hazreti muhammed [s.a.v.]

1281.
efendimiz değil arkadaşımızdır.

düşünmezler mi? arkadaşlarında hiç bir delilik yoktur. o, ancak apaçık bir uyarıcıdır. [a’râf 7:184]

de ki: size bir şeyi öğütleyeyim: ´allâh için, ikişer ikişer ve teker teker durup düşününüz! arkadaşınızda delilikten eser yoktur. o, çetin bir azâbın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır. [sebe’ 34:46]

arkadaşınız [muhammed] ne sapmıştır, ne de azmıştır. [necm 53:2]

arkadaşınız [muhammed] de mecnun değildir. [tekvîr 81:22]
devamını gör...
1282.
suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün.
bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su.

insanların görmediklerine şiir yazması çok güç bir olaydır. bu kadar güzel sözler ancak ona yazılabilirdi.

devamını gör...
1283.
ahzab suresi 40. ayet bağlamında, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur.

zümer suresi 41. ayet bağlamında, insanlar üzerinde vekil değildir.


ayrıca kainatın efendisi de değildir.
kainatın efendisi yani alemlerin rabbi alemleri, kainatı yaratan Allah tan başkası değildir.

kur'an dan bunu anlarsın zaten de konuyla ilgili rivayetleri de vereyim bazıları ihtiyaç duyuyor.

peygamber için, "kâinatın efendisi" veya "efendimiz" yakışırmasında bulunanlar, buyurun çok sevdiğiniz ve kutsal addettiğiniz rivayetlerden referans:

peygambere bağlılık bildirmek için gelen âmir oğulları heyetinin sözcüsü, resûlüllah’ı görünce iltifatta bulunmak amacıyla, “sen bizim seyyidimiz, gücü kuvveti bizden üstün olansın” şeklinde bir söz sarf edince, resûlüllah hemen müdahale ederek şu karşılığı vermiş:

“dur, dur, söyleyeceğini söyle, ancak sakın şeytan sizi cesaretlendirmesin. ben sizin seyyidiniz değilim, seyyid Allah’tır, seyyîd Allah’tır"
(zehebî, târhu’l-islâm, ıı, 678).

tüm “efendiciler”, “seyyidciler”, “hazretçiler”, bakın hz. peygamber kendisi için kullanılan bu sıfatı uygun bulmamış. siz ise resûlüllah için "kâinatın efendisi" diye, Allah'ın sıfatını ona yakıştırıyorsunuz.

peki, her gün namazda okuduğunuz (el-hamdu lillahi rabbi'l-âlemîn), "hamd, alemlerin, kainatın rabbine-sahibinedir" âyeti-ifadesi neyin nesi?

ucuz peygamber seviciliğine devam edin...
devamını gör...
1284.
Allah'ın kulu ve elçisidir.
kurana ilave yapamayanlar önce peygamberi ilahlaştırır, sonra şeyhini, sonra kendini.
kurana ilave yapamayacağından sünnetleri kuran seviyesine çıkarıp hadis uydurmaya başlar.
olmadı rüyamda gördüm diyip yalanlarını katmerleştirir.
devamını gör...
1285.
akla gelen ah muhsin ünlü şiiri:
resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
resulullah yolda ebu bekir'i görse "es selamu aleyküm ya sıddık"; derdi,
ben yolda ebu bekir';i görsem tanımam.
resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

resulullah azrail'i yolda görse tanırdı;
ben azrail'i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey Allah'ın resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki "kızım ha gayret!";
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki "anneciğim ölmesen..."

ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki "anneciğim seni ben..."
annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.

resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf!

resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü...
devamını gör...
1287.
ismini her görüşümde tüm düşüncelerim yok oluyor, tüm sıkıntılarım zihnimden geçen sallallahu aleyhi ve sellem nidasıyla akıp gidiyor. hakkında ne desem ne söylesem basit ve klişe olacak ama sen muhteşem bir detaysın.
devamını gör...
1289.
rabbimizin rahim ismini layık gördüğü yüce resul.

"andolsun ki size kendinizden bir peygamber gelmiştir. sizin sıkıntıya uğramanız kendisine çok ağır gelir, sizin üzerinize/size çok düşkündür. mü’minlere raûf ve rahîm’dir.”

(tevbe suresi, âyet: 128)

yine rabbimizin "ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin". kelam/4 diyerek övdüğü peygamberdir.

kurana göre en güzel örnektir. bu en üstün insan ve peygamber olduğunun delilidir.

“ey inananlar! and olsun ki, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlara ve Allah’ı çok anan kimselere rasûlullah (allah’ın elçisi) en güzel örnektir.”(33/21)

ve evet o bir nurdur.

Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik). ahzap/46

ve iman etmiş olan kullar için şefaat edicidir. iman etmeyenlerin üzerine zorlayıcı değildir.

devamını gör...
1290.
hakkında kur'an'ı kerim'de "ey peygamber, sen ahiret gününde ümmetine şefaat edeceksin" tarzında bir ayet olmadığı Allah'ın elçisi.

ayrıca ahkaf 9 dan da anlaşılacağı üzere kendisine ne yapılacağını da bilmeyen ve sadece vahye uyan bir uyarıcıdır.

ahkaf 9: de ki: “ben peygamberler arasında türedi biri değilim. bana ve size ne yapılacağını da bilmem. ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıyım.”
devamını gör...
1291.
gelmiş ve gelecek tüm günahları bağışlanmış diğer bir deyişle günahsız olan peygamber. bana ne yapılacağını bilmem demesi kaderi -allah bildirmediği sürece- kimsenin bilemeyeceğinin açıklamasıdır.

doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.
böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir. fetih/1-2


şefaat mevzusunda

o gün, rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez. taha/109 ayeti ile böyle bir hakkın bulunduğunu ve hadislerden de peygamber efendimizin bu hakkının bulunduğu anlaşılır.

aslında bu izinden ziyade emirdir zira şu ayetler bunu ispatlar

“o halde onları affet, onlar için istiğfarda bulun.” (al-i imran 159)

“onlar için Allah’tan bağışlama dile. şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (nur 62)

“(sana gelen kadınların biatlarını kabul et ve) onlar için Allah’tan bağışlanma dile. şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (mümtehine 12)

“hem kendin hem mümin erkekler ve mümin kadınlar için mağfiret dile.” (muhammed 19)

kişinin yaptığından başka bir şey fayda etmiyorsa Allah neden müminler için peygamber (sav) e mağfiret dilemesini istiyor?

şefaatte olduğu gibi kafirler için mağfiret dilemesinin fayda etmeyeceği de şu ayetle bildiriliyor.

“onlar için mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir, fark etmez; Allah o münafıkları asla bağışlamaz ve Allah fasıkları hidayete erdirmez.” (münafikun 6)

şeffat yetkisi hakkında peygamber efendimizin açık beyanı var daha neyin tartışması anlamak mümkün değil.

“ey falan! bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. sonunda şefaat etme işi bana kalacak. işte makam-ı mahmud budur.” (buhari, tefsir 11; zekat 52)

devamını gör...
1292.
hayattayken insanlar için mağfiret dilemesi, onlara dua etmesi söylenen peygamber.

buradan ahirette şefaat edecek anlamını ayeti eğip bükenler anca çıkarır.

hiç bir ayette ahirette şefaat edeceksin ifadesi geçmez anca kendi düşüncesini kur'an da bulmak isteyenler oradan buradan çıkarım yaparlar.

peki şefaat nedir? kimlere şefaat edilir? kim şefaat edebilir?
bunları daha önce yazdım.

(bkz: #1325547)
(bkz: #1846797)

sözde hadislerden delil gösterenler şu "hadisleri" ne yapacağız?

resulullah şöyle dedi :
-(o gün kimse) ya muhammed,
bana yardım et diyerek yanıma gelmesin.
çünkü o vakit ben ona,ben senin
için bir şey yapmaya malik değilim,
ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim' buyurdu.''
(buhari 1328,nesei 2447)

"ey kızım fatıma!, babam peygamber diye güvenme rabbine karşı kulluk vazifeni yap, eğer Allah'tan nefsini satın alamazsan vallahi ben bile senin namına hiçbir şey yapamam..."
(müslim, iman,89, hadis no:351)
devamını gör...
1293.
hadis beğenmediyseniz ayet verelim.
"o'nun izni olması müstesna, şefaat edecek yoktur. (yunus 3)"
"onlar, Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. (enbiya 28)"
"o gün, rahman’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez. (taha 109)"

demek ki şefaat haktır. ancak şartları var. o şartlara bail olmak duasıyla.
devamını gör...
1294.
bazı hadis rivayetlerinde ümmetine beddua ettiği iddia edilen yüce dinimizin sevgili peygamberi.

iki örnek vereceğim.

birincisi

- cehennemdeki veyl vâdisi, (abdest alırken ayak topuklarını yıkamayı ihmal eden veya ayak topuklarına su ulaşmayan) topuk sahiplerinin yeri olsun!" (buhârî; hadis no: 163. müslim; hadis no: 241)

bu çakma rivayete göre eğer abdest alırken ayak topuklarımıza su ulaşmazsa yerimiz cehennemdeki veyl vadisi.

ikincisi

"ramazan'a girip de ondan günahları bağışlanmış olarak çıkamayanın; yanında anne-babasından biri veya ikisi ihtiyarladığı halde, onların gönlünü kazanarak cennet'i hak edemeyenin; yanında ismim anıldığı halde bana salât ü selâm getirmeyenin burnu sürtsün."

bu çakma rivayette de ramazana erişip günahları bağışlanmayanın, ihtiyar anne babalarının rızasını alamayanların ve peygamber efendimizin ismi anıldığı halde salavat getirmeyenin burnu sürtülüyor.

ilk olarak kendisine türlü eziyetler yapan taif halkına "bilmiyorlar bilseler yapmazlardı" diyerek Allah'ın azab etmemesini isteyen bir peygamber kalkıp hasbelkader veya bilinçsiz olması nedeniyle topuğuna su ulaşmayan ümmet mensubuna beddua etmesinin ne peygamber efendimizin hayat çizgisiyle ne de hoşgörüsüyle bir alakası var.

ikinci çakma rivayetde de peygamber efendimizin "bu insanlara hidayet ver" demek yerine burnu sürtsün dediği iddia ediliyor. gerçekten garip. ettiği iddia edilen bedduları ümmetine ediyor. en garibi ise kafirlere etmediği bedduayı ümmetine ediyor.

evet abdestte farz olan kısım Allah'ın ayetiyle sabit. ancak Allah'ın sırf topuk yıkanmadığı için kulunu veyl vadisine göndereceğine ben inanamıyorum.

eğer bunlar Allah'ı zalim ve gaddar olarak göstermek için kafirlerce düzenlenen bir oyunsa durup düşünmemiz gerek. yok bir oyun değilse daha fazla düşünmemiz gerek bu çakma hadisler nereden çıktı diye.

peygamber efendimiz (s.a.s.):

"kendi aleyhinize, evlâtlarınızın ve mallarınızın aleyhine sakın beddua etmeyiniz ki; duaların kabul olacağı bir saate rastlarsınız da bedduanız kabul olmuş olur." (riyazü's-sâlihin tercümesi, ııı/82)
buyurmuştur.

bu bilinçteki bir insan beddua edebilir mi?
devamını gör...
1295.
"kim ki muhammed'e (a.s.m.) tapıyorsa, bilsin ki, muhammed (a.s.m.) ölmüştür. kim ki Allah'a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah hayy'dır, ölümsüzdür."

"muhammed ancak bir peygamberdir. ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. o ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? kim geri dönerse Allah'a en küçük bir zarar vermiş olmaz. fakat şükredenlere Allah mükâfatını verecektir."

yani insanları provoke etmem için bir yerinizi yırtmayın. her mümin Allahresulü'nün vefat ettiğini bilir. bunu müminlere hatırlatmak için bir yerlerinizi yırtmak bir anlam ifade etmiyor.

her nefsin ölümü tadacağını bildiğimizden fazla aptallaşmaya gerek yok...
devamını gör...
1296.
o'nun döneminde yaşamadınız, o dönemin neler getirdiğini,kültürünü,coğrafyasını asla bilmiyorsunuz. koşullarına ve kültürüne yabancı olduğunuz bir topluma gelen bir insana böyle yakıştırmalarda bulunmak sadece cahillerin işidir.

o'nun merhamet peygamberi olduğunu,küçük bir çocukken bile bir gün olsun paylaşmadan bir şeyleri yemediğini,adaletli olmayı,ölçüde ve tartıda hileye gitmemeyi emrettiğini söylemiyorsunuz.

aynı adam faiz ve tefecilik yüzünden kızlarını diri diri toprağa gömen bir sistemi altüst ettiğinden bahsetmiyorsunuz mesela.
geçiyorum insanların hakkını,hayvanların bile hakkını gözettiğini nedense söylemiyorsunuz.

kölelik sistemine baş kaldırdığını,bilal-i habeşi veya selman-ı farisiyi anlatmıyorsunuz.

o hz muhammed'dir.

suya versün bâğban gülzârı zahmet çekmesün
bir gül açılmaz yüzün teg verse min gülzâre su

demiştir fuzuli o'nun için. yarım saattir onu nasıl övsem diye düşünüp duruyorum. doğmadan önce övülmüş,allah tarafından övülmüş birini bir fani ne kadar överse övsün eksiktir.

şimdi asıl mevzuya gelelim. herkesin görüşüne saygı duymak gerekir başkalarının canına ve özgürlüğüne kast etmediği sürece. din, konusu fikir ve düşüncelerinin üstündedir. hassas bir noktası vardır. ya inanırsın ya da inanmazsın. inanıyorsan saygı duyarsın,inanmıyorsan inanmadığın bir konu hakkında yorum getirmen senin kendinle çelişmen demektir.

lütfen bir başkasının dinine,düşünccesine,inanış biçimine müdahale etmeyin. çünkü birinin inandığına saygısızlık ettiğinde diğeri de senin inandığına saygısızlık edecektir.

yapmayın,lütfen yapmayın.
devamını gör...
1297.
kendisine hayvan pisliği atanlara dahi
-“ya rabbî, onlar bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı” şeklinde şefkat ve merhamet duasında bulunan;
düşmanlarının hidayete gelmesi için günlerce ağlayarak düşmanları için duada bulunan şefkat ve merhamet peygamberi..

hani biliyor musunuz arkasından atıp tutan , küfreden lağım fareleri. o yaşasaydı sizler için de ağlar sizler içinde dua ederdi...

yapmayın!
devamını gör...
1299.
amcasının ciğerini çiğneyeni, kulaklarını, burnunu keseni ve kestireni affeden şefkat peygamberidir. yıllarca zulmeden ebu sufyanın evini mekke fethinde güvenli mekanlardan saymıstır. iftira edenlerin dilleri kurusun.
devamını gör...
1300.
"..kardeşlerimi çok özlüyorum." diye bir hadis var, ahir zaman ümmeti için söylediği peygamber efendimizin, belki okumuşsunuzdur.

o "kardeşlerim" dediği topluluk içinde olmak için canımı verirdim canımı... ah ahh
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar