1801.
sevicilieri için ismetçiler desek kızılırmıyız acaba. ha öbür ismet bu ismet fark göremiyorumda..
kürtler asimile edilmezse, alevilerde sünnileşmez ise türkiye cumuhuriyeti yıkılır gibisinden hiç kimsenin cesaret (!) edemiyeceği bir söz sarfetmiştir. bilmiyorum belkide bir çok kişinin duygu ve istemlerine tercüme oluyordur.
devamını gör...
1802.
mehmet akif'ten gelen, türklükle islamı özdeşleştiren damarın son ve güçlü halkasıdır.

denilebilir ki, mehmet akif zamanında ki algı türklüğün islamla eşdeğer olduğuydu. evet; haklı bir tespit. çünkü türklük bir ırkı değil, bir inancı temsil ediyordu o zaman. sırp kökenli müslümanlar olan boşnaklar bile türk olarak adlandırılıyordu zamanın dünyasında.

ismet özel'in mehmet akif kadar masum olduğu kanaatinde değilim. çünkü bugün türklük, anadolu coğrafyasında cumhuriyetten beri diğer ırklara üstünlüğü, tahakkümü, faşizmi çağrıştıran bir kavram olmuştur.

devamını gör...
1803.
henüz uyanmış bazıları
henüz uyumamış bazıları
bazıları uyanmış uykusuna doymadan
bazıları uykusuna varmadan doymuş
görüyorsunuz ilm i hilaf ü cedel düzeniyle hayat


ismet özel
devamını gör...
1804.
yalnız arayan bilir acımasını
aramamak acımamak demektir
küçümsenecekse
memnuniyet küçümsenmelidir
dünyanın dönmekten memnuniyeti
insanların utancı dünyaya dönüşmekten
insanlar
onların birer kırba hepsi
dış tarafları köseledir
hepsi içinde taşır içilecek şeyi
utanır ıslanmış köseleden insanlar
sahipsiz bir utanç hepsi.
devamını gör...
1805.
fikir yapısının kurgusu, mısralarının sıkışan her uzvundan parlaması sonucunda bize tesirleri öyle derin olmuştur ki melankolik gri gecelerde türlü türlü fikri inzalleri hayatımızın dinamiği haline getirmiştir. kendi tehlikesi peşinden gider insan, bizi gençlik hülyalarımızda iken tehlikemizle yüzleştirmiştir.
devamını gör...
1807.
hayranıyız, amenna.
fakat her dediğini, her yaptığını doğru kabul etmek hayranlığı geçip şakşakçılığa selam durur.

bulunduğum üniversitede var böyle bir güruh, bizim üst dönemlerden.
adamlarla tesadüfen bu konuyu konuşunca "şiir okuyan seven bir tek ben yokmuşum buralarda ne güzel" diye sevinmiştim.
ama ismet özel'i birazcık konuşmak, bu sevincimin çok da uzun sürmemesine yetti.
çünkü adam hakkında olumsuz tek bir şey söylemeye kalksam hemen bunu çürütmeye çalışıyorlardı.
seviyorsan sev, biz de seviyoruz. ama böyle hiç toz kondurmamak, sürekli üstün tutma çabasına girmek?

gerek yok, hem de hiç.

edit: ben de üstün tutarım, şairliğini. aradan 20 yıl geçse yine tutarım. son 3-4 yıldır yazdığı şiirleri buna dahil etmiyorum tabii.
devamını gör...
1808.
ismet özel üzerinden prim yapmak diye bir başlığa konu olduğuna göre, suretinin - insanlarca görülen kısmının- aslından çok uzaklaşmış olma ihtimali yüksektir. bir sanatçı adam, bir ideoloji gibi belirli bir zümrenin üzerine kıyafet gibi oturunca o işten şüphelenirim ben. hele bir de, o zümre bu yeleklerinin markasıyla öfkeli kalabalık oluyorsa daha fena. mesela ismet özel in kendi bayrağı altında toplananlardan bir çoğu ile ortak paylaştığı ne var acaba, kendisinin de bir fikri yoktur. biz kabul göreceğiz diye, tutturuyoruz bir adamın yakasına yapışmaya, ha babam devam. aynı şey başka zümrelerce başka isimlere yapılınca tu kaka. ama ismet özel ayrı tabi. o farklı. neden? çünkü islamcı tabiriyle anılan kimselerce benimsenmiş. ılık muhafazakarlarca. ismet özel mesela, dese bu primci kalabalığa, dağılın kapımdan! ama diyemez. halk itibarıyla imtihandır bu da. diyemez, insan, egosu var sonuçta.
devamını gör...
1810.
abartıp yüceltenleri de, abartıp yerin dibine sokanları da anlamadığım. fikir anlamında değişimler geçirmiştir, normal bir durum. fikirlerini benimsemek zorunda değil kimse. amma velakin şiir okuru olan bir insanın ismet özel şiirlerini hiç okumamış olmasını benim aklım almaz. ismet özel okumayıp kimi okuyor bu gençler şair olarak acaba, ahmet selçuk ilkan, ibrahim sadri, kahraman tazeoğlu, ikbal gürpınar gibi isimleri mi... e durum buysa size bir şiir okuma kılavuzu lazım derim. hee diyeceksin ki zevk meselesi taam taaam anladım ama ortada bir ismet özel şiiri realitesi var, edebi derinlik diye, imge gücü diye bir şeyler var.
sadece şiirleri değil, onun diğer kitapları da okunmaya değer, şu eski kitapları. onları okumayıp elif şafak, ahmet günbay yıldız, tuna kiremitçi falan okuyun tabi afiyet olsun ne diyem.
özel'in son yıllardaki söylemlerini kendime yakın bulmasam da onun iyi bir şair, sağlam bir entelektüel ve derdi olan bir müslüman olduğunu biliyorum. kendi doğrularını da eğilip bükülmeden savunuyor hala, komunistken nasıl savunduysa, islamcıyken nasıl savunduysa şimdi de öyle savunuyor, şirin görünmeye çalışmıyor, iktidar yalakalığı yapmıyor, tribünlere oynamıyor. bu sağlam duruşu bile, onun son yıllardaki türk tezine katılmasam da, duruşuna ve bilgisine hürmet etmeme yetiyor.
demem o ki abartmayın, ifrattan da tefritten de uzak olmak lazım evladım**. bir de okuyun, taşları yemek yasak elbette ama zor zamanda konuşmak, bakanlar ve görenlerden olmak faydasız yazılardan sorulunca söylenen şeyler okumak ve neyi kaybettiğini hatırla diyen sese kulak vererek waldo sen neden burada değilsin diye sorup cevap alamayınca surat asmak hakkımız olmalı, diiiiiii mi. *
devamını gör...
1814.
ismi kullanılarak şiiri yahut başlığı kullanılmaması gereken kişi. sonra sözlüğün neferleri gelip, üzerinden prim yaptığınızı söylerler. onlar başlık açsın, siz tanım girin alta hadi canım..
devamını gör...
1816.
sebeb-i telif

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coşturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlaya.

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
bize ait olan ne kadar uzakta!

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
“üstümde yıldızlı gök”demişti königsberg’li
“içerimde ahlâk yasası”.
yasa mı?kimin için?neyi berkitir yasa?
ister gözünü oğuştur,istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
girmem,girmedim mangalara
yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben
ömrümce adle boyun eğdim.
yıldızlı gökte bana soracak olursanız
kösnüdüm ona karşı
onu hep altımda istedim.

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız.

diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek
hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

ismet özel
devamını gör...
1817.

bir yusuf masalı

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilk önce damarlarımızda duyuyor çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz
bize ait olan ne kadar uzakta!

ismet özel
devamını gör...
1820.
kendisinden pek hoşlanmam. tabi eminim bu onun çok umrunda değildir. olsa da bişe değişmezdi. ama yine de öyle bir laf etmiş ki hak vermeden edemeyeceğim:

"şiir, kadınca yapılan bir şeyin erkekçe söylenmesidir."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar