ilkokuldaki hatıra defterleri

hatıra defterleri öğrenim görmüş herkesin hayatında yer bulmuştur. ilkokuldan üniversiteye doğru yol alırken adı değişir. yıllık olur. yakın arkadaşlar resminin altına bir sürü şeyler yazar falan. bu defterlerin içerisinde en samimisi de en akla zararı da ilkokuldakilerdir. şekil kaygısı yoktur yazılanlarda. herkes aynı başlar kalbin kadar temiz bu sayfa için.
altına birkaç cümle yazılır ve olay o birkaç satırlık yazıdan sonra kopar. çünkü şiir bölümüne gelinmiştir. beş heceliler, garipçiler, ikinci yeniler hiçbir şiir akımı bu dönemdeki ürünler kadar etkilememiştir yığınları. ürünler daha çok mani dediğimiz, kulaktan dolma uydurulan tek dörtlükten oluşur. birbirinden bağımsız birkaç örnek vermek gerekirse.


dozer geliyor dozer
çekilin yoldan ezer
benim arkadaşım uvey
hülya avşar dan bile güzel ( o dönem kızdım )

**

hoca ezan okuyor
ayakları kokuyor
benim bir sevdiğim var
5/a da okuyor

**

ben ha
seni ha
unutmak ha
asla


***

bunu yazan bir böcek
elbet birgün ölecek
ölünceye dek
hep seni sevecek

***

vur kalbime hançeri
kalbim kana bulansın
fazla derine inme
çünkü orda sen varsın ( minik arabeskçi ekolü )

***

tavan arasında fareler
tıkır tıkır ederler
daha çok yazacaktım amma
kalemimi yediler


***

ve tabi ki ;

seviyorum ama kimi
en tatlı birisini
nasıl anlatsam sana
ilk harflere baksana.


bu dörtlükler aslında hayatımızın da gidişatını anlatıyor. bir zamanlar bizden bir hatıra kalsın diye kalemimizle bu dizeleri yazacak kadar masumduk. komik, ayarsız, deli saçması, düzensiz evet ama bizi anlatıyor. saf, sıcak, samimi, temiz. biz bu düzensiz saflıktan, cümlelerin birbirine uyumsuzluğundan her geçen gün uzaklaşmışız. öğrendikçe çeki düzen vermişiz kendimize.
öğrendiğimiz her değişik kelimeyi cümle içinde kullanmayı bir şey zannetmişiz. oysa her şey işte bu dizelerdeki kadar net.
anlatmak istediklerimizi zor ve anlaşılmaz hale getirmeye bayılıyoruz. oysa her şey açık ve aşikar. rahatız, kaygısızız çünkü kaygı nedir bilmiyoruz. herkes birbirine aynı gözle bakıyor. şekilciliği öğrenmemişiz. ne zaman büyümeye, hayatın (afedersiniz) o....uluğunu öğrenmeye başlamışsak ıkına ıkına konuşmaya yazmaya çabalamışız. şeklin ve farklılığın şiarı..


şimdi istesek de bu kadar yakalayamayız o tadı. herkesin geçtiği o toz pembe ve silgi kokulu zamanları.
belki de bu manileri bu ruhu özlediğimizden doyasıya eğleniyoruz popçuların anlamsız şarkılarında.
devamını gör...
biz küçükken, çok küçükken, aslında o kadar da küçük değilken, işte ilkokula giderken "hatıra defteri" ve "anket defteri" gibi iki ayrı kavram vardı hayatımızda. sınıf arkadaşlarımıza, site arkadaşlarımıza, akrabalarımıza doldurturduk sayfalarını. hatıra defterini yazarken çok zorlanırdım da:

"sevgili x
bu kalbin kadar temiz sayfayı (bu sözü ilk bulan kişiyi alnından öpmek lazım) bana ayırdığın için teşekkür ederim. sen çok iyi bir insansın. inşallah hep senin gibi iyi insanlarla karşılaşırsın. senin gibi bir arkadaşım olduğu için çok mutluyum. bir de ileride yollarımız ayrılsa bile seni hiç unutmayacağım (yalana bak be şimdi sorsan nerde hatırlarım seni). neyse hadi bir de mani yazayım

hatıra hatıra dedin
başımın etini yedin
al sana hatıra
okudukça beni hatırla
seni seven arkadaşın (evet itiraf ediyorum küçükken bencil ve sevgisiz bir insan olduğum için bu tür cümlelerden destek alırdım) "

işte yukarıdaki metnin farklı kombinasyonlarıyla kaç sayfa doldurmuşumdur kim bilir. yine itiraf ediyorum özel hayata saygısız bir insandım. bana verilen hatıra defterlerinin benden önce yazılmış olan bütün sayfalarını okurdum. aslında amacım ilham almaktı. ne yapayım sıkılıyordum o tür defterleri doldururken.
benim de bir hatıra defterim oldu. ben almadım, ilkokul 5 in son günü bir arkadaşım hediye etmişti bana. ben de gider ayak insanlara birşeyler yazdırayım madem dedim.

hatıra defterlerinden ziyade anket defterleri hep daha çok ilgimi çekmiştir benim:
"adınız:
soyadınız:
boyunuz:
kilonuz:
göz renginiz:
(manken ajansına başvuru formu dolduruyoruz sanki)
burcunuz:
doğum tarihiniz:
en sevdiğiniz 3 renk:
en büyük hayaliniz:
ne tür kitaplardan hoşlanırsınız:"

vs vs bir milyon tane soru üretmek mümkün bu defterde. ama son soru muhakkak "anket defterinin sahibi hakkındaki düşünceleriniz" olmalıdır. o soruya da hep "sen çok tatlı bir insansın. arkadaşım olmandan ötürü çok memnunum. inşallah hayatının kalan kısmında başarılı ve mutlu bir insan olursun" cevabını verirdim.

şimdi düşünüyorum da, çocukluğu özlememden mütevellit mi yoksa gerçekten o defterlerin bendeki yerlerinin ayrı olmasından mı özledim o defterleri. şimdiki nesilde yok öyle alışkanlıklar, varsa yoksa internet-telefon. peh.

aslında meseleyi şuraya bağlamaya çalışıyorum ki: küçükken insanın gözünde çok büyük, çok değerli olan şeyler büyüdükçe değerini yitiriyor ya, ona çok içerliyorum bazen.. yani ne kadar değerli şeyler gelip geçmiştir minicik dünyamda, ama benimle büyüyen değerlerin büyüme katsayısı benim büyüme katsayımın karesi ile orantılı galiba. aramızda epey mesafe oldu. küçükken 4 teker, boyum kadar bir bisikletin heyecanıyla 3 gece uyuyamamıştım, şimdi heyecanından uyuyamayacağım şeyleri düşününce, 4 teker bisiklet yanında çok küçük kalıyor.
belli zaman dilimlerinde belli modalar * hasıl oluyordu. bir dönem bisiklet, bir dönem paten, bir dönem oyuncaklar, bir dönem defterler.. patenle kaymak bir tutku halini almıştı bende bir zamanlar. şimdi ne kadar da monotonlaştık, dünyaya ne çabuk alıştık, yeniliklerden hiç heyecanlanmaz olduk.. herhalde ışınlanmayı bulsalaır bir 4 teker bisiklet karşısında duyduğum heyecanı duyamam.

büyürken duyarsızlaşıyor galiba insan, heyecanını yitiriyor. hep küçük kalsam diyorum, hep küçük ve heyecan dolu kalsam..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar