kağıt

ataları arasında eski mısır icadı papürüs de bulunan, ekseriyetle üzerine yazı yazmak için kullanılan şŸey. selüloz zenginidir ve hammaddesi ağŸaçtır. bu nedenle geridönüşŸümünün yaygınlaşŸtırılması insan evladının boynunun borcudur.
devamını gör...
hep bekler.
bomboş yüzeyinde, kalemin nakışlarını.
nakışlanmış yüzeyinde, gözlerin merakını.
üzerine bırakılan emaneti taşır, sadık bir emektar gibi.
devamını gör...
sinan çetin'in "hangi kağıt hayattan daha değerlidir" sloganına sahip, fragmanı fazlaca iyi olan son filmi...
http://www.dailymotion.com/video/xbqm9i_kagit-film-fragman_shortfilms

-Adam:İtalyada Mary adındaki kadınların fahişelik yapması yasak, fransada domuzlara Napolyon adını vermek yasak.
-Kadın: ee yasaksa yasak, kanunsa uygulanacak.
-Adam: yasalar her zaman masum değildir müzeyyen hanım.
Bir sabah uyandınız ve birileri diyor ki size, sabah kahvaltısında zeytin yemek yasak.Ne olurdu?
-Kadın:sabah kahvaltısında zeytin yemeyiz.
-Adam: Yanlış, her yasak kendi isyancısını yaratır. zeytinseverler bir örgüt kurarlardı. üzerinde zeytin dalı amblemi olan bir bayrakları olurdu. zeytinlere özgürlük diye bir marşları olurdu belki. şimdi soruyorum size zeytinseverler ayaklanıp dağa çıksa, dağa çıkan mı suçlu, yoksa zeytini yasaklayanlar mı?
-adam: insanların başlarına ne takıp takmayacakları, evlerinde ne dilde konuşacakları, ne yiyecekleri, ne giyecekleri bunlara yasalar karar verebilir mi ?
devamını gör...
sinan çetin'in 3. filmidir. fragmanının etkilediği ve evet ben de bunu düşünüyorum dediğim bir konusu vardır. sinan çetin'in bu filminde 'yasaklar' konu edilmiş. çok güzel ve çok etkili bir konusu var. kendi diliyle "saçma sapan yasaklar koyanların hiç yargılanmamasını eleştirdim" diyerek filminin konusunu belirtti. zeytin yemenin yasak olmasıyla, insanların başına ne takacağı, nasıl giyineceğine yasaklar getirmek arasında fark yok. fragmanda gösteriliyor. yani yasalar zeytin yemeyi yasaklayacağı zaman ne kadar saçmalarsa, insanların kılık kıyafetine karışmasıyla da o kadar saçmalıyor.

http://www.kagit-film.com/k...
devamını gör...
15 ocak'ta izlediğim, güzel film.
ödül alır kesin. öner erkan ve asuman dabak muhteşem oynamışlar. ve bürokrasinin çarpıklığının ortaya konduğu sahnelerde herkesin dikkatini çeken o küçük ayrıntılar çok hoş olmuş.

spoiler

(bkz: ismet inönü portresi)

05 Müzeyyen öldüreceğim seni.*

devamını gör...
bir sinan çetin filmi.
kendisini ilk önce eski tüfek solcu olarak tanıdığımız, sonrasında ise gitgide hiperliberal bir çizgiye kaydığına şahit olduğumuz ve bizim mahalle tarafından da (ki buna ben de dahilim) pek sevilen beğenilen sinan çetin' in propaganda filminden sonra çektiği en iyi filmdir bana göre.
filmin omurgasını "bürokratik otoriterlik" e yönelik ağır eleştiri oluşturuyor. bireyin devlet otoritesi karşısında (sivil ya da askeri hiç farketmez) ne kadar çaresiz olduğunu, bu ülkede bireyden topluma doğru bir şeyleri değiştirebilmenin neredeyse imkansız olduğunu böylesine iyi özetleyen başka bir filmi yakın tarihte izlemedim. özellikle emrah karakterinin ortaya hiç bir şey koymayana, hiç bir değer üretmeyene devletin ilişmediği mealindeki sözü beni bitiren sahne oldu. filmin hiperliberal hatta anarşist damarı öylesine şişkin ki herkesin ölüp bayılarak seyrettiği "v for vandetta", "kağıt" filminin yanında halt etmiş.
ancak tüm sistem eleştirisi yapan filmler gibi "kağıt" filminde de en temel sorun eleştirdiği sistemin yerine ikâme etmek üzere başka bir alternatif sistem önerisinde bulunamaması. yani klasik solcu hastalığı: her boka muhalif olup, "e sen ne önerirsin birader" dendiğinde "yaşasın devrim" diyerek mal-like tepki verme durumu.
görsel olaraksa film tc sinemacılığının oldukça üzerinde. hani sinema eleştirmenlerinin "sinematografi" dedikleri...
ali murat güven, filmi beni dumura uğratacak kadar yerden yere vurmuş, hatta daha da ileri giderek böyle filmler ancak ergenlerin gönlünde taht kurar gibisinden sisteme selam çakan laflar etmiş. ali murat güven' in "kağıt" filmine yönelik kibir dolu eleştirisine kendi çapımda cevabı ali murat güven başlığı altında vermeye çalışacağım.
uzun lafın kısası. tc devletinin paslı çarkları arasında ezilen, devlet içeisinde çalışan, devlet ile sürekli iş yapmak zorunda kalan ve özellikle de devletin otoriter uygulamaları nedeniyle hayatı kararmış olan (başta biz tc müslümanları) herkesin bu filmde kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar