ilk şantiye tecrübesi

ilk tecrübemi dün yaşadım, arkadaş, askerliği zor sanırdım. devasa cüsseli,yağlı paslı adamlar, borular,maşonlar,kamyonlar,kepçeler,toz, duman,herkes, şefim,müdürüm felan fıstık mesai bitimi diye bir şey yok,adamın biri 12 de geldi, yatacak yere gittim, sokakta yatmaya karar verdim,neyse yanımda uyku hapı vardı 1-2 saat uyumuşum, bakacaz dewamına.
devamını gör...
sanırım 8 sene önceydi... proje işini bırakıp “gerçek iş şantiyede dönüyor” diyerek bugün bile doğru mu yaptım yanlış mı yaptım bir karar veremediğim bir işe atılmıştım. kendimi olabilecek en kötüsüne hazırlamaya çalışıyorken en kötünün de kötüsüyle karşılaştım. bir defa şantiyelerde mesai diye bir kavram yokmuş. gece oldu diye bir şey yok, cumartesi zaten yok da pazar da yok, bayram desen sadece 1. günü tatil diğer hiç bir tatil yok. resmi tatillerden bahsediyorum, resmi tatil diye bir şey yok. işin asıl alışamadığım kısmı ise bu değil, şantiye alanında ben hariç herkesin bu durumu çoktan kanıksamış olması. 35-40 yaşlarında evli ve 1 çocuğu olan teknik ressam bir ablamız vardı, bütün gün konteynerde çizim ve metraj çıkarırdı. bir gün erken çıkmaya karar verip 8’de çıktığımda hala çalışıyordu. ertesi gün sabah 7-7:30 gibi şantiyedeydi. bir baktım ertesi gün de böyle, sonraki gün de... ya bu kadın evli barklı bir kadın, çoluğu çocuğu var hem de tesettürlü bir kadın, yani kültürel olarak bu kadar geç saatte işte olmasını beklemeyeceğin bir tip gibi duruyor ama bakıyorsun gecesi gündüzü yok gibi. “ya acaba ... abla burada mı yatıyor” diye düşünüyordum artık, o derece. bir gün dayanamadım sordum “abla dün kaçta çıktın” diye “11 buçukta eşim aldı beni” dedi. burdan geçiyormuş ve gece yarısına yarım saat kala arabayla almış eşi bunu. yuh artık, ne zaman eve varacaksın da çocuğunun yüzünü göreceksin yaw, di mi? “ya bu ablada bir sorun var ya da bende” diye düşünüyordum artık çünkü insanın sabaha dinç başlayabilmesi için akşam dinlenmiş olması gerekir mantık olarak. en azından benim bildiğim ve alıştığım kadarıyla böyle. neyse o günden sonra saat 6:30’da çıkmaya başladım. bir gün proje müdürü bana bunun sebebini sordu ve ben de “bana işe girerken ‘5:30’da paydos olur kesinlikle gecikmez’ denmişti” dedim. dikkat buyurun bana söylenen saatten 1 saat geç çıktığım halde bu soruya muhatap oluyorum. sonuç ne oldu: bu konuşmanın ertesi gününde şutlandım *. iyi tazminat verdiler şimdi doğruya doğru ama yapılan haksızlıktı. işe girerken şartları söyleseniz belki de işi kabul etmeyeceğim, başka iş bakacağım değil mi? ama maalesef ki şantiyelerde genel durum böyle. sonraki işlerimde mecburen daha özverili oldum, şehir dışına gidip haftalarca dönmeden gece gündüz demeden (pazar zaten yok) çalıştım şantiye işlerinde ama inanın şantiye şeflerinin -tabiri caizse- imanı yoktur. ne kadar çalışırsanız çalışın hiç önemli değildir, hep daha fazlasını isterler.

peki neden? neden bu böyle? çünkü patronunuz o işi alabilmek için tutamayacağı bir söz vermiştir iş veren firmaya ve o sözün yerine gelmesi için eldeki ekibin 3 katı bir ekibe ihtiyaç vardır. o 3 katı ekibi işe almak için de para verirse zarar edecektir. bu nedenle insan üstü çalışmanız gereklidir, çılgınca çalışmanız yetmez. bu türkiye’deki şantiyelerin gerçeğidir.
devamını gör...
8 -10 şantiye , bir şantiye müdürlüğü (sabancı) ,bir idare amirlik .ayrıca bir muhasebe şefliği ..
düz işçiliğim bile var ,az tuğla dizmedim .(kamyondan tuğla indirmek özel uzmanlık ister.)

tabi büyük şantiyeler için diyorum.birde otel inşaatları güzeldir . malzeme çok kaliteli olduğundan çalışanlarda kalifiye olur kafanız ağrımaz fazla.
eskiden en güzel çalışma yerleri idi ,akşam aç rakıyı yanında ne olursa gider 11-12'de devir kafayı yat sabah mis gibi temiz havada uyan. en güzeli kar günleridir. alan genişse dünyanın en güzel iş yeri.
ama şimdilerde her şantiye bir cehennem olmuş diyorlar saha mühendisleri bile koğuşta yatıyormuş. maaş asgari ücretten hallice.

en güzeli toplu yemektir ben alarko'da 8 sene çalıştım düz işçiden genel müdüre (müessese md.) aynı yemek çıkardı herkes aynı yerde büyük yemekhanelerde yemek yerdi maaşlarda iyiydi mesai falan ,bayramına ,hafta iş düzeni hariç.
işçi-mühendis -çayçı-ahçı aynı servise binerdi.
ben bekardım şantiyeden çıkmak istemezdim ,akşam ya rakı ya okey masası kurardık yada video filmi arada porno yeminlen o patırdı gürültü insanın ömrüne ömür katardı..
tabir birde voleybol maçları mesai sonrası. futbol oynanmazdı genel olarak hır gür çıkıyor diye .
ben şimdi bile özlüyorum.


bir yazar kardeşim yazmış verilen yatak yerini doğrudur kim bilir yemekler nasıldır banyo falan rezalettir.
ben en son d...p yapıdan teklif aldım şantiyelerine gittim o günden sonra bir daha inşaat olayına son verdim başlamadığım işte elektrik mühendisini dövüyordum elimden aldılar...
alışmışız , öğle arası idi ben öğle yemeği yemem biraz dolaştım genel müdürü bekleyeceğim sonra çay ocağına girdim boş olan masaya oturdum daltarak geldi abi sen bizim masaya gel dedi orası işçilerin bende sigorta attı.,idare amirliği işine de bakıyormuş ayıp şeyler ama patronlar destekliyor.
tabi ayrıldım genel müdür arkadaşım olmasa da selamım olan biriydi o gün bugün 10 sene oldu konuşmadık...


ukalalık yapmamayım niye yazdım bu kadar uzun içime dert oldu üzüldüm yatak olayını yazan kardeşimin lafı üzerine yazdım , ulan 150-200 bin lira tutmaz,betonu,merdiveni, tesisatının malzemesi, işçiliği hatta vinci şantiyede var.
yok illa işçi zulüm çeksin.

artık olay şantiyelerde işçi - düşmanlığına dönüşmüş işçi çay istese hain ilan ediliyor...
yazık.
ömrümün en güzel günleri şantiyede geçti onuda ekleyeyim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar