imkansızlıklar içinde büyümek

günümüzde etrafımızda ben mahrum kaldım ama çocuğumu mahrum etmeyeceğim diyen birçok ebeveyn var. çocuğuna en iyisinden yedirir/giydirir/gezdirir.

ama bilmez ki sen imkansızlıklar içinde büyürken hayata karşı tutunmayı öğrendin, mücadeliyi öğrendin, bir şeylerin bedeli olduğunu öğrendin. o çocuğa sıfır mücadeleyi öğretiyorsun yarın önüne bir hedef koymaktan bihaber bir çocuk olup çıkacak. kendisini zorlayan bir durum olduğunda çıkar yol bulamayacak.

fazlası zarar ama faydalı bir durumdur.
devamını gör...
bunu da yaşamadım demem. hala da sürmekte gerçi.

hiç unutmam, birinci sınıfa yeni başlamıştım. ben hep düşünceli bir çocuk oldum. birinci sınıfta da kitap alınacak, aklımda öyle yer etmiş demek ki, babam almaz sanıp annemin kucağında ağlamıştım "anne lütfen alalım, herkes alıyor" diye.
devamını gör...
imkanla büyüyüp imkansızlıkla hayata devam etmek değildir ancak ikisi de zordur. manevi olarak güçlenmek adina fırsata çevirilebilir. yani çok yiyip, çok sükseli bir hayat yaşayan kişi sapıtabileceğinden dolayı malın fazlası da zarar.

velhasıl Allah kimseyi gördüğünden geri bırakmasın. çok verip sapanlardan eylemesin.
devamını gör...
7 nüfuslu bir ailenin en büyük oğluyum ben... rahmetli babam devlet memuruydu... siyasi görüşleri yüzünden gezer dururduk... annem bir türkmen kızıdır... 5 kardeşiz babam hepimizi okutmak istedi... kıt kanaat yaşayıp giderdik. memleketin bir çok yerini gezdik...

bir memur maaşı ile 5 çocuk babamın belini çok bükmüş olacak ki, erken yaşta vefat etti...

sonra ben okulu bırakıp askere gittim, benim bir küçük kardeşim evin bütün yükünü üstüne aldı...

zamanı geldi samimiyetimle söylüyorum sadece ekmek ve peynir yediğimiz oldu... Allah'a şükürler olsun onu bulamayanlar da var...

ama şimdi ki hayatın mı o zaman mı diye sorsanız o zaman derim...

hepimiz bir arada samimi yüzlerin sırt sırta vererek mücadele ettiği zamanlar...

imkansızlıklar içinde büyümek böyle bir şey mi bilmem ama biz böyle büyüdük...
devamını gör...
evde yiyecek ekmeğin olmaması nedir bilenin anlayacağı haldir. evde soba yakacak kömürü bırakın odunun olmaması nedir bileceği haldir. hiç unutmam bir kış montum yoktu botum da yoktu dedem alıp gelmiş o da yaşlı adam ne anlasın erkek montu ile botu almış ama senelerce giymiştim. çocukluğumun bir kısmı çok bolluk içinde geçti 6lı yaşlardan orta okula kadar da yokluk içinde geçti. sonrası ise çok iyi git gide de daha iyiye gidiyor elhamdülillah. ama bana o bir kaç sene öyle şey kattı ki bir çocuğun bir şekere nasıl sevineceğini ben bilirim hatta şekeri geçin ekmeğe nasıl sevineceğini ben bilirim. bir oda bir salon bir ev düşünün sadece salon da soba vardı annemgil hep soğuk oda da kalırdı bizse pazarcı semtinde oturduğumuz için pazarcıların getirdiği kasaları yakardı annem orda uyurduk. gündüz zaten soba çok yanmazdı akşam üzeri yakardı ve gece onun sıcağında uyunurdu. montumla uyuduğum geceler bilirim. cama çakılan naylonun rüzgarda çıkardığı seste uyumayı bilirim. o yüzden boşuna demiyorum zenginim elhamdülillah.
devamını gör...
mücadele azmi ve hırsı, kararlılık, güçlü bir bünye kazandırması falan artıları bol bir işlem de,
biraz da katı yapıyor insanı be.
daha az toleranslı, daha çok yargılı, sürekli bir şeylerin peşinde koşturup mücadelesini vermek zorunda olduğun hissi...
imkanlı büyümekler kadar relaks bir karakter sunmuyor maalesef.
güçlükle kazanıldığı için elde edilen şeyler daha çok stres kaynağı olabiliyor.
devamını gör...
bir adım yere okul servisi. kursa servis. sokağa çıkma üşürsün. top oynama terlersin. ne yapacak çocuk. oturacak ders çalışacak. oturacak tv izleyecek. oturacak bilgisayarın başına.
fiziksel gelişimi, kültürel gelişimi, sosyalleşmesi...
sayısı, saydıkça artanlar hep eksik kalacak. imkanların varlığı yetmeyebilir yerli yerinde kullanılamazsa...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar