islam siyaset ilişkileri

tasavvuf tarihi uzmanı prof. dr. süleyman uludağ'ın kaleme aldığı bir eser.

üstad devletin tanımını, kapsamını ve işleyişini izah ederek giriyor bu dikenli zemine. devleti ve devlet kurmayı şart koşan islami hükümlere değiniyor ve ardından islam tarihinde yaşam sahası bulan yönetim biçimlerini anlatıyor.

bilindiği üzere islam'ın ilk ve en güçlü ayrımı hilafet-imamet tartışmalarıyla başlıyor. Raşit halifelerin akabinde yaşanan çatışmaların sonucunda Muaviye'nin, oğlu yezid'i cumhurun muhalefetine rağmen devlet reisi ilanı İslam dünyasında saltanat dönemini başlatıyor. islam, hükmettiği coğrafyaları genişlettikçe tanıştığı örflerin ve dinlerin etkisiyle muhtelif ülkelerde muhtelif yönetim biçimleriyle vücuda geliyor.

halife-hilafet
imam-imamet
emir-emaret
melik-mülkiyet
sultan-saltanat

şia müntesibinin aksine sünni ulemanın kur'an ve hadislerde yönetim biçimine dair bir emir veya tavsiye bulunmadığı görüşünde ittifak vardır. bu sebeple sünni alimler yukarıda zikredilen modellerin -ki daha sonra buna cumhuriyet de eklenecektir- hiçbirine itiraz etmemiş; adalet, eşitlik*, özgürlük vb. temel ilkelerden sapmadıkça rejimi bir araç mahiyetinde değerlendirmiştir. zira devlet dediğimiz yapı yönetime ilişkin kararlar almakla mükellef insanlardan ibarettir.

tarihi sürece oldukça faydalı ışık tutan uludağ, demokrasi ve laiklik kavramlarının islam ile çelişmediğini, bilakis islam'ın günümüzde hayat sahasına tutunabilmesi için bu kavramların keyfiyetten zarurete geçtiğini savunuyor. pek tabi demokrasiyi despotizmden ve laikliği laisizmden ayırmak şartıyla. yazar bu kavramların ülkemizde yanlış idrak edildiğini savunuyor.

son olarak bu denli büyük bir araştırmacı ve ilim erbabına haddim olmadan bir tenkit fısıldamak isterim. yolu bir şekilde tasavvuf ile kesişmiş bilginlerimiz neden fıkıh ekolüne karşı müntekim bir tavırla yaklaşırlar inanın hayret ediyorum. halihazırda fakih taassubu kavramını inkar etmemekle birlikte, islam'ın bu iki araştırma ve fikir sahasının çatışma hali bana oldukça yersiz geliyor. keşke bunu aşabilsek.

--- alıntı ---

bugün müslüman milletlerin ve halkların ihtiyaçlarını karşılayacak bir devlet anlayışını oluşturmak için şu kaynaklara başvurulmalıdır:

a. kur'an ve hadisteki öze bakılır. bu özün korunmasını sağlayan bir devlet biçimi üzerinde durulur. sadece islâm'ın değil, her dinin ve mezhebin rahatça inancını yaşayabileceği ve serbestçe ibadet edeceği bir ortamın meydana getirilmesi için çalışılır.

b. tarihi tecrübeye, törelere ve geleneklere bakılır. ondört asır içinde kurulan islâm devletlerinin devlet ve siyaset tecrübelerinden, bu süre içinde yazılan devlet ve siyasete dair eserlerden yararlanılır. kendi tarih tecrübemiz, kültür ve bilgi birikimimiz önemli bir kaynaktır.

c. gayri müslim halkların tarih tecrübeleri, bilgi birikimleri ve özellikle çağdaş devletlerin yapıları ve mahiyetleri gözönünde tutulur. bunlardan uygun görülen unsurlar alınır.

d. müslüman düşüncesiyle yukarıdaki hususların bir sentezi yapılır. bu düşünce hür ve ilmi bir düşüncedir. aynı zamanda yeni devlet teorileri ortaya atma ve siyaset felsefesi yapma yetkisini kendinde gören ve taklitçi olmayan bir düşüncedir.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar