ki bu tarz ilim okumakla olmaz ,sürekli ibadet eden işi gücü olmayan bir çobandı öylemi (!)allahım tanımadığımız rasulun ümmetiyiz diyoruz nasıl bakacağız Allah rasulünün yüzüne.
devamını gör...
990.
resûl-i ekrem efendimizin müslüman beldelere vâli ve zekât tahsil memurları gönderdiği sıradaydı. bir gün sabah namazından sonra cemaata dönerek, "içinizden hanginiz yemen'e gider?" buyurdu.

hz. ebû bekir, "ben giderim, yâ resûlallah" dedi.

peygamber efendimiz hiç bir cevap vermeyip sustu. "az sonra tekrar, "hanginiz yemen'e gider?" diye sordu.

bu sefer hz. ömer ayağa kalktı, "ben giderim, yâ resûlallah" dedi.

peygamber efendimiz, hz. ömer'e de cevap vermeyip sustu. bir müddet bekledikten sonra tekrar, "içinizden yemen'e kim gider?" diye sordu.

muaz bin cebel (r.a.) kalkıp, "ben giderim, yâ resûlallah" dedi.

bunun üzerine peygamber efendimiz (a.s.m.), "ey muaz! bu vazife senindir" buyurdu.

o sırada yemen üç vâliliğe ayrılmıştı. hz. muaz vâliliklerin en büyüğü olan cened vâliliğine tayin edilmişti. orada kadılık yapacak, halka islâmiyeti, kur'an-ı kerim okumayı öğretecek, yemen ülkesinde tahsil edilen zekât ve sadakaları da vazifelilerden teslim alacaktı.

hz. muaz, medine'den ayrılacağı sırada peygamber efendimiz ona, "sana halli için herhangi bir dava getirildiği zaman nasıl ve neye göre hüküm verirsin?" diye sordu.

hz. muaz, "allah'ın kitabındaki hükümlerle hüküm veririm" dedi.

resûl-i ekrem efendimiz, "eğer Allah'ın kitabında onunla ilgili bir hüküm bulamazsan neye göre hüküm verirsin?" diye sordu.

hz. muaz, "resûlullahın sünnetine göre hüküm veririm" dedi.

resûl-i ekrem efendimiz bu sefer, "resûlullahın sünnetinde de onunla ilgili bir hüküm bulamazsan, ne yaparsın?" diye sordu.

hz. muaz, "o zaman, kendi görüşüme göre içtihad eder, hüküm veririm" dedi.

resûl-i ekrem efendimiz bundan son derece memnun oldu. bu memnuniyetini şöyle ifade etti:

"allah'a hamdolsun ki, resûlullahın elçisini, resûlullahın razı olduğu şeye muvaffak kıldı."837

yola çıkacağı sırada ise peygamber efendimiz, hz. muaz'a şu emir ve tavsiyelerde bulundu:

"sen ehli kitap bir kavmin yanına gidiyorsun. onları, bir olan Allah'a îmân ve benim de resûlullah olduğuma şehâdete dâvet et.

eğer bunu kabul ederlerse, onlara, Allah'ın her gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını bildir.

eğer bunu da kabul ederlerse, Allah'ın kendilerine, zenginlerden alınıp fakirlere verilecek zekâtı farz kıldığını bildir. eğer, bunu kabul ederlerse, sakın mallarının en kıymetlilerini alma!

mazlumun duâsından sakın! çünkü, bu duâ ile Allah taâlâ arasında bir perde yoktur."

bu sırada muaz bin cebel hazretleri de efendimizden bazı tavsiyelerde bulunmasını istedi, "yâ resûlallah! bana tavsiyelerde bulun" diye ricada bulundu.

resûl-i ekrem efendimiz, "her ne halde ve nerede olursan ol, Allah'tan kork!" buyurdu.

hz. muaz, " yâ resûlallah! bana biraz daha tavsiyelerde bulun" dedi.

resûl-i ekrem efendimiz bu sefer, "günahın arkasından hemen iyilik ve hayır yetiştir ki, onu yok etsin!"

hz. muaz, "yâ resûlallah! bana tavsiyelerini arttır" diye dileğini tekrarladı.

peygamber efendimiz, "insanlara, güzel ahlâk ile muâmelede bulun!" buyurdu.

resûl-i ekrem efendimizin, hz. muaz ile beraberinde gönderdiği ebû mûsa el-eşarî'yi uğurlarken de son tavsiyesi şu oldu:

"kolaylaştırınız! zorlaştırmayınız! müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!"

http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
991. (Tematik)
öyle bir kişidir ki kendisi (salat ve selam o'nun üzerine olsun); mekke'de ikamet ederken kendisini öldürmeye gelenlerin bir çoğunun malı kendisinde emanetti...
devamını gör...
992. (Tematik)
alemlere sultandir. 3 kisilik soframizda bos tabak catal ve kasik koydugumuz umulur ki belki bizim soframiza da ruhaniyetiyle gelir diye bekledigimiz, cay icerken belki bize de gelir cayimizi icer diye umdugumuz ve bi bardak fazladan koydugumuz efendiler efendisi.
devamını gör...
998. (Tematik)
evlat acısını tatmış bir insan; bir kere de değil.

hz. enes'e bir gün olsun kızmamış bir insan.

eşlerine kötü söz söylememiş bir insan.

yalan söylememiş bir insan.

Allah'ın kutlu elçisi.

onun bedeni ve dili olmasaydı; mesajı alamayacaktık.
sabrı bilmeyecektik, kahrolacaktık.
iyi ki varsın... duymazsın ama mahşerde bilirsin bunları sana söylediğimi.
rabb'im cehennem narını bana nasip etse de bil sadece.
insanın insana sevgisidir bendeki...
devamını gör...
999. (Tematik)
insan. hz insan. bir adam içi boş taştan binaya yönelip secde etmeye akıl yetiriyor da Allah'ın muhatab aldığı, zatına yükselttiği, kalbinden bir an bile çıkmadığı insana yönelerek secde etmeye akıl yetiremiyor. kainatta yönelebileceğimiz tek kıble hz muhammed'dir.

biz o'nun gibi değiliz ya da o bizim gibi değil. o insan biz "nas"ız.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar