841.
amerikadaki israil devletinin mevcut durumu konusunda farklı güç odaklarının, farklı görüşlerin bile olduğunu bilemeycek kadar sığ, üç satırlık sözlük yazarları tarafından deli muamelisi gören şairimiz.ama size deli denmedikçe gerçek manada iman etmiş olamazsınız deniliyor.bu topraklarda bir milyon ıraklının öldürülmesine ses çıkaramayan yetkililer birden gazzedeki kardeşlerimiz konusunda aslan kesildi. ıraklılar müslüman,insan değil miydi? gazze eylemlerine katılanlar son bir kaç aydır pakistanda insansız uçaklarla öldürülen müslümanların varlığından haberdar bile değhttp://iller.ne ilginç değil mi? arkanıza bir kafiri almadan hiçbir şeye tepki göstermeyen , çeşitli kafir odakları tarafından kullanılmaktan ar etmeyenler bu adama laf edemezler.
devamını gör...
842.

--- alıntı ---
Hakîkati hakkıyla mesele edinemediğimiz için İsmet Özel'i anlayamıyoruz )

ismet özel'in "son çığlığı" hakkında elbette bir gün yazacaktım. ama bu konuda yazılanlar, benim yazma vaktimi geciktirdi. artık vakti geldi yazmanın. çünkü hep aynı anlayışsızlık, kavrayışsızlık ve sığlık tekrarlanıyor hâlâ; dolayısıyla benim tüm bunlara daha fazla tahammül edebilmem mümkün değil/di elbette ki.

ismet özel, en büyük kaygıları "vartayı atlatmak, vaziyeti idare etmek, böylelikle sağduyulu hareket etmek yani mevcut vaziyetlere ve söylemlere itiraz etmek yerine uyumlanmak" olan insanlar için anlaşılması zor bir insandır. oysa parantez içinde özetlediğim bu kaygı, aslâ kıymet-i harbiyesi olabilecek bir kaygı değildir; aksine düpedüz bir "kaygısızlık", "kayıtsızlık", "kaypaklık", "uy/uzlaşmak" ve dolayısıyla sıradanlaşmak hâl-i pür melâli ve işâretidir. o yüzden, sadece ismet özel'i anlamakta zorlanmıyoruz; aynı zamanda bediüzzaman'ı da, necip fazıl'ı da, sezai karakoç'u da, nurettin topçu'yu da, nuri pakdil'i de, rasim özdenören'i de anlamakta zorlanıyoruz. bu nedenledir ki, hepsini de ya putlaştırıyoruz; ya da bizim gibi sıradanlaşmış insanlar derekesinde görmek istiyoruz.

buna hakkımız var mı, gerçekten? hakã®kat, sıradan insanların elinde ne hâle gelir, hiç tahayyül ve tasavvur edebiliyor muyuz acaba? oysa, ulvã® bir makamdan bize bahşedilen ve lã»tfedilen hakã®kat, insanı sıradanlaşmaktan kurtarmak için "varedilmiş" ve vaz'edilmiş bir aåžk ateåži değil de nedir ki? hakã®katin gücü, insanı sıradanlıktan kurtarabilmesinde gizli değil midir? o halde, bu hakã®kati bize hatırlatan hakã®kat âşıkları, keyfimizi ve rahatımızı kaçırıyorlar diye onlara ve dolayısıyla çilesini çekerek keşfettikleri hakã®kat söylemlerine sırt çevirmekle, burun kıvırmakla ne kadar sıradanlaştığımızı göremiyor muyuz hakã®katen?

bu insanlardan bizim gibi sıradanlaşmalarını istemek, bizim istediğimiz, kabul edeceğimiz, keyfimize keyif katacak şeyler söylemelerini talep etmek, hem bu insanları anlayamamak; hem de daha da önemlisi, bizim hakã®katle kurduğumuz ilişkinin sahih ve sahici bir ilişki olmadığını farkında olmaksızın ifşâ etmek; dolayısıyla bizim hakã®kati talep edecek bir iradeye sahip olamadığımızı ilan etmek demek değil midir? o yüzdendir ki, son yarım asrın her biri kendi semasının yıldızları olan bu "anıt şahsiyetler"e mevtâ muamelesi yapıyoruz; ama bu umurumuzda değilmiş gibi hareket etmekten de çekinmiyoruz. (sezai karakoç'u, bütün zamanların çocuğu olması ve bütün zamanları çocuğu kılması gibi esaslı bir çilenin eri olması bakımından bu semada bir kutup yıldızı olarak gördüğümü tüm samimiyetimle hatırlatmama izin verin lã»tfen
. Bu insanların ümmet adına, ama hakîkate talip ümmet adına çektikleri oluş ve varoluş çilesinin ne kadar yakıcı ve sarsıcı olduğunu kavrayabilmemiz için hakîkate onlar kadar olmasa bile onlar gibi şeksiz ve şüphesiz vâkıf ve vâsıl olmamız ve iman etmemiz şart.

Oysa yapabildiğimiz en "iyi" (!) şey, onların fanatiği olmak. Onlar bize kendimiz olmamız çağrısında bulunuyor; bizse fanatiği oluyoruz onların! Bu, sıradanlık ve sıradanlaşmak değil de ne peki? Oysa büyük insanların fanatiği olunmaz; olunduğu andan itibaren asıl zararı bu insanlara ve bu insanların çilesini çektikleri, kavgasını verdikleri hakîkat'e vermiş oluruz.

Yazıyı İsmet Özel özelinden sürdüreyim... İsmet Özel, tıpkı diğerleri gibi, hakîkatin ışığı tarafından sarsılan sarsılmaz bir hakîkat âşığıdır; Nurettin Topçu'nun deyişiyle "sonsuzluk iradesi", Bediüzzaman'ın deyişiyle ise "geçmiş ve gelecek zamanları yutabilme" gücü demek olan hakîkatin gücünün, mümin olduğunu söyleyen herkesi de sarsması gerektiğini düşünen ama nasıl olup da mümin olduğunu kabul, iddia ve ilan eden kişileri de bir türlü sarsmadığına anlam veremeyen, o yüzden isyan eden bir hakîkat cengâveridir.

Kaygan ve kaypak zeminlere, konjonktürlere rağmen İsmet Özel'in hakîkatle kurduğu ilişkideki sebatını ispat etmesi, bizden de aynı sebatı ispat etmemizi istemesi yegane kaygısı "vartayı atlatmak, vaziyeti kurtarmak" olan bizim gibi sıradan insanları sarsmış ve şaşırtmıştır.

Peki, İsmet Özel'in yanlışları yok mu? Elbette ki var: Meselâ Türklük meselesinde söylediği şeyler esas itibariyle yanlış şeylerdir. İsmet Özel'in yazılarında başından bu yana Türklük vurgusu olduğunu söylemek, hem büyük bir "ayartma yardakçılığı"dır; hem de İsmet Özel'in şimdiye kadar söyledikleriyle kabul edilmesi, telif edilmesi ve hazmedilmesi zor bir çelişkiye düştüğünü görememek demektir. Bu, İsmet Özel gibi biri için bir kuyudur; İsmet Özel, bu kuyuyu görecek ve bu kuyuya düşmeyecek çapta bir kafadır...

Ayrıca modern paganların meselesi olması gereken teknik, medeniyet ve yabancılaşmadan oluşan "üç meselesi" de esas itibariyle külliyyen "yanlış bir mesele"dir. Yani, esas itibariyle Batılı modern paganların icat ettikleri ve iliklerine kadar sonuçlarını yaşadıkları bu üç mesele, hakîkatin hâkim olduğu vasatın ürünü olan meseleler olmadığı için bizim neden olmadığımız, bu nedenle de bizi doğrudan değil, dolaylı olarak ilgilendirmesi gereken meselelerdir. İsmet Özel, bu hakîkati gördüğü için bu meselelere daha sonraları "daha mesafeli" yaklaşmayı bilmiştir.

İsmet Özel'in Türklük ekseninde söyledikleriyle de arasına aynı mesafeyi koyacağını umuyorum. Ancak İsmet Özel'in etrafında İsmet Özel'den (isminden ve gölgesinden) nemalanmaya çalışan, meselesi sadece İsmet Özel'den nemalanmak olan ve İsmet Özel'deki hakîkat aşkından zırnık kadar nasipdâr olamayan ve zaten ahlâken de nasipdâr olmaları pek mümkün olmayan "veletler", İsmet Özel'i fena halde ayartıyorlar; İsmet Özel'in ayartıldığını hissettiğini iliklerime kadar hissediyorum; ama İsmet Özel, bu ayartmalara karşı sarsıcı bir şey söylemedi henüz. Ama yarın söyleyecek. Bu "çocuklar"ın da sarsılmaya ihtiyacı var çünkü. Yarın, İsmet Özel, "kim var burada?" diye sorunca o zamana kadar oradaymış gibi görünenlerin neden orada olmadıkları, olamayacakları, sıvıştıkları sarahatle açığa çıkmış olacak çünkü.

Özetle, İsmet Özel hiçbir şey söylememiş olsaydı bile, herkesin patır patır döküldüğü, oraya buraya savrulduğu şu kıblesini yitirmişlik ve pergelini şaşırmışlık vakitlerinde, onun bu hakîkat aşkında sebat etme kaygısı ve iradesi göstermesi, İsmet Özel'i özel yapmaya yeterdi, diye düşünüyorum.

İsmet Özel'le Sezai Karakoç arasındaki tabiî farka, İsmet Özel'deki "modern" ve "postmodern"e; İsmet Özel'de kibir gibi görünen şeyin neden ve nasıl hakîkat aşkının verdiği bir asâlet'e işaret ettiğine; son yarım asrın İslâmcı düşünürlerindeki bu asâlet ve hakîkat kaygısının dört büyük sahabe-i kiram efendilerimizdeki izlerine, izdüşümlerine dair söyleyeceklerim var; onları da Çarşamba günü musahabe edelim artık...

Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi
--- alıntı ---
devamını gör...
843.
yusuf kaplan gibi bir takım insanlar özür dileyecekken yahut günah çıkaracekken, kabahatlerinden büyük bir cürme imza atıyorlar bu gibi insanlar hakkında..

ismet özel necip fazıl'la sezai karakoç 'la aynı kefeye konmaz konulamaz koymak isteyenler..:

zamanında bu insanı yok efendim "nazım hikmet ' imiz bilmemne" diye zırvalayanlarla aynı işi yaparlar ,

neden mi!? neden açık çünkü bu adam hayal kayığı yürütmüyor, var olan bir takım değerleri ve olguları yaşatmaya çalışıyor.

proje açık ismet özel'i de paketleyip rafa kaldırmak ama şu bilinsinki; onun takipçileri sezai ve necip beylerin talebeleri gibi uyuyan güzellerden oluşmuyor vesselam.
devamını gör...
846.
çok ağır bir zihinsel hastalığa tutulmuş olan kripto-islamcı. çevresinde de bol miktarda 'reis' deyicisi var. kendisinin fikirlerine karşı olan herkesi amerikan köpeği ilan edecek kişiler var. ne kadar da çok benziyorlar beşiktaş'ın çarşı grubuna. merak etmeyin ismet özel'i alen'e benzetmiyorum. daha farklı bir projem var kendisi için.

yazdığı ilk şiirin cıa projesi olduğunu iddia edeceğim duvar dibi'nde çay içerken.
devamını gör...
847.
sözlükte hakkında konuşulup durulması insanın içini baydıkça baymış üç adamdan biridir...

müslüman ahlakından, edebinden, haysiyetinden dem vurup duran adamlar, bir onun başlık altında, bir bunun başlık altında mücahitlik oynamayı işten sayıyorlar.

kul hakkının, eleştiriyle gıybet arasındaki ince çizginin farkında en çok olması gerekenler; o çizgiyi en çok ihlal edenler ne yazık ki...

şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya rabbi!!!

devamını gör...
850.
derneği, söylemleri, kitapları iş yapmadıkça, ortalığı velveleye veren bir söylemi piyasa sürülen şair, yazar, düşünce fakiri.

tedavülden kalktığını gerçeğini kabul etmeyen fanatik okuyucuları, dinleyicileri ve savunucuları gözümde, fethullah gülen savunuculuğunu tuhaf reflekslerle sürdüren düşünce fakirlerinden farksızdırlar. zira iki taraf da benim gözümde körü körüne müdafaa etmenin, zihni kiraya vermenin ve hayatı anlamama noktasındaki yoğun çabanın örneğidirler. uzatmayacağım bu kez.

-ismet özel, islami hareketin temel mantığını, amaçlarını ve nebevi hareket metodunu idrak edememiş, islami hükümler ile insan düşüncesi arasındaki kalın çizginin rengini fark edememiştir.

-ismet özel, bir savruluş hikayesidir. bazen ahmet hakan'ın söylemlerinin dahi kendisinden daha düzenli ve disiplinli bir serüveni olduğunu düşünüyorum. haksız mıyım? belki haksızım ama nihayetinde iki isimin savruluşu içerisinde ahmet hakan'ın savruluşu benim için daha az yorucu.

-ismet özel, irtica elden gidiyor, tehdit değil teklif gibi kitapların yazarı olarak kalsa idi gözümüzde düşünce adamı ve kanaat önderi olarak kalacaktı. bugünkü haliyse daha çok bir düşünce meczubunu andırıyor.
devamını gör...
852.
eğer yanlış görmedi isem -ya da gördüğüm zatı kendisine benzetmedi isem- bugün aksaray'dan eminönü'ne tramvayda beraberce gittiğimiz zat.
nedense kanım kaynadı şimdi. bizden biri gibi geldi bana.
devamını gör...
854.
bazı ahmaklar sözde ironi yapıyorum diyerek suyu bulandırmaya çalışsa da işin aslını bilenler onun nerede durduğunu çok iyi bilirler.türkiye'de onurlu duruşundan bir milim taviz vermemiş adamdır.bu ahmaklar onun için savruldu derler çünkü oturmadıkları gavur kucağı kalmamıştır.namuslu birini görünce de arsızca saldırırlar çünkü herkes namussuz olunca sorun onlar için ortadan kalkmış olacak.

yalnız o herkesler
o herkesler kendine akarak boğulan
ve sürdüren güleç bir kocamışlığı * *
devamını gör...
856.
ismet özel peygamber değil ki her dediğini kabul edelim; ama şurası kesin ki içinde bir sızı taşıyan bu adam bizim vazgeçemeyeceğimiz bir münevverdir. aykırı duruşu, entelektüel bakışı bize her zaman yol gösterdi.
devamını gör...
857.
ismini kullanarak caka satma çalışanlara zerre kadar kıymet vermeyen yazardır.



--- alıntı ---

"neye emek verdiğimi anlamayan insanların benim adımı ağızlarına almalarından oldum olası büyük bir rahatsızlık duyarım. ilk yazımda dedim ki kitle iletişim araçları vesilesiyle yazı işine giren bir müslüman'ın vazifesi dikkate değer şeyler yazmak değil yazdıklarıyla dikkatlerin kur'an-ı kerã®m'de yoğunlaşmasını sağlamaktır. dikkatler benim yazdıklarım vesilesiyle kur'an-ı kerã®m'de yoğunlaştı mı? hayır, hiç öyle olmadı.."

--- alıntı ---

devamını gör...
858.
“biz türkler mekke ve medine’nin bekçiliğini yapmaktan aciz kaldığımız için, kendi sözümüzün geçecebileği toprağı kıskançlıkla elinde tutan insanlarız.” demiş . ne güzel demişâ€¦
devamını gör...
859.
geçenlerde tramvay'da karşılaşmıştım. şöyle bir kaç kez baktım o mu değil mi diye? sonra eve gelince internetten görselini aratıp buldum ve o olduğuna kanaat getirdim. adama kanım kaynadı birden. bizden biri gibi gelmişti bana. ama sözlükteki savunucularını görünce yine kendisine karşı bende -kendisinden dolayı olmayan- bir antipati hasıl oldu.

ey ismet özel savunucuları! böyle devam edin. kala kala dünyada tek kişi kalacaksınız böylelikle.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar