inanmak ve bilmek


inanmak ve bilmek farklı şŸeylerdir.her bilen inanmışŸ demek değŸildir.ã‡ünkü bilip de inanmayanlara rastlamak mümkündür.fakat inanmak için bilmek şŸarttır.onun için islam büyükleri buyurmuşŸlardır ki ; iman için ilim amel ve ihlas esastır.yani mümin bilgi sahibidir.bildiklerini samimiyetle yaşŸamak ve yaşŸatmak arzusundadır.yani inanmışŸ insana tek başŸına bilgili olmak yetmez.o samimiyetle inanmak ve inandığŸı gibi yaşŸamak zorundadır.aksi halde kendini mutsuz hisseder.

biz insanların fıtraten inanma ihtiyacı içinde olduklarını , inançsız mutlu olamayacaklarını sanıyoruz.bize göre insanı mutlu eden şŸey bilmekten çok inanmaktır.ã‡ünkü mutluluk kavramı akli ve zihni olmaktan çok kalbi ve hissiâ’dir ; insanın bildiklerine sevgi ve saygı duymasıdır.bize göre bir insanı tanımak onu bilmektir; fakat bir insana inanmak ona sevgi ve saygı duymaktır.tamamı ile tanımak ve bilmek üzerine kurulu , sevgi ve saygıdan mahrum bir cemiyet mutlu olamayacağŸı gibi çok şŸey bilen fakat inanmayan kişŸi de mutlu olmaz.onun için biz de üstad necip fazıl gibi diyoruz ki â“her şŸeyden önce inanmaya inanmak gerek.┠daha sonra â“doğŸru inanmanın┠yolu daha kolay ve daha rahat bulunur.

zamanımızda bazıları entelektüel olmayı inançsız olmak tarzında ele almaktadır.güya onlar sürekli şŸüphe halinde nura doğŸru koşŸmaktadırlar da inanmışŸ aydınlar bildikleri ile yetinmektedirler.gerçekten onlar böyle sanıyorlarsa büyük bir yanılma içindeler.

ã‡ünkü inanmak inanmamaktan daha fazla bir çabayı gerektirir.cesaretleri varsa kendilerini inanmanın çilesini çekmeye davet ediyoruz.bizi kanaatimiz odur ki inançsızlar böyle bir rizikoyu göze alamazlar.ã‡ünkü onlar bu zihni zahmete katlanamazlar ve kavurucu iradeyi gösteremezler.aman Allahâ’ım inanmak ne kadar zor inkar etmek ne kadar kolay !
gerçekten de cennetin yolu dikenlerle uçurumlarla kaplı da cehennemim yoluna çiçekler nefse hoşŸ gelen kolaylıklar döşŸenmişŸ.... ve bu ne korkunç imtihandır..

hemen bu noktada belirtelim ki şŸüphe ; 1. ilmi şŸüphecilik
2. marazi şŸüphecilik biçiminde ele alınabilir.

ilmi şŸüphecilik gerçekten faydalıdır.ilmi çalışŸmalar ve incelemeler sonucunda ulaşŸtığŸımız bilgilerin sağŸlam olup olmadığŸını araşŸtırmamıza yardımcı olur.zaten ilmi şŸüphecilik tecrübe ve müşŸahade yolu ile elde ettiğŸimiz bilgilerin sürekli olarak kontrole tabi tutulması demektir.

işŸte beşŸeriyeti nura götürecek şŸüphe budur.hiç şŸüpheniz olmasın ki , inançlı aydınların da böyle bir şŸüpheciliğŸe ihtiyacı vardır.bu onların bir kitab-ı ekber olan kainatın içinde cereyan eden olayları ve bütün mevcudatı doğŸru bilmelerine hizmet edecektir.nitekim imam gazali hazretleri â“el munkızu mineddalal┠adlı eseri ile bu konuda tefekkür dünyasında öncülük etmişŸtir.

marazi şŸüpheciliğŸe gelince bu ilmi şŸüphecilikten çok farklı olarak sürekli boşŸlukta kalmak manasız vehimler içinde tırnaklarını kemirip durmak demektir.bunlar alemi sevgiden ve saygıdan mahrum bir gözle seyrederler; en samimi duyguları , en halis niyetleri ve en masum davranışŸları bir paranoyak gibi korku ve endişŸe ile yorumlarlar.sürekli huzursuz ve tedirgindirler.onlara göre din , ahlak ,hukuk ve diğŸer beşŸeri değŸerler hep birer tuzak, birer aldatmacadır.kısacası marazi şŸüphe içinde bulunan kişŸi tamamen müminin zıddı bir tavır içinde çırpınır durur.



*
devamını gör...

inanmak ve bilmek farklı şeylerdir.her bilen inanmış demek değildir.çünkü bilip de inanmayanlara rastlamak mümkündür.fakat inanmak için bilmek şarttır.onun için islam büyükleri buyurmuşlardır ki ; iman için ilim amel ve ihlas esastır.yani mümin bilgi sahibidir.bildiklerini samimiyetle yaşamak ve yaşatmak arzusundadır.yani inanmış insana tek başına bilgili olmak yetmez.o samimiyetle inanmak ve inandığı gibi yaşamak zorundadır.aksi halde kendini mutsuz hisseder.

biz insanların fıtraten inanma ihtiyacı içinde olduklarını , inançsız mutlu olamayacaklarını sanıyoruz.bize göre insanı mutlu eden şey bilmekten çok inanmaktır.çünkü mutluluk kavramı akli ve zihni olmaktan çok kalbi ve hissiâ’dir ; insanın bildiklerine sevgi ve saygı duymasıdır.bize göre bir insanı tanımak onu bilmektir; fakat bir insana inanmak ona sevgi ve saygı duymaktır.tamamı ile tanımak ve bilmek üzerine kurulu , sevgi ve saygıdan mahrum bir cemiyet mutlu olamayacağı gibi çok şey bilen fakat inanmayan kişi de mutlu olmaz.onun için biz de üstad necip fazıl gibi diyoruz ki â“her şeyden önce inanmaya inanmak gerek.┠daha sonra â“doğru inanmanın┠yolu daha kolay ve daha rahat bulunur.

zamanımızda bazıları entelektüel olmayı inançsız olmak tarzında ele almaktadır.güya onlar sürekli şüphe halinde nura doğru koşmaktadırlar da inanmış aydınlar bildikleri ile yetinmektedirler.gerçekten onlar böyle sanıyorlarsa büyük bir yanılma içindeler.

çünkü inanmak inanmamaktan daha fazla bir çabayı gerektirir.cesaretleri varsa kendilerini inanmanın çilesini çekmeye davet ediyoruz.bizi kanaatimiz odur ki inançsızlar böyle bir rizikoyu göze alamazlar.çünkü onlar bu zihni zahmete katlanamazlar ve kavurucu iradeyi gösteremezler.aman Allahâ’ım inanmak ne kadar zor inkar etmek ne kadar kolay !
gerçekten de cennetin yolu dikenlerle uçurumlarla kaplı da cehennemim yoluna çiçekler nefse hoş gelen kolaylıklar döşenmiş.... ve bu ne korkunç imtihandır..

hemen bu noktada belirtelim ki şüphe ; 1. ilmi şüphecilik
2. marazi şüphecilik biçiminde ele alınabilir.

ilmi şüphecilik gerçekten faydalıdır.ilmi çalışmalar ve incelemeler sonucunda ulaştığımız bilgilerin sağlam olup olmadığını araştırmamıza yardımcı olur.zaten ilmi şüphecilik tecrübe ve müşahade yolu ile elde ettiğimiz bilgilerin sürekli olarak kontrole tabi tutulması demektir.

işte beşeriyeti nura götürecek şüphe budur.hiç şüpheniz olmasın ki , inançlı aydınların da böyle bir şüpheciliğe ihtiyacı vardır.bu onların bir kitab-ı ekber olan kainatın içinde cereyan eden olayları ve bütün mevcudatı doğru bilmelerine hizmet edecektir.nitekim imam gazali hazretleri â“el munkızu mineddalal┠adlı eseri ile bu konuda tefekkür dünyasında öncülük etmiştir.

marazi şüpheciliğe gelince bu ilmi şüphecilikten çok farklı olarak sürekli boşlukta kalmak manasız vehimler içinde tırnaklarını kemirip durmak demektir.bunlar alemi sevgiden ve saygıdan mahrum bir gözle seyrederler; en samimi duyguları , en halis niyetleri ve en masum davranışları bir paranoyak gibi korku ve endişe ile yorumlarlar.sürekli huzursuz ve tedirgindirler.onlara göre din , ahlak ,hukuk ve diğer beşeri değerler hep birer tuzak, birer aldatmacadır.kısacası marazi şüphe içinde bulunan kişi tamamen müminin zıddı bir tavır içinde çırpınır durur.



*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar