insancıklar

ne tuhaftır hemen hemen her bitkinin hormonlusu yapılan nebatattan evvel kimi insanlarda daha evvelinde başŸlayan insana benzer insanı anımsatan türler çıktı ...hani dometese benzeyen ama adam akıllı tarla dometesi tadını ,berketini,doyumunu,hazzını vermeyen ....bir kısım insancıklar kimilerinin hassasiyetini dokundurup dokundurup ulan nasıl da yaptım renkleri belli oldu ,ya da ne etsemde kızdırsam vay sen şŸöylesin vay sen şŸucusun ...iyide anacım sora bilir miyim sen ne b.ksun . ne hakla inancımı hassasiyetimi sorguluyorsun. bundan sanane değŸil mi ?ha dini minvalden her şŸeyin yorumunu yapacak fıkıh ,hadis, megazi,peygamber tarihi... vs hepsine ehil müctehit gibi biri isen sana tabi olanlar sana yeter hali hazırda hiç bir taraftan yana bir b.ka benzer bir yanın yada hassasiyetin yokken hassasiyeti olan insanlar ile dalga geçmeyi vs kendine maharet sanıyorsan. senin gibilerin sonu 50 kusur yaşŸlara gelince keşŸke yapmasaydım etmeseydiim hayıflanması olmuyor mu ?ne güzel bir sözdür herkeste kusur bulan kendisi kusurludur.
sevgili insancık ,mevsimin gelmedi ise sus insan olmayı beceresin. yoksa belki de bundan sonraki aşŸaman esfele sefilin olmasın !
devamını gör...
kendi deyimiyle insancıklar başyapıtıdır. bu kitabı okumadan dostoyevski'yi anlamak mümkün değildir.
insanların yaşamlarını, düşünce yapılarını, acılı hayatlarını en açık ve anlaşılır şekilde işlerken, ahlak, acıma, sevgi, dürüstlük gibi birçok konuda da kendi hayat görüşlerini açıkça ortaya koymuştur.
devamını gör...
her klasik gibi farklı yayınevlerinde baskısı vardır ama bazı baskılarda yapılan "çeviri hataları" yüzünden türkçeye çoğu zaman yanlış çevrildiği görülmekte olan "fyodor mihayloviç dostoyevski" eseridir. mektup-roman formatındaki eserde yazarın derin duyguları sıradan çevirmen'lerce algılanamadığı için orjinal metinde verilen duygular yansıtılamamaktadır. kitabın orjinal adı "Бедные люди"dir (bednye iyudi) ve bu isim türkçeye "zavallı (fakir) insanlar" manasına gelmektedir.

eser, "makar devuşkin" ile "varvara dobrosyolova" arasındaki karşılıklı mektuplaşmalar ile geçmektedir. 19. yy st. petersburg'u ve çarlık rusya'sında yaygınlaşmaya başlayan sanayileşmenin doğurduğu sonuçlar ile kitleleşme hareketleri eserde yoğun görülmektedir. tabi bununla beraber kültürlü ama zıt yönde ekonomik sıkıntı içindeki insanların rolü de işlenmektedir. nihayetinde de tüccar gelir kızı alır gider. . .

yazarla ilgili:
1846 yılında yazarı üne kavuşturan bu eser, 1866 yılında sunduğu "suç ve ceza" eserine kadar en önemli eser niteliği taşımaktadır. yazar 1866'dan sonra ikinci ve en büyük dönemini yaşamıştır. esas büyük eserleri ikinci dönemde ard arda gelmiştir.
devamını gör...
yapılan "çeviri hataları" yüzünden türkçeye çoğu zaman yanlış çevrilen kitaptır. mektup-roman formatındaki eserde yazarın derin duyguları sıradan çevirmen'lerce algılanamadığı için orjinal metinde verilen duygular yansıtılamamaktadır.

eserin orjinal adı "Бедные люди"dir (bednye iyudi) ve bu isim türkçeye "zavallı (fakir) insanlar" manasına gelmektedir.

eser, "makar devuşkin" ile "varvara dobrosyolova" arasındaki karşılıklı mektuplaşmalar ile geçmektedir. 19. yy st. petersburg ve çarlık rusya'sında yaygınlaşmaya başlayan sanayileşmenin doğurduğu sonuçlar ile kitleleşme hareketleri yoğun görülmektedir. tabi bununla beraber kültürlü ama zıt yönde ekonomik sıkıntı içindeki insanların rolü de işlenmektedir. nihayetinde de tüccar gelir kızı alır gider. . .

1846 yılında yazarı üne kavuşturan bu eser, 1866 yılında sunduğu "suç ve ceza" eserine kadar en önemli eser niteliği taşımaktadır. yazar 1866'dan sonra ikinci ve en büyük dönemini yaşamıştır. esas büyük eserleri ikinci dönemde ard arda gelmiştir.
devamını gör...
"ya şu perde konusunu nasıl buluyorsunuz varenka? çok hoş, değil mi? çalışırken, yatağa girerken, uyurken, orada beni düşündüğünüzü, aklınızdan hiç çıkarmadığınızı, sağlığınızla neşenizin yerinde olduğunu biliyorum. perdeyi indirdiğiniz zaman, "iyi geceler makar alekseyeviç, yatma zamanı geldi! " demek istiyorsunuz. perdeyi kaldırdığınız zamansa, "günaydın makar alekseyeviç, iyi uyudunuz mu? nasılsınız bakalım? beni sorarsanız, tanrı'ya åžükür iyiyim, mutluyum da!" demek istiyorsunuz. görüyorsunuz ya canımın içi, ne güzel bir buluş! birbirimize yazmaya bile gerek yok. çok güzel, değil mi? tam bana özgü bir buluş. böyle şeyleri becermede üstüme yoktur. varvara alekseyevna." *
devamını gör...
bir dosteyevski klasigi.

yapılan çeviri hataları yüzünden türkçeye çoğu zaman yanlış çevrilen kitaptır. mektup-roman formatındaki eserde yazarın derin duyguları sıradan çevirmen'lerce algılanamadığı için orjinal metinde verilen duygular yansıtılamamaktadır.

eserin orjinal adı (kiril alfabesinin latince transkriptiyle "bednye iyudi"dir ve bu isim türkçeye "zavallı (fakir) insanlar" manasına gelmektedir.

eser, "makar devuşkin" ile "varvara dobrosyolova" arasındaki karşılıklı mektuplaşmalar ile geçmektedir. 19. yy st. petersburg ve çarlık rusya'sında yaygınlaşmaya
başlayan sanayileşmenin doğurduğu sonuçlar ile kitleleşme hareketleri eserde yoğun görülmektedir. tabi bununla beraber kültürlü ama zıt yönde ekonomik sıkıntı içindeki insanların rolü de işlenmektedir. nihayetinde de tüccar gelir ve kızı alır gider...

1846 yılında yazarı üne kavuşturan bu eser, 1866 yılında sunduğu "suç ve ceza" eserine kadar en önemli eseri niteliğini taşımaktadır. yazar, 1866'dan sonra ikinci ve en büyük dönemini yaşamıştır. esas büyük eserlerini ikinci dönemde ard arda vermiştir.
devamını gör...
palto adlı gogol ürününün bir çeşitlemesi gibi... yaşlı bir adamın genç bir kıza olan babacan sevgisini, yalnız bir adamın genç bir kız üzerinden hayata tutunuşunu içtenlikle evet tam da dostoyevskice bir tarzla anlatıyor. ve bir kadın ruhunun özünü, davranışlarının o halini ortaya koyuyor. bir kadının böyle bir sevgiye yaklaşımını çok ince dikkat gerektiren gözlerle okursak dostoyevskinin kadın ruhuna ne kadar hakim olduğunu da görebiliriz...
devamını gör...
(bkz: bednyye lyudi) zaman zaman tekrardan okunabilecek bir kitap. 26 yaşın tam kırılma noktasında dostoyevski döktürmüştür. mutsuz olandan çok mutsuzluktan etkilenen insanları çok güzel anlatmıştır.
devamını gör...
basit bir memurun derin dünyası izlenimi: "hepimiz paltodan çıktık" sözünü dostoyevski bu romanın büyük başarısından sonra söylemiştir. ilk kitabıdır.
devamını gör...
bu eser ve devamında suç ve ceza'yı okuyunca ilk izlenim, bu dosto insan denen varlığı en ince teferruatına kadar çözmüş diyorsunuz. alekseyeviç ve varvara'nın birbirlerine karşı hisleri bir şefkat ekseninde görünür ama katıksız bir aşktır. aralarındaki yaş farkı bu ilişkiyi başka türlü ifade etmeye müsaade etmezdi zaten ve dosto bunu öyle bir işler ki, okuyucu şefkat-aşk ikileminde gider gelir.
<br>
<br>üstad okuyucu bu ikilemde debelenirken, son dakika başka bir gol daha atar ve insanı en zayıf yerinden vurur: aşk'ın kattığı acziyet ve yine bizatihi aşkın o acziyetten kaynaklı kırılganlığı. kırılganlık ise tamamen meta kaynaklıdır. yani aşkın maddeyle temas eden noktalarda hep zayıf kalması. bu bizde de böyledir. demek ki aşkın tabiatı bu. bay bıkov ortaya çıkıp, iki tatlı kelam edip 500 rupleyi masaya koyunca o benim "koruyucum, dostum bilmem neyim" diyen kız kendini salar. hem de herşey tam düzelmişken. ve bay bıkov'la evlenmeyi kabul eder. hadi bunların hepsine eyvallah ama, daha düne kadar giyecek elbisesi olmayan kız, kendini tutar farbelalara, dantellere vs. kaptırır.

işin spoiler kısmı bir yana, üstad o hissi öyle bir verir ki, ve her ikisinin de yaşadığı his dalgalanmalarını, git-gelleri öyle bir yansıtır ki, okuyucu resmen romanın içinde kendini kaybeder. hatta romanın bir figürü gibi hissetmeye başlar. sanki birazdan dosto çıkıp, bana da bir şeyler söyleyecekmiş gibi...

devamını gör...
bir fethi giray şiiri

avuç içi kadar yürekleriniz,
türlü türlü büyük işleriniz,
şanımız, şerefimiz var,
sizler bana,
ben sizlere acıyorum insancıklar!

hanınız, apartmanınız,
kulunuz, uşaklarınız,
ufacık tabutlarınız var;
ben sizlere acıyorum insancıklar!
devamını gör...
gün geçmiyor kiii * dostoyevski kapıyı bacayı depip içeri girmesin, ağzımı burnumu kırmasın yane lan. bunu hep yapıyor. el karı şiddeti görür, ben yazar şiddetine maruz kalıyom. neyse lan. bu beyzade, insancıkları yazarken aynı zamanda eugenie grandet'i de rusçaya çeviriyormuş. balzac zati adamın en sevdiği yazarlardan. acımak zaten merhamet manyağı dostonun diğer adı. dosto dediğimi duysa ağzımı kırardı lan. kitap bu yüzden acayip etkili.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar