hiç

özellikle son dönem hat sanatında yer tutmaya başlayan bir kelimedir. dünyanın bir hiç olduğu mesajını verir.

böyle tabloda tek bir "hiç" kelimesi, üç noktasıyla falan, kimilerinde mesajı belirginleştirmek adına yuvarlak bir şekil verilmiştir ki dünyayı anımsatsın, çok estetik bence..
devamını gör...
can dündar ın güzel şiiri.

hiç


hiç bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda
kaldin mi hiç?
hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip
ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek ,
ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana,
ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemigini yakarcasina özlemek...
çok kötü degil mi?
bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu isitememek ,
artik sonunun "pi" hali degil mi?
biliyorsun degil mi?
ne kadar umutsuz bir arayistir o,
kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir
yerde demek,
belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar
yasamak
ne zordur degil mi?
ne kadar eritir insani farketmeden.
sende biliyorsun degil mi bunlari.?
bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu
hiç?
hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina.
güzel bir kafe kesfettiginde,
güzel bir film seyrettiginde,
güzel bir sarki dinlediginde
güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi
paylasamadigin
için
onunla.
bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin
mi ortada?
hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi?
baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün
oldu mu hiç?
sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan
nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç?
gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir
insanin yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar
oldu mu hiç?
hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden
birisine ask siirleri
yazabildin mi?
onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara
feda oldun mu hiç?
içinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin,
özlemini,
susuzlugunu,
açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç?
kanayan yarasini gördügün
ama merhem olamadigin zamanlar.
gücünün,
hani o tanrisal gücünün
bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu
gördügün zamanlar
oldu mu hiç?
hiiiiiiiç....
hiiç...
hiç...
bir hiç...










devamını gör...
erkan oğur-okan murat öztürk ikilisinin 1999 kalan müzik etiketiyle çıkardığı, her arşivde bulunması gereken albümlerinin adı.
erkan oğur'un tanımlamasıyla " kapağıyla, ismiyle, repertuarıyla uzaydaki iki yıldız arasındaki boşluğa bir bakış, Allah kavramına yaklaşım denemesi."
dinleyiniz, dinlettiriniz.
devamını gör...
olmak istediğimdir ya da olmak istediğimi sandığımdır.

-alıntı-

devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre...

yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlarlar valiyi...
bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbirşey ile ilgilenmeyen bir adama takılır...

perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali...

atının üstünden inmeden, vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama :

- "behey adam, herkes benim şehre gelişimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun? "

perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan, sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek : - "ben hiçim" der...

vali daha da hiddetlenir :
- "ne demek hiç, senin bir adın, şanın ünvanın yok mu bre adam" der...
- "senin var mı? " der bu kez adam...
vali iyice şaşırır ama cevaplar, "gafil adam, nasıl tanımazsın, ben valiyim" der.
adam aynı ses tonu ile sorar yine...
- "peki daha sonra ne olacaksın?"
- "sadrazam olacağım" der vali...
- "peki daha sonra?"
- "padişah olacağım..."
- "peki ya daha sonra?"
kısa bir an duraksar vali ve - "hiç" der...
gülümser perişan kılıklı adam... ve

"ben şimdiden hiçim" der. ...

devamını gör...
bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol. menzilin yokluk olsun. insanın çömlekten farkı olmamalı. nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değl, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik değil, hiçlik bilincidir.*
devamını gör...
var olmamadır. yok'tan farklıdır. çünkü birşeye yok demek için o şeyin ilk önce var olması gerekir. 'hiç' ise üzerine konuşalamayan şeydir.

hint düşüncesinde dört çeşit var olmama var:
-prag abhava: ortaya çıkıştan sonra var olmama
-pradhavamsa abhava: var olmadan önceki var olmama
-atyanya abhava: mutlak var olmama
-anyanya abhava: karşılıklı var olmama*
devamını gör...
izmirin şaşırtıcı güzellikteki edebiyat fanzini . yedi iklimin ali karanı bile bu dergiye şiir yolluyor. derginin yayın yönetmenliğini şiirleri varlık , fayrap gibi dergilerde yayınlanan muhammed mücahit yılmaz üstlenmiş . ikinci sayısı da çıkmış . fiyatını soracak olursanız

fiyatı : hiç . izmirli edebiyat tutkunları bu fanzini kaçırmasın
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar