incendies

lübnan iç savaşını anlatan film. radiohead şarkıları eşliğinde. denis villeneuve filmi. aslında bir uyarlama, wajdi mouawad oyunundan. vuran, inciten ve sorgulayan bir film. geridönüşleri ve acıyı en sert haliyle verişi ile güzel bir film. hele açılış sahnesindeki şu şarkı insanı daha da düşündürüyor:you and whose army
devamını gör...
kanada yapımı ödüllü bir film. ama şu kanadalı müslüman klişesinden kurtulamamıştır bi türlü. kanadada hızla artan müslüman nufusuna yönelik önlem olarak kanada'daki müslümanların, özellikle göçmen olanların geldikleri yerlerde suça bulaşmış, siyasi imtiyazlarla kanadaya kaçmış oldukları yönünde çizilmeye çalışan imajın bir parçasıdır. yine bu olay south park'ta da bi kaç bölüm işlenmişti.
devamını gör...
lübnan savaşından kanada'ya kadar uzanan geniş bir zamanı ve mekanı kapsayan bu film aynı zamanda bir aile dramı. yaşananlarda bir gerçeklik hissi hakim.

ölüm bir başlangıç bu filmde, lübnan'da hristiyan ve müslümanlar arasında geçen savaşta her şey yok olup giderken, hayatta kalabilen insanların ise zihinsel kirlenmelere maruz kaldıkları, ölüm, göç, tecavüz, bilinç kaybı, adanmışlık ve hırs gibi süreçlerden geçtikleri görülüyor. çok çok çok acı. hele hele lübnan'lıysanız bu filmin anlamı çok daha büyük oluyor.

bir artı bir kaç eder? elinde iki mektup olan nawal'ın çocukları bu mektupları vermek üzere film boyunca babasını ve abisini arar, akat aslında bulacakları bir kişidir. iki mektup bir kişiye verilir. sonrasını izleyip görün. en vurucu kısmı orası zira!
devamını gör...
ensest içeren filmdir. bu da spoiler değil keyword'dür. bunu bilin de izleyecekseniz de öyle izleyin. iğrenç şeylerin reklamını da yapıp insanların gönül dünyalarını bulandırmayın.


--! spoiler !--

iki kardeşin havuz sahnesinde bi b.klar olacağı belliydi sonunda daha da büyük iğrençlik geldi..

--! spoiler !--
devamını gör...
insanı alt üst eden bir film. psikoloji miskoloji bırakmıyor. şu repliğiyle ; "çünkü; gerçeklerin karşısında herkesin susması gerekir." beni benden alıp, en yüksek yerlerden hızla yere çakıp bırakmıştır.
devamını gör...
filmi seyrettikten sonra yasadigim ulkedeki lubnanli gocmenlerin ucuncu neslinin bile ne kadar kavgaci, hircin, her an patlamaya hazir olduklarini daha iyi anliyorum. film de hayret edilecek bir nokta da boyle filmlerde devamli acimasiz terorist tipine alistigimiz karakterlerin musluman degil de hristiyan olarak gosterilmesi. otobus yakma, kiz cocugunun vuruldugu sahnelerde acikca tufeklerin dipciklerinde hz isa, hz meryem figurleri gorunmekteydi. hatta imdb deki message boards'da biri bu film hristiyan karsiti mi diye soruyordu. hollywood cekse eminim ordaki teroristler kesin musluman olarak yansitilirdi.
cok guzel bu kadar basarili bir filmde karakterlerin yaslandirilma ayrintisina nawal marwan disinda dikkat edilmemis.
film flashbacklerle surup gidiyor. fakat diger sahneye gecerken ekranin kararip tekrar acilmasi ya da gecmiste olan goruntulerin farkli renk tonunda cekilmesi gibi bir uygulama yapmadiklari icin seyrederken kafa karisikligina sebebiyet verebiliyor. bir de fransizca filmi ingilizce alt yaziyla seyrederseniz sinir bozucu olabiliyor.
soka hazirlikli olarak seyredilmesi tavsiye edilir.
devamını gör...
devlet tiyatrolarında yanık ismi ile sahnelenmiş bir de tiyatro versiyonu bulunan sinema eseridir. bünyede bittiğinde çok ciddi travmatik etkiler bırakan ve insan da yeni bir old boy etkisi yaratan filmdir.

filmin özellikle arap hıristiyanların yaşamından kesitler sunması da ayrı bir zenginliktir.
devamını gör...
açık konuşmak gerekirse 1+1 in 1 ettiği film. izlemeyiniz efendim, psikolojinizin bozulmasını istemiyorsanız izlemeyiniz.


devamını gör...
hazreti mevlana'nın sözü müydü yoksa bir kızılderili atasözü mü tam hatırlayamıyorum, şöyle diyordu: bir insan toprağa tükürdüğünde kendi annesinin yüzüne tükürmüş gibidir. newal, bir kadın. tüm savaşlarda en çok ağlayan, acı çeken, savaşın ızdırabını bedeniyle,ruhuyla yaşayan diğer kadınlar gibi bir kadın. gözünü kırpmadan masumları katleden savaş suçlularını da doğuranlar o kutsal kadınlar. bizler şu daracık topraklarda yaşamasını beceremeyen insanlar, o toprakları sahiplenen insancıklar, köpeğin sırtındaki pireler misali biz insanlar, burası bizim derken, burada senin yaşamaya hakkın yok derken, benden olmayanın canı cehenneme derken, kendi anamıza cariye muamelesi yapmış oluyoruz. hepimiz bu toprakların çocuklarıyız, yaşamaya ve yaşatmaya hakkımız var. bir insanı öldürdüğümüzde tüm insanlığı öldürmüş oluyoruz. bu kadim tevrat'ta da kuran'da da değişmeyen bir hakikattir. ama üzerinde derinlemesine düşünülmemiştir.birini öldürdün. karısını,evlatlarını ağlattın,onlar yetimlik ve kin içinde büyüdüler. sonra öc aldılar. o çocukların masumiyetini aldın, onların kini, senin kabilene ya da adı her ne ise bulunduğun topluluğa bir hınç dalgası olarak döndü ve tekrar sizden onlara, sonsuz bir fasit daire. tüm insanlığı, insanı beşerlikten, ahsen-i takvim olmaya götüren yolu çiğnedin. kalplerden merhamet ve sevgi duygusunu aldın. insanlığı öldürdün. newal bir kadın değil sadece. newal lübnan'dır, newal'in rahminde herkese yer vardı. ondan çıkan iblis'in tohumu bile olsa, newal, anavatan olarak onu da bağrına basar. çünkü çöp de, yine aslı olan toprağa döner ve onda yok olur. newal'in , lübnan'ın , masumiyetin, ırzına geçildi. ama arapların da dediği gibi savaş , ağırlıklarını bırakınca, vatan, kendisini lime lime edenlere bile kucağını açtı. bize, size,herkese bu ülkede yeterince yer var. annemizin şerefini çiğnemeyelim. ''hep beraber olmaktan daha güzel bir şey yoktur.''

tanım: 2011 yapımı lübnan iç savaşını konu alan kanada filmi.
devamını gör...
muazzam bir film. kesinlikle izlenilesi, izlettirilesi film. böyle filmler çok fazla yapıl(a)mıyor. türkçesi içimdeki yangın dı galiba.
devamını gör...
keşke arapça olan diyalogları da türkçe'ye çevirselerdi dediğim film.

filmin sonunda ağzınızdan gayri ihtiyari "ulan kadere bak" kelimeleri dökülüyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.