ihsan şenocak

1974 yılında samsun’da dünyaya geldi. ilkokuldan sonra hafızlık yaptı. 1994’te samsun imam hatip lisesi’nden 99’da ondokuzmayıs üniversitesi ilahiyat fakültesi’nden mezun oldu. okul yıllarında muhalled usulde islamî ilimler okudu. 2002’de diyanet işleri başkanlığı istanbul haseki eğitim merkezi’ni bitirdi. 2004 yılında omü ilahiyat fakültesi islam hukuku anabilim dalında “islam hukuku’nda taklit” konulu teziyle yüksek lisans yaptı. aynı fakültede “islâm hukuku’nda örfün hükümlere etkisi” adlı tezini tamamlayarak doktor oldu.

1997 yılında samsun’un vezirköprü ilçesinde imam-hatip olarak memuriyet hayatına başladı. diyanet işleri başkanlığında farklı kademelerde görev yaptı. 2007’de samsun aşıkkutlu eğitim merkezi’ne müdür olarak atandı.

1996 yılında yedibeyza dergisini neşretti. 2005-2010 yılları arasında yayımlanan inkişaf dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. milli gazete ve yeni şafak’ta müstear isimle dizi ve düşünce yazıları yazdı. 2008’de tv5’de "köprü" programını hazırlayıp sundu. müstear isimlerle farklı türlerde çok sayıda yazı kaleme aldı.

aşıkkutlu eğitim merkezindeki görevinin yanısıra, kısa adı ifam olan ilmi ve fikri araştırmalar merkezi’nde tefsir, hadis, fıkıh, akâid, usûl, nahiv, mantık, kavâid ve makâsıd gibi temel ve yardımcı ilimler okutmaktadır.

http://ihsansenocak.com/hak...
devamını gör...
şuan başlayan tartışmada ihsan hocam kendini yine göstermiştir.münazara davetinde ihsan hocam şart olarak hiçbir şey getirilmeyecek kuran dahi getirilmeyecektir bakalım ilmi ne kadarmış diyor abdülaziz bayındır leptopuyla gelmiş yine.adamlar leptopsuz tartışamıyolar.

http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
ilmi ve samimiyetiyle gelecek vaad eden hoca.

fakat giriş için yanlış kapıyı zorluyor. birilerinin sırtından şöhret olma, birileri çatma çabasıyla gündem olmak istiyor gibi bir pozisyona düşüyor. oysa ilmiyle konuşulması için fazlasıyla potansiyel mevcur kendisinde.
devamını gör...
en azından teferruata takılmayan, teferruatlarda boğulup esası unutmayan birisidir. önemli olan füruat teferruat ayrımı değil, cemaatin başörtüsüne bakışıdır ki hüseyin gülerce zamanında "islamın 5 şartından, imanın 6 şartından birisi değil" diyerek başörtüsü takmamayı mazur göstermiştir. aynı şekilde cemaatten ablaların bir kısmı başlarını açmışlardır ki esas olan budur.

yoksa füruat ile teferruat arasındaki farkı bilmek ya da bilmemek ne bir insanı alim ne de cahil yapar.
devamını gör...
sakal bırakma konusunda sakal kesmenin haram olduğunu söylemiş zattır. devamında ise saidi nursinin sakal bırakmamasını onun müçtehid olması ile açıklamıştır. demek ki neymiş müçtehid haramı helal kabul edebilirmiş. arkadaş hem haram diyeceksin hem de içtihad sahibi olmanın bu haramlığı ortadan kaldıracağını söyleyeceksin, herkesin anlayışına göre haram olur mu. haram helal belli değil midir?

video için "ihsan hoca tefsir dersi nisa 119" youtube
devamını gör...
ilahiyat fakültesindeki konferanslarında genelde ehli sünnet dışı hocalara sürekli laf çakar.konferansı terk eden hocalar biliyorum.* )türkiyenin önde gelen alimlerinden bir tanesidir.
devamını gör...
Allah selamet versin.kendisi bugün kayseride idi."islamın çocuğu olmak" adlı nefis bir konferans verdi.allah böyle güzel insanların yolunu hep açık etsin.
devamını gör...
konuşurken hissederek konuşan adam. kendisine sarılmışlığım var çok içten sarılan, görünce Allah'ı hatırlatan güzel insan. en son izlediğim bir videosunda hadis inkarcılarına senin baban mutezile'yi yerle bir etti ehl-i sünnet sen kimsin istediğin platformda seninle tartışırım diyen yiğit adam.
devamını gör...
bu aralar üniversitelerde konferans turu yapan değerli hocamızdır. geçenlerde şöyle bir anekdot okudum kendisinden:

"taftazani'nin dünyasına giderseniz aristo'yu, sokrat'ı teker teker muhakeme edip ayağının altına aldığını görürsünüz. bakıyorsunuz ki bir duvarda aristo can çekişiyor, öteki duvarda ise spinoza'nın seslerini duyuyorsunuz. ama biz, yerleşkemize giden bütün yolları kaybettik. elimize aldığımız zaman taftazani'nin kodlarını çözemiyoruz. çözemediğimizden dolayı elimize spinoza'yı verdiler. ilahiyatı bitirdikten sonra yüksek lisansa, doktoraya gittiğimizde bizi bir şarkiyatçının önüne oturttular ve o, söze inkarla başladı. eğer biz, vefatına bir yıl kala, el-fevaidü'ziyaiyye'yi yazan molla cami gibi bir adamı tanıyabilseydik o zaman gadamer diye bir adam bizim hayatımızda üçüncü sınıf bir muharrir olarak kalacaktı. ama biz molla cami'nin dünyasına inemedik. çünkü öyle muazzam bir ilim, fikir, iman sarayı kurmuşlar ki siz oraya ulu hocaların elinden tutmadan çıkamıyorsunuz."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar