işe yarar bir şey

bugün ayla'yı izlemek için sinemaya gittim, seansa 20 dakika kalmış (16:40) ama sanırım kapalı gişe olduğundan sonraki seans ekranda gözüküyor. ben de ne yapayım dedim, gittim başka bir sinemadaki bu filme yetiştim.

film bir de kültür bakanlığından destek almış. yazık yahu, kimler ele geçirmiş oraları, hangi bürokratların işi belli değil. filmde baştan sona bir ötanazi propagandası yapılıyor.

hadi bunu geçtin diyelim ya muhafazakarlaşma eleştirisine ne demeli. bir sahnede tren bir istasyonda duruyor ve yemekli vagondaki görevli perdeleri çekiyor. kadın da soruyor: ''niye çektin bira var diye mi''. görevli de ''yok abla ondan değil de taşlarlar falan şimdi'' diyor. bu neyin kafası birader? nerede ne zaman böyle bir şey olmuş. bu film bir de uluslararası festivallerde gösteriliyor, türkiye'yi böyle tanıtıyorlar utanmadan.

bir başka husus daha var. kadın arkadaşlarıyla buluşmaya dekolteli kıyafetle gidiyor. kıyafetini giyerken çok açık olduğunu fark edip toplu iğneyle tutturuyor, hop oradaki diğer kadın karakter niye kapattın öyle güzeldi diye müdahale ediyor. kültür bakanlığının desteklediği filmden başka bir enstantane. yorumsuz.
devamını gör...
"yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim.
geçen günlere üzüldük.
tamam yola düşelim.
düşelim, başka günlerin duvarı daha sağlam,
düşelim, başka günlerin sokağı daha neşeli,
başka günlerin kadınları, erkekleri tam bir kahraman.
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde,
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman"
devamını gör...
senaryosuna barış bıçakçı'nın eli değdiği fazlasıyla belli olan film. bilirsiniz barış bey durup ince şeyleri anlamaya vakti olan insanlardan biridir. kitaplarında bunu fark edersiniz. bu filmde de aynı incelikleri nahif havayı buldum ben. gereksiz bir iki ayrıntısı dışında çok hoş bir filmdi. bana tren yolculuğu yapmayı özlediğimi hatırlattı. ama sadece gündüz.* neyse. daha evvel izlesem çok daha fazla severdim. gittikçe kendimi yonttuğum yanlarım doluyor, iyiden iyiye oduna dönmeye başladım maalesef. yine de okuyalım, filmden.

"yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var

yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman"
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar