1801.
yukardaki tanımda geçen şiir ismet özel'in değil. en azından yayınlanmış böyle bir şiirini duymadım. hem onun tarzı da değil bu. ehli mekke arada bu tarz şiirler paylaşıyor ona sormak lazım.

ayrıca anlamadığım nokta şu ki neden onu savunanlar üzerinden ismet özel eleşiriliyor. ismet özel yazılarını "herkes" için yazmadığını defalarca söylemiş biri. iskele sancakta o'nu anlayamadığından dert yakınan kadına sizin seviyenize inemem babında cevap bile vermişliği var.
o'na göre bilgi sahibi insanlar muhatabtır. bilgiyi ve bu sayede elde ettiği yeri kötüye kullananlar için dedikleri bana kalırsa az bile. bu noktada muhatabı müslüman olmasa bile iyiliğin peşinde olana hakkını vermekten yana. birkaç hafta evvel beethoven için yazdıklarını okurken acaba 'müslüman olarak öldü' diyecek kadar uçacak mı diye hızla yazının sonuna bakmıştım. eski şiirlerinde de sık sık vurguladığı şeylerdi bunlar.

türklükle ilgili bahsettikleri bir karakterden ibaret. biraz sıkıştırsanız, ağzından "yunus emre diye biri yaşamamıştır" lafını alabileceğinize* inanıyorum. ama aktarılan şiirlerin o toplumdan neşet ettiğine ve o topraklarda birçok yerde yunus emre mezarının olmasının aslında "yunus emre= o toplum" anlamında olduğunu da ekleyecektir. bu şiirler ya yunus'tan geldi ya yunus'tan geldi. kaçarı yok.

türklük meselesi de tam burada belirginleşiyor. yunus emre gibi * bir karakter* çıkaran milletin kafir karşısında edindiği karakterdir. otokontrol yapar. devlette veya toplumda bir bozulma olsa o karakter kendini gösterir hırçınlaşır, paralar, ölür falan. yeni çıkmamıştır sadece şair tarafından adı konulmuştur. tıpkı komünizm gibi. o da iki insandan beri* işlerliktedir ama adı yeni konulmuştur. buradaki tek sorun şairin, kelimenin hakkını verme inadıdır.* türklük denmese birçok kişi farklı bir tavır alacaktı oysa.

ismet özel türkler neden türktür,* batı türkten neden nefret eder, batı neden batıdır gibi sorulara bulduğu cevaplar neticesinde bu sonuca varmış elbette. dolayısıyla eğer bu konuda eleştirilerimiz varsa evvela bu tür sorulara bir cevabımız olmalı diye düşünüyorum. yani evvela "oku"malıyız.

hayırlı bayramlar bu arada.
devamını gör...
1802.
yukarı daki tanımda;"innellahe meğana" yazıldı diye eleştirilen şiir bana ayittir. ismet ağabey'e atfen yazılmıştır. bizi lanetleşme teklif ettiğimiz için eleştirenler ve sadece belli çerçevede lanetleşmenin mümkün olacağını iddia edenler; rec'i vakasını bilmiyorlar mı? beni lihyan kabilesi müslüman olacakları va'diyle islam davetcileri isteyip rec'i suyu başında kalleşce pusuya düşürdükleri sahabi'nin yedisini şehit etmişler, üçünü de mekkeli müşriklere para karşılığı satmışlar idi. rasulullah(a.s.) bir rivayete göre 40. gün bu kalleşlere (kunut yaparak) beddua edip, "lanet" okumuştur. åžair'i hasan bin sabit'e (r.a.) adeta "ağzındaki baklayı çıkar" direktifiyle o mel'unları rencide etmesi(sövmesi) için görevlendirmişti. o da; "katıksız bir kalleşliğin ne demek olduğunu rec'iye gelip beni lihyandan sor. öyle bir kavimdirler ki köpek gibi birbirinin etini yerler!" diyerek gerekeni fazlasıyla ifa etmiştir. sıddık-ı ekber müşriklerle bir münakaşasın da; "hubel'in zekerini emesiniz" gibi galiz bir üslupla sövmüştür. meraka muciptir "sözlük allamesi!" bundan haberdarmıdır? sözlükte ki ağırlığını kullanarak (kendi tanımı dururken) benim tanımımı sildirmesinin beni lihyanın kalleşliğinden geri kalır tarafı varmıdır? -bu sözlükte "bi-tarafların da!" biraz insafı-vicdanı olan cevap versin?- o zaman beni lihyan kalleşliği, şimdi de "muhtelif evsafta ki namert münafık" kalleşliği, fark gören beri gelsin. o zamanın beni lihyanıyla şimdinin "münafıkları" arasında bir fark var mı? hele bir cevap veri-verin. hani ismet baba'na!; "bir edsebi yazın türü olarak şiire bu kadar önem atfetmeniz doğrumu? herkezin şiir yazması mı gerek?" diye sorduğun da sana;"herkez şiir yazamaz, lakin okuyabilir" demiş idi?(senin rivayetinle) biz de deriz ki; "gavurla çatışmayı göze alabilen herkez(türk) şiir yazabilir."
bu da ispatı;

"çılgın maha, iri gözlü patlavuş!
seyirt hele nifakcılara kavuş.
paytak vak-vak ahmaklığı,
ısmarlam-sıvama, kör döğüş!
-encamına kemal-i afiyetle söğüş!..-
devamını gör...
1805.
http://istiklalmarsidernegi...

--- alıntı ---

“Neden biz paranın belalı bir şey olmasından sakınmak için faizden uzak durmak zorundayız? Mutlak manada faizi niçin reddetmeliyiz? Bunu anlamak lazım. Faiz haram olan tek şey değildir. Ama faizin geçerli olduğu bir yerde bütün haramların kendine yayılmak, çoğalmak için bir alan bulduğunu bilmemiz lazım. Bir yerde faiz varsa orada her türlü kötülük olabilir.” diyen Genel Başkan İsmet Özel kendisi için faiz konusunda oldukça öğretici olduğu bir rivayeti nakletti: “İki kişi bekliyorlar: İmam-ı Azam ve arkadaşı. Hava sıcak. ‘Burada güneşin altında durmayalım, şu evin gölgesinde bekleyelim.’ diyor İmam-ı Azam’ın arkadaşı. İmam-ı Azam ‘Hayır, burada bekleyeceğiz. Çünkü o evin sahibinin bana borcu var. Eğer ben o evin gölgesinde durursam bu faiz olur.’ diyor.”

--- alıntı ---

devamını gör...
1806.
adını son kez sol framede göreceğimiz şair.

sana da elveda ismet abi.


--- alıntı ---
bugün daha iyi bir gider bu şiir....
sonra denizler devirebilirim dudaklarımdan
sonra aşk, sonra dirlik: partizan
--- alıntı ---

devamını gör...
1807.
sevicilieri için ismetçiler desek kızılırmıyız acaba. ha öbür ismet bu ismet fark göremiyorumda..
kürtler asimile edilmezse, alevilerde sünnileşmez ise türkiye cumuhuriyeti yıkılır gibisinden hiç kimsenin cesaret (!) edemiyeceği bir söz sarfetmiştir. bilmiyorum belkide bir çok kişinin duygu ve istemlerine tercüme oluyordur.
devamını gör...
1808.
mehmet akif'ten gelen, türklükle islamı özdeşleştiren damarın son ve güçlü halkasıdır.

denilebilir ki, mehmet akif zamanında ki algı türklüğün islamla eşdeğer olduğuydu. evet; haklı bir tespit. çünkü türklük bir ırkı değil, bir inancı temsil ediyordu o zaman. sırp kökenli müslümanlar olan boşnaklar bile türk olarak adlandırılıyordu zamanın dünyasında.

ismet özel'in mehmet akif kadar masum olduğu kanaatinde değilim. çünkü bugün türklük, anadolu coğrafyasında cumhuriyetten beri diğer ırklara üstünlüğü, tahakkümü, faşizmi çağrıştıran bir kavram olmuştur.

devamını gör...
1809.
henüz uyanmış bazıları
henüz uyumamış bazıları
bazıları uyanmış uykusuna doymadan
bazıları uykusuna varmadan doymuş
görüyorsunuz ilm i hilaf ü cedel düzeniyle hayat


ismet özel
devamını gör...
1810.
yalnız arayan bilir acımasını
aramamak acımamak demektir
küçümsenecekse
memnuniyet küçümsenmelidir
dünyanın dönmekten memnuniyeti
insanların utancı dünyaya dönüşmekten
insanlar
onların birer kırba hepsi
dış tarafları köseledir
hepsi içinde taşır içilecek şeyi
utanır ıslanmış köseleden insanlar
sahipsiz bir utanç hepsi.
devamını gör...
1811.
fikir yapısının kurgusu, mısralarının sıkışan her uzvundan parlaması sonucunda bize tesirleri öyle derin olmuştur ki melankolik gri gecelerde türlü türlü fikri inzalleri hayatımızın dinamiği haline getirmiştir. kendi tehlikesi peşinden gider insan, bizi gençlik hülyalarımızda iken tehlikemizle yüzleştirmiştir.
devamını gör...
1813.
hayranıyız, amenna.
fakat her dediğini, her yaptığını doğru kabul etmek hayranlığı geçip şakşakçılığa selam durur.

bulunduğum üniversitede var böyle bir güruh, bizim üst dönemlerden.
adamlarla tesadüfen bu konuyu konuşunca "şiir okuyan seven bir tek ben yokmuşum buralarda ne güzel" diye sevinmiştim.
ama ismet özel'i birazcık konuşmak, bu sevincimin çok da uzun sürmemesine yetti.
çünkü adam hakkında olumsuz tek bir şey söylemeye kalksam hemen bunu çürütmeye çalışıyorlardı.
seviyorsan sev, biz de seviyoruz. ama böyle hiç toz kondurmamak, sürekli üstün tutma çabasına girmek?

gerek yok, hem de hiç.

edit: ben de üstün tutarım, şairliğini. aradan 20 yıl geçse yine tutarım. son 3-4 yıldır yazdığı şiirleri buna dahil etmiyorum tabii.
devamını gör...
1814.
ismet özel üzerinden prim yapmak diye bir başlığa konu olduğuna göre, suretinin - insanlarca görülen kısmının- aslından çok uzaklaşmış olma ihtimali yüksektir. bir sanatçı adam, bir ideoloji gibi belirli bir zümrenin üzerine kıyafet gibi oturunca o işten şüphelenirim ben. hele bir de, o zümre bu yeleklerinin markasıyla öfkeli kalabalık oluyorsa daha fena. mesela ismet özel in kendi bayrağı altında toplananlardan bir çoğu ile ortak paylaştığı ne var acaba, kendisinin de bir fikri yoktur. biz kabul göreceğiz diye, tutturuyoruz bir adamın yakasına yapışmaya, ha babam devam. aynı şey başka zümrelerce başka isimlere yapılınca tu kaka. ama ismet özel ayrı tabi. o farklı. neden? çünkü islamcı tabiriyle anılan kimselerce benimsenmiş. ılık muhafazakarlarca. ismet özel mesela, dese bu primci kalabalığa, dağılın kapımdan! ama diyemez. halk itibarıyla imtihandır bu da. diyemez, insan, egosu var sonuçta.
devamını gör...
1816.
abartıp yüceltenleri de, abartıp yerin dibine sokanları da anlamadığım. fikir anlamında değişimler geçirmiştir, normal bir durum. fikirlerini benimsemek zorunda değil kimse. amma velakin şiir okuru olan bir insanın ismet özel şiirlerini hiç okumamış olmasını benim aklım almaz. ismet özel okumayıp kimi okuyor bu gençler şair olarak acaba, ahmet selçuk ilkan, ibrahim sadri, kahraman tazeoğlu, ikbal gürpınar gibi isimleri mi... e durum buysa size bir şiir okuma kılavuzu lazım derim. hee diyeceksin ki zevk meselesi taam taaam anladım ama ortada bir ismet özel şiiri realitesi var, edebi derinlik diye, imge gücü diye bir şeyler var.
sadece şiirleri değil, onun diğer kitapları da okunmaya değer, şu eski kitapları. onları okumayıp elif şafak, ahmet günbay yıldız, tuna kiremitçi falan okuyun tabi afiyet olsun ne diyem.
özel'in son yıllardaki söylemlerini kendime yakın bulmasam da onun iyi bir şair, sağlam bir entelektüel ve derdi olan bir müslüman olduğunu biliyorum. kendi doğrularını da eğilip bükülmeden savunuyor hala, komunistken nasıl savunduysa, islamcıyken nasıl savunduysa şimdi de öyle savunuyor, şirin görünmeye çalışmıyor, iktidar yalakalığı yapmıyor, tribünlere oynamıyor. bu sağlam duruşu bile, onun son yıllardaki türk tezine katılmasam da, duruşuna ve bilgisine hürmet etmeme yetiyor.
demem o ki abartmayın, ifrattan da tefritten de uzak olmak lazım evladım**. bir de okuyun, taşları yemek yasak elbette ama zor zamanda konuşmak, bakanlar ve görenlerden olmak faydasız yazılardan sorulunca söylenen şeyler okumak ve neyi kaybettiğini hatırla diyen sese kulak vererek waldo sen neden burada değilsin diye sorup cevap alamayınca surat asmak hakkımız olmalı, diiiiiii mi. *
devamını gör...
1820.
ismi kullanılarak şiiri yahut başlığı kullanılmaması gereken kişi. sonra sözlüğün neferleri gelip, üzerinden prim yaptığınızı söylerler. onlar başlık açsın, siz tanım girin alta hadi canım..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar