iskender bey

arnavutluk'un tarihi kahramanlarından biridir. 1465-1468 yılları arasında yaşamıştır. fatih sultan mehmet döneminde türklerin balkanlarda ilerlemelerinde, yavaşlatıcı bir rol üstlenmiştir. türk ordularını arka arkaya bozmuş ve osmanlı nüfuzunun arnavutluk'a yayılmasını geciktirmiştir. bununla birlikte fatih'in bölgeye gittikçe artan etkisi ve bizzat ordularının başında sefere çıkması ve arnavutlara avrupa'dan yardım gelmemesi üzerine, geri çekilmiş; bir kahraman gibi karşılanacağı vatikan'a gitmiş, papa tarafından hristiyanlığın en büyük ünvanlarından biri ile ödüllendirilmiştir. ölümünden sonra, arnavutların, türklere karşı direnişi tamamen bitmiştir.
devamını gör...
iskender bey. (ö. 872/1468)

osmanlılar’a karşı mücadele eden arnavut beyi.

1405 yılında doğdu. asıl adı gergi (gjergj, georges) olup batı kaynaklarında scanderbeg (skandarbeg) şeklinde de geçer. arnavutlar tarafından millî kahraman olarak tanınan iskender bey arnavutluk’un ünlü kastriyota ailesine mensuptur. kastriyotalar, 1385’te voissa bozgunundan sonra öteki arnavut beyleri gibi osmanlı padişahı ı. murad’ı metbû tanımışlardı. iskender bey’in babası ivan (yuvan) kastriyota, osmanlı ve bizans kaynaklarında arnavutluk’un en önemli beylerinden biri olarak gösterilmektedir. osmanlılar, ergirikasrı sancağının kuzeyindeki yerlere ona nisbetle yuvanili adını vermişlerdi. 835 (1432) tarihli arvanid sancağı timar defteri’ne göre sancağın kuzey sınırları hemen hemen matia (mat) ırmağına kadar geliyordu. yuvan’ın arazisi de bunun kuzeyinde uzanmaktaydı. yuvan, osmanlılar’ın fetret devrinde (1402-1413) venedik cumhuriyeti’nin himayesine girerek osmanlı tâbiliğinden çıkmaya çalıştı. ancak ıı. murad tahta geçip durumunu sağlamlaştırınca yuvanili’ne karşı yeniden büyük kuvvetler gönderme imkânı bulabildi. 1423’te evrenosoğlu ali bey bu uca yerleştirildi. aynı timar defterine göre 1431’de ali bey’in ergiri’de sancak beyi olduğu görülmektedir (hicrî 835 tarihli sûret-i sancak-ı arvanid, s. 1). yuvan, muhtemelen dokuz yaşında olan oğlu gergi’yi o sıralarda osmanlı sarayına rehin olarak gönderdi. edirne’de ıı. murad’ın hizmetinde bir iç oğlanı eğitimi gören gergi müslüman oldu ve iskender adını aldı. hatta iskender’in babası, oğlunun bir osmanlı beyi sıfatıyla gelip topraklarını alması tehdidinden venedik’i haberdar etmişti. gerçekten iskender bey, arvanidili timar defterinde 841 (1437-38) yılına doğru yuvanili’nde timar sahibi olarak görülmektedir. iskender bey’in buradaki timar topraklarının bir kısmı dimitri gönima nahiyesindeydi ve bunlardan dokuz köy 1438 mayısında andre karlo’ya verilmişti. bununla birlikte kendisi akçahisar (kroya) kadısı ile beraber timar için “muzaf bitisi” verdiğine göre o tarihlerde akçahisar subaşısı olmalıdır. topkapı sarayı müzesi arşivi’nde bulunan tarihsiz bir belgede (nr. e 6665) iskender’in, babasının merkezi mus’un (mysja) zeâmet olarak kendisine verilmesini istediği, ancak bu talebin sancak beyi tarafından kabul görmediği belirtilir. bu olay onun osmanlılar’a bağlılığını sarsmış olmalıdır. batı kaynaklarında, iskender bey’in izlâdi savaşında (1443) timarlı sipahi olarak bulunmuş olabileceği, bozgunu müteakip osmanlı ordusundan kaçtığı ve daha sonra isyana kalkıştığı iddia edilmektedir. bu son savaşlarda genellikle akıncılar ve rumeli beyleri gevşek hareket ederek padişahı kızdırmışlar ve sonunda kendi başlarına çekilip gitmişlerdi. o sırada osmanlı devleti büyük bir buhran içine düşmüş bulunuyordu. öte yandan macarlar yeni bir haçlı seferi hazırlıyor ve osmanlılar’ın rumeli’den atılacağına inanılıyordu. bu bakımdan chalcondylas’ın dediği gibi herkes mülkünü geri alma telâşındaydı (history, ıı, 96). güney arnavutluk’ta gin zenebissi, atalarının topraklarını almak için sancak merkezi ergirikasrı üzerine harekete geçmişti.

bu umumi çözülme içinde iskender bey de babasının beyliğini almak için memleketine koştu (neşrî, ıı, 624). aslında arnavutluk’ta osmanlı hâkimiyetine karşı isyanlar iskender bey’den çok önce başlamıştı. osmanlı idarecilerinin kendi topraklarında timarlı sipahi olarak bıraktıkları yerli beyler özellikle topraklarının mülkiyet ve veraset haklarını kaybetmiş olduklarından osmanlı hâkimiyetine karşı isyana hazırdılar. gerçekten ilk önemli isyan hareketini başlatan ve daha sonra iskender bey’in kayınpederi olan araniti toprak meselesi yüzünden ayaklanmıştı (chalcondylas, ıı, 27). bu isyanın umumi bir hal aldığı sırada yuvan’ın da ayaklandığına dair bir işaret henüz yoktu.

izlâdi’de rumeli beylerbeyi kasım’ın ordugâhından kaçan iskender bey gelip babasının topraklarını, kuzey arnavutluk’a giden yol üzerinde svetigrad (kocacık) hisarı’nı ve akçahisar’ı zaptetti. bu arada venedik’in himayesi altında, diğer arnavut reisleriyle 1 mart 1444’te leş’te (alessio) düzenlenen bir toplantıda anlaştı ve irtidad etti (tursun bey, s. 143). osmanlı kaynaklarında bu yüzden “hain iskender” diye anılan iskender bey padişah tarafından âsi ilân edildi; bu arada evrenosoğlu îsâ bey de svetigrad hisarı’nı zaptetmekle görevlendirildi. iskender bey ilk başarısını burada kazandı, osmanlılar ağır kayıplar verdiler (neşrî, ıı, 624). o sırada büyük bir haçlı ordusu varna’ya doğru ilerlemekteydi. arnavutluk’taki isyan hareketi papa tarafından destekleniyordu; papanın daha sonra bir haçlı kahramanı ilân ettiği iskender bey, xıx. yüzyıl arnavut milliyetçilerince vatanlarının kurtuluşu için çalışan bir millî kahraman olarak anılacaktır. gerçekte iskender bey, akrabalık bağlarının bulunduğu arnavut feodal beylerini, kabile reislerini etrafında toplamıştı. bundan dolayı diğer arnavut beylerinin ona karşı venedik’le veya osmanlılar’la birleşmesi şaşırtıcı değildir. nitekim iskender bey’e karşı yapılan savaşlarda birçok arnavut beyi osmanlı ordusunda timarlı sipahi olarak hizmet ediyordu. bu isyan hareketi kuzey arnavutluk’ta taraftar buldu, ancak daha ziyade papa, napoli kralı ve venedikliler tarafından desteklendi. yani iskender bey hiçbir zaman bütün arnavutluk’u ayaklandıramamıştı. topladığı kuvvetler 8-10.000 civarındaydı; kendi adamları ise 2-3000 kişi kadardı. gerilla taktikleriyle savaşan iskender bey dağlık bölgedeki birkaç kalede (stelush, letrella ve özellikle merkezî konumdaki kroya) tutunmuştu; bu kalelerdeki ateşli silâhları kullanmak üzere eğitilmiş kuvvetlerinin ihtiyacı, topladığı vergilerle ve daha çok yabancı müttefiklerinin yardımlarıyla karşılanıyordu.

iskender bey’in osmanlılar’la çeyrek asrı aşan mücadelesi birkaç safhaya ayrılır. 1448’e kadar pek önemsenmedi, hatta ıı. murad tarafından kendi haline bırakıldı. bu esnada iskender bey, dagno arnavut beyinin öldürülüp bu şehrin venedikliler tarafından işgali üzerine venedik’le bozuştu ve 1447’de dagno’yu kuşattı. bu faaliyeti sırasında mahallî osmanlı beylerinden destek aldı. venedik onu hâlâ osmanlılar’ın bir vasali olarak görmekteydi. iskender bey, 4 ekim 1448’de imzaladığı anlaşma ile dagno üzerindeki taleplerinden vazgeçti. aynı yılın yaz aylarında ise ıı. murad bizzat ordunun başına geçerek yanında şehzade mehmed olduğu halde arnavutluk’a gelmiş ve kısa sürede kocacık hisarı’nı almıştı. böylece kuzey arnavutluk yolu osmanlılar’a açılmış oldu. ancak o sırada macar kralı hunyadi’nin büyük bir orduyla ilerlediği haberi gelince akçahisar’ı kuşatmakta olan ıı. murad sofya’ya çekilerek ordusunu hazırladı. iskender bey ve mois dibra’nın 1449’da kocacık’ı geri alma teşebbüsleri sonuç vermedi; 1450 yazında tekrar arnavutluk’a gelen ıı. murad akçahisar’ı kuşattı; kaleyi toplarla dövmeye başladı. iskender bey, kalenin müdafaasını urana’ya bırakarak dışarıdan osmanlı ordusuna ve ikmal kollarına karşı âni hücumlarla çete savaşını sürdürdü. bu arada kocacık hisarı’nın düşmesinden sonra venedikliler’le yeniden anlaşarak kroya’yı onlara vermeyi teklif etti. fakat venedik osmanlı padişahıyla doğrudan karşılaşmaktan çekindi. hunyadi’nin balkanlar’a yeni bir seferinden endişe eden ıı. murad ise dört buçuk aylık bir kuşatmadan sonra geri çekildi. osmanlı padişahının bu çekilişi hıristiyan dünyasında sevinçle karşılandı ve papa v. nicolas, bir kahraman olarak ilân edilen iskender bey’e yardım için bütün hıristiyan güçlere çağrıda bulundu. arnavutluk’taki âsi beyleri destekleyen ve onları himayesine almaya çalışan napoli kralı v. alfonso ona destek verdi. 26 mart 1451’de yapılan anlaşmaya göre iskender bey kralın tâbii oldu. haziran ayında kralın askerleri akçahisar’a yerleştiler. iskender bey yılda 1500 duka tahsisat alacaktı. iskender bey’in napoli himayesine girmesi üzerine eski hâmisi venedik ve osmanlılar arnavutluk’taki nüfuzlu aileleri ona karşı teşvik ettiler. venedikliler dukagin ailesini tuttular; mois dibra, gjergj balşa ve iskender’in yeğeni hamza ise osmanlılar’ın tarafına geçti.

o sırada osmanlı tahtında ıı. mehmed bulunuyordu. genç padişah hükümdarlığının ilk yıllarında iskender bey’e karşı kuvvetler göndermekle yetindi ve onu baskı altında tutmaya çalıştı. istanbul kuşatması esnasında ibrâhim bey kumandasında bir birliğin arnavut-napoli kuvvetlerine karşı hareket ettiği, fakat başarılı olamadığı bilinmektedir. iskender bey, 1453’te napoli’yi ziyaret ettikten sonra 1455 yazında 1000 kişilik bir napoli kuvvetinin de yardımıyla berat’ı kuşattı. osmanlı kaynaklarında arnavut belgradı diye geçen bu şehir o sıralarda ergiri’ye tâbi bir subaşılık idi. evrenosoğlu îsâ bey kumandasında süratle yetişen bir osmanlı ordusu onları bozguna uğrattı ve özellikle napoli kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi (26 temmuz 1455). ardından âsilerin bulunduğu bölgelere akınlar yapılarak gözdağı verildi (chalcondylas, ıı, 192). ancak berat önündeki mağlûbiyete rağmen iskender bey’in hâmisi arnavutluk’a yeni kuvvetler gönderdi. fransız, alman, sırp, ingiliz gibi çeşitli milletlerden maceracılar papanın teşvikiyle gelip bu kuvvetlere katılmışlardı. kuzeyden macarlar’ın ilerlediği bir sırada bu taraftan başka haçlı girişimi osmanlı devleti için son derece tehlikeli olabilirdi. ıı. mehmed, îsâ bey’e akın emretti. onun 1457’de büyük kuvvetlerle giriştiği seferde iskender bey’in kuvvetleri, tumenişi dağı yanında albulena’da türk ordugâhına bir baskın yaptılar. hamza esir düştü. bu başarı italya’da büyük bir zafer olarak kutlandı. papa onu “papalığın generali” ilân ederek 500 duka altınla ödüllendirdi. 1459’da osmanlı orduları sırbistan’da faaliyette bulunurken rumeli beylerbeyi mahmud paşa, evrenosoğlu îsâ bey’i tekrar arnavutluk üzerine gönderdi. türk akıncıları burada tekrar dehşet saldılar. o sıralarda iskender bey’in hâmisi v. alfons ölmüş ve napoli krallığı karışmıştı. bu şartlar karşısında diğer âsi arnavut beyleri gibi iskender bey de papanın itirazlarına rağmen osmanlı padişahına boyun eğdi; bir barış anlaşması imzalayarak (1460) her yıl saraya belli miktarda vergi (koyun olarak) verme ve padişahın seferlerine katılma şartlarını kabul etti (kritovulos, s. 134). iskender bey, yeni napoli kralı ferdinand’ın vasali olarak âsilere karşı onun yardımına koştu (ağustos 1461). anlaşma maddelerine uymadıkları için arnavutluk’a yeni akıncı birlikleri sevkedilince iskender bey 11 şubat 1462’de ülkesine döndü. ertesi bahar bizzat padişah büyük bir orduyla o tarafa hareket edince boyun eğerek 27 nisan 1463’te bir anlaşma daha yaptı (âşıkpaşazâde, s. 159). bunun üzerine fâtih sultan mehmed o yıl arnavutluk’a değil bosna’ya yürüdü. ancak yazın osmanlı-venedik savaşı başlayınca iskender bey venedikliler’le anlaştı (20 ağustos 1463). akçahisar’a venedik kuvvetleri yerleştiğinden arnavutluk’ta osmanlılar’a karşı büyük bir tehdit oluştu. bu durumda ohri sancak beyi balaban paşa, iskender bey’e karşı taarruza başladı. 1464 ve 1465 yıllarında devam eden bu çarpışmalardan kesin bir sonuç alınamadı. nihayet 1466 baharında fâtih sultan mehmed bu meseleyi halletmek için büyük bir ordunun başında arnavutluk’a gitti. şiddetli akınlarla âsileri yıldırmak istedi; baskınlarda bulunmak isteyen iskender bey’i dağlarda takip ettirdi. akçahisar önüne gelen padişah, çok sarp bir yerde yapılmış olan bu kaleyi almanın güçlüğünü görerek kuşatmayı balaban paşa’ya bıraktı. arnavutluk âsilerini baskı altında tutmak üzere orta arnavutluk’ta ilbasan kalesi’ni yirmi beş günde inşa ettirdi (tursun bey, s. 142).

iskender bey ise yardım almak için roma’ya ve metbûu napoli kralının yanına gitti. 12 aralık 1466’da gittiği roma’da papa kendisine 5000 duka vermişti. bu arada macaristan’a ve raguza’ya da adamlar gönderdi; fakat önemli bir sonuç elde edemeden 1467 nisanı başlarında arnavutluk’a geri döndü. akçahisar’ı kuşatan osmanlı kuvvetlerine karşı akınlar düzenledi. ilbasan kalesi kuşatıldı (kritovulos, s. 188). bunun üzerine ıı. mehmed haziran 1467’de büyük bir orduyla arnavutluk’a girdi. osmanlı kuvvetleri önce ilbasan’ın güneyindeki buzurşek boğazı’nda kontrolü sağladılar. akıncılar oradan sahile doğru ilerlediler. venedikliler’in elindeki limanlara taarruzlarda bulundular. iskender bey kaçıp alessio (leş) şehrine sığınmıştı. padişah draç’a (durazzo) ilerlerken mahmud paşa, matia ve boyana ırmaklarını aşarak skutari (işkodra, iskenderiye) şehrini yağmalayıp ateşe verdi (tursun bey, s. 144). ardından padişah akçahisar’ı kuşattı. fakat sarp kale bu defa da alınamadı ve şehrin muhasarasına devam için bir miktar kuvvet bırakıldı. her tarafta kalelere kuvvetli garnizonlar yerleştirildi. bir venedik kalesi olan leş’te bulunan iskender bey 17 ocak 1468’de burada öldü. ölümünden sonra osmanlılar, iskender bey’in mirası üzerinde hak iddia eden venedikliler’i arnavutluk’tan çıkardılar.

arnavutluk folkloründe millî kahraman olarak yaşayan iskender bey’le ilgili olarak yapılan çalışmalar georges t. petrovitch tarafından scander-bey, essai de bibliographie raisonnée: ouvrage sur scanderbeg écrits en langue française, anglaise, allemande, latine, italienne adlı eserde toplanmış ve kitap 1881’de paris’te yayımlanmıştır. daha sonra başta arnavutluk’ta olmak üzere birçok yerde iskender bey’le ilgili olarak çok sayıda çalışma yapılmıştır.

bibliyografya:

ba, mad, nr. 508, tür.yer.; tsma, nr. e. 6665; hicrî 835 tarihli sûret-i sancak-ı arvanid (nşr. halil inalcık), ankara 1954, s. xıv, xv, xxvıı, xxxıv, xxxvı, 1, 113, 120; gazavât-ı sultan murad b. mehemmed han (nşr. halil inalcık - mevlûd oğuz), ankara 1978, tür.yer.; fatih devrine ait münşeat mecmuası (nşr. necati lugal - adnan erzi), istanbul 1956, s. 63-64; kritovulos, târîh-i sultan mehmed hân-ı sânî (trc. karolidi), istanbul 1328, s. 134, 185, 188; anonim tevârîh-i âl-i osman (nşr. f. giese, haz. nihat azamat), istanbul 1992, s. 70; âşıkpaşazâde, târih (giese), s. 119, 123, 159; m. barletius [barlezio], historia de vita et gestis scanderbegi epirotarum principis, roma 1510, tür.yer.; tursun bey, târîh-i ebü’l-feth (nşr. mertol tulum), istanbul 1977, s. 142, 143, 144; oruç b. âdil, tevârîh-i âl-i osmân, tür.yer.; neşrî, cihannümâ (unat), tür.yer.; j. ochoca lesalde, cronica del esforcado principe y capitan jorge castriota rey de epiro a albania, tratuzida de lengua portugueza, madrid 1592, tür.yer.; c. hopf, chronique grecoromanes, berlin 1873, tür.yer.; n. jorga, notes et extraits pour servire à l’histoire des croisadés au xve siècles, paris-bucarest 1899-1915, ı, 435; ıı, 145, 226, 227; ııı, 260-261; a.mlf., geschichte des osmanischen reiches nach den quellen, gotha 1908, ı, 450; ııı, 260-261; angiolello, historia turchesca (ed. ı. ursu), bucarest 1910, tür.yer.; chalcondylas, history (ed. e. darko), budapest 1922-27; ıı, 27, 96; ayrıca bk. tür.yer.; c. marinesco, “alphonse v, roi d’aragon et de naples, et l’albanie de scanderbeg”, mélanges de l’ecole roumaine en france, paris 1932, s. 1-135; a. gegaj, l’albanie et l’invasion turque au xve siècle, louvain-paris 1937, s. 45-46, 125, 132; f. pall, “marino barlezio uno storico umanista”, mélanges d’historie générale, cluj 1938, ıı, 135-318; a.mlf., “die geschichte skanderbegs im lichte der neuern forschung”, leipziger vierteljahrschrift für südosteuropa, vı (1942), s. 85-98; a.mlf., “ı rapporti italoalbanesi intorno alla metà del secolo xv”, archivio storico per le provincie napolitane, 3. seri: ıv, naples 1965, s. 123-226; j. radonić, djuradj kastinot skenderbeg i arbaniya u xv veku, belgrade 1942, s. 219-235; f. s. noli, george castrioti scanderbeg, new york 1947; halil inalcık, “arnavutluk’ta osmanlı hakimiyetinin yerleşmesi ve iskender bey isyanının menşei”, fatih ve istanbul, istanbul 1953, ı/2, s. 153-175; a.mlf., “ıskender beg”, ia, v/2, s. 1079-1082; a.mlf., “iskender bey”, eı² (ing.), ıv, 138-140; m. hasluck, the unwritten law in albania, cambridge 1954, s. 148; v. malaj, “necessità d’un coordinamento bibliografico castriotano”, conveggno ınternazionale di studi albanesi, palermo 1959, s. 19-49; r. schwanke, “ergebnisse der kongresse in tirana und prishtina”, a.e., s. 283-303; a. serra, l’albania e la sante sede ai tempi di g. c. scanderbeg, cosenza 1960; k. frasheri, george kastriote skanderbeg, tirana 1962; g. m. biemmi, histoire di giorgio castrioto, brescia 1972, tür.yer..

halil inalcık *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar