insanlığın medeniyet destanı

batı hegomanyasını reddeden gerçek bir dünya medeniyetleri tarihirdir. kitap her ne kadar geçmişŸten bahsetsede aslında geleceğŸe dönük bir eserdir. kültür imtiyazına sahip olmayanlara geleceğŸe erişŸme arzusu verecek bir eserdir.
(bkz: roger garaudy)
devamını gör...
roger garaudy kitabı. türk edebiyatı vakfı yayınları'ndan.

insanlığın medeniyet destanı, batı hegemonyasını reddeden gerçek bir dünya medeniyetleri tarihidir.*

kitapta mezopotamya, çin, hint, iran, grek, roma ve islam medeniyetleri ele alınmış.
devamını gör...
roger garaudy'nin insanlık tarihini sabote eden batı dünyasına ve batı'nın her türlü zorbalığına karın tokluğuna ve çok daha azına minnet eden sömürülen toplumlara bir mesajı, tarihin gerçek yüzü. üstad kitabın hedefini şöyle izah ediyor; "açıkça ifade edelim ki, bu kitabın hedefi: tarihin bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini göstermek; sömürgeciliğin sona ermesin den sonra, tarihi inisiyatif ve hamlenin tek merkezi, değerlerin tek yaratıcısı sanki avrupa imişçesine, insanlık tarihine sadece avrupalı gözüyle bakmanın artık imkânsız olduğunu anlatmaktır."

üstad insanlığın altın yılları olarak yeryüzünde hakim olan ilahi aşkınlık zamanlarını gösteriyor. buda'nın manifestosunu, zerdüşt'ün İran'ın İslam inancından sonra dahi etkisinden çıkamayacağı ilkelerini, lao tsö ve konfüçyüs'ün öğretilerini, hezekiel peygamberin davasını, pisagor'un bilgeliğini, olmekler'in medeniyet algısını, afrika nok medeniyeti'nin deruni sanat anlayışını anlatıyor ve bu medeniyetlerin ardından doğan greklerin, yani batı'nın fikir babalarının dünya'ya ve insana bakış açısını şöyle özetliyor; batının tercihi, hesap ve ölçüye dayanarak dünyayı zaptetmek ve tabiata karşı bir fatih edasıyla davranmak şeklinde gelişti. onun temel ve kendine has tecrübesi, artık "ben tabiata aitim" değil, aksine "tabiat bana aittir" oldu.

üstad batı'nın aydınlanma dönemi diyerek pazarladığı rönesansı şöyle tanımlıyor; rönesans'la birlikte çok şey öldü. ve bugün bizi öldürmekte olan çok şey doğdu.

kendilerini dünyanın ilk ve tek medeni toplumu gibi lanse etmenin yanında buna ikna etme başarısını da gösteren batı dünyasının insana ve medeniyete olan tutumunun resmi olarak şu alıntıları sunuyor;

--- alıntı ---

barış zamanında çok sayıda amerika yerlisini öldürdükleri, parçalamaları için onları köpeklere attikları, diri diri yaktıkları, ellerini, ayaklarını, burunlarını ve göğüslerini kestikleri, karılarının, kızlarının irzlarına geçtikleri, evlerini atese verdikleri, ekinlerini talan ettikleri, neticede de soğuktan ve açlıktan ölmeye terk ettikleri için, artık sırf mecburiyetten ötürü kendilerinin birbirlerini yemeye alışmaktan başka çareleri kalmadı.

hakim fernando da santillan'ın raporu 5 haziran 1559

maden ocaklarındaki cesetlerin kokusu o kadar fazlalaştı ki, bu durum sonunda veba salgınına yol açtı. özellikle huaxican maden ocaklarında, yarım millik çevrede cesetlerin veya kemiklerin üzerine basmadan yürüyüp gitmek, daracık bir yol bulabilmek neredeyse imkânsızdı.

rahip motolinia hatıralar, charles quint'e mektuplar


--- alıntı ---

keşfettikleri(?) toprakları istila ve işgal edip soykırıma doyduktan sonra kendilerine köle edinmek için yüzlerini afrika'ya çevirdiklerinde ise bir köleyi/insanı/canı zorbalıkla başka bir kıtaya götürerek ölene kadar en aşağılık şartlarda çalıştırmak için ise on köleyi telef etmeyi kendilerinde hak görürler. üstad bu durumu da şu cümlelerle açıklıyor; 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren köle ticaretinin uygulanması, ardından 1885'ten yani berlin konferansından itibaren kıtanın içlerine doğru saldırılanın başlatılması ve hammaddelerin yağmalanmasıyla devam eden avrupa istilası, afrika'nın gerileyip çökmesine sebep oldu ve kara afrika'nın eski kültürlerini toplumun içinden yıkıp yok eden bir boşluk meydana getirdi.

bu gelişmelerin ardından doğanın ve insanlığın hakimiyetini eline geçiren batı ve hegemonyası üstadın deyimiyle; maalesef bu gidiş, bilimle bilgelik arasındaki bir ayrılıkla, yani vasıtaların tertibi ile gayelerşn tefekkürü arasında bir kopmayla sonuçlandı.

son söz niyetine: batı medeniyeti, insanı üretim ve tüketime, ruhu akla, sonsuzu kemiyete indirger. tarihte hiçbir insani gaye üzerine kurulmamış tek medeniyet olan bu medeniyet, tabiatı depo ve çöplüğe çevirir, toplumda bir cangıl ferdiyetçiliği veya bir beyaz karınca yuvası totalitarizmi oluşturur ve insanı her türlü ilahi boyuttan koparıp sakat bırakır.
devamını gör...
(bkz: barbar modern medeni) kitabında ibrahim kalın bu konu üzerinde detaylıca durmuştur.

"bugün batı'nın medeniyet adına söyleyecek sözü tükeniyor. islâm dünyası ise söyleyecek sözünü arıyor...sözün, mananın ve kıymetin yerini fayda, işlev, kâr ve çıkar alıyor. madde âleminin içinde kısır bir döngüye dönüşen teknolojik ilerleme, insanlığın büyük medeniyet yürüyüşü olarak takdim ediliyor...medeniyetin özünü teşkil eden medenilik, insanın kendine ve evrene karşı takındığı ahlâkî ve insanî tutumları şekillendiren bir değerler manzumesidir. medenî olmayan toplumlar, medeniyet kuramazlar. kurdukları şey medeniyet değil, ancak bir maddî teknolojik tahakküm aracı olabilir...kendi medeniyet, hayat, tefekkür ve estetik değerlerine sahip olmayan bir islâm dünyasının ne kendi sorunlarına sahih çözümler üretebilmesi ne de insanlığa bir katkı sunması mümkündür."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar