islam savaş hukuku

islam dininin savaş ile ilgili belirdiği ilkelerdir. özellikle 11 eylül saldırılarını ya da masum insanları öldürmeyi haklı görenlerin bilmesi gerekir.


1- haklı savaş gerekçesi ilkesi:
kuran-ı kerimdeki savaşın sebebi, düşmanın saldırı ve zulmüdür. düşman müslümanların yurtlarını basar, hicrete zorlar, can, mal ve din ve namus güvenliğini tehdit ederse, bu durum; savaşı zorunlu ve mecbur kılar.kur'ana göre, düşman güçlere karşı verilecek savaşın gerekçesinin makul ve haklı olması gerekir. esasen "istila", "sömürü" ve "tecavüz" için yapılan savaşları tanımayan islam dini ( bakara sûresi, 205 ; nisa sûresi,94 ; kasas sûresi,83 ; şura sûresi,41-42) savaşa ancak :müslümanların can ve mal güvenliğini sağlamak, hak ve hürriyetlerini korumak, islama ve islam ülkelerine yönelik saldırıları önlemek amacıyla başvurulacağını hükme bağlamış ve meşru gördüğü bu savaşı da diğerlerinden ayırmak için ona cihad adını vermiştir.

2- adil savaş ilkesi:
adil savaş ilkesi, cihat fiilen başladığı zaman uygulanacak bir ilkedir. bu ilkeye göre, savaş sadece savaşa iştirak eden tarafa yöneliktir. islam'da düşmanı öldürmekten ziyada insanı kazanmak esastır. bu amaçla, savaştan önce düşman islam'ı kabul etmeye çağrılır, kabul etmezse itaat ve cizye(savaş tazminatı) teklif edilir. bunlar yapılmadan cihada teşebbüs edilmez. düşmana sunulan bu gerekçeler kabul edilmediğinde Allah'tan yardım dilenerek savaşa girilir.savaşa girildiğinde, müslümanlar, "adil savaş ilkesi"ne göre adım atmak zorundadırlar. bu ilkeye göre, savaşta vurulacak hedef sadece düşman askerleridir. savaş sırasında çocuklar, kadınlar, yaşlılar, yatalak hastalar, mecnunlar, sakatlar öldürülemez. savaşa iştirak etmeyen din adamlarına ve ihtiyarlara silah çekilmez, savaşa katılmayanlar (esnaf ve çiftçiler gibi sivil halk) katledilemez (bakara sûresi,191).savfan ibnu assal (r.a) anlatıyor : "resulullah (a.s.m) beni seriyyede savaşa gönderdi.yola çıkarken şu talimatı verdiler :"allah'ın adıyla, Allah yolunda yürüyün.allah'ı inkar edenlerle savaşın, işkence yapmayın, ahdinizi bozmayın. ganimeti çalmayın, çocukları öldürmeyiniz" ( müslim, cihad 3,(1731), tirmizi, siyer 48,(1617) ebu davut, cihad 90, (2612,2613)

3- savaşta aşırı gitmemek ilkesi:
islam, savaş halinde bile, insanî değerlere itibar eder. savaş anında, dehşet ve vahşeti sergileyen şiddetli hiddetleri mutedil hale getirir. savaşta bile ölçüyü kaçırmamayı bir temel prensip olarak kabul eder. islam, aşırı ve haddi aşan tavırlara karşı müeyyideler getirmiştir. bu nedenle, islam hukukunda saldırıya ancak misli ile mukabele edilir; aşırı gitmek suçtur.kur'an-ı kerim, düşmanla yapılan yüz yüze savaşta bile, aşırı gidilmesini yasaklar. bu husus, şu ayet-i kerime ile beyan burulmuştur:
"size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın.sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez" (bakara sûresi,190)nitekim bir başka ayette de şöyle buyrulur:" kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakilerle beraberdir" (bakara sûresi, 194)

4- sulh ve barış ilkesi:
islam, düşman tarafından teklif edilen sulh ve barış anlaşmalarına karşı barış ve sulh ile mukabele etmeyi prensip olarak kabul eder(enfal sûresi,61,62,63 ; hucurat sûresi,9). kur'an "sulh (daima) hayırlıdır"(nisa sûresi,128) mesajı ile bütün dünyaya bu hakikati 1400 seneden beri duyurmaktadır. "eğer onlar (savaştan) vazgeçerlerse,(şunu iyi bilin ki)allah gafur ve rahimdir"(bakara sûresi,192) ayeti ile "şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur"(bakara sûresi,193) ayeti de sulhun önemini vurgulamaktadır.

5- esirlere iyi muamele etme ilkesi:
islam, esirlere iyi muamele edilmesini emredir. müslümanlar esirleri yedirmekle, aç ve susuz bırakmamakla mükelleftirler. bu görevi de Allah rızası içi yaparlar.(bakara sûresi,177;enfal sûresi,69,70,71;muhammed sûresi,4; insan sûresi, 8,9,10,11,12) şener dilek (prof.)

savaş halinde yasak fiiller

a) işkence. öldürülecek olan kimseye dahi işkence edilemez; zulüm ve işkence bütün çeşitleriyle yasaktır.
b) savaşçı olmayanların öldürülmesi. savaşçı, fizik bakımından savaşabilecek kimselerdir. bunların dışında kalanlar kasten ve doğrudan öldürülemez. bu cümleden olarak kadınlar, çocuklar, savaşçı sahiplerine hizmet için gelmiş köleler, körler, dünyadan el etek çekmiş din adamları, akıl hastaları, yaşlılar, hastalar, kötürümler vb. leri öldürülmez.
c) insan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi.
d) verilmiş söze ve yapılmış andlaşmaya aykırı hareket.
e) savaş zarureti bulunmadıkça zirai mahsullerin, orman ve ağaçların yakılması.
f) namus ve şereflere tecavüz, zina ve gayr-i meşru münasebetler. düşman kadınlarının ırzına geçen sivil ve askerler zina suçu işlemiş olur ve bunun cezasını çekerler.
g) düşmandan alınan rehineleri öldürmek. bunlar misilleme yoluyla dahi öldürülemez.
h) ölülerin başını veya uzuvlarını kesip teşhir etmek.
ı) katliam. hz. peygamber ve raşid halifeler zamanlarında savaştan sonra esirler veya zaptolunan yerlerin ahalisi için katliam emri verildiğine dair bir tek örnek dahi yoktur. mekke fethini müteakip rasulullah (s.a.v.) bazı harb suçluları ve hainler dışında kalan düşmanlarını affetmiştir.
i) kesin bir meşru müdafaa söz konusu olmadıkça akrabayı öldürmek. akraba düşman saflarında olsa dahi öldürülmez.
j) çiftçi, tacir, esnaf, işadamı gibi fiilen harbe iştirak etmemiş, savaş ile ilgili olmayan kimseleri öldürmek.
k) harb esirlerini rehine almak, kalkan yapmak, onların arkasında düşmana doğru ilerlemek.
l) bazı islam hukukçularının açık ifadelerine göre zehirli ok kullanmak.
(buhari, cihad, 150 vd.; el-benna, el-fethu'r-rabbânî (tertibu-müsnedi-ahmed), c. xiv, s. 61 vd.; diğer kaynaklar için bak. muhammed hamidullah, islam'da devlet idaresi, (trc. kemal kuşçu), istanbul, 1963, s. 166 vd. )

not: alıntıdır.
devamını gör...
hakkında yazılan kitaplar var.

her ne sebeple olursa olsun; sivillerin içerisinde bomba patlatmak terördür, cihad değil! çocukları öldürmek terör ve hatta eften püften şeylerle insanlar tekfir edilirken; bundan ala küfür mü olur ? çoluk çocuk ayırt etmeden havaya uçuruyorsun. kadının birisi bağırıyor ''hamileyim lütfen...'' diye. o topluluğun hepsi azılı islam düşmanı mı ?

bu korkaklık ve kahpelik. eğer bu tip bir eylem mecburiyeti varsa ordusuna polisine yönelsene ? sivil insanları vurmak; intikam almaktan başka bir şey değil. bu ise cihad asla değil. cephede darbe alıp intikamı sivillerden almak...

rasulullah'ın hayatından bir tane örnek gösterin. ''o zaman bomba mı vardı?..'' sivillere yönelik bir saldırı olarak bir tanecik şey gösterin. siz sünnet ehlisiniz ya ? peygamberi metod böyle mi idi ?

ayetleri kendinize göre eğip bükmekle olmuyor.

adam diyor ki, ''müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün.'' ayet bu. evet ayet. sadece bu kadar mı ? at gözlüklü olursan sadece bu kadarı ile katliama çıkarsın.

peki böyle de bir ayet var;

"eğer müşriklerden biri senden eman dilerse ona eman ver. ta ki Allah'ın kelamını dinlesin. (müslüman olmazsa) sonra onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. çünkü onlar, bilmeyen bir kavimdir." (tevbe, 6)

buyur ne diyeceksin o kafayla ? nasıl tevil edeceksin ? öbürüsü de çıkıp ''kuran'da böyle bir çelişki var'' der senin kafayla.

azılı bir islam düşmanı değilse, müslümanlara zarar vermiyorsa o insanı öldüremezsin. bir devletin islam düşmanı olması o devlette yaşayan sivil insanları öldürmeye mazeret olamaz.

edit: imla
devamını gör...
kendisine saldırana karşı aynı şekilde karşılık verilmesini içerir, ayetle sabittir...

"haram ay haram aya karşılıktır. hürmetler karşılıklıdır. kim size saldırırsa, siz de tıpkı onun saldırdığı gibi ona saldırın. Allah'tan korkun. ve bilin ki Allah şüphesiz takva sahibleriyle beraberdir."

müslümanlar mı katlediliyor, o halde kafirler de ölecek, ta ki onlar bundan vazgeçinceye kadar...

(bkz: men dakka dukka)
devamını gör...
her ne kadar misli ile karşılık verilmesini söylese de bunu islami kurallara göre yapman gereken savaş hukukudur.
örnek vermek gerekirse sana tecavüz edene sen de tecavüz edemezsin.
senin malını çalanın sen de malını çalamazsın.
seni öldürenin de canını sen alamazsın zaten. gerçek islam kuralları ile yönetilen islam devleti karar verir.

işte burada (bkz: thuggee) gibi arkadaşların islamı savunmak mı yoksa yermek mi istediklerini anlayamıyorum.

devamını gör...
"haram ay haram aya karşılıktır. hürmetler karşılıklıdır. kim size saldırırsa, siz de tıpkı onun saldırdığı gibi ona saldırın. Allah'tan korkun. ve bilin ki Allah şüphesiz takva sahibleriyle beraberdir.''

şurada bu tip şeyleri savunan ya da yanlış bulmayan arkadaşların yabancısı olmadığı bir isim var, (bkz: seyyid kutub).

fizilalil kuran tefsirinden ilgili konu; http://www.enfal.de/Kuran-T... olaya daha bütüncül yaklaşmış üstad. lütfen konunun tamamını okuyun.

aynı tefsir, aynı sayfadan; ''bu sistem düşmanlarını yoketmeyi amaçlayan bir sistem değil, onları doğruyola erdirmeyi arzulayan bir sistemdir.''

şu da oradan; ''ayrıca onlara yöneltilen bu saldırı bir yoketme, bir öc alma saldırısı değildir. amaç onları son kez uyarmak ve islâm'a yönelmelerini sağlamaktır.''

müslüman kimdir ?

elinden dilinden emin olunan kimsedir. kimler için ? bütün insanlık. korku salınması gereken; seninle savaşmayan, islam'dan habersiz de olsalar sivil insanlar değil.

devamını gör...
islam elbette hidayete davet eder, dinin amacı da budur esasen. lakin tartıştığımız konunun çözüm noktası bu değil...

islam'da adalet esastır, lakin bu demek değildir ki sürekli katledilenler müslüman olacaktır. batı, yaptıklarını tatmadığı müddetçe bu katliamlara tüm vahşiliğiyle devam edecektir. bu eylemin bu kadar ses getirmesinin sebebi de bu, yıllardır katleden kendileri olduklarından, benzerini yaşamadıklarından dolayı tüm bu şaşkınlıkları. bu saldırı müslümanlar ile çatışmayan bir ülkenin başına gelse, zerre miskal savunmazdım. lakin bu ülke fransa, küfür birliğinin en başında yer alanlardan, en azgın olanlarından. bu ülkede yönetim halktan bağımsız, onlardan onay almadan karar veren, destek bulmayan bir yönetim değil, aksine yönetim tüm gücünü halktan alıyor, onların onayıyla bu katliamları gerçekleştiriyor. ortada bütünleşik bir yapı var. tağuta destek verene "masum", "sivil" gözüyle bakılamaz...

bundan sonra batı eski pervasızlığıyla müslüman toprakları üzerinde at oynatamayacak, tağut destekçileri hayatlarından emin bir şekilde yaşayamayacaklardır. nasıl charlie hebdo saldırısı sonrası kafirlerin sesleri kesildiyse, paris saldırısı sonrasında da batı eski azgınlığında olamayacaktır...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar