içinden tren geçen filmler

tek kanalın hakim olduğŸu günlerde trtâ’nin pazar günü öğŸleden sonra program akışŸında mutlaka bir western olurdu. işŸitme engelliler için haber bültenini ve uçan kaz norton'ıizledikten sonra sıradaki western filmleri seyre koyulurduk elimiz mahkum. Western dendi mi; bir posta arabaları, iki tren soygunları gelirdi aklımıza.

trenler ve istasyonlar en romantik kavuşŸmalar ve ayrılıkların mekanı olarak sinemada sıklıkla kullanıldı ve görünen o ki kullanılacakta.

Misal: meşŸhur casablancafilminde ikinci Dünya SavaşŸı yıllarında iki aşŸık humphrey bogartile ingrid bergman Paris'ten trenle ayrılacaklardır. Rick'in (Bogart) kurtuluşŸu için trene binmek son şŸansıdır ama istasyonda öylece kalır. Gözleri, kalbi tarar istasyonu. Makinist son düdüğŸü de çaldığŸında Rick’i gelemeyen sevgilisine dair bin bir soru ve endişŸe ile trenle yola koyulur.

anna karenina' da Anna, aşŸk acısıyla lime lime olan ruhunu, bedeniyle görünür kılmak için kuğŸu boynunu raylara bırakır. Anna gözlerinin karası kadar kara raylara bırakırken kendini, Levin'in onsuz geçecek bahtını da karartır.

yılmaz güney'in sürüsünde Ankara'ya koyunlar satılmaya gidilecektir. AşŸiret üyelerinden Tarık Akan, gaddar baba rolündeki tuncer kurtiz'i, hasta karısını melike demirağŸAnkara'ya götürmeye bir türlü razı edemez. Kayınpederin tüm kışŸkırtıcılığŸına, hor görmelerine karşŸın hasta gelin trenle yolculuğŸa başŸlar. YağŸmacılar tarafından trenden koyunlar bir bir aparılır. Ankara'ya varıldığŸında sürü yağŸmalanmışŸtır. Koyunların yanında durmak durumunda kalan hasta gelin ise daha da fenalaşŸır. Tren umutların azar azar yitimi, bir ailenin parçalanışŸ öyküsünü içerir. KonuşŸamayan gelinin yüzünde acı simgeleşŸir. Tren umutları raylara döke saça varır Ankara'ya.

yolfilminde de Almanya dönüşŸünde olan gurbetçimiz kompartımandakilere kasete aldığŸı ailesinin sesini dinletir. Teybin düğŸmesine basar, sırayla; ana, baba, oğŸul vs... aile efradı bir şŸeyler söyler. Bir sessizlik olur, karısı o sessizliktedir. Kompartımandakiler birbirlerine bakarlar. Tren de yol başŸkadır, yolculuk başŸka...

Bir tren karşŸılama trajedisi olan selamsız bandosu 'nu da hatılamayan yoktur sanırım. Devlet-i alinin pek mühim şŸahsiyeti Cumhurreisin treni, kasabanın sınırlarındaki rayların üzerinden geçecektir. Kasabalılar için bu şŸerefe nail olmak hiçte azımsanacak bir şŸey değŸildir. ihtimal dahilindeki dakikalarla sınırlı olan bir ziyaret için kasabalılar yoğŸun çaba sarf eder, karşŸılama bandosu oluşŸturur.Tren rüzgar gibi geçer. Bu geçişŸin ardından sadece reisin kolalı beyaz gömleğŸiyle el sallayışŸı kalır geriye. Tren gitmişŸ, rüzgarının altında kasabalılar kalmışŸtır.

atıf yılmaz 'ın mine'sinde türkan şžoray bir istasyon şŸefinin karısıdır mesela. Mine'nin yaşŸam alanı, her şŸeyin gözlerle didik edildiğŸi kasaba ve istasyonla sınırlıdır. EşŸinin kendisinden uzak dünyasını hep içine atar Mine. Ve trenle uzaklardan gelen bir adam cihan ãœnal, onun hayatına dahil olmaya başŸlar. Neyse mevzuyu dağŸıtmayayım. Nerde kalmışŸtık yine talih kuşŸu filminde de milli piyango, Mesudiye'nin hayatından mesud istasyon şŸefine çıkar. şžener şžen 'in canlandırdığŸı istasyon şŸefi, kendi halinden memnun sakin bir adam iken piyangonun oluşŸturduğŸu hırs yumağŸından kurtulmak için, trene binerek hayatından uzaklaşŸır.

trenle gidenin dönmesi müşŸkül, trenle gidilen yerin gurbet hissi daha çok veriyor olsa gerek ki 2010 yılı yine tren yine gar... uzak ihtimal 'de Clara, italya'ya trenle gider. Musa istasyonda öylece kalakalır. duygusal atmosferin tavan yapmasında istasyonunda katkısı vardır.

Trenler, sinemada genellikle Nazi Almanya'sının Yahudiler üzerindeki jenositini de simgeler. Vagonlara tıklım tıkışŸ doldurulan insanlar son yolculuklarını trenle yaparlar. (bkz: spielberg); schindler's list'i , polanski'nin; the pianist'i, costa gavras 'ın; amen'i, roberto benigni 'nin; (gbkz:life is beautiful )'da ki trenler hep ölüme giderler.

liste uzar, uzar... yazdıkça yerim genişŸledi ama sanırım yoruldum. the end.

edit: hatalı gbkz...

devamını gör...
tek kanalın hakim olduğu günlerde trtâ’nin pazar günü öğleden sonra program akışında mutlaka bir western olurdu. işitme engelliler için haber bültenini ve uçan kaz norton'ıizledikten sonra sıradaki western filmleri seyre koyulurduk elimiz mahkum. Western dendi mi; bir posta arabaları, iki tren soygunları gelirdi aklımıza.

trenler ve istasyonlar en romantik kavuşmalar ve ayrılıkların mekanı olarak sinemada sıklıkla kullanıldı ve görünen o ki kullanılacakta.

Misal: meşhur casablancafilminde İkinci Dünya Savaşı yıllarında iki aşık humphrey bogartile ingrid bergman Paris'ten trenle ayrılacaklardır. Rick'in (Bogart) kurtuluşu için trene binmek son şansıdır ama istasyonda öylece kalır. Gözleri, kalbi tarar istasyonu. Makinist son düdüğü de çaldığında Rick’i gelemeyen sevgilisine dair bin bir soru ve endişe ile trenle yola koyulur.

anna karenina' da Anna, aşk acısıyla lime lime olan ruhunu, bedeniyle görünür kılmak için kuğu boynunu raylara bırakır. Anna gözlerinin karası kadar kara raylara bırakırken kendini, Levin'in onsuz geçecek bahtını da karartır.

yılmaz güney'in sürüsünde Ankara'ya koyunlar satılmaya gidilecektir. Aşiret üyelerinden Tarık Akan, gaddar baba rolündeki tuncer kurtiz'i, hasta karısını melike demirağAnkara'ya götürmeye bir türlü razı edemez. Kayınpederin tüm kışkırtıcılığına, hor görmelerine karşın hasta gelin trenle yolculuğa başlar. Yağmacılar tarafından trenden koyunlar bir bir aparılır. Ankara'ya varıldığında sürü yağmalanmıştır. Koyunların yanında durmak durumunda kalan hasta gelin ise daha da fenalaşır. Tren umutların azar azar yitimi, bir ailenin parçalanış öyküsünü içerir. Konuşamayan gelinin yüzünde acı simgeleşir. Tren umutları raylara döke saça varır Ankara'ya.

yolfilminde de Almanya dönüşünde olan gurbetçimiz kompartımandakilere kasete aldığı ailesinin sesini dinletir. Teybin düğmesine basar, sırayla; ana, baba, oğul vs... aile efradı bir şeyler söyler. Bir sessizlik olur, karısı o sessizliktedir. Kompartımandakiler birbirlerine bakarlar. Tren de yol başkadır, yolculuk başka...

Bir tren karşılama trajedisi olan selamsız bandosu 'nu da hatılamayan yoktur sanırım. Devlet-i alinin pek mühim şahsiyeti Cumhurreisin treni, kasabanın sınırlarındaki rayların üzerinden geçecektir. Kasabalılar için bu şerefe nail olmak hiçte azımsanacak bir şey değildir. İhtimal dahilindeki dakikalarla sınırlı olan bir ziyaret için kasabalılar yoğun çaba sarf eder, karşılama bandosu oluşturur.Tren rüzgar gibi geçer. Bu geçişin ardından sadece reisin kolalı beyaz gömleğiyle el sallayışı kalır geriye. Tren gitmiş, rüzgarının altında kasabalılar kalmıştır.

atıf yılmaz 'ın mine'sinde türkan åžoray bir istasyon şefinin karısıdır mesela. Mine'nin yaşam alanı, her şeyin gözlerle didik edildiği kasaba ve istasyonla sınırlıdır. Eşinin kendisinden uzak dünyasını hep içine atar Mine. Ve trenle uzaklardan gelen bir adam cihan ünal, onun hayatına dahil olmaya başlar. Neyse mevzuyu dağıtmayayım. Nerde kalmıştık yine talih kuşu filminde de milli piyango, Mesudiye'nin hayatından mesud istasyon şefine çıkar. åžener åžen 'in canlandırdığı istasyon şefi, kendi halinden memnun sakin bir adam iken piyangonun oluşturduğu hırs yumağından kurtulmak için, trene binerek hayatından uzaklaşır.

trenle gidenin dönmesi müşkül, trenle gidilen yerin gurbet hissi daha çok veriyor olsa gerek ki 2010 yılı yine tren yine gar... uzak ihtimal 'de Clara, İtalya'ya trenle gider. Musa İstasyonda öylece kalakalır. duygusal atmosferin tavan yapmasında istasyonunda katkısı vardır.

Trenler, sinemada genellikle Nazi Almanya'sının Yahudiler üzerindeki jenositini de simgeler. Vagonlara tıklım tıkış doldurulan insanlar son yolculuklarını trenle yaparlar. (bkz: spielberg); schindler's list'i , polanski'nin; the pianist'i, costa gavras 'ın; amen'i, roberto benigni 'nin; (gbkz:life is beautiful )'da ki trenler hep ölüme giderler.

liste uzar, uzar... yazdıkça yerim genişledi ama sanırım yoruldum. the end.

edit: hatalı gbkz...

devamını gör...
nasıl unutulur david fincher'in seven 'i. dedektif David Mills'in brad pitt yeni taşındığı ev tren yüzünden sürekli sarsıntılıdır. aynı metaforik anlatımı deneyen derviş zaim'in filler ve çimenler'inde de tren adeta evin içinden geçer.

sleppers'da en gizemli konuşmalar tren köprüsünün altında ve tamda tren geçerken yapılır.

seven years in tibet te ki istasyon sahnesi, ki filmde akılda kalır neredeyse tek sahnedir. Aslında özetle 2. dünya savaşı zamanında geçen tüm filmlerde trenler çüfçüfler...

Sonra ahmet uluçay'ın (bkz: karpuz kabuğundan gemiler yapmak) 'ın da Mehmet ile recep yük gemilerine bakarak efkarlanırlar. aşk acısına kütahya'nın pınarları ve tren sesi fon olur.


bu gece trenler beni bi rahat bıraksınlar zira neredeyse metroda olmaz mı deyip carlito's way'i bile yazacağım.

devamını gör...
içinden öküz geçmesi gerekmeyen filmlerdir, desem kendimi ergen gibi hissederim o yüzden demiyorum.


tanım: içinden öküz geçmesi gerekmeyen filmler değildir.*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar