iç sesin konuşkanlığı

özellikle geceleri iyice gevezeliğe döküp asla susmaması da cabası. iyi mi kötü mü bu kadar kendinle konuşabilmek, yaşanan her şeyi sorgulayıp bir adım sonrasındaki her şeyi her sonuca göre planlayabilmek, tartışılır tabi.
devamını gör...
hem nimet hem lanet olan mefhumlardan biridir.
şimdi oturuyoruz böyle, bi mesele var, bir sürü aktör var ve senin önceden senaryoyu çözüp oyuncu statüsünden yönetmen koltuğuna geçmen lazım *. başlıyorsun düşünmeye. iç sesin de ses veriyor sağolsun, “heh” diyorsun “çözdüm meseleyi”. sonra sağ elini başının üstünden sarkıtıp sol yanağını okşuyorsun, “canım kendim” diyorsun. bu nimet olan yanı.
bir de lanet kısmı var:
iç ses:” 25 yaşına geldin ne kariyer namına bi şey yaptın ne de biri var hayatında”
bilinç: “ olsun ben evlenmeyi düşünmüyorum, hem evlensem de çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum”
iç ses:” saçmalama bebek kıyafeti görünce için gidiyor, reglin iki gün gecikse paniklemeye başlıyorsun, kabul et sen de farkındasın geç kaldığının”
bilinç:” ne diyorsun kızım sen! daha yapacak çok işimiz var, en büyük olacağız günün birinde!”
iç ses:” he he görürüm seni, yakın arkadaşların tek tek evlenip seni de nedime yapıyorlar kendilerine, sen de anca evinde kariyerine sarılıp ağlarsın, pardon o da yok d mi, nihahahhaha”
bilinç:”olsun çok şey atlattım ben, eskisi gibi değilim daha güçlüyüm”
iç ses: “ he o yüzden mi hunharca profiterol kaşıklıyorsun şu anda? sen bi cacık olmaz kızım, kaldır bir tarafını, sızlanmayı da kes, küçük şımarık kız çocukları gibi ayağını yere vurma artık, eşek gibi yapacaksın hepsini!”
bilinç: “peki abla...”
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar