karadenizlilerin damak zevkinin olmaması

bu yöreye ait bildiğim çoğu şey tatsız-tutsuz ve tuhaf.
hamsi ve hamsiye verilen önemi direkt geçiyorum, hamsi tek sevmedigim balık türü.
mısır ekmeği samanımsı.
muhlama desem tatsız şeker eksem kabul eder, tuzu arttırsam tamam der.
laz böreği tuhaf, muhallebi ve karabiber mi? karalahana dolmasııı seviyorum şimdi bunu abartmayayım sanırım tek işte bu dediğim şey. ona da zamanla alıştım.
turşu kavurma desem benim için tam bir hayal kırıklığı turşuya onu yapmaya gerek var mıydı cidden?
devamını gör...
karadeniz bölgesini sadece trabzon ve rizeden ibaret sananların yanılgısıdır. acilen ilkokul 3. sınıf derslerine girip ülkemiz bölgeleri hakkinda bilgi almasi gerekir.
devamını gör...
karadeniz mutfağının geniş olmaması karadeniz insanın damak zevkini sekteye uğratmaz. her yöreden, her mutfaktan lezzetli her yemek itina ile yenilir. şimdi karadenizlilere saldıracağız diye kırk koldan saldırmayın. * damak zevkini de sizden öğrenecek değiliz.
devamını gör...
bakın güzel arkadaşlar, romalılar.
karadenizin yemek kültürünün görece daha sade olması onların damak zevkinin olmadığı manasına gelmez, ki hiç bir karadenizli de kendi mutfağının müthiş olduğunu iddia etmez. hiç de böyle bir yarışa girmez. çapını bilir.

karadeniz görece zor coğrafya olduğu için insanlar yemek yapmaya kafa yorup çok fazla zaman harcamadılar. boş vakitleri yoktu. en pratik ve elde olan neyse onu yapıp yediler. bir kara lahana çorbasını zaten bir karadenizli dışında seveni pek görmedim ki normal bir durumdur.

unutmadan; mısır ekmeği dediğin orjinali iri taneli yerli mısır tohumdan elde edileniyle yapılmalı ve peşko denilen sobanın fırınından çıkartılıp sıcaak sıcak süzme yoğurda veya lahanaya ufalanarak yenilmeli.
karadeniz mutfağı bolca balık ve süt ihtiva eder, omega doludur, sağlıklıdır. zenginlik menginlik size kalsın. bize mezgit tava yeter *)
devamını gör...
kıyı, doğu, batı ve orta olmak üzere tüm karadeniz için geçerli durum. tersini iddia edeni yufkaya sarar karadenizin soğuk sularına atarım.
devamını gör...
bir zorunluluktur, coğrafyanın çizdiği kaderin bir sonucudur.

günümüz dünyasında iş artık bir tercih meselesi, ama evet; türkiye' in en zayıf yemek kültürü karadeniz (özellikle dogu karadeniz) bölgesindedir. son bir asırda devlet eliyle yapılan bentler, dere ıslahları, altyapı yatırımları ile çehresi epey değişti tabii ki, ama son yüzyıla kadar doğu karadenizde büyük ölçekli tarım yapılamıyordu efendiler(çayın anavatanının doğu karadeniz olduğunu söyleyen akademisyen var ülkede, biz neyi konuşuyorsak). düzlükte bir avuç toprak var, ekse hayvana mera yok, e barınacak ev de lazım. hadi evi yamaca yaptın, mera işini de Allah'a havale ettin, mevsiminde gökten boşanır gibi yağan yağmur ortada ne tohum bırakıyor ne sebze... kaldı ki düzlüklerde yaşamak tehlikeli, sürekli oluşan heyelanlar nedeniyle binlerce ton toprak yamaçlardan bu düzlüklere yığılıyor. ne yapsın adam ? karadenizde hangi medeniyet tarım yapabilmiş ki bu gariban yapsın? karadeniz tarımının çay gibi çok yıllık çalılıklar ya da fındık gibi ağaç meyvelerinden ibaret olup tarla bitkisi ekimi olmaması bir tercih değil. tarla bitkisi gibi narin otlar için çok hırçın bir coğrafya karadeniz.

bir diğer mesele de lojistik. hadi ekilemiyor bari civardan gelsin desen bu sefer de ülkenin iç kesimi ile arana bir duvar ören dev dağlar var. zigana geçidi 500 yıldır orada değil haliyle, yüklü katırlarla aydın' dan istanbul'a gelirsin, ama o yükle o dağları aşacak katır yok.

yani eli mahkum, burnunun dibindeki zenginliklerden yüzyıllar boyunca mahrum kalmış adamlar. türk mutfağının bel kemiği olan "tencere yemekleri"nin esas bileşenleri olan domates ve soğanı doğru düzgün görememişler. hemen biraz güneylerinde kervanlar dolusu baharatın, sebzenin, kuru bakliyatın ilden ile dolaşmasiyla oluşan enfes kültürün bir parçası olamamışlar haliyle. ha, tamamen coğrafi nedenlerle oluşan bu tatsız tuzsuz yemek kültürünü, son yıllarda çok matah, rafine birşeymiş gibi pazarlamaya çalışmaları da komiğime gidiyor. birbirimizi de kandırmayalım şimdi; kimse tarhana varken kara lahana çorbası içmez. ses etmiyoruz da, yemiyoruz bu ayakları yani.
devamını gör...
damak tatlarında sorun olduğunu düşünmeme neden olan pek çok karadenizli tanıdım. bir kısım coğrafi konumdan, bir kısımda hayat şartlarından bahsetti durdu. ama bizim nenelerimiz dedelerimiz asil kan oldukları için, vakitleri de çoktu, çoluk çocukları da yoktu. işte bu yüzden biz aldık yürüdük. ya bi gidin Allah aşkına. * yemek konusunda beceriksizsiniz kabul edin.
devamını gör...
etli yemeklere kokusunu bastırsın diye çeşit çeşit baharat basıp salgıladığı tere yansıyan ölümcül kokuyla halk burun sağlığını tehlikeye atan damak zevki elitlerinin beyanıdır. hiç salyangoz yemedim, yemeyi de gözüm yemez ama yiyenin damak zevki yok diyemem.
-yumurtalı sakarca kızartması seven biri-
devamını gör...
işime gelince karadenizlisi olduğum için elimde çekirdeğimle izlediğim zevksizlik olacak.
beyaz lahana sarmasını gömerken öyle demiyordunuz yalnız.
devamını gör...
karadeniz yöresinin mutfağı kısırsa kısırdır çok da takmaya gerek yok. güneydoğulular da komik değil mesela, iç anadolulular biraz komik, onların da çok yemeği yok.

ama egeliler hem komik hem mutfakları zengin. işte şimdi ağlayabilirsiniz.
devamını gör...
karadeniz mutfağında bir sorun yok, zevk meselesi sonuçta. sorun karadeniz mutfağı faşistleri. insana kara lahana sevmeme özgürlüğü tanımıyorlar mesela. sevmiyorum diyorsun yok sen yapana denk gelmemişsin, yok aa kara lahana sevilmez mi, onun aslı şöyle olur, diye başlıyorlar. e kardeşim o zaman hiçbiriniz yapamıyorsunuz bu yemeği. çok darlayan birine terbiyesizlik edip, biz onu hayvana yedirip, hayvanı kendimiz yiyoruz dedim. ama canıma tak etti kardeşim. kara lahana sevmiyorum tamam mı, Allah Allah?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar