her şeyi kadere bağlamak

cahiliyye döneminde kör talih olarak adlandırılan kader kavramını hayatın her alanına girdirmek. bakın dikkat edilirse kader sadece ve sadece kötü durumlarda ortaya atılan savdır. kişiler başlarına iyi şeyler geldiğinde kader demezler ama kötü durumlara düçar olduklarından kader kavramını tercih ederler. buradan bile sorumluluktan kaçtıkları görülebilir.
devamını gör...
saçmalığın daniskası olan durum.
islam'a göre yaşamın sonucunda cennet veya cehennem denen yere gidilecekse ve insan yaşamını kader denilen olgu belirliyorsa bizim sonumuzun ne olduğu bariz ortada demek. eh biz boşa yaşıyoruz o vakit.
ben böyle absürdlük görmedim.
devamını gör...
anlamı ya da izahı olmayan saçma bir harekettir. insanların hatalarını kadere yüklemesi o kadar mide bulandırıcı ki anlatamam. vicdandan kaçmak için kullanılacak olan kader, yapmayı seçtiğiniz hareketlerinize bağlı olarak gerçekleşenler kesinlikle değil. büyüyün ve hatlarınızın vicdani ve maddi* sorumluluğunu üstlenin.
devamını gör...
anlamak isteyen için, anlamı ve izahı olandır. kader bir ilimdir. ilim ise bilmeyi gerektirir. 2 kısımdır birincisi tercih hakkınız olmayan ızdırari kısımdır. cinsiyetiniz, nerede doğacağınız ve öleceğiniz vs. 2. kısım tercih yapabildiğiniz ihtiyari kısmıdır. yürümek, konuşmak, yemek, içmek vs. birinci kısım mesul olmayacağımız kısımdır. 2. kısım mesul olduğumuz kısımdır. genel anlamda bakarsak kader kavramında Allah ın sonsuz ilimi ile sizin tercihlerinizi ezel makamından bilmesidir. yani Allah ne karar vereceğimizi ezelden bilir ve yazar. ''allah yazdığı için ben böyle yapıyorum'' demek saçmalığı mesuliyetten kurtarmaz.işin aslı Allah tercihleri önceden bildiği için yazmıştır levhi mahfuzda.
devamını gör...
bu konuda kader, başa gelecek şeylerin önceden Allah tarafından bilinmesidir, yazması değildir.

tasavvufçular, mezhepçilerin uyanıklığını örterler bu konuda, ayık durun! evet.
devamını gör...
hadîd -22- yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musîbet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (levh-i mahfûz’da) yazılmış olmasın. şüphesiz bu, allâh’a göre kolaydır.

bunun gibi 10 kadar ayette -levh-i mahfuz- ve -yazılmıştır- ibaresi geçer kuranda. sonuş olarak Allah sonsuz ilmi ile bilir ve bunlar yazılmıştır.
devamını gör...
kendi kendini motive etmektir. zaten imanın şartlarından da biri değil midir ? hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmak. yani kadere inanmak.
devamını gör...
başarılı olamadığımız işlerin sorumluluğunu ilahi güçlere atfetmek ve sorumluluk kabul etmemekse yanlış bir tutum. ve ancak hayatta zamanlamasını ayarlayamadığımız, aniden gerçekleşip şaşırtan, yönümüzü değiştiren, tesadüf olarak kabul edemeyeceğimiz durumlarda kaderin gücü yoğun olarak hissedilebilir.
devamını gör...
insanın kendisinin de aynı zamanda bir iradesi olduğu, bunun yanında akıl, fikir ve zekası ile doğru ya da yanlış yolu seçerek kaderine kendi yön verdiğini unutmasından doğan bir hastalık.
he kaldı ki kötü talih, kötü kader de yazılmış olabilir, netice de Allah kimi neyle sınayacağını iyi bilir, çok da kurcalamamak lazım.
sabır en güzel ilaçtır.
devamını gör...
her şey Allah'tan bilmek huzur ve mutluluk getirir. tabi ki her şeyi kadere bağlayacağız. ".. o'nun ilmi dışında yaprak bile düşmez."
olan, olmuş ve olacak her şey, idrakimiz dışındaki her şey Allah’ın ilminde veya levh-i mahfuz’da yer almaktadır. ayet-i kerimeyi tam haliyle tekrar yazalım:

"gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; başkası onları bilemez. karada ve denizde ne varsa hepsini o bilir. o’nun bilgisi dışında dalından bir yaprak bile düşmez. o, yerin karanlıları içindeki bir tek dâneyi, yaş ve kuru ne varsa her şeyi bilir. bütün bunlar, gerçeği tüm netliği ile gösteren apaçık bir kitapta yer almaktadır."

Allah teâlâ her şeyi bir kader ile yaratmıştır. her şeyin, meydana gelmeden önce ezelde, Allah’ın ilminde takdir edilen bir kaderi, yani ilmî bir değeri vardır ki, kazasının cereyanı yani fiilen yaratılışı, o kadere göre meydana gelir. âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“ister kıtlık, kuraklık, deprem gibi yeryüzünde meydana gelen bir musîbet olsun, ister hastalık, açlık, ölüm gibi kendi canlarınızda, onu daha biz yaratmadan önce o bir kitapta yazılıdır. şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır.” (hadîd 27/22) ömer çelik

'her şeyi' kadere bağlamamak insanı yanlışa sürükler. aklımızla idrak etmeye çalışmayıp cenabı hakkın 'kün feyekûn' emrini düşünüp haddi aşmayacağız ve adım atarken dahi bunun bilincinde olacağuz. iman ettik ve tasdik edip kabul ettik yani âmennâ ve saddaknâ.

bunu yazarken aklıma gafletteki insanlar geldi. bir adam peygamberimiz sav'e gelerek, “ben devemi salı vererek mi tevekkül edeyim, yoksa bağlayarak mı?” demiştir. efendimiz sav. ise, “deveni bağla sonra tevekkül et” buyurmuştur. (tirmizi, kıyamet, 60) yani her şeyi kadere bağlamak, hz. ömer ra. kendilerini mütevekkül olarak tanımlayan boş gezen adamlara, mütevekkil değil, siz müteekkilsiniz, yiyicisiniz demesine benzemesin. her şeyi kadere bağlamak çalışmamak demek değildir.
(konuyu nerden nereye bağladım.)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar