hazreti muhammed [s.a.v.]

863. (Tematik)
ne sizin hakaretlerinizle alçaldı ne bizim övgülerimizle yükseldi. Allah biliyor o'nun değerini ve hepimiz, siz ve biz, hepimiz ahirette keşke daha iyi tanısaydık diye ağlaşacağız.
devamını gör...
856. (Tematik)
hiçbir kimse o'nun şefaati olmadan cennete giremeyecektir. kimse kendi başına, o'nsuz Allah ile bir bağ kuramaz. Allah'a hz muhammed'siz gidilmez. hz muhammed'siz kimse Allah'ı bilemez, bulamaz.
devamını gör...
855. (Tematik)
necip fazıl ın yazılarında adını anmaktan büyük bir terbiye ile hicap etmesi, hocaefendi nin her adını andığında edeple ayağa kalkması, memleketten tanıdığım yaşlı bir amcanın hemen her an gür sesle bağırarak ya muhammed mustafa deyip kendisine salutu selam getirmesi beni hep etkilemiştir.

bu tarz sevgi ve saygıları görünce kendi yetersizliğim üzüntü vermekte.

hah bazı garip insanlar bünyemizde yeterli peygamber sevgisi olmadığı halde toplumun ifrata kaçtığı şikayetindeler...

ben bilakis yeteri kadar Allah resulunu idrak ettiğimizi,düşündüğümüzü,okuduğumuzu daha önemlisi sevdiğimizi düşünmüyorum...

içimiz titremeli adı anılınca ama yok eksiğiz..
devamını gör...
851. (Tematik)
hiçbir zaman savaşçı, mücahid, cengaver şöyle böyle olarak anılmamıştır. ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim buyurmuştur.

islam öğretisinde savaş yoktur, cihad vardır. cihad hakka giden yoldaki engelleri kaldırmaktır. bu sebepten en büyük cihad nefse karşı yapılandır. savaşmak zurnanın son deliğidir.
devamını gör...
850.
"sen Allah’ın emir ve yasaklarına riayet et ki; o’nun yardım ve inayetini daima yanında bulasın. bir şeyler isteyeceğin zaman Allah’tan iste. bir yardım dileyeceğin zaman Allah’tan dile. ve şunu da bil ki, bir hususta sana yardım etmek için bütün ahali bir araya gelse Allah’ın senin için takdir etmiş olduğundan fazla bir yardımda bulunamazlar. sana bir kötülük yapmak için bir araya gelseler, yine Allah’ın senin için takdir ettiğinden fazla zarar veremezler."

hadis'inin sahibi..efendim..
devamını gör...
849.
"dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. kaldirdigim ilk kan davasi abdulmuttalib'in torunu iyas bin rabia'nin kan davasidir.''

"suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz.''

"rabbiniz birdir. babaniz da birdir. hepiniz adem'in cocuklarisiniz, adem ise topraktandir. arabin arap olmayana, arap olmayanin da arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz o'ndan en cok korkaninizdir.''

peygamber insanliğa böyle seslenmiştir.
devamını gör...
847.
--- alıntı ---

fahr-i kainatın mübarek yüzü ile bütün aza-i şerifesi ve mübarek sesi, bütün insanların yüzlerinden ve azalarından ve seslerinden güzel idi. mübarek yüzü bir miktar yuvarlak idi ve neşeli olduğu zamanda ay gibi nurlanırdı.
sevindiği, mübarek alnından belli olurdu. resulullah efendimiz gündüz nasıl görürse, gece de öyle görürdü. önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları da görürdü. yana ve geriye bakacağı zaman, bütün bedeni ile dönüp bakardı.
mübarek gözleri büyük ve kirpikleri uzun idi. mübarek gözlerinde bir mikdar kırmızılık vardı ve gözlerinin karası gayet siyah olup, geceleri sürme çekerdi. fahr-i alemin alnı açık idi. mübarek kaşları ince olup, kaşları arası açık idi. iki kaşı arasındaki damar, hiddetlenince kabarırdı. mübarek burnu gayet güzel olup, orta yeri bir miktar yüksek idi.
mübarek başı büyük idi. mübarek ağzı küçük değildi. mübarek dişleri beyaz olup, öndekiler seyrek idi. söz söyleyince, sanki dişleri arasından nur çıkardı. Allahü teâlânın kulları arasında o'ndan daha fasih ve daha tatlı sözlü kimse görülmedi. mübarek sözleri gayet kolay anlaşılır, gönülleri alır ve ruhları cezb ederdi. söz söylediği zaman, kelimeler inci gibi dizilirdi.. bazan iyi anlaşılması için, üçkere tekrar ederdi. cennet'te muhammed aleyhisselam gibi konuşulacaktır.
fahr-i alem efendimiz, güler yüzlü idi. tebessüm edekek güler ve mübarek ön dişleri görünürdü. gülünce, nuru duvarlar üzerine aks ederdi. ağlaması da, gülmesi gibi hafif idi. kahkaha ile gülmez, yüksek sesle de ağalamazdı. ama üzülünce, mübarek gözlerinden yaş akardı. ümmetinin günahlarını düşününce, Allahü teâlânın korkusundan ve kur'an-ı kerimi işitince ve bazan da namaz kılarken ağlardı.

resulullah efendimiz, arap olup ten rengi kırmızı ile karışık beyaz benizli olup, gayet güzel, nurlu ve sevimli idi.

resul-i ekrem efendimiz, çok uzun boylu olmadığı gibi, kısa da değildi. yanına uzun bir kimse gelse, ondan uzun görünürdü. oturduğu zaman, mübarek omuzu, oturanların hepsinden yukarı olurdu.
fahr-i alem efendimizin, mübarek parmakları iri ve mübarek kolları etli idi. mübarek avuçlarının içi genişi idi. bütün vücudunun kokusu, miskten güzel idi. mübarek bedeni, hem yumuşak, hem de kuvvetli idi.
enes bin malik hazretleri diyor ki: "resulullah'a on sene hizmet ettim. mübarek elleri ipekten yumuşak idi. mübarek teni miskten ve çiçekten daha güzel kokuyordu. mübarek kolları, ayakları ve parmakları uzun idi. mübarek ayaklarının parmakları iri, altı da çok yüksek olmayıp yumuşak idi.
mübarek saçları ve sakallarınını kılı çok kıvırcık ve çok düz değil, yaratılışda ondüle idi. mübarek saçları uzundu. önceleri kakül bırakırdı, sonradan ikiye ayırır oldu. mübarek saçlarını bazan uzatır, bazan da keser, kısaltırdı, saç ve sakalını boyamazdı.
vefat ettiği zaman, saç ve sakalaındaki ak kılların sayısı yirmiden az idi. mübarek bıyığını kırkardı. bıyıklarının uzunuğu ve şekli, mübarek kaşları kadar idi. emrinde hususi berberleri vardı. resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı.mübarek saçını ve sakalını tararken aynaya nazar ederdi.
güzel huyların hepsi, sevgili peygamberimizde toplanmıştı. güzel huyları, vehbi yani Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup, kesbi yani çalışarak, sonradan kazanmış değildir. bir müslümanın ismini söleyerek hiç bir zaman lanet etmemiş ve asla mübarek eliyle kimseyi döğmemiştir. Allah için intikam almış; kendi için, hiçbir kimseden intikam almamıştır. akrabasına, eshabına ve hizmetçilerine tevazü ederek, iyi müamele eylerdi. ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlü idi. hastaları ziyarete gider, cenazelerde bulunurdu. eshabının işlerine yardım eder, çocuklarını kucağına alırdı. fakat kalbi bunlarla meşgul olmazdı. mübarek ruhu, melekler aleminde idi.
fahri alem efendimiz, insanların en cömerdi idi. bir şey istenip de yok dediği görülmemiştir. istenilen şey varsa verir, yoksa cevap vermezdi. o kadar iyilikleri, o kadar ihsanları vardı ki, rum imparatorları, iran şahları ve hiçbir hükümdar, o'nun kadar ihsan yapamazdı.
fakat kendisi sıkıntı ile yaşamağı severdi. öyle bir hayat sürerdi ki, yemek ve içmek hatırına bile gelmezdi. yemek getirin yiyelim veya falanca yemeği pişiriniz demezdi. yemek getirilirse yer, her ne meyve verseler kabul ederdi.
yemek sonunda su içmezdi. suyu otururken içerdi. başkaları ile yemek yerken, herkesten sonra el çekerdi. herkesin hediyesini kabul ederdi. hediye getirene karşılık olarak kat kat fazlasını verirdi.

--- alıntı ---
devamını gör...
846.
insanlığın iftiharı alemlerin efendisi s.a.v.

edit: gönül isterki peygamberimizin ismi geçtiği yerde kul unutkandırdan yola çıkarak kısaltma da olsa s.a.v. uzantısının getirilmesi bir temenni sadece.
devamını gör...
844.
nebeviyetinden (nübüvvet) bağımsız olarak beşeri manada mükemmel bir diplomasi yeteneği olan yüceler yücesi insan. sadece iki örnek vereceğim, feedback olarak hak vermeniz işten bile değil:

1. peygamberliğimizin nübüvveti öncesi kabileler arası hacer-i esved'i kim yerine koyacak tartışması çıkar, hz. muhammed hakem tayin edilir. hz. muhammed de bir bez serer, herkes bir ucundan tutup öylece yerleştirelim der, böylece kavgayı önler.

2. medine'ye hicret ettiğinde peygamber kimin evinde kalacak meselesi neşet eder. peygamber efendimiz ise devesini salıverir, deve nereye çökerse, peygamber orada kalacaktır. neticede deve ebu eyyub'un evinin önünde çöker ve peygamberimiz o sahabinin evinde ağırlanır. herkes de bundan razıdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar