huzursuzluk

aniden esen bir çöl rüzgarının sizi tokatlamasına benzer.
'bu çöl, bu rüzgar nerden çıktı?' diye soramazsınız.
hiçbir şŸey görülmüyordur belki ama bir şŸeylerin ters gittiğŸi ruhunuza üfleniyordur.
kime ait olduğŸunu bilmediğŸiniz bir ses,

'eve dön şŸarkıya dön kalbine dön'

diye bağŸırır sessizce.

'eve dönmeliyim!'
evim yok ki!
ya kalbim?
devamını gör...
hiç bir yere sığmıyor gibi,
içi içini yiyor gibi,
dokunsan ağlayacak gibi,
kaygılı,tedirgin,uyumsuzluk gibi olumsuz hallerin yaşandığı ruh halinin adıdır.*
devamını gör...
dua ile dinginlenir.inşirah tavsiye edilir.bunun dışında huzursuzluk veren konu/durum her neyse derinlemesine düşünüldüğünde manevi zayıflığımızla yüz yüze kalırız.büyük çoğunlukla bize huzursuzluk veren şeyler konuların&durumların dışında manevi zayıflığımızdır.manen güçlü olduğumuz zaman üstesinden gelinemeyecek huzursuzluk yoktur.manen güçlü olmanın yolu da imandan geçer...işin özü olaylara derinlemesine yaklaşmak ve ışığı görmektir efendim.
devamını gör...
huzursuzluk bir tür sıkışma. insana, çatlatarak da olsa içinde bulunduğun kabı kırıp saçılma hissi veriyo. his tamam da, sonucu kötü. hissedilen şey, geri tepip failini aşındırmaya başlayınca olay başkalaşıyor.
devamını gör...
livaneli'nin yeni kitabı. günümüz olaylarına değiniyor, güzele de benziyor. açıkçası ben seviyorum böyle bazı yazarların oturup bir şeyleri bilale anlatır gibi, en anlaşılır şekilde basit basit yazmasını. livaneli kitaplarının edebi değeri olmasa da değindiği şeyler açısından okumayı seviyorum. fakaat açık söylemek gerekirse incecik bir livaneli kitabı niye 15 tl dedim ve almadım. okumayı hala istiyorum.
devamını gör...
"harese nedir, bilir misin? develerin çölde çok sevdiği bir diken var. deve dikeni yedikçe ağzı kanar. tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."
devamını gör...
zülfü livaneli kitabı.
okurken çok önyargılıydım. yazarı dindar veya islamiyete sevgi besleyen biri olarak bilmiyordum açıkcası.
lakin kitapta gerçek manasıyla islamın güzellikler dini olduğunu anlatiyor. gerçek dinin ışid tayfası olmadığını, her insana hoşgörülü yaklaşmanın mütevaziliğini...

hatta doğudan kopup batı hayatına alışan insanların boş beleşliğini, plaza insanlarının ota tokaya sığmayan dertlerinin saçmalığını anlatiyor.

suriyeli göçmenlerin hikayelerinden birine yer verip, kitabın sonunda ise dertleriyle dert olmaya koşuyor.
insan olduğunu hatırlamak için. yine de livaneli’nin bir tane daha kitabını okumak isterim.


“ben bir insandım...”
devamını gör...
beni kasıp kavuran, hayatı bana zindan eden, düşüncelerimi esir alan, görüşlerimi bertaraf eden, beni yönlendirme noktasına getiren duygusal yaklaşım. öyle huzursuzum ki elim kolum bağlı hiçbir şey yapamıyorum. sadece uyuyorum, günü bitirmenin derdine düştüm.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar