1441.

--- alıntı ---
“Bu şiirlerle irtibat kurmayan insanlar adamdan sayılmaz mı? Adam olmak için ill...a bu şiirlerin desteğine mi ihtiyacımız var?” Bu tarihi bir vakıadır; bizim şiirden başka bir kültürel binamız yoktur. Batıda kapitalizmin gelişmesi onlara bir nesre dayalı, nesir yoluyla da gücünü hissettiren bir edebiyat vermiştir. Onun dışında bilim dili olabilecek bir yapı da kazandırmıştır batıda. Ama bizim ülkemizde şiir, tutunulacak tek dal olarak bugüne kadar gelmiş. Doğrusu bu şiirle bağ kurmayan bir zihni alanın hesaba katılır bir varlık göstermesi mümkün değildir. Nitekim biz toplum olarak bu şiirle, buna Divan Edebiyatı’nı, Halk Edebiyatı’nı, Tanzimat’tan Sonra Batı Tesirinde Türk Edebiyatı’nı, Cumhuriyetten sonraki edebiyatı dâhil ederek söylüyorum bunu: Bizim şiirle sıhhatli ve üretken bir bağ kurmayışımız bütün işlerimizin çıkmaza girmesinin ana sebebidir. Çünkü biz şiirle bağ kurmamak suretiyle kim olduğumuz konusunda, ne olduğumuz konusunda bir belirliliğe ulaşmayı reddediyoruz demektir. Ancak şiirle bağ kurduğumuz zaman kendimizi “aklı başında insanlar” telakki edebiliriz. "

İsmet Özel

("Şiir Çizgi, Şiir Nokta " Başlıklı Konferans Metninden, Bursa / 4 Mart 2006)
--- alıntı ---
devamını gör...
1444.
konuşurken vücut dilini ve özellikle ellerini çok iyi kullanıyor.





bir siyasetçi gibi akıcı konuşmuyor, konuşması, hitabeti her kelimeyi seçerek konuşmasından olsa gerek yavaş ve tutuk geliyor dinleyene, bazen iki kelime arasına uzun sessizlikler giriyor.
belki konuşmasındaki "kuran ı kerim i merkeze almadan söylenen her kelime yalan ve sahtekarlıktır" ifadesi gereği, söylediği her sözün içeriğinin dolu ve hakikate işaret etmesine verdiği önem nedeniyledir yavaş ve tutuk hitabeti.

el netice,
iyi şairdir, iyi düşünürdür, iyi yazardır, ama siyasetçiler gibi konuş(a)mamaktadır.
devamını gör...
1448.
tasavvufa bakışını merak ettiğim zat.onda çok büyük bir cevher var.yunus baba* gibi irticali heceyle nutuklar, nefesler falan söylediğini hayal etmek bille kişiye haz veriyor.
devamını gör...
1452.
iyi bir şairdir.
iyi bir yazardır.

ne düşüncelerini her gün milyonlarca insana ulaştırabilecek gazete(leri)si vardır, ne de her gün milyonlarca eve konuk olup fikirlerini kolaylıkla ifade edebileceği televizyon(ları)u.
bir işareti ile dünyanın dört bir yanından ses verecek sevenleri de yoktur, etki alanı yüzde yüz yerli biridir, sanmam yurtdışında takip edilsin, düşünceleri makes bulsun.

milyar dolarlık, hadi vazgeçtim milyon dolarlık bir parasal gücü de yoktur, fikirlerini yayabilmek için.
fikirleriyle, düşünceleriyle hemhal olmuş takipçilerinin, organize bir şekilde diğer genç ve zeki insanlara bu fikir ve düşünceleri aktardığı organizasyonları, yapıları da yoktur.

geçmişinde sosyalistlik olan, 70'lerde hidayete ermiş, okuduğunu, anladığını, düşüncelerini şiirleriyle - ki imgelere, mecazlara, yabancı kavramlara çokça yer veren bir tarz ile- ve yazılarıyla yerli düşünce dünyamıza hitap eden biridir kısaca.

elindeki imkanların, elinde imkan olanlar ile mukayese edilmesi bile abes olur; düşünceleri hariç.

ama söylediği bir söz, bir konudaki beyanı, bir benzetmesi, bir kavram tarifi bir anda gelir gündeme oturuverir, karışır ortalık.
doğrudur, yanlıştır, eksiktir, hatalıdır v.s, v.s... ama gündem olur.
nedir peki tehlike?
neden elindeki tek sermayesi düşünceleri olan biri bu kadar tepki çeker, muhalif doğurur?

neden bir düşüncenin, fikrin etki alanını genişletmenin maddi imkanlarından yoksun birinin dedikleri muhaliflerince bile dikkate alınır ve değerlendirilir?
sallayın gitisin, takmayın adamı, muhalefet etmeye gerek bile görmeyin, bırakın anlaşılmaz imgelerle "süslediği" şiirleri içerisinde kendince çalsın, kendince oynasın, meczup gibi davranın, meczup muamelesi yapın gitsin.
nedir hem muhalif olup, hem de söylediklerine önem atfetmekte ki mana?
bırakın 'marijinal' söylemleri, 'marijinal' takipçilerinin 'entel-dantel muhabbetlerine' meze olsun.

söyledikleri 'marijinal' ve 'uçuk',
söyledikleri edirne'nin dışına gidemez,
söyledikleri anında 'milyonlara' ulaşamaz,
söyledikleri kolayca 'yayılamaz',
söyledikleri kolayca 'anlaşılamaz' birine bu kadar önem atfetmek niye?

bu sorunun cevabını takip edenleri gayet iyi bilir,
cevabını bilmeyenler kendilerine sorsunlar, neden diye.
cevap orada.
devamını gör...
1455.
yaşına ve şiirine hürmetim var. entelektüel anlamda karşısında devyarasa boş yığınlar olması nedeniyle bu alemin efendisini oynuyor. düşünsel anlamda geçmişi ve geleceği olmayan tıkanmış müslüman fikriyatı için etimolojik çözümlemelerle düşünsel çığır açmaktadır kendisi. türk ü icad ediyor filan. yaşar abi'nin çayocağına bekliyorum bir gün.
devamını gör...
1456.
"çeşme var, kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi
" * deyip, temiz çeşmeden, murdar kurna ile su içmeyi reddedince,

"zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim
" * konuma geldiğini söyleyen, haliyle kendini görebileceği tek yer avucunun içi olan şair.

yani, endişe etmeye gerek yok.
çeşme orada akıyor,
isteyen kurnasını kullansın,
isteyen avuçlarıyla içsin.



devamını gör...
1458.
ismet özel hakkında söz söyleyecek birisi değilim. böyle bir şey haddim değil. şiir, edebiyat alanım değil. davası hakkında da bir şey diyemem. niyeti samimidir diye düşünüyorum. siyasi çıkışları tartışılabilir ancak onlar da ikincil planda kalacak şeyler.

ama ismet özel hayranlarının ismet özel aleyhine en ufak bir şey yazılıp çizildiğinde, bunları yazan kişiler hakkında hemen hakaret olarak kabul edilebilecek seviyede cevaplar yazması anlaşılabilir bir şey değil. ve bireysel olarak değerlendirdiğimde benim gözümdeki ismet özel imajını olumsuz etkileyen bir şey. ismet özel deyince aklıma karşındakini aşağılayan, küçümseyen ve hakaret yağdıran insanlar geliyor. ha benim gözümdeki ismet özel imajının ismet özel dahil benden başkaları için bir önemi var mı? tabi ki yok.
devamını gör...
1459.
"bugün albay muammer kaddafi'nin iktidarını kaybetmesini müsbet bir şey kabul edenlerin hepsi bir amerikan köpeğidir." derken kendi bilgisizliğini gözler önüne seren büyük adam. muhalefet edecek bir dile sahip olmadığımız gerçeğini anlamamış olamaz. anlamışsa bu seçime zorlanmak yani tam batı dünyasının ötekisi gibi davranmakta neden ısrar eder? bunadığı için mi? bu ikilemi aşarak yeni bir vizyon sunamıyorsun. bizi bu seçime iten nedir? diye çözümleme yapmak yerine birebir hıristiyan demokratlarla aynı ideolojik imgelemden sesleniyorsun ismet. tıpkı diğer çağdaşların gibi. ne eksik ne de fazla. işte bu seçime itilmenin gerçekliği üzerine, yani ya amerikancı bir köpek ya da totaliter bir ruhhastası arasındaki tercihe zorlanmanın yani özgür seçim masalının, liberallerin oyununa geliyorsun. ama bu yarılma üzerine düşünecek kapasitede bir adam değilsin demek istemiyorum ismet. sen 21 yüzyıl şairisin ismet. ne eksik ne fazla.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar