hazreti muhammed [s.a.v.]

1301.
hz muhammed'in öldürttüklerinin hemen hemen çoğu yahudi tacirlerdi ve bir çoğu hakaretlere varan şiirler söylüyorlar ya da kuran'ı sert bir dille eleştiren sözler kuruyorlardı.

yahudi tacirlerin çıkardıkları dedikodular yaptıkları oyunlar taaaa hz. yusuf'tan bu yana bilinir. hiçbir dönemde durmamışlardır o dönemde de durmadılar ve en sonunda sürüldüler.

yahudiler sapıktırlar. ayet cımbızlayanlar,hadis cımbızlayanlar olayların tamamını anlatmayanlar da sapıktırlar.
devamını gör...
1303.
--- alıntı ---

saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su,
kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su,

âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem,
yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su,


zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk,
kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su.

fuzuli

--- alıntı ---
devamını gör...
1304.
facebook'ta hakkında mükemmel bir yazı yazılmış nebi, resul, önder, habib...

--- alıntı ---

muhammedi devrim!
dini ritüellerden, kıldan, bezden, takkeden sarıktan,sakaldan ibaret gören insanlar muhammedi inkılaplarının degerini kavrıyamaz,anlıyamaz.

muhammedi devrimin vahy ile ortaya koydugu toplumsal degişim ve dönüşüm inkılapları ahlakidir.
muhammed as takke, fes, başörtüsü, sarık devrimi yapmadı böyle bir sorunuda yoktu.

onun devrimleri ruhlara, kalplere,ve zihinlere idi.
görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, katılaşmış vicdanlara idi

o kimseyi bir digerinin farklılıkları ile çatıştırmadı, ayrıştırmadı ötekileştirmedi.
o faizsel döngü ile insanları köleleştirmedi, kulu kula, kul etmedi.
o malı belli bir sınıfın tekelinde tutmadı paylaşmayı ve dayanışmayı getirdi.
o ezenlerin hakim sınıfların ,kervan sahiplerinin yanında degil ezilenlerin safında yer aldı.
o ne bir servet biriktirdi ne saraylarda yaşadı nede miras bırakmadı.
o kadınların bedeninin bir ücret karşılıgında satılıp vergilendirilmesine musade etmedi.
o işleri danışma ile, istişare ile, çogulculuk ile gördü emaneti ehline verdi liyakatlı ve ehli olanları idareci seçti.
o kimsenin inancına baskı kurup din dayatmadı. dinde zorlama yoktur dedi! tebasındaki farklı inanç sahiplerinin vergisi ile kendi dindarını finanse etmedi.

o kadının bir eşya meta oldugu bir dönemde kız çocuklarının diri diri öldürüldügü bir cografyada kadına,miras hakkı, şahidlik, hukuki boşanma, salatla egitim zekat ile ticaret yapmasının önünü açtı.
o azınlıklara asimilasyon ve arab milliyetciligi gütmedi, arablıgı ile övünmedi!
o hukukta tarafsızlıgı getirdi, hürse hür,köle ise köle dedi, kimse kimsenin suçunun karşılıgını çekemez dedi. hukukta tarafsızlıgı ve adaleti getirdi.

o erdemli davrananları, salih amel sahiplerini, sakınanları üstün tuttu
o asla ne bir zorba ,ne bir bekci nede bir vekil olmadı.
o ne bir darbe, ne bir polis nede bir jandarma gücü ile insanlara hükmetmedi.
o sadece içerisinde yaşadıgı toplumun sosyal,siyasal, iktisadi ve içtimai ahlakı ile inancı ve yaşam biçimi ile onları yüzleştirdi, onu sorguladı ve onu degiştirdi. topluma hak,eşitlik, özgürlük ve adalet prensipleri ile yepyeni bir toplum modeli inşa etti. farklılıklara birarada barış içinde zulmetmeden nasıl yaşanacagını gösterdi.
her yönü ile mükemmel, tam bir devrim. kurana göre toplum düzeni kurmak.

bu günün müslümanları muhammed neby i tanımıyorla bile. onlar kurandan çıkarıp kendi yarattıkları bir muhammede inanıyorlar.
kurandaki Allah resulu muhammedin savaştıgı muhammede inanıyorlar.
bu arada kemalist, kurancılarında kulagı çınlasın!

--- alıntı ---

*
devamını gör...
1305.
herkes kendinde rasulullah’tan bir parça bulabiliyor... çünkü o, dünyada bir insanın başına gelebilecek her sıkıntıyı yaşadı. istisnasız hepsini... o yetimdi... evlat acısı da yaşadı...yaşadığı topraklardan hicret etmek zorunda kaldı.. .çocuklar tarafından taşlandı...kendi amcaları onu öldürmekle tehdit etti...davası için yalnız kaldı. o’na deli dediler. sen şairsin, bu söylediklerin gerçek değildir dediler...dediler de dediler.

bu saydıklarıma dayanabilecek başka kim vardır ki?
devamını gör...
1306.
dünyada en güzel insan. herşeyi bir örnektir. keşke her insan o nun gibi yaşayabilse. ama nerde.

o değilde başka sözlüklerde, peygamberimiz ile ilgili alay edici ve hakaret içerikli entryler giriliyor. ağızlarına kalın bir odun sokmak istiyorum şerefsizlerin. evet.
devamını gör...
1307.
her zerre-i hâk-i kadem-i hazret’üne
cânum da fidâ ten de fidâ ben de fidâ

şi’rün ne haddi var ki ire vasf-ı zâtuna
ki ol vahy-i âsmân ola bu sihr-i müfterâ

oldı ta’zîm-i hitâb-ı müstetâb-ı kibriyâ
“mâ remeyte iz remeyte” şânhına şâfi cevâb

nezd-i hak’da kadrini bilmek dilersen ümmetâ
gel “le-’amrük” âyetin oku ne hoş takrîr ider

amân lafzı senin ism-i şerîfinle müsâvîdir
anunçün âşıkın zikri amândır yâ resûlallâh
devamını gör...
1309.
--- alıntı ---

bugün kendisini müslüman olarak tanımlayanların büyük çoğunluğu hz. muhammed'in(s.a.v.) hakikatinden perdelidirler. hz. muhammedi(sav) görevini tamamlamış, ölmüş, bir peygamber olarak algıladıklarından onunla iletişimi koparmışlardır.

oysa ki!. zamanın tek an olması ve evrenin holografik (zerrede bütünün tamamının kodlu) olması nedeniyle "muhammedi boyut" ölüp yok olmamıştır. o her zaman diliminde ve her varlığın özünde yaşamaktadır. önemli olan bu boyutsallığı, insanın kendinde bulup, açığa çıkartarak, yaşamına geçirmesi neticesinde evrensel sistemi kendi hayrına en doğru şekilde kullanmak sureti ile hz. muhammed(sav)in şefaatine(enerji ve ilmine) mazhar olmasıdır.

çünkü "allah" kainat adı altında işleyen evrensel sistemini (sünetüllahı) halk suretinde kendisini en iyi ifade edebildiği bu boyuttan, yani muhammedi boyuttan insanlığa duyurmaktadır.

kur’an “allah ve melekler, resulüne salat ve selam ederler. ey iman edenler, siz de o'na salât edin ve teslimiyet ile selâm verin!" (ahzab, 33/56) demektedir. burada Allah ve meleklerinin, ona salat ve selam ettikleri belirtilmekte, bu semavi şölene, ilahi cümbüşe müminler davet edilmektedir. bu ölümlü olan bedeni yönünün haricinde bir de ölümsüz bir tarafın olduğunun açıkça göstergesidir.

ayette, ayrıca "salat ediniz" (yönelip, ilişki kurun) diye bugünü ve geleceği de kapsayan bir emir bulunmaktadır. emir anlamında olunca hz. muhammed(sav)’in ölmediği, yaşamakta olduğu iması oluşmakta, o'na salat ederek onunla bir iletişim hattı kurulması istenmektedir.

ancak, hz. muhammed(s.a.v.) ile kurulan iletişim ile ondan dünya üzerine yayılan “irşad dalgaları”(enerji ve ilim) alınarak, yaşanılan çağa uygun, gerçekçi bakış açıları ile dünya yenileme ve barış içerisine sokulabilecektir.

--- alıntı ---

*
devamını gör...
1311.
40 yaşına kadar okumadı,namaz kılmadı,oruç tutmadı. genelde herkes onun 40 yaşından sonrasıyla ilgilenir. bir de onun 40 yaşından öncesi vardır.

edebiyle bilinir, nezaketiyle bilinir,ahlakıyla bilinir,eminliğiyle bilinir. kimseyi incitmemesiyle bilinir. adaleti ve dürüstlüğüyle bilinir. mütevazılığıyla bilinir.

yani muhammed olduğu dönemle,resulullah olduğu dönem birbirini tamamlar nitelikteydi. islamın aslını oluşturan kavramlar peygamberlik gelmeden önceki döneminde oluşan şeylerdi. namaz,zekat,oruç farzdır kişiyi bağlayan olmazsa olmazlardır.

ama bir de herkesi bağlayan ahlak,edep,nezaket,adalet,merhamet,mütevazılık var. işte bunlarda sıkıntı oldu mu karşılaşılacak durumlarda da çok sıkıntı olacaktır. söylediklerimiz nefsimizedir.
devamını gör...
1315.
--- alıntı ---

Allah resûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) esirlere yaptığı muameleyi şu şekilde maddeleştirilebiliriz:

1. fidye karşılığı serbest bırakma: bu durum bedir'de olmuştur. bunlardan zengin olanlar fidye karşılığında serbest bırakıldılar. yoksul olanlar da karşılıksız serbest bırakıldı. diğer bir kısmı da müslüman çocuklara okuma-yazma öğretmek şartıyla serbest bırakıldılar.

2. karşılıklı mübâdele: resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), müşriklerden aldığı esirleri bazen de, müşriklerin elinde bulunan esirleri hürriyete kavuşturma karşılığında serbest bırakırdı. yani karşılıklı esir mübâdelesi yapardı.

3. karşılıksız serbest bırakma: resûl-i ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde esirlere yapılan muamelenin en güzeli ve en fazla uygulananı da budur. bedir esirlerinden bir kısmı karşılıksız serbest bırakılmışlardır. müreysî, mekke fethi ve huneyn savaşlarında böyle yapılmıştır. serbest bırakılan esirlerin hemen hepsi de neticede müslüman olmuşlardır.

4. esirlerin öldürülmesi: asr-ı saâdet'te savaşlarda esir alınanlar öldürülmemiştir. öldürme sadece bir kere vukû bulmuştur, o da bedir savaşı sonrası olmuştur. bedir'de alınan esirlerden nadr b. hâris ve ukbe b. ebî muayt öldürülmüşlerdir. bu iki esir, esir oldukları için değil, daha önce işlemiş oldukları suçlardan dolayı cezalandırılmışlardır.
--- alıntı ---

peygamberimizin savaş ve esirlerine muamelesi bu şekildedir. aksini düşünmek onun rahmet peygamberi olmasına uymaz ve biliyoruz ki kendisi Allah'ın emirlerini uygular. ayrıca modern hukukta bu kadar insani mumamelelerle karşılaşmayız bile.
devamını gör...
1316.
gelmiş geçmiş en büyük kafirlerle karşı karşıya olduğu halde bir kere bile ağzından kötü söz çıkmamıştır.

günümüzde din kardeşlerine hakaret edenleri, küfredenleri görseydi...
devamını gör...
1317.
"şirk en büyük zulümdür" lokman 13. ayetini son kez dünyaya duyurmuş peygamberdir.

şu ayetin anlamını bilmeyenin dini islam değildir. yaptığı ibadetin ve hayrın hiçbir değeri yoktur.

şirk en büyük zulümdür . Allah a kimse zulüm edilemeyeceğine göre. demek ki yaratılanlara karşı en büyük zulüm yaradanın ,yarattıkları üzerindeki hükümlerini kaldırmakmış.

edit: "nur muhammed, can muhammed; bulutun gölgelik ettiği muhammed, teni gül kokan muhammed, dışkısı mis kokan muhammed" desem bu peygamberimizden bahsediyor derdiniz. lakin " Allah' in yasalarını uygulayan; Allah ile kulu arasına perde olanları ortadan kaldıran muhammed" deyince peygamberi anlamak kimsenin işine gelmiyor.
devamını gör...
1320.
kara gözlü sultanım.
o nurlu ellerinden havz-ı kevserden içmek 80 bin yıllık hesap gününü bile güzel kılıyor. tarifsiz aşığın, kifayetsiz hasretliniz.
gaflet ve dalalet içinde livaül hamd sancağının altında gölgelenmeyi bekliyoruz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar