924.
bugün de üzerinden peyda olan mülâhazalar sebebiyle kulaklarını çınlatayım dedim. bir yazarı veya şairi sevip sevmemek okuyucunun takdiri, tenkid etmek de. üzerinden dönen ad hominem sâiki ile çıkılmış tartışmalar ise ismet özel'in yazılarının/şiirlerinin velhâsılı düşüncelerinin analojisini yapabilmekten çok; fanları ve kendisini sevmeyen insanların çekişmesi şeklinde tezahür ediyor. bana kalırsa kendisinin düşünceleriyle yola çıkılmalı, daha sonra seviyor sevmiyor muhabbetlerine girilebilir. akıl kethüdalarına gerek yok tartışma olacaksa. ismet özel'in bazı şiirlerini ayrı değerlendirecek olursak kendi namıma bazı söylemlerinden ben de oldukça rahatsızım. özellikle türklük konusundaki. ümmet bilinci dururken türklük veya etnik tandanslı aforizmalar, muhatabı onu kastedmese bile yanlış anlaşılmaya mahal veriyor. hülasa şair mi, dibine kadar şair; filozof mu, o konu biraz muhayyel. insan mı evet insan, o yüzden düşünme kuvveti var. düşüncelerini de başka insanlarla paylaşıyor. beğeniriz veya beğenmeyiz, eleştirilmeye herkesin açık olması gerekir. özellikle düşünce adamlarının. ve de bir insanın düşünceleriyle yola çıkan insanların da eleştiriye açık olması lâzım gelir. ülkemizde yıllardan beri süregelen kısır tartışmalar sözlüğü de yansıyor maalesef. tartışma metodolojisini kanırtalım demiyorum, lâkin, en azından uslã»ba dikkat edebilirsek herkes birbirini az da olsa anlayabilir.
devamını gör...
925.
kafasında bir dünya kurup oradaki kavramlarla günümüz dünyasında, türkiyesinde fikir işçiliği yapmaya çalışan samimi bir zat.

yalnız, çoğu kişinin de belirttiği üzere, sıkıntı bu kavramlara yüklenen anlamlar yüzünden doğuyor. kendisi bazı kavramlara güzel bakış açıları getiriyor lakin bunun karşılığı toplumda yok. e, böyle olunca "türküm çalışkanım ilkem" tarzında bir fikir beyan ettiği sanılıyor.

düşündüklerini bir güzel açıklasa da insanlar sonra eleştirse daha güzel olacak. burada da şu sıkıntı doğuyor, ismet özel fan club bunu pek önemsemiyor. çünkü onlara göre ismet özel'i herkes anlayamaz, anlayanlar süper adamlardır. olayı "biz süper adamız hocu." boyutuna getirip, ismet özel hakkında olumlu ve olumsuz düşünceyi bir arada bulunanları ismet özel'in yanına yakıştıramıyorlar, onları aşağıya itip bir onlar ismet özel'i seviyor moduna getiriyorlar.

benim için ismet özel şu şiirinde belirttiği adamdır. büyük ihtimalle de hala o tütmesi gereken ocağı aramaktadır.

"şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?"
devamını gör...
932.
--- alıntı ---

Kişinin felaketi, istediği sayıda veya hiç dosta kavuşamayışında değil,
düşman olunamayacak kadar silik bir hayat çizgisi takip edişindedir.

--- alıntı ---

hakikaten baba bir laf etmiş olan şair. en azından kendi adıma sevindim.

devamını gör...
933.

--- alıntı ---
Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilk önce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını uzak iklimlerin, kokusu gitmediğimiz şehirlerin
önceden bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
"Bize ait olan ne kadar uzakta!"
--- alıntı ---
devamını gör...
934.
gelecek nesiller bizi anlayacak mı?

yaptıklarını ne tarih önünde hesap vermeyi düşünerek, ne de gelecek nesillerin ferasetinden medet umarak yapan biriyim. yaptığı yaşadığı günlerde hesaba katılır özellikler taşımayan birinin, daha doğrusu hesaba katılır nitelikler taşıdığını yaşadığı günlerde belirgin kılamamış birinin bu dünyadan ayrıldıktan sonra geçer akçe olduğunun keşfedilmesini anlamsız bulurum. böyle düşüneme mukabil hedefi yaşadığımız dünyada rağbet kazanmaya çalışmak olanlara da iyi gözle bakmam, onları da hayırla yâd etmem. insan ne geçmişini yok farzederek bir adım atabilir, ne yaşadığı günü gözden çıkarabilir ve ne de geleceği umursamadan hareket edebilir. zamanla ilişkimiz, çözümünün ne olduğunu ölümden sonra muttali olacağımız bir bilmecedir. biz insanlar arasında üçe ayrılmış parçalardan birini (mazi/hâl/âti) kendince mutlaklaştıran istiğnaya düşer ve bilmeceyi çözmediği halde kendini galip ilan ederek mahvolur gider. mahvolmak istemeyenler de bilmeceyi en azından tanımaya uğraşırlar. aşağıda yahudi asıllı rus sanatçısı ilya ehrenburg’un bir şiirini ülkü tamer çevirisinden okuyacaksınız. bakın bu bilmeceyi nasıl tanımaya çalışmış.

oäžullarımızın oäžulları

oğullarımızın oğulları şaşıracaklar
tarih kitaplarını karıştırırken:
“1914… 1917… 1919…
neler çekmişler… zavallıcıklar!”
yeni bir çağın çocukları savaşları okuyacak;
yazarların, generallerin adlarını öğrenecekler,
ölülerin sayısını,
tarihleri öğrenecekler.
siperlerin üstünde ne güzel kokardı güller,
bilmeyecekler,
top ateşleri arasında ne güzel öterdi kuşlar,
yaşamak ne güzeldi o yıllarda,
bilmeyecekler.
yıkılmış şehirlerin üstünde nasıl ışırdı güneş,
öyle ışımadı ondan sonra bir daha,
mahzenlerden çıkanlar nasıl da şaşırırdı.
“güneş mi? hala tepemizde mi güneş?” diye.
o güneşi bilmeyecekler.
sert söylevler çekilirdi,
güçlü ordular yenilirdi,
ama öğrenirdi askerler saldırıdan bir saat önce,
hepsi öğrenirdi
nasıl korktuğunu kar tanelerinin.
insanlar kurşuna dizilirdi şafakta,
ama yalnız, yalnız onlar öğrendi
nasıl olduğunu nisan sabahlarının.
hüzmeler arasında parıldardı kubbeler,
rüzgar yakarırdı. bekle! bekle biraz! biraz daha!
öpüşenler bir türlü ayrılmazdı yaşlı ağızlardan,
sımsıkı kenetlenmiş avuçlar açılmazdı.
ölmeye varırdı aşkın anlamı,
yakmaya, yangına, fırtınaya varırdı,
aramaya, aranmaya varırdı.
bu öfkeli, bu ince yıldızın üstünde insanlar
nasıl sevişirse öyle sevişirdi onlar da.
yemiş yüklü bahçeler yoktu o yıllarda,
tomurcuklar ve acılı bir mayıs vardı.
kimse “hoşça kal!” demezdi sevdiğine,
kesin bir kelime kullanırdı “elveda!”
okuyun bizi, şaşırın!
üzülün bizim zamanımızda yaşamadınız diye.
biz gece yatısına gelmiştik bu dünyaya.
sevdik, yıktık, yaşadık – ölüm saatimizde.
ama tepemizde sonsuz yıldızlar vardı,
o yıldızların altında yarattık sizi
hala hasretimiz ışır gözlerinizde,
sözlerinizde isyanımız söylenir.
geceye, çağlara, çağlara saçtık çünkü
sönmüş hayatımızın kıvılcımlarını
sönmemek üzere bir daha.

ismet özel (15.06.1995 milli gazete, evlenseydik boşanacaktık)
devamını gör...
935.
cücük kadar ekonomi okumamış günümüz çocuklarının anlamakta elbette ki zorluk çekeceği şairdir. adam külliyat yalamış yutmuş, sen geleceksin hafifmeşrep dilden alaya saracaksın, adaletli değil. üniversitedeyken milliyetçi bir grup genç che ile dalga geçerlerken, reisleri gelip gençleri uyarmıştı. "siz davanız uğruna teoride değil de pratikte ölmeyi göze aldığınız zaman söyleyebilirsiniz ancak bu sözleri" demişti.
bu cümlelerden ilhamla söylemem gerekirse; hiç değilse biraz daha fazla okuyan, yaşam çizgisi biraz daha belirgin kişiler tarafından eleştirilmesi gerekendir. ergenlik çağı çocukları tarafından değil. yani ergenlik çağı çocuğu, ne anlar max stirner'dan, fanya kaplan'dan, di mi?
devamını gör...
936.
katıldığı televizyon programlarından edindiğim izlenimle bir yere varamayacağımı anlatan şair.

evet,şairler şiir yazar.fakat her şiir yazan şair değildir.şairlerde,tam karşılığını bilmesem de,bir nevi "ilham perisi" vardır.

işte o "ilham perisi"nin fısıldamaları ile zihninde geçenler arasındaki ayrımı kaybettiği anda şair başkalaşır.ismet özel de o ayrımı kaybetti sanırım.

evet,bazı iddialarının anlaşılması güç.hatta avama hitap etmekte beis görmeyişini dahi yadırgadım diyebilirim.zira o sözleri anlamak deveye hendek atlatmaktan daha zor.

diğer taraftan,bazı sözlerini anlayamadığım gibi,kibre kapıldığı izlenimi oluşturdu bende.umarım o sözleri daha iyi izah etmeye tenezzül eder.yoksa anlaşılmayacaktır.

ennihayetinde,keşke ismet özel sadece şiir yazsaydı dedirtmese.
devamını gör...
937.
midesi helal lokma görmemiş bünyelerin, sözlerini kaldıramadığı adam. bütün hayatı boyunca dikkatleri yazdıklarına değil yazdıkları dolayısıyla kuran-ı kerime çekmiş olan adamın sözleri, dinini kafirlerden öğrenen bünyelerde elbette hazımsızlık yapar.
devamını gör...
938.
midesi haram lokma görmeyen bünyelerin de sözlerini kald?ramad??? adam.
sözlerini kald?rmaktan kas?t nedir buras? da ayr? bir muamma tabi. 2. cümledeki gibi kas?t haz?ms?zl?k ise efendiler, aksine ço?u zaman haz?ms?zl??a de?il midemde a??r ifrazatlara sebep olmaktad?r ismet özel. bazen de ek?itir hatta.

bu arada dinimi mümkün oldu?unca mü'minlerden ö?renmeye çal???r?m.
ayr?ca ?ovenleri, ?ovmenleri, fanatikleri ve ak?ls?zlar? ay?rt edebilmeme hünerine ve insanlar? ele?tiri süzgecinden geçirme yetisine sahibim. baz?lar?m?z bunlar?n noksanl???n? çekmekte olduklar? için, ismet özel sevmeyenleri "taklitçi" , "gastrit hastas?" ve "helal süt emmemi?" ilan etme gafletine dü?mü?ler. onlar? bu uykudan uyand?rmak laz?m gelir. o halde evvela bir istirca yapal?m:

inna lillahi ve inna ileyhi raci'un !

imdi, ismet özel'in bir hastal??? vard?r ki ismet özel sevmeyen mü'min kimseleri feci derecede ayar etmektedir: megalomania.
yani "ben bilirimci" tav?rlar?yla izini sürmemiz gereken mütefekkir profilden uza?a dü?mektedir. tevazu abidesi bediüzzaman ile kar??la?t?r?ld???nda bu uçurum daha keskin ve net görülecektir.
türkiye'de 20. yüzy?l?n müslüman mütefekkir örne?i bediüzzaman'd?r. e?er biraz dikkatler buna sevkedilirse, ismet özel ve onun hudutlar? anla??l?r.

birikim noktas?nda ise san?ld??? kadar üstün bir noktada de?ildir. retorik kuvveti yoktur.

evet karde?im güzel sat?rlar? ve hatta bazen sat?r aralar?na b?rakt??? bir dü?ünce vard?r. bu ancak o kadard?r.
ancak o kadar.

okunsun, ö?renilsin, bitirilip geçilsin efendim. bu kadar büyütmeyin gözünüzde. haddiniz olmad??? halde kimseyi "haram yiyen" itham?yla üzmeyin. pe?ine dü?üp vak?flarda kendinizi harcamay?n.
harcamay?n. stop.

burda ba?ka bir ismet özel ele?tirisi daha var ula?abilirsiniz: ( #3482388 )

not: istiklal mar?? derne?i'nin manifestosunu da okudum. be? para etmez. yaz?k !
devamını gör...
940.
eleştiriye cevap verecek üstadların dramı ise oldukça trajik ve düşündürücü.
bizler neyi savunduğumuzu sizlere gösteririz eğer eleştirirseniz. hatta savunuruz. ama sizler inandıklarınızı ve güvendiklerinizi savunamıyorsunuz bile. yıllardır müslümanların kutsallarına tükürüldü onlar ise karşılarındakini kaale almayıp, küfredip egale ettiklerini sandılar. müslüman bu beyinsizliğin acısını çekti ve çekiyor.

bu tarihi vaka şurdaki kısacık olayda bile açığa vurmakta kendini. sizlerin kutsalları savunabileceğiniz de muamma.

bir tanesi ise gelmiş mahlas altıma "bayağı ve gerzek" diyerek hakaret etmeye çalışmakta. biz onlara karşı sesimizi yükseltmiyeceğiz ve şu ayetin gereğini uygulamakta tereddüt etmeyeceğiz:

"o rahman'ın kulları ki yeryüzünde tevazu ile yürürler, cahiller onlara laf attıklarında ise "selametle" derler ve geçerler..." [furkan ~ 63];

tevazu ile yürüyemesek de;
selametle....
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar