islamdan soğudum modası

bir mehmet efe yazısı.

"epeydir sosyal medyada yükselen 'artık Allah'a inanmıyorum' modası ve 'türk usülü' ateizm üzerine"

'irtidad modası'

vaavv, afyondan uyandın, islamcılar seni aşağılık kompleksine zorladı, sigortasız işçi çalıştırırken beş vakit namaz arasında sekreterine sulanan sözde islamcı işadamı mideni bozdu, islami kuruluşların ahlaksızlığı gına getirdi, mankenlerin iki buçuk ayetle kanaat önderi olabilişi kanına dokundu, orucun kazasını unutmak kurdeşen etti, libidosu sapıtmış cahil hocaların kadınları cehennem’e gönderme merakı tepeni attırdı, prada marka başörtüsü takanlar bardağını taşırdı; sorgulama süreci yaşadın, aydınlanma geçirdin, islam’dan koptun, artık Allah’a inanmıyorsun ve saire; binlerce yıldır nietzsche, einstein, plato gibi adamların bir ömür verip varamadığı tatmin edici sonuca sen vardın, bravo! sosyal medyanın bastırılmış dikkat çekme ihtiyacını da şaha kaldırdığı aşikar.

iyi hoş da her çarpıklığı, çevrendeki her zulmü, her haksızlığı, dinin tarih boyunca bozasını yağladığı politikacıların Allah sömürülerini, hatta seni iki büklüm bin tevekkül büyüten annenin babana direnmeyişini bile iki sosyal medya tıkıyla getirip getirip islam’ın ne kadar zararlı olduğuna bağlama çabaların, bu topraklarda yaşadığından utanan lümpenlerden alıntıların, aslında kendini ikna edemeyenin patolojik çırpınışlarından başka bir şeye benzemiyor.

milyon kere dümdüz edilmiş düz kafa argümanları ve oryantalist klişeleri tekrarladığının farkında bile değilsin. öyle gerçekten okuyarak, sorgulayarak, fikir çilesi çekerek vardığın, kavradığın, gerçekten sana ait bir tane sonuç olmadığından; riyakar liderlerin pompaladığı şarlatanlığın, sistemin ülkelerimize boca ettiği şiddet ve kaosun; yani müslüman toplumların şu sırada içinden geçtiği arınma sürecinin tipik bir yan etkisi olmaktan öteye geçmeyeceksin. hatta abartırsan, en fazlası, sivilcelerini pudralamış ergen ‘selfie’leri kadar dikkat çekmeye başlayacak; islam’ı sorgulayan ‘paylaşım’ların.

onları yazarken harcadığın vakti, ne bileyim, rüstem’in halısına saplanan mızrağın anlamını; insanın insana yaptığını; sınırsız arzu ve umutların ölümle sona ermesinin haksızlığını; merakın, korkunun, umudun, seçmenin, nefretin ve sevmenin doğasını; müslüman bir kültürde doğmanın bir tesadüf olarak anlamsızlığını; hayata yaptığın gerçek katkılar olup olmadığını; tavuktan çıkan yumurtanın ambalajını; suyun neden yatağında aktığını ya da demirin neden tavında dövüldüğünü düşünmekle değerlendirebilirdin.

kızdığın her şey, tanık olduğun herşey senden bir karşılık, bir sorumluluk bekler; değiştirmek, düzeltmek, bulduğundan daha güzel yapmak sorumluluğu gibi. sana pek entelektüel gelmeyebilir ama 40 yaşını geçtiğinde anlayacaksın ki, pireye kızıp yorganı yakanın yatacak yeri olmaz hikmetli bir özdeyiştir. boş ver “gerçek islam”, “sahte islam” şamatalarını. hayattan bak. yaşlı bir çınar gibi düşün islam’ı mesela ama taze sürgünler vermeye devam ediyor. sen o sürgünlerden birisin.

sana biraz ukalalık yapmama müsaade edersen, günde ortalama yaptığın 50 islam ne kadar kötü paylaşımlarının altına şu yorumu eklediğimi var say: ille ‘ateyist’ olacaksan ol ama emin ol, bu topraklarda, ateist olmak için müslümanlıktan vazgeçmen gerekmiyor, islam’a düşman olman gerekmiyor.

en azından vazgeçtiğin şeyin ne olduğunu iyi kavra da öyle vazgeç. şüphe iyidir, sorgulamak iyidir, Allah’ın sevdiği şeylerdir onlar. direnişin hası da müslüman kalmakta ısrar etmek bence; beğenmediğin müslümanlara rağmen.

bu topraklarda müslümanlık sadece bir din değil, kuzum. gelenek, kimlik, kültür, dil, tarih. bizi millet yapan şey. yıkılan bir imparatorluktan geriye kalanları bir arada tutan şey. türk’ü türk, kürdü kürt, çerkesi çerkes yapan şey aslında; aleviyi alevi.

yeri gelmişken, türkçülük bize çakılan bir kazık; kürtçülük de öyle. solculuğu islam düşmanlığı sanmak bize çakılan bir kazık; islam düşmanı bir ateizm de öyle; kur’andan nasipsiz ve imansız islamcılık da öyle. kanla çaktılar bu kazıkları bize, kara tahtalar önünde aşağılayarak eğdiler bizi; yalanlarla tuttular çaktıkları kıçlarımızda. bize bu kazıkları çakanlar, hristiyanlara da evangelizmi ve modernizmi çakanlar; yahudilere siyonizmi çakanlar.

müslümanlık giderse, ne türklük kalır, ne kürtlük, ne çerkeslik ve ne de ‘ateistlik’ aslında. islamsız ideoloji, felsefe, düşünce, kimlik; aslında sadece müslümanlıktan uzaklaşmandan başka bir fonksiyon icra etmez burada, yeşerdiğin bu bahçede. seni aydınlatmaz.

ileride sandıklarımız bizden ileride değil, kendi geçmişlerinden ileride.

müslümanlıktan başka giymeye çalıştığımız her gömlek, giydiğimiz oranda, üstümüze uydurduğumuz oranda kendimiz olmaktan uzaklaştırır bizi ve müslümanlıktan uzaklaşınca giymeye çalıştığımız o gömlek de düşüverir; bize ait değildir çünkü, topumuzun kumaşından değildir; çırılçıplak kalıveririz ortada; kişiliksiz, hayasız, arsız. daha önce giymeye çalıştığımız islamsız gömleği bize yakıştıranlar, bizi o gömleği giydiğimiz oranda övenler var ya, başta onlar olmak üzere, kimse sofrasına buyur etmez o zaman işte; kurtlardan başka. menüde bizim olduğumuz bir kurtlar sofrasından başka.

müslümanlık bizim şiirimiz, şarkımız, masalımız, desenimiz, harcımız, tıynetimiz, ar damarımız, vicdanımız, refleksimiz, dürtümüz ve nihayet frenimiz kardeşim. kafanı akıllı telefondan kaldırıp aklını kullan bir dakika, düşün, müslümanlıktan uzaklaştıkça eşcinselimiz bile sokakta çırılçıplak yalanmayı eylem sanıyor. amerika’daki “gay pride” yürüyüşlerinde bile en teşhircilerin sokakta yapmaya utandığı şeyleri bizim sokaklarımızda yapabilmeleri, başkalaşma ve yabancılaşmanın dibine girip öteki taraftan çıkmaktır. müslümanlıktan uzaklaştıkça, islamcımız şaşaa, telsiz ve makam otolarına tapmaya varıyor. israil’e ve bize o kazıkları çakanlara “van minut” diyenimiz, her ‘ten minut’te bir kazıkçılara bir insanımızı daha borçlu hale getiriyor, sonra düşmanlarımızla iş tutmayı strateji diye pazarlıyor. müslümanlıktan uzaklaştıkça, ondan nefret ettikçe, utandıkça; solcumuz halka tasmalanacak köpek muamelesi yapacak noktaya savruluyor. müslümanlığın bu ülkede din değil aynı zamanda tarih, kültür, gelenek ve kimlik olduğunu anlamayan devrimcimizin devletle mücadelesi halkla mücadele etmek olarak tezahür ediyor. feministimiz genelevleri savunmayı marifet sanıyor, türkümüz mallaşıyor, kürdümüz mankurtlaşıyor, ateistimiz sarhoşluğa güzelleme yazmayı marifet sanıyor.

demem o ki, sakin ol; kendi parolalarını geliştirmemiş o aslında duyarlı ve muazzam zihnini, şimdi sanal dikkat alan aparma argümanlara mahkum etme; kapılarını açık tut, düşünmeye devam et, araştır, islam’ın kendi kaynaklarını çalış, bilim felsefesi filan oku, biraz emek ver, adil olmaya çalış, biraz tevazu sahibi ol. bir mülteci kampını ziyaret et. kendini çok da ciddiye alma.

yoksa senin hayatın sırrını çözmüş bir aydınlanma tribine değil ya -allah muhafaza- adam gibi bir trajediye ya da en iyisi, bir iki gerçek arkadaşa ve bir yavukluya ihtiyacın var gibi geliyor bana.
devamını gör...
güzel bir yazı. bitiş paragrafını çok beğendim. yalnız muhatabına bir fayda (eğer gözetiliyorsa) açısından eksik. konunun muhatabı değilim ancak (bu yazıda da olabilirdi) şu konuda da yazmasını temenni ederim;

(bkz: müslümanlardan soğumak)

islam'dan soğuma bir moda; yani bir çok kişinin izharı ise en büyük ayar bu memleketin öncü geçinenlerine verilmeli.
devamını gör...
"akp ya da müslümanların geneli üzerinden islam'a yüklenenlere, benim gibi akp ve genel müslümanların dışından islam'a bakın" önermesini içerir mehmet efe yazısı. kendisi ile genel olarak aynı bağlamda durmasam da, esas olarak doğru bir yazı.

islam'ın sınırları geniştir. tefrika peşinde koşmayan, hizipçilik yapmayan, daima Allah ve müslümanları düşünen her türlü zihin bu sınırların içindedir.
devamını gör...
caner taslaman'ın "biz müslümanların en büyük görevi insanlara islam ve müslüman arasındaki farkı anlatmaktır'' gibisinden bir sözü vardı. başlığı görünce aklıma bu geldi.
devamını gör...
gündemde kendine çok fazla yer bulan bir algıdır.
sorun islamda değil müslümanlardadır. yoksa sadece işid yada diğer terör örgütleri bu modaya öncülük edemezler.
devamını gör...
gün geçtikçe daha da popülerleşen moda. geçtiğimiz aylarda twitrede büyüdük güzelleştik özgürleştik saçmalığı altında başörtüsü takmayı bırakan genç kız bombardımanı vardı. islamdan uzaklaşmanın başarı olduğu, zincirlerini kırma anlamına geldiği zamanlara geldik. müslüman gençlerde django sendromu gibi bişi oldu resmen. halbuki islam olmakla müşerref olmalıydık. müslüman/kul olmanın devalüesinde suçu sadece mürtedlere atmanın da mantıklı olduğunu düşünmüyorum. kalpleri elbette ancak Allah hidayete erdirir de, bu bizim tebliğ sorumluluğumuzu bitirmez.
devamını gör...
zulümlerine islamdan kılıf bulan terör örgütleri, itiraz edince de ayetleri hadisleri gösteren sempatizanlarının neden olduğu reaksiyona siyasi istikballerini savunmak için dini kullanan güç sahipleri eklenince yaşanan durum. moda demek güç. çünkü moda sorgusuz kabul edilir. bu hisse düşenlere bakınca yanlış yapıyorsunuz tezlerini savunmak için daha fazla ayet ve hadis incelemiş olduklarını görüyorum.
15 temmuz'u yaşadık unutmayın. bundan yıllar önce verdiği devletin kılcal damarlarına sızıp ele geçirin fetvası ortada olmasına rağmen dini cemaat olarak bir terör odağının nasıl en dindar bildiklerimiz üzerinde etkili olduklarını gördük. kandırıldık dediler. neyle kandırdılar? delil tuttukları ayetle hadisle.
bu sözlüğe ilk gelişim değil daha önce bırakma sebebim suriye iç savaşının başladığı dönemde azılı şekilde kafir dedikleri ezidi kadınların nasıl cariye olarak alınacağını ateşli savunan kişilerin çokluğu idi. değiştiler mi? hayır. insanlar gördü ki biz bu düşüncelere sahip kişilerle birlikte yaşıyoruz. siz dini güllü peygamber slaytlarından öğrendiniz nisa süresi bana hak veriyor diyor adam neye itiraz edebilirsin?

bunların tamamı hiç de basit olmayan travmalar. bu dönemlerde inişler çıkışlar, sorgulamalar olur elbet. moda diye küçümsemek yerine anlayıp nasıl çözümlenir ona bakmak lazım. düşünmek kolay değil. Allah içimize ferahlık versin.
devamını gör...
bunun partiden veya belirli olaylardan kaynaklandığını düşünmüyorum; kanımca bilim geliştikçe ve bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça insanlar dinlerin kutsatliyetlerinin olmadığını, belirli amaçlar uğruna yaratılmış felsefeler olduklarını öğreniyorlar ve bundan dolayı dogmalardan uzaklaşıp dinsizleşiyorlar.
devamını gör...
bazen yakın arkadaş ortamında mesleği özellikle yazılım ve yapay zeka üzerine olanlarla konuşurken farkediyorum bu durumu. kendilerinden bu cümleyi duyacağımı sanmıyorum ama fiiliyatları bundan ibaret. çünkü güncel bilimsel gelişmelerle din kurallarını birlikte kotaramıyorlar yani aynı potadan geçiremiyorlar. çünkü yeterli ne dini ne de felsefi altyapı var... 27 yaşına gelmiş bir insana nereden başlayıp anlatacağını şaşırıyor bazen insan. karşı tarafın soruları seni bir gruba mal edişiyle birlikte bazen ruhban sınıfındanmışsın gibi hissettiriyor.

bazen de "ımmm mesela siz şey hakkında ne düşünüyosunuz, hani dı handrıt dizisinde yapay zekaya inanıyor ya insanlar, kur'an da peygamber aracılığıyla inmiş, ne düşünüyorsun bu konuda?" gibi sorular geliyor. birden distopik evrene girip onu yorumlama gayretine düşüyoruz, yav kardeşim hele bi dur günceli yorumlamadan distopyaya gitmeye gerek var mıydı? diyemiyorsun.

bu hayat günceli yakalayamayana da önden gidene de zor. sadece şunu içimden geçiriyorum arada; hidayet Allah'tan, verirse amenna; vermezse ne yapalım?
devamını gör...
mezhepleri ve sunniliği islam zanneden zavallıların düştüğü acı durumdur, evet. kardeşim... sorunun ne ise önce kur'an'a sor. ekonomi, liyakat, hak, adalet, özgürlük vs. sonra kur'an ayetleriyle uyumlu olan hadislere bak. salla gitsin diğerlerini.

bu soğuma, eğlence kültürüne dalmak için bir bahane ise seni kimse ısıtamaz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar