insan

#özgürler 

162.
tıpkısının aynısını yoktur.

benzerlerinin bol miktarda olduğunu biliyoruz. benzerlikleri alt alta toplayıp ortalama bir rakam aldığımızda bu rakam bize kaba olarak 'kalite' için az da olsa bir ipucu verecektir.

devamını gör...
164.
arkadaşlar, üstadımız murat kapkıner'in konuyla alakalı makalesini ilgilerinize sunuyorum:


insan-beåžer-ademoäžlu


"åžeytan, bizim illa insan kalmamızı istiyor’’


‘’kur’an’da geçen ‘emanet’in ne olduğunu bilmiyorum ama iyi bir şey olsaydı ‘insan’ın onu üstlenmeyeceğine dair ciddi kuşkularım var’’ demek geliyor içimden. evet, batılı düşünürün yukarı aldığım aforizmasındaki doğruyu bir başka şekilde bendeniz kullanmışım: ‘’tanrı bizi insanlıktan çıkarmak istiyor’’ ‘’tanrı bizi kendisine benzetmek istiyor’’


ecnebininki hele dursun da bizim son tümcemiz için yardımcı bir söz edersek muttaki okuyucumuz kolay itiraz etmez diye düşünüyorum: ‘allah ahlakıyla ahlaklanmak’’.


özgün duruşâ€™un 56. sayısında ümit aktaş imzasıyla yayınlanan bir yazı ilgisiyle yazıyorum. ümit aktaşâ€™a aşağıdaki ayet ıstırap veriyor:


‘’biz emaneti göklere, yerlere ve dağlara arz ettik. onlar onu yüklenmekten korkarak çekindiler. insan onu yüklendi. çünkü insan çok zalim, çok cahildir.’’


düşünen kafayı bu ayet böyle çevrilince mustarip kılıyor. yazar bu ıstırabı gidermek için (belki meşru) şöyle bir yorum getiriyor ayetin son kısmına ‘’...(böylece) zulme ve cehle düştü’’


bu insan denen canlı türünün tek vukuatı bu ayette anılan olsa yazar’a katılacağız ama bu insan’ın ne ilk ne son vukuatı bu ayette anılanlar. mesela insan ‘kâfir’dir kur’an’a göre. haindir, nankördür. berbat bir şeyden yaratıldığı başına kakılmaktadır, apaçık düşmandır. iyilik diye kötülüğü ister, acelecidir. ‘kuşu boynuna dolanıp’ (ne halin varsa gör denilmiş) kıyametle tehdit edilmiştir. iyilikten sonra necat vereni unutur, böyle bir nankördür. cimridir. bunlar sırasıyla 14/34, 15/26, 16/4, 17/11, 17/13, 17/67, 17/100, numaralı ayetler. siz içinde insan geçen öteki bütün ayetleri de okuyun lütfen: bu insan denen canlı hiç de hayırlı bir varlık değil, Allah tarafından hiç hayırla yadedilmemiş.


bu nedenlerle içimden , ‘’eğer bu emanet iyi bir şey olsaydı bu mahluk bunu sahiplenmezdi’’ demek geçiyor. çünkü sağlam ayakkabı olmadığı ayetlerle sabit; bazılarının dediği gibi ‘emaneti arkasına attı’ manasını vermezsek. kelimenin ‘emaniyye’ ‘ümniyye’ kipleri var ki kuruntu, canlılık, iç konuşma anlamları var. mesela emanet iyi bir şey olup canlılıksa, iyi-kötü düşünceyse de insan gene cahil ve zalimdir. hem de çok cahil, çok zalim. altından kalkamayacağı, riayet edemeyeceği bir şeyi üstlenmiştir. bu olasılık kuvvetli. çünkü dağlar, yer ve gökler gerçekten ‘nefs’ sahibi değiller. emanet bildiğimiz can ise. (nefs). ve evet emanet zã®hayat, zevilukul olmak.türkçe söylersek can ve akıl sahibi.


insan, ‘beşer’in adem olmadan önceki çamur, tın tın eden bir kuru balçık hali olmalı. buna süregelen pratiğimizde babanın spermi tekabül ediyor kur’an’daki yaratılışa göre ki ikisi de sonuçta heiddegger’ın ifadesiyle bir "atmık", bir cıvık çamur.


ümit kendisini insan zannettiği için kendi adına şöyle bir çelişki de görüyor: hem zalim, cahil olacağım hem de halife… (kimin halifesi olduğunu kendince yazmış, ayrı konu).

ama böyle bir çelişki kur’an’da yok ki arasını telif edelim. kur’an’da halife olabilen, kendinden öncekilere (ki meleklerdir) halef olabilmeyi başaranlar adem ve oğulları; insan değil. ve ademoğulları kerametli kılınmışken (ona ikram edilmişken) insan hiç de böyle değil. (17/70) insanla hiçbir sözleşme yapılmamışken ademoğullarıyla Allah sözleşmiştir. (7/172, 36/60). ve ademoğulları seçilmiş, insan seçilmemiştir.


ademoäžlu


"emanet"; iyi bir şey ve can sahibi, akıl-fikir, gönül sahibi olup dünyaya gelmek. adem adaylığı, ademoğlu adaylığı... müşterek ad "beşer". yani emanet ‘’ilahi hefha’’ işte beşer bu emanete hıyanet etmiş, şeytanlaşmıştır. (bakınız: hicr: 26’dan 43’e kadar ve sonrası. orada azgınlıktan ayrı tutulanlar ademoğulları. sa’d: 71’den 85’e kadar da okunabilir.)


‘’işte bunlar: Allah’ın kendilerine nimet (vahiy) verdiği peygamberlerden, adem’in soyundan, nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, ibrahim ve israil’in soyundan, hidayet ettiklerimizden, seçtiklerimizdendir. rahman’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar’’ (19/58) adem ve oğullarının aynı seçkin anılışı enbiya suresi’nde de var.


bu ayetin sibakında hep peygamberler anılıyor. ve kur’an’da adem ve ademoğulları nerde geçerse muhataplar hep şefkatli bir babanın çocukları gibidirler. hatalarında usulünce uyarılıyorlar, onlara nasihatler ediliyor ve ademoğullarına ikram edilmiştir. insan’a hiç benzemiyorlar. ademoğullarının karşıtı ins ve cindir, insle cin de birbirinin karşıtıdır ama kesinlikle insanın eşanlamlısı ademoğulları değil.

adem ve oğulları seçilmiştir, insan değil. adem ve oğulları kerametlidir, insan değil. adem ve oğulları bir ailedir, insanlar değil. adem ve oğulları hiçbir yerde aşağılanmamışken insan her yerde aşağılanmıştır.


adem ve oğulları ashabul yemin, insan ashabuşşimal. (güneyli ve kuzeyliler) insan, adam (adem) olamamış beşere diyoruz. yaratılışından da bunu çıkarsamak mümkün. çamur, tın tın eden bir kuru tuğla, sümüksü bir sıvı. adem bu hakir yaratılıştan aziz bir varlık oluşturandır ilahi hefha ile kur’an’a göre. kendi dünyamıza, geriye doğru bütün tarihe baktığımızda tarihin iyiler ve kötüler savaşının bir yanında insanı bir yanında ademoğullarını görürüz.


çok iyi bildiğiniz şeyler söyleyeceğim: insan ama merhametsiz, insan ama sağduyu yoksunu, insan ama haksız, insan ama mümin (ademoğlu) düşmanı, insan ama mustağni vs. işte kur’an’a göre insan gibi insan bu. bir de adam (adem) gibi adam var. bütün kusurlarına karşın mü’min, rabbine karşı boynu bükük. merhamet sahibi. anlayışlı, haktan, mazlumdan yana vs.


bütün bunlardan anlayacağımız şu: bugünkü dilimizde bir sözcüğün kazandığı anlamın ne kadar yaygın olursa olsun kur’an’dakiyle aynı olduğunu hiçbir zaman düşünmemeliyiz. ademoğullarının kutlu bir (ashabulyemin) aile olduğunun aynı mayadan yaratıldığı halde)onların dışında kalan, geçinmeye gönlü olmayan ıvır zıvırın da hayvanlar gibi bir kavim olduklarının bilinci. çünkü ta başta Allah söz alarak muhatap alarak adem’i var etti, insanı değil. öbürleri (insanlar) çamur hallerinde ısrar etti. hala çamurdurlar. yeryüzünde Allah’ın muhatapları adem’in soyudur, insanın değil.



murat kapkıner
devamını gör...
165.
mısri niyazi'nin dilinden:

"'alleme'l-esma' ile hem tac-ı 'kerramna' ile,
arş-ı alada melekler cem'ine, sultan..." edilen

"nebat olup nice devran nice demde olup hayvan..."

'alleme'l-esma' denir; isimlerin öğretildiği,
'kerramna' denir; şerefli kılınan,

ya meleklere sultan ya bitki gibi her şeyden habersiz yaşayıp giden ve hayvan gibi, nefsine köle olan...

*
devamını gör...
167.
ne zorluklar ne acilar yasiyor ve bu insan denilen varlik. ne mutluluklar ne sevincler...
birisi olmadan otekisi olmuyor ve insanoglu aciya da sevince de alisiyor. kisir bir dongu aslinda. sevinmemiz icin acilarin bitmesi lazim ancak hic acisiz bir ortamda da sevinmek icin sebep yoktur. ic ice gecmis duygulari barindirir insan.

seni seviyorum insan. kendimi seviyorum. acilarimi da kederlerimi de sevincimi de hasretlerimi de seviyorum ulen. babami da cok seviyorum bu arada ama sadece ona olan hasretimi sevmiyorum. vuslati 4 gozle bekliyorum onun da beni bekledigini umit ederek.

tanim: tum bunlari yasayan varliktir insan. ne garip bir tezattir kendi icerisinde, enteresan.
devamını gör...
170.
bir ayağının alay-ı illiyyinde,
diğer ayağının esfel-i safilinde olması,
yaratılışında iki vücudi sebebi olan, toprağın balçık kısmı ve Allahın c.c. ruhunden üflemesi ile teşbih edilebilir.
balçık noktasında pis bir çamur gibi esfel-i safilinde olan bir ayağı,
Allahın ruhundan üflemesi cihetiylede alayy-ı illiyyinde olan yaratanına münasebeti.
devamını gör...
171.
bir ayağının alay-ı illiyyinde,
diğer ayağının esfel-i safilinde olması,
yaratılışında iki vücudi sebebi olan, toprağın balçık kısmı ve Allahın c.c. ruhunden üflemesi ile teşbih edilebilir.
balçık noktasında pis bir çamur gibi esfel-i safilinde olan bir ayağı,
Allahın ruhundan üflemesi cihetiylede alayy-ı illiyyinde olan yaratanına münasebeti.
devamını gör...
172.
eflatun'un tarifinde insan siyasal bir hayvandır. halbuki bir çok çevirilerde siyasal kelimesi yerine sosyal kelimesi kullanılmıştır. aslına bakarsanız bal arıları ile karıncalar insandan çok daha fazla sosyal hayvanlar olup insanın bu hayvanlara sosyallik bakımından üstünlük taslaması pek muktedir değildir. o halde geriye tek bir çıkış kalıyor, o da insanın siyasal bir hayvan oluşu. bu nokta da siyasallı günümüz manasıyla değerlendirmemek gerekmektedir. keza siyaset, insanın yaşadığı toplumla olan ortak yazgı, ortak dertlerden meydana gelmiş bilinç altı bir yazgıdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar