her kalp kendi şarkısını söyler

ve yalnızca diğer yarımız o sesi duyar.

jan-philipp sendker romanlarının isimleri genelde toz pembe bir romantizm eşliğinde uzunca cümlelerden oluşuyor. bu roman da buna bir örnek. bu yazardan okuduğum tek roman. romantik bir yapısı var ancak ismi sizi aldatmasın bir aşk romanı değil. itiraf etmek gerekirse ismine vurulup aldığım en güzel romanlardan biri.

--! spoiler !--

başarılı ve ünlü bir avukat olan babası tam da julianın fakülteden mezun olduğu günün ertesi sabahı ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. birkaç yıl sonra ise annesi şans eseri bulmacanın bir parçasını bulacaktır mi mi adlı gizemli bir kadına 40 yıl önce yazılmış ama gönderilmemiş bir mektup.

babasının geçmişindeki gizemi çözme isteğiyle julia kariyerini ve önünde onu bekleyen hayatı bir kenara koyar ve mi minin bir zamanlar yaşamış olduğu yere gider. yolculuğu onu doğunun esrarengiz bir bölgesine, küçük bir dağ kasabasına götürür. orada babasını tanıyan ve kendisi hakkında da inanılmaz şekilde bilgi sahibi olan bir adamla karşılaşır. merakına teslim olarak onunla her öğleden sonrası buluşup ondan babasının gençliği hakkında şaşırtıcı hikayeler dinler çocukken kör olmuş, manastırda yetiştirilmiş ve hepsinden öte oralı bir kıza delice bir tutku beslemiştir.

--! spoiler !--
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar