italo calvino

bu yazar hakkında ilk tanımı girmek büyük gaflettir, Allah ıslah etsindir, 'bre gafil'dir, 'ne cüretle'dir.

kesişŸen yazgılar şŸatosu'ndaki büyücü, yazara sinirlenip onu bir jaguara dönüşŸtürmüşŸ, güneşŸ altında bırakıp gebertmişŸ, jaguar 'bana mısın' dememişŸtir.


marcovaldo, mevsimlerin değŸişŸtiğŸi bir metropolde yaşŸayan duygusal mı duygusal, hassas mı hassas, hayalperest mi hayalperest bir adamcağŸızdır. Büyücüler bile kâle alıp uğŸraşŸmaz bu tip insanlarla. Ama okuyucunun gönlünde taht kurar.


ağŸaca tüneyen baron, depresyona giren dahi bir kedi gibidir. Kendini kurtarmak isteyen itfayecilerden kuşŸ misali daldan dala konarak kaçar. Yakalayıp aşŸağŸı indirseler, gene bir yolunu bulup ağŸaca çıkar.


bir kışŸ gecesi eğŸer bir yolcu yolunu şŸaşŸırırsa bu kitabı okumalıdır.

Sözü kısa kesersek dünyanın bütün başŸkentlerinde yaşŸayan münzevilere seslenen paris'te münzevi'dir.
devamını gör...
bu yazar hakkında ilk tanımı girmek büyük gaflettir, Allah ıslah etsindir, 'bre gafil'dir, 'ne cüretle'dir.

kesişen yazgılar şatosu'ndaki büyücü, yazara sinirlenip onu bir jaguara dönüştürmüş, güneş altında bırakıp gebertmiş, jaguar 'bana mısın' dememiştir.


marcovaldo, mevsimlerin değiştiği bir metropolde yaşayan duygusal mı duygusal, hassas mı hassas, hayalperest mi hayalperest bir adamcağızdır. Büyücüler bile kâle alıp uğraşmaz bu tip insanlarla. Ama okuyucunun gönlünde taht kurar.


ağaca tüneyen baron, depresyona giren dahi bir kedi gibidir. Kendini kurtarmak isteyen itfayecilerden kuş misali daldan dala konarak kaçar. Yakalayıp aşağı indirseler, gene bir yolunu bulup ağaca çıkar.


bir kış gecesi eğer bir yolcu yolunu şaşırırsa bu kitabı okumalıdır.

Sözü kısa kesersek dünyanın bütün başkentlerinde yaşayan münzevilere seslenen paris'te münzevi'dir.
devamını gör...
görünmez kentler kitabıyla beni, görmediğim ama tanıdığım bir çok şehre götüren yazardır. .
şöyle der kitabının bir yerinde

--- alıntı ---
kentlerle ilişkimiz rüyalarla olduğu gibidir. hayal edilebilen herşey aynı zamanda düşlenebilir, oysa en beklenmedik rüyalar bile bir arzuyu ya da arzunun tersi bir korkuyu gizleyen bir resimli bir bilmecedir. kentleri de rüyalar gibi arzular ve korkular kurar söylediklerinin ana hattı gizlide olsa kuralları saçma verdiği umutlar aldatıcı her şey başka bir şeyi gizliyor olsa da
kentler de düşüncenin ya da rastlantının eseri olduklarını sanırlar hep, ama ne biri ne öteki ayakta tutmaya yeter onların surlarını. bir kentte hayran kaldığın şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır.
--- alıntı ---
devamını gör...

--- alıntı ---
hep bakışın arkaya dönük mü ilerlersin sen? ya da gördüğün şey hep geride kalan mıdır? ya da daha doğrusu hep geçmişe mi senin yolculuğun? bütün bunlar aslında marco polo anlatabilsin ya da anlattığını hayal edebilsin ya da nihayet kendi kendisine aradığının hep önündeki bir şey olduğunu, ve söz konusu geçmiş bile olsa, bunun o yol aldıkça, adım adım değişen bir yolcunun geçmişi olduğunu anlatmayı başarabilsin diyeydi zira yolcunun geçmişi, tamamlanmış bir güzergaha göre değişir. her geçen günün üzerine bir gün daha eklediği yakın geçmiş değil, çok daha uzak bir geçmiştir bu.
her yeni kente geldiğinde yolcu, bir zamanlar kendisinin olduğunu bilmediği bir geçmişini bulur yeniden artık olmadığın ya da sahip olmadığın şeyin yabancılığı, hiç senin olmamış yabancı yerlerin eşiğinde bekler.
--- alıntı ---
*
devamını gör...

--- alıntı ---

"...pamela da haykırdı: sonunda benim de doğru dürüst bir kocam olacak..."

--- alıntı ---

(bkz: ikiye bölünen vikont)

--- alıntı ---

- adınızı bağışlar mısınız?
- azira ya da palmira. sultanın hareminde ya da manastırda oluşuma göre değişir.
- azira, bana öyle geliyor ki, sizi her zaman sevdim... daha önce de benliğimi sizde yitirmiştim...

--- alıntı ---

(bkz: varolmayan şövalye)

--- alıntı ---

"...babamız pencerenin pervazından sarktı. 'elbet orada oturmaktan yorulup fikir değiştireceksin!'diye bağırdı. 'asla değiştirmeyeceğim!'diye karşılık verdi ağabeyim dalın tepesinden. ' gününü göstereceğim sana, hele bir aşağı in!' 'bir daha aşağı inmeyeceğim!' dedi ve sözünü tuttu..."

--- alıntı ---

(bkz: ağaca tüneyen baron)
devamını gör...
italyan yazar ıtalo calvino 1923 yılında küba’nın santiago de las vegas kentinde doğdu. sanremo’da cassinis lisesi’nde “repubblica” gazetesinin gelecekte müdürü olacak eugenio scalfari ile sıra arkadaşı olarak öğrenim gördü.

direniş savaşına katıldı. bu deneyimini direnişçi edebiyatın başta gelen yapıtlarından biri olan “örümceklerin yuvalandığı patika” adlı kitabına aktardı (1947).

ardından editöryel danışmanlık yaparak çeşitli gazete ve dergilerle çalıştı. fransa’da uzun süre yaşadı. italyan komünist parti üyeliği yapan calvino, macaristan olayları sonrasında partiden ayrıldı ve parti içi durumlara tepki olarak yazdığı acımasız anlatısı "la grande bonaccia delle antille", 1957 yılında "cittã  aperta"da (açık åžehir) yayınlandı.

çok sayıdaki düzyazı eseri arasında özellikle bazılarının mutlaka anılması gerekir: "ıl visconte dimezzato" (ikiye bölünen vikont) (1952), "ıl barone rampante" (ağaca tüneyen baron) (1957), "ıl cavaliere inesistente" (varolmayan åžövalye) (1959), "la giornata di uno scrutatore" (sandık müşahidi) (1963), "le cosmicomiche" (kozmokomik öyküler) (1965), "ti con zero" (sıfır zaman) (1968) "le cittã  invisibili" (görünmez kentler) (1972), "ıl castello dei destini incrociati" (kesişen yazgılar åžatosu) (1973), "se una notte d’inverno un viaggiatore" (bir kış gecesi eğer bir yolcu) (1979), "palomar" (1983). 1956’da italya’nın her bir bölgesine ait diyalektik geleneği taşıyan italyan masalları seçkisini yayınladı. ayrıca “marcovaldo” (1963) isimli ünlü çocuk kitabının da yazarıdır. "una pietra sopra"da (1980), dönemin edebi tartışmaları üzerine çok sayıda bildiriyi, “collezione di sabbia”da ise (kum koleksiyonu) (1984) özel vesileler için düşünülmüş dağınık nesirleri biraraya getirdi. 1974’den sonra beş yıl boyunca "corriere della sera" gazetesinde hikayeler, seyahat günceleri, ülkenin siyasi ve sosyal gerçekleri üzerine yazılar yazdı.

1979’dan yaşamının sonuna kadar ise aynı görevi repubblica gazetesi’ndeki köşesinde devam ettirdi. 1985 yılında kaldırıldığı siena hastanesinde yaşamını yitirdi.
devamını gör...

--- alıntı ---
İlham Anı


Olay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.

Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanları, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, herşey son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.

Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar herşeyi olduğu gibi kabul etmiştim; trafik ışıkları, arabalar, posterler, üniformalar, anıtlar, dünyadan tamamen kopmuş şeyler; hepsini sanki bir gereklilik sonucu ortaya çıkmışlar, bir neden-sonuç zincirinin halkasıymışlar gibi benimsemiştim.

Sonra gülmem dudaklarımda dondu, yüzüm kızardı, utandım. Ellerimi kollarımı sallayarak kalabalığa "Durun! Bir dakika!" diye bağırdım, "Bir yanlışlık var. Herşeyde bir terslik var. Dünyanın en saçma işlerini yapıyoruz. Nereye varır bu işin sonu?"

Etrafta insanlar durdu, merakla beni süzdüler. Orada, ortalarında durdum, kollarımı sallaya sallaya, ümitsizce anlatmaya, bir anda aydınlanmamı sağlayan ilhamımı açıklamaya çalıştım.. ve hiçbir sey demedim. Hiçbir şey demedim, çünkü kollarımı kaldırıp ağzımı açtığım anda, aydınlanmam geri gitti, ağzımdan bildik, eski kelimeler çıktı.

- Eee, Ne demek istiyorsun, diye sordu insanlar. "Herşey yerli yerinde. Herşey olması gerektiği gibi. Herşeyin bir sebebi var. Herşey diğerleriyle uyum içinde. Yanlış veya saçma birşey göremiyoruz."

Orada öylece durdum, çünkü şimdi herşeyi yerli yerinde görüyordum, herşey doğal, olması gerektiği gibi görünüyordu; trafik ışıkları, anıtlar, üniformalar, gökdelenler, tramvay yolları, dilenciler, geçit törenleri; ama bu beni rahatlatmadı, tersine bana acı verdi.

"Pardon", dedim. "Galiba benim hatam. Bir an öyle gibi geldi. Herşey yolunda elbette. Kusura bakmayın." Ve kızgın bakışların arasında yürüyüp gittim.

Yine de, şimdi bile, sık sık birşeyi anlamadığım zaman, ister istemez, aynı umuda kapılıyorum; yeniden o anı yaşayacağımı, yine hiçbirşeyden hiçbir şey anlamayacağımı, bir anda bulup kaybettiğim öteki bilgiye ulaşacağımı umuyorum.
--- alıntı ---
*
devamını gör...
--- alıntı ---

Marco Polo, tek tek her taşıyla bir köprüyü anlatıyor.
“Peki köprüyü taşıyan taş hangisi?” diye sorar Kubilay Han.
“Köprüyü taşılan şu ya da bu taş değil, taşların oluşturduğu kemerin kavsi,” der Marco.
Kubilay Han sessiz kalır bir süre, düşünür. Sonra ekler:
“Neden taşları anlatıp duruyorsun bana? Beni ilgilendiren tek şey var, o da kemer.
Marco cevap verir: “Taşlar yoksa kemer de yoktur.”

--- alıntı ---


(bkz: görünmez kentler)
devamını gör...
ben o kitapla tanımıyorum ne yapmam gerek şimdi? tarzları farklı da olsa isimleri yüzünden svevo ile karıştırma gafletine düştüğüm yazar.
devamını gör...
manyak herif. pis adam. bütün bir avusturya gezisi boyunca, trenlerde, otobüslerde, alplerde, yollarda, market çıkışlarında gün batımlarımda yanımdaydı.

yabancı bir dille cebelleşirken, marco'nun dilini bilmediği padişahla iletişimleri..

manyak herif. pis adam.

görünmez kentler'le yanımdaydı.
devamını gör...
(bkz: bir kış gecesi eğer bir yolcu)

''italo calvino, 15 ekim 1923'te havana-küba'nın bir banliyösü olan santiago de las vegas'ta doğar. anne-babası burada bilimsel araştırmalar yaparlar. tarım mühendisi ve botanikçi olan babası mario calvino, yıllarca meksika ve başka orta amerika ülkelerinde yaşar. annesi, sardenyalı eva mameli-calvino da, botanikçi ve aynı zamanda üniversitede hocadır. ebeveynleri, çocuklarına ıtalo adını verirler, çünkü onun italyan köklerini unutmasını istemezler. ama ıtalo doğduktan iki yıl sonra calvinolar italya'ya dönerek san remo'ya yerleşirler. böylelikle calvino çocukluğunu, italyan riviera'sında, doğayla içiçe, zamanını babasının yönettiği bir çiçekçilik araştırma merkezinin olduğu san remo'daki evleri "la meridiana" ve ihtiyar calvino'nun greyfrut ve avokado yetiştirmekte öncülük ettiği küçük bir çiftliğin bulunduğu köy evi arasında geçirir. ligurya kıyısında, tüm bu egzotik bitkilerin arasında yaşamanın calvino üzerinde önemli bir etkisi olur. ıtalo ve kardeşi florio, villa meridiana'dayken günlerinin büyük bir kısmını ağaçlara tırmanarak ve dalların arasına tüneyerek geçirirlerdi. yazarın ıl barone rampante (ağaca tüneyen baron) adlı kitabı işte bu tecrübelerden doğar.

calvino, 1927 yılında st george college çocuk yuvasına gider. aynı yıl geleceğin ünlü jeologu kardeşi floriano doğar. 1929 yılında valdesi okuluna devam eder (ilkokulun sonuna doğru calvino, balilla* olur.) 1934'te g.d.cassini lisesine girer. ıtalo, okula başladığında, ona dini bir eğitim vermemiş olan ailesi din derslerinden muaf tutulmasını ister. bu durum, katoliklerin çoğunlukta olduğu bir ülkede calvino'nun bazı sorunlar yaşamasına yol açar.
calvino'nun kitaplarla ilk tanışması 12 yaşındayken kipling ile olur. bu, onun egzotik dünyalara, fantastik serüvenlere olan tutkusunun başlangıcıdır. aynı dönemde mizah dergileri okumaya başlaması calvino'yu çizgi roman çizmeye yöneltir. öte yandan sinemaya da ilgi duyar. bu ilgi ergenliği boyunca sürer. san remo'da yaşadıkları "bell'epoque" olarak tanımlanan bu dönem, dünya tarihindeki en dramatik olaylardan biriyle sona erer. "gençlikten, toplumdan, kızlardan, kitaplardan keyif almaya başladığımız zaman, 1938 yazıydı: monaco'da bu dönem, chamberlain, hitler ve mussolini'yle son buldu."
savaş başlar. calvino'nun ideolojik duruşu belirsizdir.
16 ve 20 yaşları arasında kısa hikâyeler, tiyatro oyunları ve şiirler yazar. 1941'de liseden mezun olduktan sonra torino üniversitesi tarım fakültesi'ne yazılır. 1943'te floransa üniversitesi'ne transfer olur. lise arkadaşı eugenio scalfari ile olan yakın ilişkisi kültürel ve siyasi bir bilinçlenme dönemini başlatır. huizinga, montale, vittorini, pisacane okumaya başlar. politik fikirleri daha da netleşir; anti-faşist bir tutum benimser.
8 ekim 1943'te salò cumhuriyeti* tarafından askere çağrılır. fakat calvino gitmez ve bu yüzden bir süre gizlenmek zorunda kalır.
bir çatışmada genç bir komünistin ölmesi üzerine, bir arkadaşından kendisini italyan komünist partisi'ne tanıtmasını ister. 1944'te italyan komünist partisi'ne katılır. daha sonra garibaldi grubuna dahil olur. yirmi ay boyunca deniz alpleri'nde partizan mücadelesinde yer alır. bu süreç içersinde anne-babası da kısa bir süre almanlar tarafından tutuklanır.
calvino, savaş bittikten, anne babası da salıverildikten sonra, gazete ve dergilerde çalışır. torino'da vittorini'nin dergisi politecnico'ya, parti'nin resmi gazetesi l'unita'ya yazılar yazar. calvino, parti'ye yalnızca ideolojik nedenlerle katılmamıştır; italya'nın yeniden yapılanmasında ve faşizme karşı çıkılmasında en gerçekçi programa komünist parti'nin sahip olduğuna inanır.
calvino, bu arada tarım fakültesi'nden ayrılıp edebiyat fakültesi'ne geçer. tezini joseph conrad üzerine yazar ve 1947'de mezun olur. aynı yıl torino'daki einaudi yayınevinde çalışmaya başlar. daha sonraları bu yayınevinde editör olan calvino'nun tüm yapıtları burada yayınlanır.
kırkların sonu, ellilerin başında calvino, savaş zamanında bir partizan ve anti-faşist olarak yaşadıklarını anlatan öyküler yazmaya ve yayınlamaya başlar. örümceklerin yuvalandığı patika adlı kitabını 1946'nın sonunda bitirdiğinde daha o zamanlar tanınmış bir yazar olan arkadaşı cesare pavese'ye gösterir. pavese, natalia ginzburg ile einaudi yayınevini tekrar canlandırmaya çalışmaktadır. pavese, bu kitabın yayınlanmasını önerir. kitap 1947'de yayınlandığında hatırı sayılır bir başarı sağlar (6000 adet satılır, bu savaş sonrası italya'da bir başarıdır). calvino'nun bir yazar olarak kariyeri başlar. ilk kitabı örümceklerin yuvalandığı patika'yla da prestijli riccione ödülü'nü kazanır.
canlı bir endüstri kenti ve proleter mücadelenin merkezi olan torino'daki deneyimleri, yanı sıra einaudi'de editör olarak tecrübeleri genç yazar calvino'nun entelektüel ve artistik gelişiminde önemli etkenlerdir. calvino, kendini yaralarını saran bir ülkede ideolojik, politik ve edebi tartışmaların tam ortasında bulur. dahası bir editör olarak işinin gereği modern italya'nın en önemli yazarlarının eserlerine katkıda bulunma fırsatını yakalamış, aynı zamanda editörlük onu bir metin okuyucusu durumuna getirmiştir. bu deneyim calvino'nun olağanüstü kurguların yanı sıra yarı-kurgu eserler yaratmasını sağlar. en göze çarpanı bir kış gecesi eğer bir yolcu adlı kitabıdır. bu kitapta yazarın, okur ve metin arasındaki en kapsamlı analizini görürüz.
1949'da yayınlanan ve kısa hikayelerden oluşan karga sona kaldı adlı kitabında direniş ve savaş sonrası italya'yı konu eder.
ilk eserlerinde calvino, cesare pavese ve elio vittorini ile birlikte italyan neo-realizm akımının üyesi olarak görülür. ancak bu tam bir hareket değildir ve belli bir edebi programı yoktur. o dönemin pek çok yazarı herman melville, ernest hemingway, sinclair lewis, sherwood anderson, edgar lee masters, john dos passos, theodore dreiser, william faulkner gibi yazarların etkisi altında kalırlar. pavese ve vittorini, bu iki anti-faşist romancı gerçekçi yazarların ateşli destekleyicisidirler.
1950'lerde calvino, yayınladığı üçlemeyle yön değiştirir: ikiye bölünen vikont (1952), ağaca tüneyen baron (1957) ve varolmayan şövalye (1959). 1960 yılında calvino'ya salento ödülü'nü kazandıran bu son derece fantastik romanlar o zamanki toplumu konu almasa da alegorik olarak o günkü sosyal ve politik meselelere dair derin bir endişeyi dile getirir.
1957 yılında, pek çok italyan gibi, calvino da komünist parti'den ayrılır. 1956'da rusya'nın macar isyanına müdahalesi ve italya'daki sosyalist reformlar onu hayal kırıklığına uğratır. bir sanatçının, bir edebiyatçının politikadan uzak kalması gerektiğine inanır. bu politik gönülsüzlük satirik ve alegorik novellası arjantin karıncası, emlak vurgunu ve kirli hava buluntu'nda, ama en çok da son derece gerçekçi bir roman olan gözlemcinin bir günü'nde görülür. kitapta gönülsüz bir sandık gözlemcisi olan amerigo ormea, "ahlak insanı eyleme zorlar, ama ya eylem boşunaysa?"sorusu üzerine derin düşüncelere dalar.
1959'da calvino savaş sonrası entelektüel sol kanadın öncüsü elio vittorini ile birlikte ıl menabò adlı dergiyi kurar. burada sol politik partilerin karşı karşıya kaldıkları ideolojik krizleri, aydınların rolünü tartışmış; sosyal, tarihî ve edebî sorunları çözmeye eğilmişlerdir.
calvino, arjantinli yazar jorge luis borges, modern dilbiliminin kurucusu isviçreli ferdinand de saussure, eleştirmen roland barthes ve vladimir propp, göstergebilim ve yapısalcılığın etkisi altında bir kez daha biçemini değiştirir ve kozmokomik öyküler ile sıfır zaman'ı yazar. alışıldık temalarından uzaklaşarak yeni bir gerçeklik görüşünü anlatmak için modern bilimi, hayali koşullar yaratmak üzere bir araç olarak kullanır.
calvino, 1964'te paris'e taşınır, ama einaudi'deki işinden ayrılmaz. arjantin asıllı esther singer (takma adı chichita) ile evlenir. bir yıl sonra kızları abigail doğar. calvino italya'dan uzakta yaşamaktan mutludur: "benim için en ideal yer bir yabancı olarak yaşamanın en doğal olduğu yerdir," diye yazar.
paris'te şair, romancı, matematikçi raymond queneau ve matematik tarihçisi françois lelionanais önderliğinde yürütülen oulipo (potansiyel edebiyat atölyesi) çalışmalarından haberdar olur. grubun amacı yazı yazmakla ilgili tüm olasılıkları keşfetmek ve yazıya matematiksel yapıları uygulamaktır. bunun sonucu calvino, kesişen yazgılar şatosu'nu yayınlar. burada daha çok anlatım diline ve yoruma odaklanmıştır. kitapta öyküler büyülü tarot kartlarının okunmasıyla oluşturulur; kartlar yalnızca geleceği tahmin etmekte değil, ama geçmişi tekrar yaratmak için de kullanılır.
calvino, 1969'da queneau'nun mavi çiçekler adlı kitabını italyanca'ya çevirir.
1972'de görünmez kentler'i yayınlar. bu kitabın kahramanı, zayıflayan imparatorluğundaki çeşitli hayali kentleri anlatarak yaşlı kubilay han'ı eğlendiren efsanevi marco polo'dur.
calvino bir kez daha şaşırtır ve anlatıda bir gövde gösterisi olarak değerlendirilebilecek, borges'in özyinelemeli labirentlerindeki gibi göndergesel bir edebi oyun olan bir kış gecesi eğer bir yolcu adlı kitabı 1979'da yayınlar.
1980'de calvino ailesi italya'ya geri döner ve roma'ya yerleşir. yazar, burada, la repubblica gazetesiyle olan çalışmalarını daha da yoğunlaştırır. denemelerini topladığı una pietra sopra: discorsi di letteratura e societa adlı kitabını 1980'de, palomar'ı ise 1983'de yayınlar. bu kitapta ana karakter bay palomar, doğayı gözlemler ve anlatır; insan ve evren, doğa ve insan iletişimindeki gizli benzerlikleri bir iç konuşmayla sorgular.
19 eylül 1985'te calvino geçirdiği beyin kanaması nedeniyle sinea'da yaşamını yitirir. tam da bu sıralarda charles eliot norton lectures'ı sunmak üzere harvard üniversitesi'ne gitmeye hazırlanmaktadır. altı dersten oluşması gereken bu proje ne yazık ki tamamlanamaz, ama beşi bir kitapta yayınlanır: amerika dersleri.
amerika dersleri - bütün kozmokomik öyküler
- görünmez kentler
- jaguar güneş altında
- kesişen yazgılar şatosu
- marcovaldo ya da kentte mevsimler
- örümceklerin yuvalandığı patika
- öyküler
- palomar
- paris'te bir münzevi - özyaşamöyküsel notlar
- sandık gözlemcisinin uzun günü
- sen "alo" demeden önce .''

http://dipnotkitap.net/ROMA....
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar