ikarus'un yükselişi

efrâsiyâb'ın hikâyeleri, ihsan oktay anar'ın hikayelerden oluşan 1998'te yayımlanan kitabının adıdır. hikayelerden biri güneşli günler, bir vampir hikayesi. bu hikayenin içinde geçer “ikarus’un yükselişi”. hikayedeki vampir bu isimde bir plak dinler.

ikarus'un hikayesi çoğumuzun bildiği üzre şöyle:

daidalos, oğlu ikarus ile birlikte, kendi yaptığı labyrinthus’a hapsedilir. oradan çıkmanın, kurtulmanın çarelerini arar. aklına, balmumundan kanat yapıp kuşlar gibi uçarak çıkmak gelir. düşündüğünü de uygular.
oğlu ikarus ile birlikte kanat çırparak, gökyüzüne yükselir ve labyrintus’tan kurtulur. ancak ikarus heveslidir, özgürlüğün, kuş gibi hür olmanın tadına varmıştır ve daha da varmak ister. içinde karşı konulmaz bir istek ile kanatlarını daha bir tutkulu çırpar. kanat çırptıkça güneşe daha da yaklaştığını düşünür, tüm amacı güneşe ulaşabilmektir.
daidalos ise oğlu ikarus’un başına gelecekleri bildiğinden öğütler vermeye çalışır. suyunca git oğlum, ne yüksel daha fazla ki güneş eritmesin balmumundan kanatlarını ne de alçal gereğinden fazla ki deniz ıslatıp ağırlaştırmasın kanatlarını der. ama ikarus’un bunları duymaya pek niyeti yoktur. zihninde ve yüreğindeki tek amacına bir an önce ulaşabilme hevesindedir. çırptıkça çırpar kanatlarını, her seferinden daha çok, her seferinde daha güçlü, daha tutkulu.
ancak ne var ki yükseldikçe, balmumundan kanatlar erimeye başlar, ta ki ikarus’u taşıyamayacak hale gelene kadar. ikarus hızla denize düşer ve boğulur.


merry-joseph blondel, "ikaros'un düşüsü ya da güneşi" (1819), louvre müzesi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar