hint felsefesi

--- alıntı ---

kural 1: "karşŸına çıkan kişŸiler her kimse, doğŸru kişŸilerdir. bunun anlamı şŸudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşŸımıza çıkmaz. karşŸımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şŸey öğŸretirler.

kural 2: "yaşŸanmışŸ olan her ne ise, sadece yaşŸanabilecek olandır. hiç bir şŸey, hem de hiç bir şŸey yaşŸadığŸımız şŸeyi değŸişŸtiremezdi. yaşŸadığŸımızın içindeki en önemsiz saydığŸımız ayrıntıyı bile değŸişŸtiremeyiz. 'şŸöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur. hayır, ne yaşŸandıysa, yaşŸanması gereken, yaşŸanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşŸılaşŸtığŸımız her olay, mükemmeldir."

kural 3: " içinde başŸlangıç yapılan her an, doğŸru andır. her şŸey doğŸru anda başŸlar, ne erken ne geç. hayatımızda yeni bir şŸeyler olmasına hazırsak, o da başŸlamaya hazırdır.

kural 4: "bitmişŸ olan bir şŸey bitmişŸtir. bu kadar basittir. hayatımızda bir şŸey sona ererse, bu bizim gelişŸimimize hizmet eder. bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmişŸ olduğŸun bu tecrübeyle ileriye doğŸru bakmak daha iyidir."


--- alıntı ---

devamını gör...
m.ö 700'lü yıllarda yüz on civarı filozofun hayat sürdüğü felsefe. buna karşın aynı çağda erken dönem yunan filozofları üç kişi: thales, anaksimenes, anaksimandros... walter ruben adlı bir felsefeci söylüyor bunu. kendisi hint felsefesi umanı aynı zamanda.

evrenin ilk nedeni olarak (arkhe), su, hava ve ateş'in buluduğunu da yunanlılardan önce hintliler söylemiştir.

hint felsefesinin ana kaynağı vedalar denilen ilahi tarzında yazılmış metinlerdir. bunlar 'kutsal kitap' muamelesi görmüş ve ilk zamandan bugüne dek ana kitap sayılmıştır. daha sonra upanişadlar gelir; yine çeşitli dinsel, fiolozofik kişilerce yazılmış metinlerin bir araya toparlanmış halidir. vedalar döneminde topluma brahman denilen yarı tanrı niteliğindeki din adamları hakimken, upanişadlar döneminde kryşinalar yani asker ve yönetici sınıflar topluma biraz daha hakimdir. daha doğrusu brahmanların gücünün arkasından gelmişlerdir. bu iki sınıf aynı zamanda kast sisteminin de tepesinde yer alır. yani kast sistemi, bin yıllarca süren toplumsal yapının dinsel-mitolojik kaynaklı serüveni neticesinde ortaya çıkmıştır.

hint felsefesi, batı felsefesinde olduğu gibi olguyu parçalayıcı ve kategorize edici değildir. bir ve bütünlüklü yapıyı esas alır. parça, bütünden ayrı düşünülemez. inanç, akıl, bilgelik, yaşam hep bir aradadır. insan ve evrenin ruhu aynı kaynaktan geldiğinde göre (atman, brahma), dönüş yine onadır. bu döngüsellik karma inancına da yol açmıştır sonradan. reenkarnasyon ve insan yaşamının amacının iyilik-kötülük babında değerlendirilmesine.

anlatılacak şey çok ve şimdilik bu kadar.





devamını gör...
hint felsefesi ya da inancı, dünyadan feragat etmeye dayanır. yani bizdeki tam anlamıyla sufizm. elbetteki onlarınki panteist ve müşrik inancı. ama bu kişisel feragat olayı, toplumcu fikirlerin gelişmesinde engel olmuştur. mesela bir çin felsefesi gibi siyaset felsefesi, devlet düzeni oluşmasına engel olmuştur. bu yüzden irili ufaklı binlerce derebeyi sivrilmiş, onlar da diğer büyük güçlerin (türkler, ingilizler) egemenliği altına kolayca girebilmiştir. ama modernizm sonrası çok şey değişmiştir corc. şu anda bir milyon neferi bulunan aşırı sağcı paramiliter hint partisi dahi vardır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar