honore de balzac

asıl adı honore balssa'dır. ancak ismini balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden de⒠öntakısını eklemiştir. köy kökenli bir ailenin çocuğudur. babası tüccardır. 6 yıl vendome'da college des oratoriens'te öğrenim gördü. napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi paris'e taşındı. burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. bunları değişik adlarla yazdı. basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü.edebiyat hayatında çok başarılı eserler insanlara sundu.birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı.edebiyatta başarılı olan balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla ugraştı.

kaynak: http://tr.wikipedia.org/wik...

(bkz: vadideki zambak)
(bkz: goriot baba)


devamını gör...
ailesi köylü olmasına rağmen o ismini değiştirmiş ve kendini soylu biri olarak tanıtmaya çalışmıştır.
edebiyat dünyasının en iyi yazarlarından birisidir. 51 yıllık ömür için çok sayılabilecek kadar eser vermiştir.
devamını gör...
balzac şüphesiz ki gelmiş geçmiş en iyi yazalardan. onu çağadaşlarından ayıran özelliği verdiği eser sayısı. döneminden bugüne kalan yazarlarla benzerliği ise güzel üslubu, şaşırtan diyalogları ve sürükleyiciliği.
sevgili balzac'ımız kendisine kalan serveti kısa zamanda tüketmiş ( savurganlık ve kumar) fakat soylu yaşama özlemi hiç bitmemiştir. maddi dünyanın zevklerini dilediğince tadamayan kasap duruşlu üstad, yarattığı dünyada istediğiyle sevişmiş, istediği kadar kazanmış - harcamış ve her zevki tadmıştır. şüphesiz ki balzac hakkında bir inceleme yazısı yazmak benim haddime değil; yine de kendisini verdiği eserleri çokluğuyla anthony burgess'e benzettiğimi lakin birisinin her eserinin bir başyapıt değeri taşdığını diğerininse öne çıkan tek eseri olduğunu belirtmek edebiyata saygının gereği.
balzac olmasaydı beyaz zambaklar hakkettiği değeri hiçbir zaman bulamayacaktı.
devamını gör...
kitaplarını bitiremedim hiç, rus yazarların kitabını okumak ülkücüler tarafından dayak yemek ise ise bu adamın kitaplarını okumak rencide edilrek devlet baheli tarafından dövülmektir.
devamını gör...
goriot baba'yı okuyunca nasıl da depresyona sokuyor diyebileceğiniz yazar. güzel yazıyor. zaten diğer romanları hep birbiriyle bağlantılıdır. bir karakter d,yelim bir romanında bahsi az geçiyorsa, diğer romanında ana karakter olmuştur.
devamını gör...
ihtisam ve sefalet ve iki gelinin hatiralari gibi cok güzel kitaplari vardir.
genelde burjuva kesimini ve o dönem fransa'sini kitaplarinda cok güzel sekilde okuyucusunun gözünde canlandirabilen fransiz yazardir.
devamını gör...
öss ye hazırlananlar kendisini çok sever. çünkü en ünlü kitabı olan vadideki zambak, ismiyle kafiyelidir. sınavda çıkarsa, rahatça hatırlarlar kendisini.

edit: bir kere dili takılıp, vadideki balzac diyeni bile gördüm.. *
devamını gör...
öss'ye hazırlananlar kendisini çok sevmezler.. ben mesela..bunun vadideki zambağını,goriot babasını,şuyunu buyunu,kısaca insalık komedyasını okuyacam diye öss'ye hazırlanmadığım için iki kez girmiştim.ayrıca kendisi türk şarkıcı bir kız yüzünden kemiklerinin sızlamasından muzdaripti bir ara.
devamını gör...
balzac's unknows writings:

ın 1927, picasso's dealer ambroise vollard commissioned the artist to illustrate a special re-edition of balzac's 1837 short story, "the unknown masterpiece".
balzac's story is set in the seventeenth century at a studio in the rue des grandes-augustins in paris. ıt unfolds around an aging artist called frenhofer, who is the greatest painter of his day. frenhofer reveals to two of his ardent admirers, pourbus and poussin, that he has been working on a secret painting which has for years consumed all his creative powers. pourbus and poussin then scheme to get frenhofer to show them the painting by procuring a beautiful young model for its completion. when they finally see the unknown masterpiece it appears to be nothing but a mess of lines and layers of paint which they immediately interpret as being the work of a raving madman.

picasso identified with frenhofer and was fascinated by balzac's eerie story. ın the 1930's, as if by a strange twist of fate, he rented n⺠7 rue des grandes-augustin, which he and others believed to be the the house in which the story begins. ıt was at this address in 1937, exactly one hundred years after balzac's final version, that picasso painted his most famous masterpiece - guernica.

picasso later claimed to have been haunted by balzac; and there seem to be strange parallels between frenhofer's unknown masterpiece and the 1934 drawing. as with frenhofer's painting, the drawing seems to be the product of an extraordinary creative process. ıts existence also appears to have been kept a closely guarded secret. similarly, at first encounter, the drawing appears to be a mess of lines and smudged inks, yet what it contains is probably the most complete convergence of themes in the entire range of picasso's work. for these reasons, it seems that the drawing was probably intended to be picasso's version of the unknown masterpiece.
devamını gör...
1799’da tours’da dünyaya geldi. basası bernard françois balss elli bir yaşındayken on dokuz yaşındaki bir genç kızla evlenmişti;


balzac’ın imparatorluk yönetiminde memur olarak çalışan ve fransız devrimi’nin evladı olan babası bernard françois balss elli bir yaşındayken, ondokuz yaşındaki bir genç kızla evlenmişti. bu evlilik 1799’da tours’da doğacak olan balzac’ın tüm yaşamı boyunca derin izler bıraktı. zira balzakc’ın romanlarında kötü evlilik yapmış kadınlar, özel yaşamın dramları ve çiftlerin yozlaşması vardı. “dönemin ilerici ideallerine bel bağlamış liberal bir babanın karşısında, kuşkusuz zorla doğurmuş çocukları fazla sevmeyen ve yalnız bir yaşamın üzüntüsüyle kendi içine kapanan bir anne yer alıyor” balzac’ın yaşamının ilk dönemlerinde.

aile 1814’te paris’e taşındı ve honore de charlemagne lisesi’nin öğrencisi oldu. babası onun noter olmasını istiyordu. fakat balzac babasının çizdiği hayatın dışına çıkarak, önce hukuk okudu ve sonra da yazar olmaya karar verdi. dönemin siyasi şartları ve moda olan saint-simonculuk onu da etkilemişti. liberal bir babanın karşısında dönemin solculuğunu yaşamak balzac’ın hayatında yalnızlık ve yoksulluğa sebep oldu. ve bu da yazarlık hayatı boyunca etkin olacak ikinci durumu doğurmuştu.

ilk eseri cromwell bir tiyatro eseriydi. o dönemde edebiyatta başarılı olmak için tiyatro eserleri yazmak, hikaye ile uğraşmak gerekiyordu. cromwel de böyle bir şartta ortaya çıktı. fakat eser tam bir başarısızlık örneğiydi. bu dönem parasızlık dönemiydi balzac için. o da takma adlarla kısa romanlar yazıyordu. bu romanların genel karakteri de romantizme yergi içermesiydi.

bu sıralar özel hayatı da çok çalkantılı geçiyordu. iki kız kardeşi evlendi ve bunlardan laurence, evlilikte bir cehennem hayatı yaşadıktan sonra 1825’te terk edilmiş olarak öldü. balzac’ın hayatının üçüncü aşaması da bu dönemde gerçekleşti. kendisinden oldukça yaşlı bir kadın olan laure’de berny’e aşık oldu. “bu kadın onda her şeyin yerini tutacaktı; anne, metres, onu topluma sokan ilk kişi ve yapacağı tehlikeli girişimlerdeki mali destekçisi. madame balzac, karışlaştığı ilk ‘otuz yaşındaki kadın’ idiyse, madame berny de balzac’ın dünyasından hiç çıkmayan, olgun, çoğunlukla hayal kırıklığına uğramış (kendileri çoktan yaşadıkları halde), esas olanı öğrettikleri genç insanları seven bütün o kadınların modeliydi: madame de mortsauf (vadideki zambak) veya madame de bargeton (sönmüş hayaller).” işte böyle bir zeminde özel yaşamı ile edebi kişiliği arasında gidip gelen hayatı onun ilerideki eserlerinin de ilhamı olacaktı. zira bu dönem çok başarısız bir edebi yaşam söz konusuydu. ve bundan sonraki hayatı da başarısızlıkların yargılanması üzerine inşa edilecek ve ileriki eserler de bu dönemin karakterleri çok usta bir üslupla anlatılacaktı.

başarısız birkaç iş denemesinden sonra balzac, “åžuanlar” adlı eserini kaleme alır. bu eser tarihi bir romandır. bunun hemen akabinde evlilik müessesesini sorgulayan evliliğin fizyolojisi ve özel yaşamdan sahneler’i yayımlar. yine bu dönemde le voleur’da “paris mektupları” adlı politik fıkralar yazmaya başlar. modern gazeteciliğin doğuşuna tekabul eden bu dönemde, balzac bir hayli ünlenir. onun hayatında hep yer edecek bir meslektir artık gazetecilik. otuz yaşının üzerinde gerçekleşen bütün bu olaylar, “bütünleşme ve onaylanma” düşleri olan balzac’ı kamçılar ve çok cüretkar bir tutum içine sokar. sık sık aristokratik çevrelere girip çıkmaya başlar. ve hatta metres olarak castries markizini isteyecek kadar götürür onu.

balzac, bütün bunların verdiği hızla, günde on sekiz saat çalışmaktadır; haziran 1832’de delirmenin eşiğine gelir. otobiyogratif bir roman olan louis lambert bu bunalımın izlerini taşır; yaralanmış, coşkulu ve romantik bir entelektüel tip olan louis delirerek ölür.

balzac aslında bu gidip gelmeler arasında artık bir efsaneye dönüşmüştür. romanlar birbirini izler. ve esas önemli olan dönemin şartlarıyla ilgili tahlilleridir. balzac’a göre fransız devrimi adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri son vermek bir yana bunları daha güçlendirmiş, binlerce insanı dışlamış, marjinalleştirmiştir. “sefalet nedeniyle suç işleyenler, gelecekten umudu kalmamış gençler, napolyon yasalarıyla çocuklaştırılmış kadınlar. modern dünya acımasızdır; erkekler ve kadınlar bu dünyada acı çekmektedir. liberalizm bencilliklerin artışını ve çıkarcı ahlakı teşvik etmiş bir yalandır. köy hekimi (köy hekimi romanından) benassiz, birey olarak acı çekmiş olduğu için, içinde bulunduğu toplumu eleştirel bir biçimde yansıtma gücüne sahip yaralı bir yürektir; balzac’da en romantik olan şey acının vicdanı yarattığı gerçeğidir.” gerçek dünyada yolunu şaşırmış dahi bir delinin arayışı olan mutlak peşinde’de kişinin yıkıcı güçlerini ele alır.

artık bir nevi kendini anlatmaya çalışır balzac. bu dönemden sonraki romanlarında hep bu izleri taşır. ve en önemlisi başarısız dönemdeki kahramanları geri döndürerek onları yeniden hayata geçirmeye çalışır. ve bu onun meşhur “insanlık komedisi” modelini yaratacaktır. bu yeniliği ilk “goriot baba”da uygulamaya geçirir.


1835’de la chronique de paris adlı bir gazeteyi satın olar. fakat yine hızla yazmaktadır. gününün çoğunluğunu yazmakla geçiren balzac yine çıldırı noktasına gelir ve bu dönemde vadideki zambak ortaya çıkar. hemen akabinde de bir kriz geçirir. yine onun hayatında önemli bir yer işgal eden “sevgili” diye andığı madame berny ölür. la chronique de iflas eder ve balzac ile yayıncı bulloz arasında ciddi sorunlar çıkar.


1836 sonunda “yaşlı kız”ı la presse’e on iki fasikül halinde yayımlatarak yeni bir gazeteciliğin başlangıcını oluşturur. balzac bir hayli yıpranmıştır artık. fakat insanlık komedyası’na hızla devam eder. bu arada üç sayı çıkacak bir gazetenin sahibi olur.

1845’te insanlık komedyası için bir taslak hazırlar. bu taslakta 137 roman ve 2000 kişilik karakter söz konusudur. fakat balzac bu projeyi hayata geçiremeden 18 ağustos 1850 yılında ölmüştür.

ömrünün son döneminde kaleme aldığı cesar brittoeau, bette abla, esrarlı bir vakıa, iki gelinin hatıraları ve kibar fahişeler onun doruk noktaya çıktığı romanlardır. bu romanlar aynı zamanda romantik çağın gündüz ve geceden oluşan iki yüzüyle gösterdiği ve artık geceden başka bir şey olmayan bir dünyanın kesin kararmasını anlatan romanlardır. yani kısaca balzac romantik çağın sonunun romanın yazar ve arkasında bir çok haciz davası bırakarak ölür.
devamını gör...
bir pop şarkısında adı ve kitabı, iğne battı canımı yaktı cinsi bir tekerleme haline getirilerek elit havasına iğne batırıldığından, yeni yetme ergenlerin zihninde tuna kiremitçi ile aynı kefede addedilen yazar.
devamını gör...
adına bir vakit mektub yazdığım ''insanlık komedyası '' külliyatının müellifi :


--- alıntı ---
Saygıdeğer Honore de Balzac ...Nasipte burada içimin çakıl taşlarını yüce dağ eteklerinize boşaltmak varmış ...toprak bilirim karanlıktır , göğüs kafesini silme siyah doldurur , parmaklarınız işlemez artık toprak altında , ya fikirleriniz ? gençlik yıllarımdı ,lise çağları ,hani bilirsiniz ,bu çağlarda duygular ön plandadır , hayatın bütünüyle aşkın çanağında yoğrulacağını , üzerimize güller savrulacağını ,birgün eller patlatılırcasına alkışlanacağımızı hayal ettiğimiz vakitler...O günlerde vadideki zambak kitabınızı elime alıp okudum , kendime inanmadan , hayatı tanımadan okudum , ışıklar hep açık kaldı , cam televizyondan beslenen bit kadar aklıma ,kandan çamurdan altından bir düzenin sürüp gitmekte olduğunu haber verdiniz ..Sizin ışığınız bütün kirleri ,pislikleri silip götürdü ...Her tarafımdan hayat fışkırmaya başladı ...O gün bugündür ,birlikte olacağımız Cennetin şiirini yazıyorum...romanlarınızdan çıkmış bir kahraman olabilmeyi ,içi anlam dolu cümleler kuran bir asilzade tecrübesiyle konuşabilmeyi ,kaleminizden dökülen harflerin mürekkebi olabilmeyi ne kadar çok isterdim...İnsanlık rüyamız ilelebet sürecek..
--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar