kahve falı bakmak

mükemmel yaptığım eylem. acayip iyi sallarım. size küçük tüyolar yol gördüysen yola gidiyorsun diyorsun rastgele telveleri bir hayvana benzetiyorsun. bekarsa kısmetin var diyorsun işte bu kadar kolay ya. her dediğim çıkar. *
devamını gör...
hilelerini oneido'dan muazzez balcı güzel yazmış. görelim hanım ne söyler.

fal bakma eylemi, asla sadece "geleceğe dair merak" sebebiyle talep görmez. fal ve çeşitleri, bu topraklarda yüzyıllardır adeta bir terapi işlevi görür. "üç vakte kadar gelecek kısmet" işin sadece bahanesidir... önemli olan kalplere umut salmak ve "senin için kabarmış" gibi klişelerle karşındakine yalnız olmadığını, onu anlayan birilerinin olduğunu hissettirmektir.

yüzyıllardır asla vazgeçmeden bu geleneksel fal bakma ritüeli uygulanıyorsa, bir bildikleri vardır, değil mi?!

uzun lafın kısası, sevgili dostlar, fal kültürümüzde ciddi bir yere sahip. en "inanmıyorum yea" diyen insan bile bu ritüelleri seviyor. bu durumda bu geleneği devam ettiren "fal bakanlar" da her ortamda feci havalı oluyorlar tabi!

ilk ve en önemli detay: asla ama asla fal bakmaya hevesli, istekli görünmeyin! aksine, naz yapın!
herkesin bildiği gibi "ayyyy ben çok iyi fal bakarım, kapa da bir bakayım" vesaire diyenlerden genelde hiçbir şey çıkmaz.

diyelim ki herkesin birbirine hunharca fal baktırdığı o ortama denk geldiniz...

siz, en fazla "bir ara bakıyordum ama artık bakamıyorum ya" diyerek falcılık geçmişinizin sinyalini verin. "büyük ninem anneme el vermiş aslında, o da bana öğretmişti ama pek sevmiyorum..." gibi bir cümle ise sizi hem gizemli, hem de çekirdekten yetişme bir falcı olarak gösterecektir.

yeteri kadar ısrardan sonra da gardınızı düşürmek yok! yaptığınız eylemin ağırlığını ve ciddiyetini karşı tarafa hissettirin.

yine anahtar cümleleri öğrenelim:

"akşam ezanından sonra bakamıyorum ya..."
"birden fazla fincana bakamam. zaten birine bakınca bile başım ağrıyor."
"ya ben yeminliyim, tövbeliyim aslında bir daha bakmamaya ama... "
bu tarz cümleler hem geçmişte deneyimli olduğunuzu işaret eder, hem de biraz gizemli, mistik olduğunuzu!

ve o kapalı fincan, sahibinin heyecanlı ve meraklı bakışları ile beraber karşınızda duruyor... sakın fincanı derhal açmak gibi bir girişimde bulunmuyoruz!

çünkü gerçek bir cinli falcı, fincanı daha açmadan konuşmaya başlar.

fincanı kesinlikle hemen açmayın, elinizi biraz üzerinde gezdirin; fincanı tabağından tutarak sağa sola çevirin. olabilecek en genel cümleyi son derece ukala bir havaya bürünerek kurun: "hayatın iyice şenlik yerine dönmüş ya bu ne?! :)" mesela.

ne de olsa kimin hayatı çok karmaşık değil ki?!

fincanı açmadan konuşma şovunu yaptınız ve fincanı açtınız. sakın ama sakın sanki çivi yazısı okumaya çalışıyormuş gibi kaşlarınızı çatıp fincana gömülmeyin.

fincana genel ve kısa bir bakış attıktan sonra, uzaklara bakarak konuşun. cümle aralarında "nasıl tarif etsem yaa... offf... çok karışık... " gibi cümleleri böyle derin nefes alarak ve adeta iç sıkıntısı yaşıyormuşçasına sarf edin.

cümleler mi?

ortalık baya karışmış, hakkında konuşanlar var ama sen içini ferah tut çünkü tertemiz kalbiyle bir kadın duruyor yanında... sen onu hissetmesen de o senin tam yanında. (sonuçta kim kendisinin sürekli dedikodusunun yapıldığını düşünmüyor ve bir kadın figüre de aşırı güvenmiyor ki?!)

biri geliyor, isminde e harfi var. kısmetli, çok iyi biri ama o da çok dertli maalesef. o dertleri çözülene kadar işler sürüncemede kalacak gibi. (kimin hayatına isminde e harfi olan ve sıkıntılı bir tip girmez ki zaten?!)

asla ama asla "aaaa kuş var! gergedanı görüyor musun?? aaa buradaki antilop ve çaydanlık yanyana duruyor!" gibi saçma sapan yorumlar yapmayın.

amatör olduğunuzu daha fazla ne belli edebilir ki?!

gerçek bir falcı şekillerde uğraşmaz, gerçek bir falcı hisseder. o yüzden fincana aval aval bakmıyorsunuz, bol bol gözlerinizi kapatıp derin nefes alarak konuşuyorsunuz.

toplu fal bakılan bir ortamdaysanız, yakınınızda başkaları da varsa hele bu taktik çok iyi çalışır:

"ne yaptığını biliyorum" dercesine bir özgüvenle karşınızdaki kişinin gözünün içine bakın, hafif gülümseyin ve "bu ne kızım / oğlum?!" deyin. sonra çevreye bir bakın ve "neyse, denk gelirsek özel konuşuruz bu kısmı" diyerek sanki o kişinin yediği bir haltı apaçık görmüşsünüz ama çevredeki insanlar duymasın diye söylemiyormuşsunuz imajı yaratın.

bu hem sır saklayan biri olduğunuzu gösterecek ve size güvenmesini sağlayacaktır, hem de karşınızdaki kişi (eğer iyi oynarsanız ya da o yeterince safsa) sizi sabırsızlanarak son dönemde yaşadığı en ilginç olayın ne olduğunu size ağzından kaçırıverecektir.

örneklendirelim:

- oğlum ne yapmışsın sen ya?! ortalığı fena karıştırmışsın, biraz haketmişsin bunları sanki... neyse, daha şeyyapmayayım, konuşuruz sonra...

(cevap muhtemelen)

-ya sorma ya, aslında ben onun kankasına bilerek mesaj atmadım ama işte öyle tepki verince de şaşırdım. sonra devam etti....

güveni kazandınız, en önemli bilgileri edindiniz? şimdi ne yapıyorsunuz? çözüm ve şifa dağıtıyorsunuz!

bu noktada illa kurşun döken nefesi kuvvetli hoca tribine girmenize gerek yok. new age işler de buna gayet müsait!

mesela, "sizin evde çok negatif enerji birikmiş ya gerçekten... bir ametist alsanıza siz, salona koyarsınız. bir de yatak odasında adaçayı yakın..."

gibi...

fal baktıran insana üç ay, üç hafta, üç gün sonra deseniz bile fark etmez...

"biri gelecek" dediğinizde, biri eninde sonunda gelir ve fal baktıran kişi -eğer onu yeterince etkilemişseniz- sizi hatırlar. 3 gün, 2 hafta, 5 ay gibi detayları değil! bu yüzden zaman konusunda biraz esnek davranabilirsiniz ve bol keseden atabilirsiniz.

onu da dahil etmeyi ve özel hissettirmeyi unutmayın!

karşınızdakine "senin de sezgilerin çok kuvvetli ya" gibi laflar söylemek onu tarafınıza çeker. ona rüyalarını sorun mesela. onu da bu fal bakma eylemine davet edin. tek kişilik bir şova dönüştürmeyin. sizinle daha çok paylaşımda bulunacak ve daha da keyifli vakit geçirmeye başlayacaktır.

fal bakmanın, eğlence ve goygoydan sonra en önemli amacına geldik şimdi: umut verin!

yakın zamanda yaşadıklarını, isteklerini ve hatta rüyalarını öğrendiniz... bu kişi de ağzınızın içine baktı adeta. şimdi ne yapacaksınız?!

umut vereceksiniz!

ama boş umutlar değil ha, cesaret vereceksiniz. "sen o işleri öyle bir halledeceksin ki... hiiiiiç korkmana gerek yok, sen bu işlerin altından kalkacaksın. sen istesen daha neleeeer neler yaparsın" gibi cesaretlendirmeleri karşınızdaki bu kişi fazlasıyla hak ediyor! sonuçta geleceğe dair bir umudu var ki fal baktırıyor! ona istediğini verin, ama aşırıya kaçmadan.

onları uyarmak istediğiniz bir konu mu var? korkutmaktan hiç çekinmeyin!

mesela arkadaşınızın küçük kardeşine fal bakıyorsunuz diyelim... yaşına başına bakmadan kötü kötü ortamlarda pis pis alışkanlıklar peşinde mi koşturuyor? yanlış arkadaşlıklar mı kuruyor? faldan iyi korkutma yöntemi mi olur?!

"ay, bakamıycam bu fala! şimdiden başıma ağrı girdi! çok kötü insanlar var, çok! bu sana bir uyarı!" gibi cümleler kurun ve suskunlaşın.

kültürümüzün bir parçası olan bu fal bakma geleneğini para pul ya da ciddi boyutlarda manipülasyon için kullanırsanız da karmanın peşinizi bırakmayacağını bilin!
kültürümüzün bir parçası olan bu fal bakma geleneğini para pul ya da ciddi boyutlarda manipülasyon için kullanırsanız da karmanın peşinizi bırakmayacağını bilin!
fal sadece insanlara goygoy, neşe, cesaret, umut ve destek vermek amaçlı olmalıdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar