istanbul'da gökdelenlerle mücadele edeceğiz

istanbul büyükşehir belediye başkanı mevlüt uysal'ın açıklaması.

"bundan sonra imar artışı olmayacak. yeni gökdelenlere izin vermemek için mücadele edeceğiz"

kapıcılar kralı filmini hatırlattı bana bu. hani seyit apartmanı satın aldıktan sonra sakinleri topluyor ya. orda can kolukısa'nın oynadığı kılıbık karaktere seyit'in dokundurması vardı; "siz hanımdan izin aldınız mı?"

nerden aklıma geldiyse artık.
devamını gör...
kiler holding’in rezidans ve alışveriş merkezinden oluşan sapphire kuleleri buna kahrolacaktır. 236 metre lan, boru mu bu. yapılırken ben izin verdim di mi? haği bağalım.
devamını gör...
mevcut kaçak kulelere müdahale etmekten aciz belediye başkanının çıkışı. hani gökten zembille de inmedi o makama işin içindeydi. siz hep oradaydınız efendimiz. siz izin vermeseniz çevre ve şehircilik bakanlığı ruhsatı çakıyor. hani bilmesek inanacağız da neyse.
devamını gör...
yerleşim alanlarında boş arazi kalmadığı için gerçekleşen nüfus yığılmasının sebebidir gökdelenler... dolayısıyla da 15 milyona ulaşmış mega kent'in bulabildiği bir çözümdür maalesef...

şimdi hal böyle iken, mücadelenin nasıl olacağı merak konusu... yıkıp kapladığı alana 5 katlı apartman mı yapılacaktır, yoksa çok çok az kalmış alanları sırf gökdelenleşme olmasın diye villa kentlere mi çevireceklerdir, kendi ultra zengin akp taifesi için...

sorun gökdelen filan da değil esasen... birkaç gün evvel "istanbulda yeşil alan sadece mezarlarda kaldı" diye hayıflanmış reyiz'in cümlesini tasdik niteliğindedir. "düşük yoğunluklu belediye başkanı"nın zirveye şirin gözükme atarlanmasıdır.

bir de istanbul'un o eski inci tanesi güzelliğini artık kaybetmesi, neo osmanlı'nın hayallerindeki istanbul'dan fersah fersah uzaklaşılmış olması, bugünün kozmopolit, devasa varoş, estetiği kalmamış, yaşanılası olmayan bu koca köy'ün kaybı, tokat gibi yüzümüzde patlamıştır. akm binasıyla, "sanatla alakalıymışız gibi çek panpa" kabilinden sanatçı ayarıyla (dünya çapında kaç sanatçı çıkardınız olm? dedi reyiz) ve de gökdelenlerle mücadele bahsiyle bu işi kotaramazsınız...

dünya standardına oynayan bir kent olmaktan çoktan çıktı istanbul... "içine tükürürüm ben bu hayatın" zihniyeti, o kadar bezdi ki bu kentten hergün köprülere, kaldırımlara, yaya geçitlerine, yetmedi parklardaki banklara, duvarlara her yere tükürüyor, işiyor vs vs... insanlar istanbul'u sevmiyor, katlanıyor. sayın belediye başkanı, eğer yapabiliyorsan, onları memleketlerine döndürmenin yollarını aramaya bak... ha canından bezdirme politikası işe yaramıyor bilesin...

bu saatten sonra gökdeleni yıkıp ne yapacan allasen ?
devamını gör...
adamlar inatla problemi yanlış yerde arıyor. asıl mevzu gökdelen değil, problemin temelinde plansız büyüme var. istanbul bin yıllardır liman şehri özelliğindeydi. bu yüzden fazla büyümesine gerek yoktu. ama sivri zekalılar en alt sanayici kesime dahi yeşil ışık yaktıkları için güzelim şehir manifaturacılar çarşısına dönüştü. işin kolayı varken kimse yeni sanayi şehirleri kurmayı düşünmedi. laissez faire ilkesine öyle sarıldılar ki fabrikalarla meskenler iç içe girdi. şehrin tarihi de silüeti de yapılaşma çılgınlığının esiri oldu. şimdi gökdelen de gökdelen. gökdelenler şehir cinayetinin sebebi değil sadece sonuçlarından bir tanesi.
önce sanayi tesislerini sonra fason üreticileri istanbuldan çıkarın. istanbul tekrar liman şehri olsun. üstüne bilgi teknolojilerine ve finansa ağırlık verin. istanbul düşünen, teknoloji geliştiren ve finansın çeşitli kalemlerine yön verebilen şehir hüviyetine dönüşsün.
devamını gör...
biraz geç olmadı mı sorusunu akla getirir.
yüksek yüksek binalar kibir göstergesidir ve Allah kibirlenenleri sevmez.
insanoğlu nisyandan türediğinden zahir; hep unutuyor, çok unutuyor, unutuyor da unutuyor.
oysa babil kulesi ibret olarak yeterdi ona...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar