hz. muhammed (s.a.v.)

#din 

doğruluğun, emin olmanın, ahde vefanın güzel kahramanı. kendisine ümmet olmaktan dolayı şeref duyduğumuz en güzel insan.

rahmet peygamberi...

bir hayalim var ki, takip ettiği güzergahı takip ederek mekkeden medineye yolculuk yapmak! yürüyerek...

bir hayalim var ki, hakkında yazılan tüm kitapları okumak...

devamını gör...
hak dinimiz islam'ın resulü. sünnetine tabi olanların şefaatine kavuşacağı ebedi sevgili.
devamını gör...
iç ve dış dünyasındaki putlardan kurtulmak isteyen herkesin başvurmak zorunda oldugu kılavuz,rehber-i kamil.
hayatın her alanına getirdigi yorum ve pratikler taklid edilerek iki cihan saadetine vesile olan.
devamını gör...
resulullah, rehberimiz, sevgili peygamberimiz, cânımız.
devamını gör...
yeryüzünün ve tüm mahlukatın en şereflisi, en azizi. canımız, yarimiz, efendimiz.
devamını gör...
nebiyyussakaleyn de olan iki cihan serveri efendimiz.
devamını gör...
--- alıntı ---

günah olur günah, o'nu güzellikle hudutlamak,
siretine, suretine özenmiş de özenmiş hak.

--- alıntı ---
devamını gör...
heybemizde zat-ı şahanesini ifade edecek kelimelerimiz olmayan, varlık aleminin güneşi, sevgilimiz, peygamberimizdir.
devamını gör...
rabbimizin emir ve yasaklarını bize en iyi şekilde öğreten, aynı zamanda da bu öğrettiklerini kendi nefsinde de bizzat yaşayan biricik dost!.
devamını gör...
onsekiz bin alemin mustafası,varlık sebebimiz,

efendimiz gözümüzün nuru peygamber efendimiz..

o'na (s.a.v.) salat ve selam olsun..
devamını gör...
bir tuğlası eksik kalmış mükemmel bir binayı tamamlayan son tuğla mesabesindedir , güllerin efendisidir , onun ahlağıyla ahlaklanalım dedirtendir.
devamını gör...
hala hakkında çağrı'dan başka adam gibi film yapılmayan peygamberimizdir.
devamını gör...
yolumuzun rehberi , gönüllerin sultani , müslümanlarin efendisi .
devamını gör...
kur'an ahlakı ile şereflendirilmiş son peygamberdir.

--- alıntı ---

peygamberimizin insani yönüne ait özellikleri (şemail)

peygamberimizin insani yönüne ait özelliklerine "şemail"denir. peygamberimizin ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah'ın onda gösterdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır. sayıca oldukça kalabalık olan sahabe, bu güzellikler hakkında birçok bilgi vermiştir. bazı sahabe onu genel özellikleriyle tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır. bu anlatımlardan bazıları şu şekildedir:

"allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı... burnu gayet güzel idi... gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... boynu sanki bir gümüş ışıltısı idi... iki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi... “
enes b. malik (ra) anlatıyor:
"peygamber efendimiz (sav) orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. mübarek yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı.

--- alıntı ---


devamını gör...
ahmed i mahmud u muhammed mustafa (s.a.v.)
devamını gör...
bir şiir'i var ki dursun ali erizncanlının yakıp geçer bir bölümü,ayrılık denince benim için bir ölçüde bu dizelerde yazanlardır.

sekiz yıl geçti aradan
sensiz tam sekiz yıl geçti?
gittiğin gece
uzaktan dönüp kâbe'ye bakınca;
" mekke!demiştin,
" sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin
ama senin insanların beni rahat bırakmıyor"
deyip gitmiştin.
yıldızlar da seninle birlikte gitmişti.
kapkaranlık geceler kalmıştı ardında.
mekke öksüz kalmıştı.
ve mekke çocukları?
çocuklar hep
sümeyye'nin toprağa düştüğü yerde oynadı,
habbâb bin eret'in ateşe atıldığı yerde oynadı
hane-i saadetin üzerinde
sevr mağarasından kalma güvercinler bekledi seni .
kâbe-i muazzama'da namaz kılışını özleyen hârem,
haticetül kübrâ'nın hatıraları,
o gül kokuna hasret kalan sokaklar bekledi seni.
şimdi kasva'dan inmez misin ya rasulallah!
inmez misin ki,
ayaklarından öpsün mekke toprakları
ve kaldırmaz mısın başını ki
nur çehreni seyretsin âlem
devamını gör...
her daim "ekrandakilerin bi yakınıdır kesin!" ya da "stüdyo ahalisi arayan olmayınca reyting planları dahilinde bir zavazingo yapmıştır !" diyerek şüphelenmekten kendimi alamadığım ve söylediklerine hikaye! nazarıyla baktığım şahsiyet.
bir de keşke birileri ona; "sayın ismini vermek istemeyen seyirci!" diye hitap etsin istediğim şahsiyet ?
devamını gör...
şehitlerin efendisi hz. hamza'yı öldüren ve ciğerini söken vahşi; ve hz. hamza'ya müsle yapmış, müsle yaptığını gören diğer müşrike kadınlara da öteki şehitlerin cansız bedenlerinden kendilerine süsler yapmasını salık vermiş hind'i bağışlayacak ölçüdeki merhametine bir türlü açıklama getiremediğim peygamberim.
devamını gör...
kendisi hakkında ekşi sözlük'te tasvip etmediğimiz tanımlar girilen, islam gibi güzide bir dinin peygamberi.

hakkında söylenenlerin yüzde doksanı yalan olabilir tabi, aueheuha!
devamını gör...
miladi 571 yılında, rebiulevvel ayının on ikinci gecesi seher vaktinde dünyaya gelmiş olan son nebi ve resuldür.
devamını gör...
70 yıllık ızdırap, çile ve zahmet dolu bir yolun sonunda onu 1 saniye görebilme ihtimali olan bir yerde olsa, o yola çıkmak için bir an bile düşünülmeyecek dünyaya şefer vermiş en mübarek insan.
devamını gör...
sözlüklerde, * mubarek isminin yanında bir salavat dahi olmadan açılan başlıkları gördükçe hayret ediyorum. alelade başlıkların açıldığı sözlüklerde, mubarek isminin sol tarafta bir başlık olarak böylesine dolanması beni rahatsız ediyor. kaldı ki, burada yazılacak hiç bir tanım peygamber efendimiz'i (s.a.v) övmeye ve anlatmaya layık olamaz, buna kimsenin de gücü yetmez. anlayabilmek, şefaatine nail ve o'na (s.a.v) hayırlı bir ümmet olabilmek duası ile...
devamını gör...
mihrabım!..

mihrabım'a uğra sabâ yeli, huzuruna varıp edeble, selamımı ilet, heceler yarım yamalak, heyecanlar salkım saçak...

"and olsun kuşluk vaktine...", kuşluk vakti onun gönlündeki vahyin ışığıdır, ve ışıklar nurunun âşığıdır.

"geceye and ederim ki...", onun saçlarını kıskanmaktan gecenin bağrı yanık; gece yarısı hasretle uyanıktır.

"güneşe and olsun..." ondan daha kutlu bir faniyi hiç izlemedi, ve yer ondan daha kıymetli bir hazineyi hiç gizlemedi.

ahmed!.. gönüller gıdası, ruhlar şifası... gözlerin feri, şerefin zaferi... dudağının değdiği bir güle bin can feda ahmed, eline değmiş bir ele cihanca cihan feda!

ışığım!

göz kırpasıya burak'ınla vardığın yere bin yılda varamazken berk uran melekler, nasıl aşkına dönmesin zeminler ve zamanlar, nasıl tutulmasın burçlar ve felekler. sen var iken kıblem, gök ile yerin arasında hangi varlığa adansın ya emekler, ya hangi renk ile iltica etsin dallarına çiçekler.. cemalini gören âşık, görmeyen âşık iken nurum, gamzene rüyada olsun ermesin mi tennure kelebekler..

günaydınım!

tohum versen de bize mahsul olabilseydik, kanat olsan da bize katına varabilseydik. şarkıların ürperdiği şebnem avuçlarında medine rüzgarlarının ışıltılı kumlarınca yanabilseydik, sana kanabilseydik. bir kez olsun aşkınla döktüğümüz gözyaşlarından abdest alabilse ve denizine bir kez olsun dalabilseydik, ya denizinde kalabilseydik. himalayalar kadar kara yüzümüzü kara yerlere salabilseydik; bağından razıye ve marziye ilhamlar alabilseydik!

sevgilim!

kutlu gelişine yüz bin selam olsun, sen aydınlık içinde aydınlık, sen açıklık içinde açıklıktın. seninle sevgiler sevgili olur, seninle muhâlimiz hâle dururdu. mühürleri kaldırmada son idin sen, can kilitlerini açmada sonuncu, gülümsesen. seni görenlerin güneş düşerdi gözünden, seni sevenlerin ışık yayılırdı yüzünden. birer efsaneydi iki yanağın; hayal ile hatıra eleğim sağmalarıyla karanın ve ağın.

sultanım!

adına altınlar bastıran sultanlar şehirler alırdı, şimdi şehirleri düşüyor adınsız sultanların, adını gizli anıyor âşık'ı nâlanların. kulluk prangaları çözülünce ayağımızdan, âzâd oldu zülfünün zenciri solumuzdan ve sağımızdan. ashabının kara kerpiçte gözsüz gördüğünü, biz cilalı aynalarda yitirdik de yaptık düğünü. tedavisinde hayat bulmuş hekime düşman hasta gibiyiz, mürebbisine kin güden çocuklara yasta gibiyiz. insanlık güneşe nispet zulmete döndü, balıklar suya öfkelendi, kuzgun ete döndü; bahtımız hasrete döndü.

hasretim!

gümüş tenli yusuf'u arayanlar gül teninde yusuflar ülkesine girdiler; cennet peşinde koşanlar gül cemalinde cennetlere erdiler.

'körün elinden tutana hak'tan yüzlerce ecir vardır! buyurmuştun. kıyam et, tut körlerinin elinden ve israfilleyin kıyametten evvel bir kıyamet kopar. yıllar yılı kendi yatağını öpen nehirlerce ak ezeli özlemlerimizin yokuşlarına ve öğüt, yine öğüt, yine öğüt aşk tanelerimizi değirmenlerinin nakışlarına.

övüncüm!

ruhlarımızdan kuşluklar geçti, gün geçti... akşam oldu, düğün geçti.. ve gece olmadan, yesrib?in güneşi, kerem kıl, tüllenen hayallerimize bir huzme bıraksın himmetin, ve artık getirdiğin kutsal emanetin kaybolacağından korkmasın ümmetin!. kalbimizi kaydırmadan, bize onu haşre dek bakî kılma ruhsatı ver, ve yalın unutuşların poyrazında bırakıp bizi bir başımıza, belleklerimizin tereddüt dolu zembereklerinde kıvrandırma, yeter. gel, son kez ilk baharımız ol!. bu mevsim güller incitilmesin, gamküsarımız ol!..

ömrüm!

tâhâ ve yâsîn aşkına...

öncesinde senin aşkın yoksa neye yarar ölüm!.

iskender pala / 'nurundandır bütün nurlar'
devamını gör...
meded ya muhammed

sen hatıra gelmiyorsun artık. herkesin bir üstadı herkesin bir imamı, herkesin bir hocası var . sana bir hafta ayırdılar yıl içinde o haftada anıyoruz seni. sünnetini tartışır oldular buralarda. senin sünnetin zamana ayak uyduramamış diyorlar. herkes kendine bir sünnet buldu. farzı delenler de var, onlara girmeyeceğim.gittiğinden beri senin adına fikirler uyduruldu. senin önüne geçmeye niyet ettiler mi bilmiyorum, fakat geçirmeye uğraşan müridler var. burada olsaydı şöyle yapardı diyenler bile var. senin adına çok konuşan var ey nebi. ümmet dara düştü. senden meded istemeye korkar olduk, ona bile şirk diyorlar. Allah bize dünyada senden başka sevgili vermesin. bunu bizim için ister misin Allah'tan. son bir iyilik yapar mısın son bir iyilik...
devamını gör...
bildiğim kadarıyla o biriyle el sıkıştığı zaman karşıdaki onun elini bırakmadan karşısındakinin elini bırakmazmış işte eğer o devirde yaşasaydım elini hiç bırakmayacağım insan...
devamını gör...
nebilerin maksudu,resullerin isteği,ruhullahın müjdesi.
devamını gör...
adı bile gönüllere muhabbet getiren, her övgünün kendisine az geldiği yüksek kişilik. zaman üstü bir sevgiyle sevilen tek varlıkdır.
devamını gör...
dünyanın yüzü suyu hürmetine yaratıldıgı islam peygamberi.
devamını gör...
----alıntı----
efendimizin mubarek isimleri

abdullah:allah (cc)'ın kulu
âbid: kulluk eden, ibadet eden
âdil: adaletli
ahmed: en çok övülmiş, sevilmiş
ahsen: en güzel
alî: çok yüce
âlim: bilgin, bilen
allâme: çok bilen
âmil: işleyici, iş ve aksiyon sahibi
aziz: çok yüce, çok şerefli olan
beşir: müjdeleyici
burhan: sağlam delil
cebbâr: kahredici, gâlip
cevâd: cömert
ecved: en iyi, en cömert
ekrem: en şerefli
emin: doğru ve güvenilir kimse
fadlullah:allah-ü teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan
fâruk: hakkı ve bâtılı ayıran
fettâh: yoldaki engelleri kaldıran
gâlip: hâkim ve üstün olan
ganî: zengin
habib: sevgili, çok sevilen
hâdi: doğru yola götüren
hâfız: muhafaza edici
halîl: dost
halîm: yumuşak huylu
hâlis: saf, temiz
hâmid: hamd edici, övücü
hammâd: çok hamdeden
hanîf: hakikate sımsıkı sarılan
kamer: ay
kayyim: görüp, gözeten
kerîm: çok cömert, çok şerefli
mâcid: yüce ve şerefli
mahmûd: övülen
mansûr: zafere kavuşturulmuş
mâsum: suçsuz, günahsız
medenî: şehirli, bilgilive görgülü
mehdî: hidayet eden, doğru yola erdiren
mekkî: mekkeli
merhûm: rahmetle bezenmiş
mes'ûd: mutlu
metîn: çok sağlam ve güçlü
muallim: öğretici
muktedâ: peşinden gidilen
mübârek: uğurlu, hayırlı, bereketli
müctebâ: seçilmiş
mükerrem: şerefli, yüce
müktefî: iktifâ eden, yetinen
münîr: nurlandıran, aydınlatan
mürsel: elçilikle görevlendirilmiş
mürtezâ: beğenilmiş, seçilmiş
muslih: islah edeci, düzene koyucu
mustafa: çok arınmış
müstakîm: doğru yolda olan
muti: hakka itaat eden
mu'tî: veren ihsân eden
muzaffer: zafer kazanan, üstün olan
müşâvir: kendisine danışılan
nakî: çok temiz
nakîb: halkın iyisi, kavmin en seçkini
nâsih: öğüt veren
nâtık: konuşan, nutuk veren
nebî: peygamber
neciyullah:allah'ın sırdaşı
necm(i): yıldız
nesîb: asil, temiz soydan gelen
nezîr: uyarıcı, korkutucu
nimet: iyilik, dirlik ve mutluluk
nûr: işık, aydınlık
râfi: yükselten
râgıb: rağbet eden, isteyen
rahîm: mü'minleri çok seven
râzî: kabul eden, hoşnut olan
resûl: elçi
reşîd: akıllı, olgun, iyi yola götürücü
saîd: mutlu
sâbir: sabreden, güçlüklere dayanan
sâdullah:allah'ın mübârek kulu
sâdık: doğru olan, gerçekci
saffet: arınmış, seçkin kişi
sâhib: mâlik, arkadaş, sohbet edici
sâlih: iyi ve güzel huylu
selâm: noksan ve ayıptan emin olan
seyfullah:allah'ın kılıcı
seyyid: efendi
şâfi: şefaat edici
şâkir: şükredici
tâhâ: kur'ân-ı kerîm'deki ismi
tâhir: çok temiz
takî: haramlardan kaçınan
tayyib: helal, temiz, güzel, hoş
vâfi: sözünde duran, sözünün eri
vâiz: nasihat eden
vâsıl: kulu rabb'ine ulaştıran
yâsîn: kur'ân-ı kerîm'deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil
zâhid: mâsivadan yüz çeviren
zâkir:allah'ı çok anan

----alıntı----
devamını gör...
kul peygamber. bazen açlıktan karnına iki taş bağladığı olmuş.
devamını gör...
hz. âişe vâlidemiz, efendimizin hastalığı esnasındaki bir hatırasını şöyle anlatır:
"resûlullah (a.s.m.) eve geldiği sırada başımda bir ağrı belirmişti. ağrının şiddetinden `vay başım, vay başım` diye söylendim. resûlullah bunu duyunca, `ne ehemmiyeti var? neden üzülüyorsun? eğer benden evvel dünyadan göçüp gidersen seni teçhiz ve tekfin eder namazını da kılarım` diye konuştu. ben de, `benim ölümümü mü istiyorsunuz?` dedim."
hz. âişe, peygamberimizin latife yaptığını birden anlayamayıp böyle konuşmuştu. resûl-i ekrem latifesinin sonunu şu ciddi sözlerle bağladı:
"ey âişe senin başının ağrısı geçer gider. asıl baş ağrısı benim başımın ağrısıdır. artık ondan kurtulmak çok zor.
devamını gör...
hz. aişe'yle, hz. aişe 6 yaşındayken evlendiği, 9 yaşında ise zifafa girdiğine dair rivayetler var. tabii bunlar tenkit ediliyor ama benim derdim başka. şimdi iki görüş var. birincisi, o bölgede kızlar daha erken regl oluyor, dolayısıyla bu evlilik normal. ikincisi ise o dönemde kızların yaşı kızlar regl olduktan sonra tutulmaya başlıyor diye. ya kültürel rölativite, ya 7. yy. arap folklorundan hareketle bu nikaha yönelik eleştiriler karşılanmaya çalışılıyor. halbuki peygamber efendimiz, hz. aişe ile 6 yaşındayken evlenmiş olsa bile, bunda 'garipsenecek' bir şey yok! zira hz. muhammed, hz. aişe'yi nikahına almış. aşını, ekmeğini bölüşmüş, istediklerini gücü nispetinde karşılamış, öyle ki hz. aişe de onu sevmiş hadislerden anladığımız kadarıyla. öyleyse ortada çocuk istismarı yok. bu nedenle size tavsiyem, 'hz aişe o zaman 17 yaşındaydı' veya 'arap yarımadasında erken regl oluyor' gibi savunmalardansa, bu nikahın çocuk istismarı olmadığını isbata çalışın.
devamını gör...
o'nun * hanesinde her zaman burcu burcu saadet kokardı.
belki bu hane, maddi imkanlar yönünden, dünyanın en fakir hanelerinden biriydi;

çünkü aylar ve aylar geçerdi de, bu hanede bir çorba bile kaynamazdı.
devamını gör...
--- alıntı ---

nazarın kalbe şifâ, sözün hikmet incisi,
hangi dertli kavuşsa, olur bahtiyar sana!

bu nice iştiyaktır, ey en güzel sevgili?
asırlardır koşuyor, genç ve ihtiyar sana!...

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar