inanmak istediğine inanmak

insan evladının genel karakteristik özelliğidir. doğru olana odaklanmaktansa, arzu ettiği doğrunun peşine düşer. bu husus toplumumuzun en hassas olduğu siyaset ve din noktasında ciddi önem arzediyor. inanmak istediğine inanan insanın önüne inanmak istediği şeyi sunmak yetiyor. zaten yeterince kitap, gazete okumayan, gündemi takip etmeyen sosyal medya insanını avlamak haliyle kolaylaşıyor. nasıl mı? tayyip erdoğan'ın hırsız olmasını isteyen bir insan düşünün bir de kılıçdaroğlu'nun hain olduğuna inanmak isteyen birini. bunlar gündemi takip etmeyen, erdoğan ve kılıçdaroğlu'nu birinci ağızdan dinlemeyen, tv'de gördüğü zaman "ya değiş şunu. gördüm mü cinlerim tepeme çıkıyor" diyen insanlar olsunlar. bunların önüne yanlı medya organları ve sosyal medyada iki tane kırpılmış haber atın. birinci haber şöyle olsun; "tayyip erdoğan'ın ingiltere'de ki bir bankada 5 milyar dolar parası olduğu ortaya çıktı" ikinci haberde şöyle olsun; "kemal kılıçdaroğlu pkk bizim gönlümüzde önemli yere sahip bir örgüttür dedi" bu iki haberinde asılsız haberler olduğu aslolan gerçektir. peki asılsız olan bu haberlerin, bahsi geçen kişiler açısından önemi nedir? tabiki inanmak istedikleri haberlerdir ve inanacaklardır da. inanacaklardır ve asla teyit etme ihtiyacı duymayacaklardır.

inanmak istediğine inanmak mevzusunun toplumumuz açısından en ciddi sıkıntısı şudur ki, karşıt görüşlü kişiler yahut siyasiler hakkında yapılan karalama kampanyaları, asılsız haberler, iftiralar, cımbızla çekilip servis edilen konuşmalar o kadar çabuk kabul ediliyor ve o kadar çabuk yayılıyor ki hayret etmemek elde değil. inanmak istedikleri doğruya(!) o kadar saplanıyorlar ki aksi gün gibi ortada olsa yahut su götürmez kanıtlarla ispatlansa dahi göz görmüyor, kulak işitmiyor. hal böyle olunca toplumu siyasi, ideolojik, dini ve mezhepsel kargaşaya sürüklemek isteyenlerin yahut kendi etki alanını genişletmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürülüyor. ne yazık ki!!!
devamını gör...
bana inanmak zorunda değil hiçbir duvar fakat bir balyozla yıkılabileceğini söylediğim zaman yüzüne, bunu inkar edemez. hiçbir taş bana hak vermek zorunda değil fakat önüme çıktığı zaman onu kenara itmem gerektiğini kabul etmemezlik de yapamaz. ve hiç kimseye inanmak zorunda değilim, inkârcı kimliğinizle gurur kokan bakışlarınızı kabul etmemek hakkı hep elimde olacak. ben kuşların uçtuğunu hep söyleyeceğim. siz yürüyenlere kuş demeye devam edebilirsiniz. “mutluyum, çünkü gâlip gelmedim.” çünkü inanmak için inanmadım. peki ya istediğine inanma hakkını elinde bulunduranlar?
devamını gör...
bana uyan en önemli şey bazen geniş çerçeveden bakamıyorum ve inanmak istediklerime inanıyorum. herhangi bir şey olduğunda ise şaşırıyorum tökezliyorum maalesef...
devamını gör...
aslında her durum budur. karşısındakinin dediğine inanan da esasında ona inanmak istemiştir. buradaki ilizyon, insanların kolay olana inandığı şeklindedir. ki gerçek de budur. zaman geçer başka bir şeye inanırız çünkü yeni durumda inandığımız şeye inanmak daha kolaydır.
devamını gör...
kişinin hipnotizesine karşı koyamayacağı tek kişi, kendisidir. öyle ki farkında bile olmaz.

en güçlü yanını bahanesini argümanlaştırmak için kullanır kişi. önce kendini inandırır, sonra başkalarını.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar