hollywood sineması

normal silahlardan daha etkili bir yöntemdir.. bilinçaltınıza girer ve oraya istediklerini karalarlar.. zaten biz de tv insanlarından olduğŸumuz için oturur izleriz*.. bir çok pisliğŸin dünyada yayılmasına vesiledir.. özenti bir gençliğŸin yetişŸtiricisidir.. var mıdır iyi yanları? vardır heralde..
devamını gör...
dünya film sektöründe ilk sırada yer alan sinemadır. en güzel filmleri de hollywood çıkarır, en saçmalarını da. ama bir diğer özelliği de, amerika nın bir çeşit silahı olmasıdır. bazen öyle etkileyici filmler çekerler ki neredeyse abd bayrağını alıp koşasınız gelir. insanları etkilemeyi gayet güzel becerirler. onlara göre müslümanlar terörist, amerikalılar ise her daim kahramandır. *
devamını gör...
öyle bir film sektörüdür ki: size bir film verirler.film boyunca bikaç tane süper sempatik tip çıkarırlar karşınıza. sonra onları tam bağrınıza bascakken, öldürtürler. yok birine vurdururlar, yok yaratık yer, kendini feda eder. ilki er ryanı kurtarmak. ikincisi aliens. üçüncüsünü bulamadım.
devamını gör...
herhangi bir amerikalıya hollywood sinemasını eleştirdiğinde sizwe hangi ülkeden olduğunuzu soracak ve türk'üm diyince kahkahayı patlatacaktır.
filmlerimizin ünü oraya kadar gitmiştir.
devamını gör...
gözümü sanata açtıran sinema dünyasıdır. sanatın birleştirici , kuşatıcı yanlarını onun sayesinde tanıdım. çünkü bir film izler , günlerce etkisinden kurtulamazdım , tıka basa aşk filmleriyle doldururdum içimi , bir vcd ya da bilgisayar ekranı karartırdı tüm sihri , holywood filmi izlenecekse ''karartılmış bir salonda duvara çekilen beyaz perde '' eşlik etmeliydi bizlere. ve şarkılar eşlik etmeliydi fonda. hafif bir serinlik dağılmalıydı odanın içinde. holywood , karanlığı anlamlı kılan filmlerin sahibiydi . perdede beliren renkler gözümü alır , bir fikrin etkisi yavaş yavaş ruhuma yedirilirdi , holywood tecrübem titanic isimli filmle başlamıştı . 500 liramız vardı . abim seni sinemaya götüreceğim dedi . daha önce hiç gitmemiştim , o günün gelmesini özlemle bekledim , çünkü sinema'da rüyalar görülüyordu . rüya anında beynimizi karış karış kaplayan anlama gözü açık doyuyorduk . günü geldi , izmir sinemasının önüne biraz geç vardık , ne yazık ki ilk seansı kaçırmıştık , film uzundu , bir üç saat beklemek zorundaydık , abim fuara gidelim dedi . fuar da o zaman paralı . bir elli kuruşumuz gitti mi ? halbuki sadece iki film paramız vardı . abim ''olsun bakarız çaresine dedi '' . sonra su içtik fıskiyeli çeşmelerden , suyu göklere fışkırtıp şakalar yaptık , banka serilip birbirimizin kucağına yattık , serseri çocukların kilo ölçme butonlarını nasıl tekmelediklerine acıyan gözlerle baktık . vakit geldi , sinemanın önündeydik , abim '' belki bir arkadaş gelir , paramızı tamamlarız '' dedi .

o arkadaş hiç bir zaman gelmedi .

aklıma o an bir fikir geldi , yolda gelip geçen insanlardan aşina bir yüzü bekleyeceğimize koşa koşa veznedar hanımefendiye '' ablacığım iki titanik , elli liramız eksik . olur mu '' dedim. ne yazık ki kabul etmedi . o an çok utandım. abime söyleyemedim. ancak gözlerimden herşeyi anladı . '' sen gidersin ben beklerim seni '' dedi . bu yüzden holywood tecrübemi yalnız yaşadım. üç saatlik film sonunda bir araya geldik , kordonboyunda gezindik , denize o anki bakışımı unutamam , bir gemi arıyordum , kurtaracağım bir gemi , ölüp gitmelerine seyirci kalamayacağım insanlar arıyordum , uçsuz bucaksız bir serüveni yakalamak , ve bir daha hiç bırakmamak , dalgalar gözlerime yaş biriktiriyordu , bir an dünyaya ince bir merhametle baktığımı farkettim. içimden yüksek sesle :

'' ben o insanları kurtarmalıydım '' dedim. elimi perdeye uzatmalı , gemiyi tekrardan dalga yüzeyine yerleştirmeli ,sarışın bebek yüzlü delikanlıyı sevdiceğiyle buluşturmalıydım , bu yüzden o an o perdenin içine girip onlarla birlikte olmayı düşledim .

evet, insanlara acıma , onları anlama , gözlerinin içine bakarak dinleme ve onlar için gözyaşı dökme duyarlılıklarımı holywood sineması geliştirmiştir. hiçbir önyargıya , ideolojik düşünceye kapılmadan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki , etkileyici müzikleriyle , sıradışı senaryolarıyla , hayal meyal yaşantılarıyla holywood sineması , alanında tektir. çünkü holywood bir hayali , gerçeğe en yakın anlatan filmlere sahiptir. siz o hayale yüreğinizle inanırsınız ve o hayali içinizde büyütüp geliştiren müzikler dinlersiniz , o hayali hatırlatan mekanlarda yaşamınızı anlamlandırırsınız , sizi o hayalle kuşatan giysileriniz olur .

siz tamamen edebi bir ihtiyaçla holywoodun '' hayal evreni''nde yaşasanız da birgün büsbütün müslüman bir yürek '' sen amerikan kültürünü almışsın , sen batılı olmuşsun , inançsız olmuşsun '' diyebilir. sakın ona kızmayın , ahlak dersi vermeye kalkışmayın , onun yüzüne usulca yaklaşarak alnından öpün , sarılabiliyorsanız o büsbütün müslüman yüreğe kocaman sarılın , bizim o yüreğe su gibi ihtiyacımız vardır , çünkü '' insanlığın ölümsüz rüyasına'' o iman eder .çünkü , cennet, holywoodun anlatmak için mesaisini boyuna harcadığı bir zengin hayaller ülkesidir.

'' merhamet '' kelimesini lügatimize sokan , ölümle hayatın bitmediğini müjdeleyen bir peygamberin güzel yüzlü bağlısıdır o . holywood islam fikrinin derinliğini farkettiğinde , o gencin eteğine yapışacaktır. gencin , o gençlerin , paletlerle yüzü , gözü doğranan gençlerin bir fikre sahip olduğunu ve onların yaşaması için de ''bir hayal'' kurulması gerektiğini farkettiğinde holywood kendini gerçekleştirecektir.

bize düşense , insancıllığımızı onun tertemiz , mis kokan filmleriyle kuvvetlendirmek olacaktır.
devamını gör...
jack warner, walt disney gibi 33. derece siyonist yahudi ve masonlarin medya sirketlerinin insanlari psikolojik olarak belli bir kaliba sokmak icin yaptiklari animasyon, cizgifilm ve sinema filmleri.
devamını gör...
herhangi bir "sanat" unsuruna gönderme yapmadan tanımlamak gerekirse, temel amacı amerika propagandası yapmaktır. holywood sinemasında son yıllarda belirgin bir şekilde kendini gösteren tür gezegenin uğradığı felaketler ve kahraman bir yankinin çıkıp dünyayı kurtarmasını betimleyen filmler olsa da genel olarak, amerikan siyasetince yönlendirilmiş ve kodlanmış "dünyanın dizginlerini elinde tutma isteği" özel efekt, biçimsel yıkımlarla harmanlanarak salonlara yansımıştır. bunun altında yatan gerçek, tek bir süper gücün (amerikanın) küresel düzeyde etkisini gösteren hegomanyası, sinema perdesi (sanat) araçsallaştırılarak tersine döndürülmeye çalışılmasıdır. estirdikleri terörün, akıttıkları kanların ve insanların gözlerinde bıraktığı yaşların, kendini masum gösterdiği senaryo ve oyuncuların görselliğiyle biçimlendirilmiş kaligrafisinden başka bir şey değildir holywood sineması.
devamını gör...
jack warner, walt disney, mayer gold ve onlar gibi 33. derece siyonist yahudi ve masonlarin medya sirketlerinin insanlari psikolojik olarak belli bir kaliba sokmak icin yaptiklari animasyon, cizgifilm ve sinema filmleri.

devamını gör...
dünya sinema sektörünün öncüsü ve lideri konumundadır..
oldukça bol olan malzemesini belki de geçtiğimiz 10 ila 20 yıl içinde har vurup harman savurarak ucuz yapımlara müsaade ederek harcadığından, şimdi film çekecek konu bulurken zorlanmaktadır..

yine de gerek bütçe, gerek teknik, gerekse çeşitlilik bakımından konumunu korumaktadır.. oscar ödülleri yeter..
devamını gör...
birçok filminde ''özel,seçilmiş,farklı'' kişilerin yaşamlarından kesitler işlenen ekoldür.esasen herkes gibi olan bu özel kişilerin başına gelenler filmi izleyenlerin o kişilerle kendilerini özdeşleştirmesini daha kolay kılıyor.ardından izleyici kendini özel zannetmeye başlıyor.(aslında zaten özel olduğunun farkında olmadan yaşıyor bu arada tabi.)bana kalırsa bu hissiyat insanları hayatta yapmaktan ziyade beklemeye itiyor.bekliyorlar ki bir şey olsun hayatları değişsin.ortaya bir şey koymadan çabalamadan sadece bekleyip boş bir hayalle oyalıyorlar kendilerini.yazık ediyorlar hayatlarına.

not:kendim uydurup inanıp üzüldüm...
devamını gör...
özellikle espri anlayışına bayıldığım sinemadır.şu aralar filmlerine konu bulmakta sıkıntı yaşasalar da dizi sektöründe ki başarıları göz dolduruyor..!!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar