ibda c

birbirinden bağımsız hücreler halinde hareket eden büyük ideolocya ibda'nın takipçileri. mesela lazistan tugaylarının istanbuldakilerle ilişkisi hemen hemen hiç yoktur. antiemperyalisttirler ve ehl-i sünnet'in kesin iktidarını savunurlar. gülen cemaati ve akp'yle bayağı bir kavgalıdırlar.

şu an en tanınmış grupları baran çevresinde örgütlenmektedir, ara sıra alır okurum kendilerini.
devamını gör...
vaktiyle çıkarmış oldukları meşhur taraf dergisinde başlığa geniş açıklama getirilmiştir.

"ibda (-c) nedir, ne deäžildir?

1986 yılında ibda büroları faaliyete geçti. İlk Bürolar bizzat Kumandanımız tarafından oluşturuldu. Bundan sonra Büro faaliyetleri kendi başına yürüdü. Bürolaşmayla beraber İBDA-C (cephesi) esprisi doğdu.

İBDA-C, "İBDA Fikriyatını benimseyen; hatası, sevabı ve mesuliyeti kendine âit, İBDA Mimarı'nın dışındaki faaliyetlerdir." Cepheleşme ve Bürolaşma ile, hiyerarşik olarak alt-üst ilişkisine aykırı tamamen orjinal bir teşkilatlanma modeli ortaya konuldu. Bu modelde, klasik emir-komuta zinciri yok. İBDA'ya gönül vermiş her cephe, merkezden emir almadan, İBDA ruh ve anlayışıyla hareket etmekte; bu sistemin eşya ve hâdiselere tatbiki için mücadele vermektedir. Tek kişi cephe ve büro olabileceği gibi her İbdacı, mizaç ve hususiyetlerinde yakınlık kurduğu kişilerle cephe veya büro kuracak, istediği ve ilgi duyduğu faaliyet sahasına sarkacaktır.

İBDA-C'ler şu ilkeye sahibtir: "GEREKTİÄžİ YERDE GEREKENİ YAPMAK." İBDA ruh ve anlayışını kazandıktan sonra gerektiği yerde gerekeni yapmayı İBDA cepheleri takdir ve tatbik edeceklerdir. Bu; merkezi arayıp emir alma, toplanıp karar verme...vs. işlemlerine gerek duymayan, seyyaliyeti ve dinamizmi olan bir teşkilat modelidir. Adem-i merkeziyetçi görünümde; fakat en merkeziyetçi sistemden daha sağlıklı ve merkeze daha bağlı bir sistem. Ruh birliği ile sağlanan duygu ve düşünce beraberliği, hiçbir haberleşmenin elde edemeyeceği bir sür'ati ve yöntemi sağlamakta; merkeziyetçi teşkilatlardan daha hızlı ve yapıcı bir model oluşturmaktadır.

Herkes bulunduğu yerde kimseden emir almayı beklemeden İbda'ya uygun iş ve faaliyette bulunur. İBDA'dan ne anladığını ortaya koyar; gereken tavrı göstermeye kendini vazifeli addeder. Her İbdacı, çapı ve ehliyeti kadar İBDA'yı şahsiyetinde pırıldatmakta, sonsuza açık İBDA güzelliklerinden bir nebze yansıtmaktadır.

Cephelerin faaliyetlerinin doğruluğu yaptıkları işin İBDA ruh ve anlayışına uygunluğu ile ölçülür. İBDA'yı yansıttıkça müsbet, uzaklaştıkça menfî olarak değerlendirilir. Bir İBDA cephesi mensubunun yaptığı faaliyet sadece kendini bağlar. Eğer yaptığı faaliyet yanlış ise diğer İBDA cephelerini ve İBDA'yı bağlamaz. Yâni İBDA-C'lerin ortaya koyduğu yanlış bir hareket İBDA Fikriyatı'nı lekelemez... Böylelikle yanlış hareket ortaya koyan bir cepheye kızıp İBDA'ya karşı olma mazereti de ortadan kalkar.

Herbiri bağımsız hareket eden İBDA cepheleri isterlerse ortak faaliyetlerde bulunabilirler. Birbirine yakın cepheler ortak bazı hareketler yapar; birbirlerine takviye olurlar. Olmalıdırlar da... O zaman yapılan, Bürolar arası ortak faaliyet olur.

İBDA'nın bu teşkilatlanma ilkesine göre, Edirne'den Hakkari'ye kadar İBDA-C'ler kurulmakta; bunların varlıklarını ilk etapta biz dahi duymamaktayız. Bu cepheler, kendi çevre ve imkânlarına göre İBDA'ya nasıl hizmet edeceklerini kendileri takdir edip faaliyet gösterecekler; yâni merkezin talimatını beklemeyeceklerdir. Bize gelen mektublardan pekçok yeni İBDA-C'lerin varlığını sevinerek öğrenmekteyiz. Bize mektub yazan ve faaliyetleriyle kendini duyuran İBDA-C'lerden böylece haberdar olmaktayız. Buradan, haberimiz olan veya olmayan bütün İBDA-C'lere şunları söylemek isteriz: Yayın organının elverdiği ölçüde gönüldaşlar arasında irtibatı sağlamayı ilke edinen Taraf Bürosu olarak haberlerinizi bekliyoruz. İBDA-C Taraf Bürosu olarak sizleri tanımasak bile, kardeşlerimiz olarak iyi, güzel, doğru yolunda elele olduğumuzu ifâde ederiz.

Büroların ve cephelerin kuruluş sebebi İBDA'dır. Herkes kendi gücü, imkân ve çevresiyle İBDA Fikriyatı'nı hayata tatbik kavgası içindedir. İBDA cephelerinin faaliyetleri İBDA olmayıp İBDA'dandır. İBDA Mimarı'nın bizzat yürüttüğü faaliyet İBDA olup; diğerleri kendi renk ve tonlarıyla İBDA-C'lerdir. İBDA ve İBDA-C farkını yayın faaliyetlerinde şöyle belirtebiliriz: İBDA, Gölge I, Eserleri, konferans ve röportajları vs... İBDA-C'ler ise: tavır, öfke, karar, elif, oluş, ak-doğuş, ak-zuhur, taraf vs...

Hayatın her şubesi, hukuk, siyaset, idare, iktisad, sanat vs. İBDA-C'lerin faaliyet sahasıdır. Yeryüzü fetih ve sirayet sahamızdır. Allah'ın halifesi misyonu bunu gerektirir. İBDA-C'ler her sahada müesseseleşmek, ihtisaslaşmak durumundadır. İBDA Fikriyatı'ndan aldığı ipuçlarla parça mevzulara yönelebilmeli, çözümler üretebilmeli, yöneldiği mevzularda her yanlışın yerine doğrusunu gösterebilmeli ve aksiyonunu ortaya koyabilmelidir. Her saha İBDA'nın fetih sahası olduğu gibi; kendi çarşafımıza bütün dünya irfan yemişlerini silkeleyebilmek de diyalektiğimizin hususiyetidir. "hikmet mü'minin yitik malıdır" ölçüsü (anlayışı) içinde, her güzel ve doğru bizim öz malımızdır... Dışımızdakiler bile bizim diyalektiğimizin tersinden doğrulayıcısıdır. Dolayısıyla dışımızdakilerin eylemlerini bile kendi kâr hanemize devşirme bünyesine sahibiz.

İBDA-C'ler müesseseleşip, ihtisaslaşmayı, yeni bir müesseseyi çekirdekten kurarak sağlayacağı gibi; mevcud müessese, dernek, cemaat, sanat, ilim vs. çevrelerini kendi hasrı içine alarak da yapabilirler. İhtisas sahalarında emeklerini ortaya koyan müslümanları, bütün sistem olan İBDA diyalektiğiyle bağlantılarını göstererek devşirebilirler. Dolayısıyla mevcut müslümanların verimlerini de bir sisteme bağlayarak, bütünle ilgisiz parça mevzularda kaybolup gitmelerini önlemiş olurlar. Hem İBDA'ya fayda, hem o müslümanların emeğine fayda... Şöyle bir misâl verebiliriz: said-i nursã®İBDA'nın hasrı içindedir; İBDA'nın militan çizgisindedir. Said-i Nursî'nin özlediği gençliğe İBDA gençliği adaydır. Said-i Nursî bizden, biz de ondanız.

İBDA-C'ler legal mi, illegal mi? Bir kere şunu peşinen belirtelim:
İBDA legal bir harekettir. salih mirzabeyoğluve İBDA Fikriyatı ortadadır. Halka ve gençliğe sirayet edici bir fikriyattır. Halka ve gençliğe sirayet edecek, hayatın bütün şubelerini kuşatacak, ihtisaslaşacak, müesseseleşecek bir hareket legal olmak zorundadır. İBDA-C'lere gelince... İBDA-C'ler de yukarıda saydıklarımızı yapmaya talib olduklarına göre çoğu legaldir. Zaten izâh ettiğimiz gibi cepheler tamamen bağımsız birimlerdir. Kendi başlarına hareket ederler. İki kişi bir araya gelip illegal bir cephe dahi kursa bu diğer cepheleri bağlamaz. Cemiyetin içinde ve açıkta faaliyetlerini sürdüren çoğu İBDA-C'ler faaliyetlerine sınırlama getirildiği zaman yeraltına inebilme özelliği taşır...

Dev-Sol ve PKK illegal örgütler olup; açıkta ve kanun önünde herhangi bir teşkilatı, tabelası, adresi, temsil eden kişisi yoktur. Halbuki İBDA cepheleri mensubları açıkta ve kanun önünde faaliyetlerini yürütürler. Polis takibine maruz kalsalar, hapise düşseler dahi çekinmeden "İbdacıyım" derler. İBDA-C'lerden birinin veya birkaçının yasadışı eylem yapmaları dahi bu durumu değiştirmez. Bir kişi dahi İBDA-C oluşturup illegal faaliyetlerde bulunabilir. Bunun bütün zümreyi bağlamayacağı aklen ve hukuken meydandadır. Meselâ: Bir veya bir kaç kişi bir araya gelip, belirledikleri bir hedefi öldürüp yanına İBDA-C imzalı bir bildiri bırakabilirler. Böyle bir eylem sadece yapanlara âittir. Diğer İBDA-C'leri ve İBDA'yı bağlamaz. Hukuken bu böyledir. Polis ne kadar operasyon düzenlerse düzenlesin, her cephenin faaliyeti müstakil olduğu ve birinin yaptığından diğerinin haberi olmadığı için birşey elde edemeyecektir.

Cephe ve Büro esprisi aynı zamanda kişinin hürriyetini tanımasını da sağlar. İBDA'ya bağlandıktan sonra hayatın çok geniş sahalarında at koşturma imkânı verir: Şahsiyetleri ezmeden, bilakis tekamül ettirerek. Cepheleşme ve bürolaşmada şahsiyet, asâlet ve hürriyet vardır.

İBDA'nın dünya görüşü ruhçu olduğu gibi, teşkilatlanmasındaki asıl bağ ruhçuluğun tezahürüdür. Teşkilat ve kadro hususiyetimizin ruhunu belirten, Kumandanımız'ın şu sözlerini verelim:

"Biz su gibi bir keyfiyetin malikiyiz; buhar oluruz, buz oluruz... fikirse fikir, kavgaysa kavga; her şartta geçerli bir hassaya sahibiz..." (Taraf Dergisi, sayı:

panik operasyonu olarak nitelediğimiz İBDA-C operasyonu 13 ay önce oldu. Bu operasyon sonunda herkes İBDA'nın çökmesini beklerken, İBDA'nın devasa adımlarla yürüyüşü görüldü. Bu yürüyüş karşısında polis çaresiz; sessiz kalsa olmuyor; yeni bir İBDA-C operasyonu düzenlese eskisinin sonuçları ortada... CIA de MİT'e yol gösteremiyor, şaşkın...

İBDA-C'lerin bir faydası da "tabiî ayıklama bünyesi" oluşturması... Cephe esprisi içinde herkes yaptığı işle vardır; ortada gezinmek yok. Cepheler faaliyetleriyle tanınır. Böylece "iş yapan kim, İBDA orada" anlayışı hâkim olur. İş yapanla yapmayan açıkça ayırdedilir. Cephe, ortaya iş ve faaliyet koymayla oluşur. "Otomobil; zatiyle hareketli" davası cephe esprisidir.

İBDA-C'ler, aynı davada mizaç farklılıkları gibi sebeblerle değişik renk ve tondaki görüntülerdir. Cepheler ayrılık olmayıp; bir resimde komposizyonu tamamlayan değişik renk ve tonlar gibidir... Değişik yerlerdeki öğrenci, öğretmen, işçi, memur, esnaf, işadamı, bürokrat, ilim ve sanat adamları, milletvekili, vs. İBDA cephelerinden birer cephe olabilirler. Toplumun her kesimi cepheleşmeye dahildir.

İBDA-C'nin bir faydası da; her cephe bağımsız hareket ettiği ve faaliyetleri hatası ve sevabıyla sadece kendini bağladığı için, hukukî zeminde bir cephenin yaptığı kanunsuz hareketten dolayı zümrenin suçlanmasını önlemektir. Aynı zamanda çorap söküğü gibi çözüldüğünü gördüğümüz sol örgütlere benzemeyen; bir cephenin yaptığından öbür cephenin haberi olmasına imkân tanımayan bir teşkilatlanma modelidir. Devlet destekli kontgerillanın yapacağı provokasyonları da tesirsiz hâle getiricidir. Bu yüzden Kumandanımız: "Provakasyonlar bile bize yarıyor" der. Bizim diyalektiğimiz ve teşkilatlanma modelimizin hususiyetinden dolayı, bize provokasyon yapanlar provokasyona gelir.

"islâmcı terör örgütü: ibda-c"

resmã® makamlar nezdinde bir ibda-c terör örgütünün adı geçiyor. gazeteler artık rahatça terör örgütleri listesine ibda-c'yi de alıyor ve haber kaynağı olarak istanbul valiliği'ni gösteriyorlar.

onbirinci sayımızda, milliyet gazetesinde yayınlanan bu tür bir haberi tekzib etmiştik. aynı haber, aynı "18 terör örgütü listesi", bu sefer de cumhuriyet gazetesinde yayınlandı. dahası, hürriyet gazetesi de terör örgütlerinden ele geçirilen silâhlar üzerine yaptığı bir haberde, ibda-c örgütünden de 13 adet silâha el konulduğunu yazıyor. hürriyet'in belirtmediği kaynağı mı haberi böyle geçti, yoksa kasıtlı bir değişiklik mi bilemiyoruz; ama bu gazetenin daha önce de ibda-c için, "bölücü örgüt" tâbirini kullandığını hatırlarsak (kürt politikamıza atfen), ısrarla bizi arenaya davet ettiği sonucunu çıkarabiliriz. düşmana verdiğimiz silâh sayısı dörttür ve bu sefer "öyle" olmaz cevabımız!

ille bir ibda-c terör örgütü görülmek veya "gösterilmek" mi isteniyor? bizim için mahzuru yok; görülebilir ve gösterilebilir de... kaldı ki, şimdiye kadar hiçbir profesyonel terör eylemi bu adla üstlenilmiş değil. åžu sebebten bu sebebten üsrlenilebilir de...

nedir o hâlde ibda-c?

mevzu itibarı kestirme tarifi ile ibda bir fikir mihrakı olduğuna göre, ibda-c bu mihraka gönül vermiş bir takım kuruluşların nisbet adıdır. açıkçası ibda'ya muhatab zümrelerin fikir örgütlenmeleridir. fakat sözkonusu fikir, bazı grupların "terör örgütü" oluşturmalarına ilhâm verirmiş, bazılarını "kurtarılmış bölge" faaliyetlerine sevkedermiş; burası doğrudan doğruya fikri ilgilendirmez: külliyat boyunca, "şurasını kundaklayacaksınız ve ibda-c imzalı bildiri bırakacaksınız!" gibi bir ibareye rastlanmadığı hâlde, adam "öyle" ilhâm alıyorsa, bu diğer ibda-c bürolarını bağlıyor olamaz.

"kıvırmadan" söyleyelim: biz bir ibda-c terör örgütünün varlığını doğrulayamayacağız. resmã® kaynaklara bile geçtiğine göre, yalanlayamayacağız da..."
devamını gör...
ergenekon'un birlikte hareket etme teklifini "sabah gazetesi gibi büyük bir gazetede salih mirazbeyoğluile ropörtaj yapar ve bunu sansürsüz yayınlarsanız kabul ederiz" diyerek bir anlamda geri çevirmiş milliyetçi örgüt. zira ergenekoncuların cevap olarak "siz çok fazla şey istiyorsunuz" diye yanıt verdiği söylenir. tabi bu bir şehir efsanesi de olabilir.

milliyetçi olupta aklı başında akılsızlıklar yapan bir örgüt. ben taassup sahibi hiçbir kimsenin yada örgütün dili bu kadar güzel kullandıklarını görmedim. genel de milliyetçiler beyinlerini aldırdıktan sonra ırkçı olurlar.
devamını gör...
sol eğilimli sanılması çok ilginç. tam aksine milliyete eğilimleri var biraz. necip fazıl'ın büyük doğu fikrinden çok etkilenmişler.

daha da ayrıca, bir kişi, konu, topluluk eğer pek bilinmiyorsa, hakkında çok efsane çıkar.

devamını gör...
--- alıntı ---

şimdi soralım ; tkp-ml , thkp-c, pkk, ibda-c ve daha bir sürü "illegal" kurum, kuruluş ve hareketin , zindanlarda, işkencehanelerde,dağlarda ve sürgünlerde çile dolduran insanları "legal" hale gelmiş partilerde ve örgütlerde faaliyet yürütmeye, vazifeler almaya, siyaset yapmaya hazır mısınız ?

değilseniz hazır oluni kurban bayramından itibaren bu ülkede her şeylerin değişmesine hazır olun.Bana kim mi söyledi ? Çok tanıdık bir adam !
Eğer akli dengesini yitirmediyse, kafa bulmuyorsa, droge bir vaziyette değilse ve ağzından çıkanı kulağı duyuyorsa bana bunları ve bazı yazmadığım şeyleri söyledi.Sürprizlere gebe bir dönem hayırlı olsun....

--- alıntı ---

dr.hakkı açıkalın, baran - temmuz 2009

devamını gör...
yanlış anladığı bir ideolojinin peşinde koşan ve islama hizmet ettiğini sanıp bir problematiğe saplanıp kalan, kısır döngü içinde bir oraya bir buraya devinip duran, müslümanlığı sadece 'cihat'tan ibaret sanan, bu cihadın başyüce hareketinin ve savaşma metodunun intihar saldırısı olduğunu savunan strateji yoksunu islamcı cephe. son derece slogancı ve manşetçi anlayış zamanla onları içerikten yoksun bırakmış, sürekli parmağın gösterdiği yere değil parmağa bakar olmuşlardır. hedeflerini şaşıp müslümanların gittiği mcdonalts'ları bombalamanın islam'a hizmet ettiğini düşünecek kadar sığ kalmışlardır. cızırdayan bir floresanı andıran yapıları (floresandan çıkan ışığın nihayetinde bir işik olduğu düşünüldüğünde) çevrelerini aydınlatmaktan çok zarar vermeye daha yakındır. yayınları (furkan dergisi, özellikle baran gazetesi vd. ) kendi eşlerinin bile okuyamayacağı düzeyde küfür ve hakaret içerir, dolayısıyla eril bir harekettir. türkiye'yi yönetmeye talip olmakla birlikte, (salih mirzabeyoğlu'nu tenzih ederek) yetişmiş ve kavrayışı gelişmiş tek bir adamı bulunmayan, devrim hayaliyle yatıp kalkan, her gün türlü meclislerde (kahve sohbetleri, işyeri geyikleri vd.) türkiyeyi kurtaran atıl bir devinimdir.
devamını gör...
askere polise kurşun sıkmıştır.sitelerinde şanlı(!) tevhidi(!) direniş diye nasıl cezaevindeki militanlarının bir askeri şişlediği anlatılır.
devamını gör...
türkiye'nin en etkin örgütüdür.

derme çatma olanlardan değil, bir mefkure sahibi ve ehl-i sünnet geleneğe muhalif hiç bir tarafı bulunamayan dünyada ki tek siyasi cemiyettir.

kendilerinden sıyrılanların cumhurbaşkanı, başbakan, yargıtay başkanı, belediye başkanı olduğu,

ülkenin kaderini belirleyen bir örgüttür.

aslı müebbede mahkumken,

sahtedir mührü basılanlar ödüllendiriliyor.

büyük doğu-ibda mefkuresi hapiste, duvarların arkasına mahkumken,

büyük doğu'nun tam tersinden düşünülmüş bop, new ottoman, yeni türkiye cumhuriyeti gibi idealler,

sınırları yeniden şekillendirmeye, rejimleri yeniden dizayn etmeye çalışıyor.

ne diyor yerli haydeger ismed;

" asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan "

devamını gör...
liderlerine hapiste yapılmadık kalmamış örgüt.

salih mirzabeyoğlu dışarda olduğu zaman içeriye çok fazla devletin adamlarının sızdığını düşünmüyorum ama ondan sonrası maalesef..

devamını gör...
20.
yanlış anladığı bir ideolojinin peşinde koşan ve islam'a hizmet ettiğini sanıp bir problematiğe saplanıp kalan, kısır döngü içinde bir oraya bir buraya devinip duran, müslümanlığı sadece 'cihat'tan ibaret sanan, bu cihadın başyüce hareketinin ve savaşma metodunun intihar saldırısı olduğunu savunan strateji yoksunu 'islamcı' cephe. son derece slogancı ve manşetçi anlayış zamanla onları içerikten yoksun bırakmış, sürekli parmağın gösterdiği yere değil parmağa bakar olmuşlardır. hedeflerini şaşıp müslümanların gittiği mcdonalts'ları bombalamanın islam'a hizmet ettiğini düşünecek kadar sığ kalmışlardır. cızırdayan bir floresanı andıran yapıları (floresandan çıkan ışığın nihayetinde bir ışık olduğu düşünüldüğünde) çevrelerini aydınlatmaktan çok zarar vermeye daha yakındır. yayınları özellikle furkan dergisi ve baran gazetesi yayıncıların kendi eşlerinin bile okuyamayacağı düzeyde küfür ve hakaret içerir, dolayısıyla eril bir harekettir. türkiye'yi yönetmeye talip olmakla birlikte, (salih mirzabeyoğlu'nu tenzih ederek) yetişmiş ve kavrayışı gelişmiş tek bir adamı bulunmayan, devrim hayaliyle yatıp kalkan, her gün türlü meclislerde (kahve sohbetleri, işyeri geyikleri vd.) türkiye'yi kurtaran atıl bir devinimdir.

abdülhakim arvasi, necip fazıl ve salih mirzabeyoğlu fikriyatını kavrayamamış olan takipçiler saadettin ustaosmanoğlu ve ali osman zor, kendi aralarında zaten bir fikir birliğine kavuşamamışlardır. kendi yayın organlarında bile birbirlerine hakarete varacak kadar ağır ithamlarda bulunurlar.

ne derece kendini ifade etmekte mahir ya da ne derece kendinden başkasının ifade özgürlüğüne önem verdiği meselesi büyük bir soru işaretidir ibda c için. hakaret ve aşağılama ile kendini ifade etmek, şiddet ile ideoloji mücadelesi vermenin yıllardır hiç bir işe yaramadığını ne yazık ki görememişlerdir. mesela furkan dergisi şöyle bir kapağa imza atabilmiştir:

http://www.cogitosozluk.net...

bu kapaktaki kişinin kimliğinin bir önemi yok, bir siyasetçi ya da işadamı da olabilirdi. konumu itibariyle maruz kaldığı muamele hepsinden de kötü tabi ki. bu kapak ibda c fikriyatının neden yerinde saydığının bir göstergesidir. salih mirzabeyoğlu diyalektiği ve derin düşününden sadır olan nitelik bu ise birileri gerçekten ya yanlış kitapları okumuş ya da okuduğunu anlamamıştır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar