isra

111 ayetten oluşan sure
17-isra:

1 - kulu muhammed'i geceleyin, mescid-i haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız mescid-i aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. åžüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören o'dur.

2 - musa'ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu israil oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.

3 - ey nuh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! doğrusu o çok şükredici bir kuldu.

4 - biz israiloğulları'na tevrat'ta şu hükmü verdik: "muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."

5 - birincisinin zamanı gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

6 - sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.

7 - eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine beyt-i makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.

....
devamını gör...
miraç hadisesinin, peygamberimizin mescidi haramdan mescidi aksaya gecenin kısa bir cüzünde(ayeti kerimede leyl kelimesinin tenvinli gelmesi buna işarettir) gidişi şeklinde olan kısmına denir. ayeti kerimeyle sabit olduğundan inkar edene müslüman hükmü verilemez. mescidi aksadan semavata kadar olan kısım haber-i meşhur ile sabittir inkar edenin sapkın olduğuna hükmedilir. semavattan ileriye kadar olan kısmı da haber-i ahadla sabit olduğundan inkar eden bidat ehli olur.
devamını gör...
isra arapcada gece yürüyüşü demektir
kuranda isra suresi vardır.
resulullah isra gecesinde kudüse e gelerek, burdan miraç(asansör)a cebrail ile yükselmiştir. açıklamada bulunmak istiyorum burak o sırada burak duvarına(ağlama duvarına) bağlı dır. belki akıllara soru gelebilir diye soruyorum mesela , burak düz giderken ve yukarı doğru uçarken aynı km hızlamı uçuyor diye akıllara soru gelebilir :d burak miraca yükselmemiştir. sadece resulullahı mescid i aksaya götürmüştür.
türkçede isra yı esra olarak kullanıyoruz
devamını gör...
reha yeprem ve taha nın muhteşem düeti.

http://tr-tr.facebook.com/video/video.php?v=102136076513752



--- alıntı ---
Burak üstünde Son Peygamber Son resul ;
Yedi kat gökyüzü..Yanında Cibril-i Emin...
Her katta aşktan bir nefer...
Zamanı mekanı aşan kutlu yolculuk...
Ne güzel bir hediyeyle dönüyor ümmeti için Peygamber...
Sevinin ey insanlar bu ne büyük mutluluk bu ne güzel bir haber..

Kıyam;

dimdik bir direğin duruşu gibi...
Ebubekirin kalbinin vuruşu gibi...
Hasta yatağında Efendimizin namazı Ebubekire emanet edişi gibi...
Kıyam ne güzel yakışıyor halifeye...
Bir dağın kıbleye duruşu gibi...
Peygamber Efendimiz miraçtan döndüğü vakit müşrikler Ebubekirin yanında :
Peki bunu söyle buda mı gerçek bunuda mı savunacaksın Ya Ebabekir?
Sıddıkların ilhami Ebubekirin "O söylüyorsa şüphesiz dogrudur" deyişi gibi...
Kıyam sana ne güzel yakışıyor Ya Ebabekir...Gecenin gündüze dönüşü gibi...
Kıyam sana ne güzel yakışıyor Ya Ebabekir...
Efendimizin "Ebubekir kardeşimdir" deyişi gibi...

Rüku ;

Sonbaharda bir gülün duruşu gibi...
Hz.. Ömerin gömdüğü kızının gülüşü gibi...
Sırtında bir hançer yarası mübarek halife uyuyor...
"Namaz demezseniz uyandıramazsınız"diyor Misver bin mahreme...
"Namaz vakti Ya ömer" denince Ömerin derin uykulardan kalkışı gibi...
Yarasından kan damlarken namazda Hz.. Ömerin;
Sanki yaralı bir aslanın ufuktaki son duruşu gibi..
Ya Hz.. Ömer rüku sana ne de güzel yakışıyor;
Bir çınarın rüzgara karşı duruşu gibi...


Secde;

yaratılanların en güzel duruşu gibi...
Toprağın kendinden var edileni öpüşü gibi...
Alemin Subhanerabbiyel-Ala deyişi gibi...
Hz.. Osmanın mübarek kanının yağmur gibi mübarek bedeninden Yüce Kitaba düşüşü gibi...
Sekerat yatarken yatağında şefkat abidesi;
"Ya Osman namaz vakti" denilince solgun bir gülün yeniden açışı gibi..
Secde sana ne güzel yakışıyor Ya Osman bu nasıl oldu diyenlere cevabı;
"Göz nursuz gönül Namazsız olmaz" deyişi gibi
Secde sana ne güzel yakışıyor Ya Osman;
Tebessümün yüzüne yakıştığı gibi...

Son oturuş;

son halife..
Namazda titreyen sararan bir sahabe..
Bu duruş sana ne güzel yakışıyor Ya Ali ;
Peygambere ilk inananlardan olduğun gibi...
Ayağına saplanan mızrağı çıkarma vakti gelince,
Bir tekbirle öyle bir namaza durdun ki; dünya namına bir zerre toz kalmadı üzerinde...
Namazı bitirince "Mızrağı çıkardınız mı?" diye buyurdun
Ey Güzel İnsan namazda hangi alemlere koyuldun?
Bu duruş sana çok yakışıyor Ya Ali;
Efendimizin yerine yatağa uzandığın gibi..
Zülfikarın ellerine yakıştığı gibi..
--- alıntı ---
devamını gör...
rasulullah (sav)'e ait bir mucizedir. birileri ayette geçen "kul" ibaresinin rasulullah (sav)'i anlatmadığını söylüyor.

kur'an rasulullah (sav)'e ismiyle hitap etmemiş, ismiyle hitap etmeden birçok ayette de rasulullah (sav)'i anlatmıştır. aynı mantıkla değerlendirecek olursak aslında Allah muhammed ümmetine kur'an'da başka bir peygamberi mi anlattı? burada ismiyle anılarak anlatılan perygamberleri kastetmiyorum.

rasulullah (sav)'in ve sahabenin sözleri o ayetlerde "kul" diye geçen ibarelerin kimi anlattığını söyler. dolayısıyla hadislerden faydalanmadan kur'an'ı anlayacağım diyenler belirsizlikler içinde boğuşur. dolayısıyla yanılırlar ve yanıltırlar.
devamını gör...
anlatılan kulun muhammed* mı, musa* mı olduğu yine kur'an'dan öğrenilecek hadise.

musa olabileceğine dair şöyle bir yazı var.

--- alıntı ---

musa mı? | muhammed mi?

geçtiğimiz haftalarda değerli bir kuran düşünürü arkadaşımızın dikkatimi çekmesi üzerine, peygamberimize atfedilen miraç hadisesi için kuran’da delil gösterilen tek ayet olan isra suresi 1.ayeti bu uyarı ile tekrar incelemeye başladım. bu kapsamda bağlantılı olduğunu düşündüğüm başka ayetlere de baktım ve kendisi ile benzer bir sonuca ulaştım. maalesef ön koşullu çeviriler ve meallendirmeler bizi yanlış sonuçlara ulaştırıyor. bu ayette miraç hadisesi gibi bir olaydan bahsedilmediğine zaten kaniydim ama bu çalışmadan sonra ben de gördüm ki isra 1’de anlatılan olayın peygamberimiz muhammed ile yakından uzaktan bir alakası olmadığı gibi, bahsekonu gece yürüyüşünün kâbe, mekke ve kudüs’le de bir alakası yok. ve çoklarınca miraç zannedilen bu gece yürüyüşü musa peygambere ait.

dolayısıyla kuran’dan başka bir mucize verilmemiş olan peygamberimize mucize uyduranların son kalesi de zihnimde tamamen yerle bir oldu. arkadaşımızın uyardığı gibi taraflı ve kültürel ön kabullerden sıyrılmış olarak bu ayete, devamına ve bağlılarına baktığımda gerçeği gördüğümü düşünüyorum. her yönüyle benim gibi düşünüp düşünmediğini anlayacak kadar uzun konuşmadık ama ufkumu açtığı için kendisine buradan teşekkür ediyorum. ilgili ayetleri aşağıya yazacağım. lütfen dikkatle inceleyin ve eğer yanılıyorsam yanıldığımı bana bildirin. bundan rahatsız değil bilakis memnun olacağımı bilin.

17 isra 1 bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece mescid-i haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksa’ya yürüten o (allah) yücedir. gerçekten o, işitendir, görendir.

“bir kısım ayetler (ayat), kul, gece, mescidi haram, yürütülmek, mübarek kılınmak, mescidi aksa” tabirlerini unutmayalım.

17 isra 2 ve musa’ya kitap verdik ve ‘benden başka vekil edinmeyin’ diye onu israiloğullarına hidayetçi kıldık.

dikkat ettiyseniz ikinci ayet “ve” diye başlıyor. birçok mealde buradaki “vav” harfi atlanmış durumda. bu “vav” harfi bize ikinci ayetin birinci ayetle bağını göstermiyor mu? bu ayette musa’nın israiloğullarına hidayetçi olarak (elçilikle) görevlendirildiği belirtilmiyor mu?

17 isra 3 nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyu; o şükreden bir kuldu.

gördüğünüz gibi bu ayetteki “kul” kelimesi de musa için kullanılıyor.

17 isra 4 ve kitapta israiloğullarına şu hükmü verdik: ‘muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir azgınlıkla kibirlenip yükseleceksiniz.

isra 4’ten itibaren israiloğulları ile ilgili kıssa anlatılmaya devam ediliyor. bu kavmin iki defa bozgun çıkaracakları önceden bildiriliyor. birçok mealde bu ayetin başındaki “vav” da atlanmış.

17 isra 5 nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.

mealde “barınak araları” diye çevrilen tamlama “hilal ed-diyar” yani o memleketinizin hilali, diyarınızın sokakları, yurdunuzun içleri gibi bir anlama geliyor. bahsedilen şey bir bölge. bildiğimiz kadarıyla da mısır olsa gerek.

17 isra 6 sonra onlara karşı size tekrar ‘güç ve kuvvet verdik’, size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık.

birinci vaat yerine geldikten sonra kavim ve yaşadığı bölge bir kez daha Allah tarafından destekleniyor. gelelim 7. ayete…

17 isra 7 eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da aleyhinizedir. sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi ‘kötü duruma soksunlar’, birincisinde girdikleri gibi o mescide girsinler ve ele geçirdiklerini ‘darmadağın edip mahvetsinler.’

gördüğünüz gibi bu ayette de yine isra 1’deki gibi bir mescidden (mevkiden, memleketten, yerden) bahsediliyor. şimdi musa ile ilgili neml suresindeki bölüme bakalım…

27 neml 7 hani musa ailesine: ‘şüphesiz ben bir ateş gördüm’ demişti. ‘size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim.’

musa’nın bu gece yürüyüşünü hatırladınız sanıyorum. ve musa ateşe doğru yaklaşır… Âlemlerin rabbi olan Allah kuran’da başka hiçbir yerle irtibatı olmayan ve çözülemeyen bir isra 1 ayeti gönderip ve de oradaki gece yürüyüşünü eksik ve açıklamaksızın bırakır mı?

27 neml 8 oraya geldiğinde şöyle seslenildi: ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!

“ateşin bulunduğu yer ve çevresindekilerin mübarek kılınması” tabirini isra 1 ile bağdaştıramaz mıyız, ne dersiniz? isra 1’de “mübarek kılınan” yerle burası aynı değil mi!!!

27 neml 9 ‘ey musa, gerçekten ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.’

musa peygamberlikle görevlendiriliyor. ateşin başında ilk defa vahye muhatap oluyor ve dolayısıyla o çevre kutsal bir hale geliyor.

27 neml 10,11 ve bırak asanı! ” derken onu çevik bir yılan gibi çalkanıp kıvranır görünce, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. “ey musa, korkma; çünkü peygamberler benim huzurumda korkmaz.” ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yapan olursa ona karşı da ben bağışlayıcı, esirgeyiciyim.

gördüğümüz gibi burada musa’ya bir ayet (mucize) öğretiliyor. asa-yılan mucizesini daha sonra firavun karşısında kullanacak olan elçiye talim ettiriliyor. ayet gösteriliyor ve musa korkuyla arkasına bile bakmadan kaçmaya kalkıyor.

27 neml 12 bir de elini koynuna sok; bembeyaz, kusursuz çıksın, firavun ve kavmine dokuz mucizeden biri olarak. çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum oldular.

ve ikinci bir mucize ile ayet çoğalıp “ayat” (ayetler, mucizeler) oluyor. Allah israiloğullarına delillendireceği mucizelerin bir kısmını bu gece yürüyüşü esnasında kulu musa’ya gösteriyor.

isra 1’de unutmamamız gerektiğini belirttiğim kelimeleri şimdi gözden geçirelim.

“gösterilecek bir kısım ayetler (ayat) ortaya çıktı… kul’un musa olduğu ortaya çıktı… gece yürüyüşünü kimin yaptığı ortaya çıktı… mübarek kılınan yerin ateş ve çevresi olduğu ortaya çıktı… mescid’in memleket, vatan, yer, mahal manasında kullanıldığı ortaya çıktı…

şimdi geriye mescidi haram ve mescidi aksa tamlamaları kaldı. mescid-i haram’ı sadece mekke, hatta kâbe ya da peygamberimiz muhammed’in evi olarak çeviren meallerin ve rivayetlerin sınıfta kaldığı açık değil mi? mescidi haram kişilerin sahibi olduğu, onlara ait olan yer, sıla, kendi yaşadığı, yediği, içtiği, secde ettiği mahal gibi bir anlama geliyor. bu durumda sıladan gurbete bir gece yolculuğu söz konusu oluyor. çünkü “aksa” uzak anlamına geldiğine göre mescid-i aksa uzak yer anlamında kullanıldığı ortaya çıkıyor. mescid-i aksa’yı kudüs olarak parantezleyen mealler hatalı değil mi? birbirinin zıt anlamlısı olan iki tamlama sanki özel isimmiş gibi nasıl da çevrilip parantezlerle hapsedilmiş, inanılır gibi değil!

görüldüğü gibi isra suresinin başında musa peygamberin vahiy aldığı gece yürüyüşü resmedilmiştir. peygamberimiz muhammed’in Allah’tan vahiy alışının resmedildiği necm suresi gibi. en doğrusunu Allah bilir. kültürel temayüllere takılmadan eleştirilerinizi getirirseniz ortak akıldan da faydalanmış oluruz.

http://kalemzade.net/2014/01/07/isra-gece-yuruyusu/
--- alıntı ---



geleneksel anlayışı az çok hepiniz biliyorsunuz muhammed(u: )'in peygamberin Allah ile pazarlık ettiği miraç'tan önce kabe'den mescidi aksa'ya yaptığı gece yürüyüşü.



hz. muhammed isra-miraç olayı ile ilgili başka bir olasılık ise şöyle.

--- alıntı ---

Allah'ın henüz kul olan muhammed'e ayetlerini göstermesi yani asıl miraç ilk vahyin geldiği an.

şöyle ki muhammed(u: a.s.) henüz bir kul iken gidişatı beğenmiyor ve atası ibrahim gibi anlam yüklüyordu olan bitenlere. bu onu manası arayış olan hira'ya itiyordu. en rahat ettiği, tefekkür alemine daldığı, secdeye kapandığı bir nevi mescit olarak da kullandığı, Allah'ın "etrafını bereketli kıldık" dediği insanların ise mağara diyerek küçülttüğü hira'ya.

o gece de mescid-i haram'dan yola çıkarak gittiği yine aynı yerdi. mescid-i aksa, en uzak mescit.

bir gece, kendisine âyetlerimizden/kâinatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu mescid-i harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksâ'ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. o, işitendir; görendir
isrâ / 1

Allah'ın bahsettiği , uzak mescit değil en uzak mescit. ki o da mekke'ye sadece 5 km uzaklıktaki hira. burası bütün zamanların en uzak mescidi. o kadar uzaktır ki geleni gideni yok. kimsenin uğramadığı, fark etmediği tek yer burasıdır. halka açıktır ama kimsenin umrunda değildir bu mescit. böylece peygamberlik gibi bir derece muhammed'e verilmiştir.

--- alıntı ---


ben son anlatılan olay ile muhammed*'in veya musa*'nın olabileceği durumlardan musa* olması durumunu kendime daha yakın buluyorum.


bu olay yaşanmıştır belki muhammed belki musa bizim için farketmemeli önemli olan Allah'ın kur'an'da yapılması istediklerini yapmak, yapma dediklerinden kaçınmaktır.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar