insan

#yaşam 

yaratılışın sessizliği, var oluşun isimsizliğidir.
devamını gör...
çoğu nankördür. önünde duran mis gibi humus'u görmez, gider patlıcan salatasını över. akıllım benim. *
devamını gör...
eşref-i mahlukat olabilirken aynı zamanda en aşağılık varlık da olabilen yaratık.

dünyanın içine ettiği, doğayı binlerce yıldır mahvettiği, doğal türlerin yok olmasına sebep olduğu yetmiyormuş gibi, bir de içlerinde sokakları köpeklerden arındırmaya çalışan güruhu da vardır bunların.
devamını gör...
"zümre-i insandan mihr ü muhabbettir garaz" denilmiştir..
devamını gör...
"insan ne zavallıdır!
duymaz orman ve ışık melodilerini
kibir örter gözlerini
mırıldanır sonsuzluk vehmini
şatolar, evler kurar
sonsuza dek kalacakmış gibi"

lale müldür


devamını gör...
--- alıntı ---
hiçbir bitki bitkileşmez, hiçbir hayvan hayvanlaşmaz; lakin insan insanlaşır. zira ancak insan, kendi mertebesine ait yetileri ve yetenekleri gerçekleştirdikçe, geliştirdikçe insan olur. dolayısıyla insanlık olan/olunan bir şeydir.
--- alıntı ---

*
devamını gör...
başıboş bırakılmamış bir yol haritası verilmiştir. layıkıyla temsil etmek yada başarısız bir taklitçi olmak tercih meselesidir.
devamını gör...
adem. adam. 'cins' bir adam. cins. ins.

"allah’ın değil, adem’in çocuklarıyız. mutlak varlığın, haysiyetli kıldığı özgür ruhlarıyız. doğanın ve diğer varlıkların emanetini üstlenebilecek donanıma sahip sorumlu varlıklarız.

Allah’ın hem parçası, hem cüz’i iradesi, hem dostu, hem sevgilisi, hem isyankar, yaramaz olabilen, hem aciz ve zayıf düşebilen bağımsız-özerk ayetleriyiz.. hem onun yalnızlığının bir parçası, hem yalnızlığının işaretiyiz. hem acılarının göstergesi hem mutluluğunun aynasıyız. hem yarası, hem şifasıyız. hem kudretinin tecellisi, hem zorunluluklarının sonucuyuz.

asla tanrı olamayız ama asla tanrının kölesi de değiliz. çünkü o efendi değil, rab’dir. eğiten, terbiye eden, yol gösterendir. asla tek taraflı ve sabit bir ilişkimiz olamaz, çift yönlü, değişken, inişli çıkışlı, karşılıklı bir ilişki içinde olmalıyız. asla eşit değiliz, o ilahtır, biz ise insanız, ama asla onunla adaletsiz, tek taraflı bir ilişkimiz olamaz. hesap günü bile karşılıklı muhasebe günüdür ve ona bizim de soracaklarımız olacaktır. kulluk kavramının kölelik manasından özenle ayrıştırılması, ilah ve rab kavramının pagan tanrı telakkisinden arındırılması, Allah’ı ve insanı anlamanın ilk adımıdır." *

devamını gör...
üç beş damla kan.

gerçekten de yenidoğan döneminde üç beş damla, bir bardak kadar kan. öyle az ki, tüm kanını bir bardağa doldursalar, ilgilieri bir dikişte bitirebilir, o kadar az kan.
büyüdük ve çoğaldı kanlarımız.
(bkz: biti kanlanmak)
devamını gör...
imalatçı. her tür imalat ustası ve işçisidir. kadim tarihten, hatta yaratılıştan itibaren inşaa veya yıkım üzerine çok renkli ve çeşitli mahareti vardır. felsefe, edebiyat, tıp, tarih, sanat, matematik astronomi vesaire... insan önce köylü ve çiftçiydi. sonra kente ve tüccarlığa yelken açtı. toprağı yardı. kazma kürek kesmedi, teknoloji ile bütünleşip 'ferhat' oldu. dağları deldi. denizlerde gemiler yürüttü. bunun kara da gemi yürüteni bile oldu. ben tarihin tanıksız sözcüsüyüm. söz oldu insan, ser'den oldu. söz oldu insan sulh oldu. milyonlarca insanın ölmesine neden oldu... okudu, okudu, okudu. tabip oldu, maraz veren oldu aynı tabip. mühendis oldu, yıkımlar keşfetti. müteahhit oldu, tuğladan tabutlar yaptı. insan. iki ayaklı yıkım operatörü. ve insan. tevhid meş'alesinin taşıyıcısı oldu.

insan küçükken masum, büyürken zalim, yaşlanırken mazlum... ve insan gurbetin koynunda yaşarken nasıl garip olmaz ki? dünya bir meşgale alanı. yeryüzü imtihan masası ve sıla nihayet olan hayatın ardında.

insan esma'nın yansımasıdır.
devamını gör...
aslından gittikçe uzaklaşan, ruhunu şeytana satarken bile kuzuya tuzu yalatıp dereden susuz geçirme düsturuyla hareket eden sefil varlık. sosyalleşmek artık 17 inç ekran karşısında sanal kimlikler üstünden yürüyen sidik yarışı olmuşken egosu uğruna boğazına beynine kadar çamura batmışlık.
bakıyorsun 'güven'i tanımlamış, bakıyorsun ahmet altan'a aldatmak'ı tekrar sorgulatacak kadar babayiğitçe ifadeler. lirik sözler, güzellemeler okuduğunda vay be diyorsun hakkatten adamın hası bu. yanılgı bu ya işte hani annelerin hep karşısındakini kendisi sanma hastalığı. sonra sis çöküyor o güvenden bahseden, insana yakışan erdemleri cilalı sözleriyle bir bir anlatan erkek güzeli çakal, pusuya yatan kunduzmuş. hani hiç bilmediğim bir yerel kanalık alnı geniş yüzü ay bir muhabiri mikrofonu uzatıp "ne kattı be uvey bu cogito dediğiniz hayatına" dese başta bu insan müsveddesini tanıdım derim.

böyle ortaya konuşup çekilmek gibi olmasın. ben kapı önlerinde çekirdek çitlerken dedikodu yapan kadınların çocuklarının kafasını gözünü yara yara, lağım suyu içinde gazoz kapağı yüzdürerek büyümüş bir kondu çocuğuyum internetle sosyalleşmeyi sonradan öğrendim. sosyalleşme dediğimizi netten öğrenen genç kardeşlerim bu boyalı sözlere aldanmayın. iffeti, güveni, aldatmayı tanımlayan sözlük romantiklerine, asilerine, coollarına kanmayın. hüsn-ü zan bazen hislerinizin katline sebep olabiliyor o sözlük kunduzları da hiçbir şey olmamış gibi kimlik değiştirip sefil sanal hayatlarına devam ediyorlar. uyanık olmalı, bizi bir ana sütü saflığında yetiştiren ana babalarımızın hatrına. bir güzel söze bir iri göze kanmadan. zira kunduzlar pusuda.

devamını gör...
bugün birini daha gördüm. elindeki kara poşetten tiner çekiyordu, tineri içine çektikçe de titremesi artıyor, sanki arzı sallıyordu. etrafına hiç zarar vermiyor zannedildiğinden olsa gerek diğerleri bu özel adamın yanından umursamazca geçip gittiler.
devamını gör...
0-3 yaş arası kendisine muamma.

o döneme ait bişey hatırmalaz. ancak duygusal yönden yoğun bir iletişim olur. özellikle anne sütü ile beraber verilen sevgi çocuğun kişilik oluşturma, "insan olma" yolundaki temelini oluşturur. bu dönemde tabir yerindeyse temel atılır. hem maddi hem de manevi olarak çok sağlam bir temelin atılması gerekir. anne sütü ve sevgisi alamayan çocuklar hayata 1-0 değil 5-0 yenik başlar.

0-3 yaş dönemine insanın 'cennet'i yaşadığı dönem de diyebiliriz. anne tarafından verilen yoğun bir sevgi, merhamet ve helal süt. ne zaman ki çocuk sütten kesilir, sonra yavaş yavaş konuşmaya başlar... işte o zaman işler değişir.

eşyanın kelimelerini telaffuz etmeye başlayan "çocuk" artık temsilden gerçekliğe geçmektedir. yani korunaklı cennetten dış etkilere açık dünyaya bir geçiş vardır artık. kelimeleri söyledikçe gerçeklik yavaş yavaş netleşir. yani gerçek ol'maya başlar. olan zaten oluyorken artık eşyanın kelimeleri söylenmeye başlandığı andan itibaren o "olan-biten" artık o çocuk, o insan için gerçekleşmeye başlar. yani artık o çocuk-insan, hayat ormanına fiilen girmiştir.

0-3 yaş aralığında duyguların yoğun bir şekilde aktığı söylenir. sevgi, merhamet. peki ya haset, kıskançlık? bebeğin annenin memesini çok şiddetli bir şekilde emmesinde "haset" duygusunun olduğunu söyleyenler var. yani bebek annenin memesinden daha kolay süt gelsin diye değil sadece. yoğun bir duygusal etkileşim ki belirgin tüm duygular, yani duygusal karakter o dönemde telekkül ediyor.

işte anne sütü bu kadar önemli. hani şu sıralar süt anneliği/süt bankası tartışmaları yapılıyor ya. anne sütü yani bebeğin anneden süt emmesi, hem maddi hem de manevi olarak, yabana atılacak bir mesele değildir. islam neden süt anneliği konusunda bu kadar hassas davranıyor sizce?
devamını gör...
insanların çoğu kafirdir (nahl 83)
insanların çoğu yoldan çıkmıştır (maide 49)
insanların çoğu müşriktir (rum 42)
insanların çoğu inkarcıdır (isra 89)
insanların çoğu Allah'ın ayetlerinden habersizdir (yunus 92)
insanların çoğu Allah'a şükretmez (bakara 243)
insanların çoğu zanna uyar (yunus 36)
insanların çoğu nankördür (furkan 50)
insanların çoğu yalancıdır (şuara 223)
insanların çoğu iman etmez (bakara 100)
insanların çoğu Allah'a ortak koşar (yusuf 106)
insanların çoğu gerçeklerden hoşlanmaz (zuhruf 78)
insanların çoğu kur'an'dan yüz çevirir (fussilet 4)
insanların çoğu düşünmez (maide 103)
insanların çoğu Allah'ın ölüleri dirilteceğini bilmez (nahl 38)
insanların çoğu kıyamete iman etmez (mu min 59)
insanların çoğu Allah'ın mucize yaratabileceğini bilmez (en am 37)
insanların çoğu rızkı Allah'ın verdiğini bilmez (sebe 36)
insanların çoğu doğru hayat tarzının Allah'a teslim olmak olduğunu bilmez (rum 30
devamını gör...
üç veya hayat yönelişi temelinde üç çeşit vardır!. görsel, işitsel ve kinestetik insan. özellikle insan insana davranışlarda bu temel paradigmayi gözeten bireyin başarılı olması diğer durumlara nazaran daha temellidir. bir ürünü pazarlerken adam görsel ise malın özünden, kalitesinden ne kadar bahsederseniz bahsedin o gördüğünün çekiciliği kadarıyla ilgilenir. yok eğer işitselse mutlaka duyduklarıyla hareket edecektir ve sizden refaranslar, sözler, kelamlar istiyecektir. eşine ne kadar özsel yaklaşırsan yaklaş onu aldatmıyorsan dahi işitselse hep senden sevgi sözleri duymak istiyecektir. kinestetik insanlar ise objenin duygusal olarak ne kadar haz alabiliceğine bakar. metadüzey başarıya odaklanmış iseniz bu kriterleri göz önünde almak gerektiği zannındayım...
devamını gör...
~~~~~birhan keskin~~~~~

neşeyle yaptıklarımdan geçtim
kederle durulan yere geldim,
ince uzun bir öfkenin sessiz ipiyle
günün saf ışığının altına çömeldim.

yenildim ben, unutuldum ve üzgün
değilim inan.
büyüktü çünkü onların dünya arzusu
benim otların sesiyle kaplı kalbimden
söktüm atımı söğüdün gölgesinden
şimdi yol benim yeniden.

bir cümledir insan
arşla ferş arasında ve hep haklı
vardım işte demek için
ömür denen cisimde saklı.


~~~~~birhan keskin~~~~~
devamını gör...
elektrik ile çalıştığı sır değil.

vücut elektrik üretiyor. beyin elektrik (sinyal) olmadan çalışmaz zaten. sinirler ve bunlardan geçen sinyalleri biliyorduk ama iş daha da karmaşıkmış. artık elektrik sinyali göndererek çalışmayan yahut bir şekilde bozulan noktalar tekrar harekete geçirtiliyor. mesela parkinson hastalığıyla ilgili böyle bir tedavi yapılmış. istem dışı vücudunun her tarafı oynayan hastanın beynine, bu hastalığa sebep olan beyindeki o kontayı tespit edip yeterli miktarda sinyal gönderdiler ve hasta olumlu sonuç verdi. vücuduna bir tane beyne o ilgili noktaya sinyal gönderecek bir cihaz taktılar ve adamın hayatı değişti. demek ki elektrik çok önemli hayatımızda. elektrik alamadığımızda bozuluyor her şey!

peki madem vücut elektrik üretiyor, ilk tetikleyini nedir? yani bunu bir ilk tetikleyicisi olmalı. acaba ruh mu ilk tetiklemeyi yapıyor diye düşünüyorum. ruhun rengi sarımsıdır. dumansız ateşe benziyor biraz. tersinden bir sağlama yapalım. insan öldüğünde elektrik de kesiliyor. yani ruh insanı terkettiğinde insan hücreleri çalışmayı bırakıyor ve bir zaman sonra çürüme başlıyor. acaba hücreleri çalıştıran da ruh mu? daha doğrusru ruh'un tetiklediği bir çeşit elektrik mi? öyle ya tıkır tıkır çalışan bir bünye insan öldüğünde neden bir anda acayip bir hal alıyor. kalp ve kan diyeceksiniz ama bu işi tam çözmüyor. damarlarda akan kan ile hücrenin çalışma prensibi arasında direk bir bağlantı var mı?

ruh öyle ince ki hücrenin en küçük yapı-taşları arasına girebiliyor ve oradaki boşlukları dolduruyor. yani can veriyor ve ilk tetiklemeyi yapıyor ve makine çalışmaya başlıyor. sonra birgün çekip gittiğinde makina stop! acaba?
devamını gör...
"daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk."
devamını gör...
doğuştan kendi kedini telkin etmeyi öğrenen yaratık. iyi bir şeyler olabileceğine olan inancı her seferinde sekteye uğrasa da her defasında sürekli ve daha büyük bir hızla artar. sonra yavaş yavaş her şey değişir. o telkin makinesi bir katile dönüşür. hayatta en nefret ettiği şeyleri yapmaya başlar. bile isteye. başkalarını üzer. onların üzüntüleriyle mutlu olur. aşağılık ve pislik bir yaratığa dönüşür. hissizleşir ve kendini sorgulayamaz. gittikçe asileşir..... sonra yine sonra! aciz düşürür bu asilik onu. uyuşur uyumaz uyur. bu bir ara herkese olur.
devamını gör...
sadi'nin tarifiyle yek katre-i hûnest ve hezar endîşe: bir damla kan, bin endişe.
devamını gör...
ahsen-i takvim. eşref-i mahlukat. tüm bunlar amel-i salih ile. yaratandan ötürü. *

devamını gör...
bir yerden başka bir yere gitmesi emredildi.

işte o yolcu. bir ağacın altında bir müddet dinlenmeye koyuldu. o ağacın altında dinlendiği vakit dünyada kaldığı vakit kadardır. muhakak ki insanlığın yolculuğu ile insanın yolculuğunun vakti aynı değil. en son insanın yolculuğu bitene dek insanlığın serüveni devam eder.

efendimizin verdiği örnek herhalde buna işaret etmekte. yolcu mal sahibi olamaz. yolda olduğumuz müddetçe mülk sahibi olamayız. yolcunun en akıllısı azığı en iyi hazırlayanıdır.

yine bize emredildi, yürüken yolda yoldaki dikenleri, maniaları kaldırın kenara atın, yolu açın. bir de hızlı koşmayın ne olur!
devamını gör...
biyolojik varlığındaki değişmeleri psikolojik varlığıyla, psikolojik varlığıyla ilgili değişmeleri biyolojik tarafıyla uyumlandırma çilesi çeken; kendi 'ben'i, başka 'ben'lerin çizdiği dairelerde yaşamaya mahkum olan; düşüncesini en uygun ve en ulaşılabilir olanı yakalamak üzere kullanması istenen canlı.
devamını gör...
bir kaç saat sonra bile iyi yada kötü ne yapacağı belli olmayan yaşayan en tehlikeli canlı.
devamını gör...
insan; talihsiz, insan; muamma, insan ama hangi insan, nasıl insan?
devamını gör...
acı ve merhamet hissetme yetisini yitirmişse geriye insanlığından ne kaldı sorusuyla karşı kaşıya gelir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar