karantina günleri

valide hanımı (66) isyana sürükledi. canım sıkılıyor deyip duruyor. yanında oturmuyormuşum. yahu kadın risk grubundasın işte. dışarıdan aldığım hiçbir ürüne elini sürdürmeden kloraklayıp sirkeli sulara yatırıyorum aman hastalık kapma diye. ev evlikten çıktı hastane gibi kokuyor. elimde bir sen kaldın rahat dur diyecem diyemiyorum.
bana karantina mı? yok canım. iş gereği yardımcı kolluk kuvveti olarak geçiyorum. olağandışı durumlarda da genel kolluk kuvveti olarak zikredildiğimizden seve seve işe gidiyoruz.
devamını gör...
karantinanın 10. gününde kendi kendime bir şeyler anlatırken kavga çıktı. hayır normal şartlarda kendim bir şey düşünüyorken, ben kendimin sözünü kesmem, sıkılsam-daralsam bile bir müddet ayıp olmasın diye dinlerim kendimi. biraz önce, ben bir şey anlatırken, kendim umursamayıp başka konu açtım, ve ben de umursamadan şarkı söylemeye başladım. dinlemiyorsun diye küstük. haksız mıyım Allah aşkına...?
devamını gör...
çoluk çocuklu aileler için hayli zorlu geçtiği tahmin edilebilir. biz bile yetişkinler olarak bu kadar sıkılıyorsak bebeleri düşünemiyorum. tabi bu soruna karşı enterasan bazı çözüm yolları üretenler de olmuş.* mesela;

devamını gör...
dışarıdan ekmek almamak için evde ekmek yapılmaya başlandı, canı sıkılanın aklına hamur işi bir şey geliyor hop onu yapıyoruz, canı sıkılan bir mutfağa gidiyor bir şeyler bulup geliyor derken tam anlamıyla önüne geçilemeyen kilo artışları olmaya başladı. iki haftada bu kadar olduysak ben mayısa kadar halimizi düşünemiyorum rahat rahat dışarı çıkabileceğimiz zamanda ya kilolardan çıkamayacağız ya da top gibi etrafta yuvarlanan insancıklar olacağız.
devamını gör...
neden bilmiyorum ama benim iştahım kapandı. bir öğünü bile zorla yiyorum. ama yıllardır okunmayı bekleyen kitapları eritmek için çok iyi oldu. okudukça ufkum genişliyor sanki olaylara, insanlara bakış açım değişiyor. çok farklı yaşantıları bir nevî yaşantılıyorum. güzel oluyor yani.
devamını gör...
sıkıntılı geçiyor. dışarda kocaman bir canavar varmış da dışarı çıkanı yiyormuş gibi bir his. ama bizim canavar çok küçük, keşke büyük olsaydı, gözünden vururduk.
devamını gör...
karantinanın 378.günü. bıkmışım, aç sefil zorlukla yürüyorum. karantinayı delip dışarı çıkıyorum. dışarda bir Allah ın kulu yok. çıt çıkmıyor. bir kola kutusu görüyorum, heyecanla kapıp içmeye çalışıyorum. damlacık bile yok. artık açlık son noktada, bayılmak üzereyim. ve aniden önüme canlı yarasa düşüyor, son bir debelenip ölüyor. o zor karar anı. gözyaşlarıyla birlikte ısırıyorum.
devamını gör...
babaannemin rahatsızlığı ile korananın türkiye’ye gelişi hemen hemen aynı vakitlerde oldu. halam bunun için bize gelmişti malum ki hala gidemedi; her sabah belli bir sıkıntı ile uyanıyor (her şeyi kafasında kurmak ve yaşamak konusunda çok mahirdir.) pek aksiyonlu geçiyor bir sonraki bölümde ben şahsen teke tek kavga bekliyorum. *
devamını gör...
eczanede sıradayız, öndeki bordo ojeli çıkık elmacık kemikli kıza sosyal mesafenin gerekliliğini anlatıp, bunun ne kadar acı olduğundan dem vuruyorum. muhabbet koyulaşıyor, “bu günleri ilerde nasıl hatırlayacağız” diyor.
cool bir şekilde
“insanlar yaşadıklarını olduğu gibi hatırlamaz. hepimiz her şeyi nasıl hatırlamak istiyorsak o şekilde hatırlar. gerçeklerin hiç önemi yoktur. nasıl gördüğüyle ilgilenir insan. o nedenle ne yaşadığına değil, kendine odaklan. bütün gerçekler senin elinde” dedim
maskesini çıkardı, herkesin içinde birden bana yaklaştı.
hemen kaçtım uzaklaştım, korkmadan değil tabiki. siyah ruj kullanmış, tüm büyü bozuldu.
devamını gör...
karantina günleri, temmuzun http://sonu.Sağlık bakanı açıklama yapıyor ve "virüsü yendik” diyor. içimiz kıpır kıpır ve seninle sahile koşup dondurma alıyoruz. hafiften esen rüzgar saçlarını savuruyor. havada yeni başlangıçların kokusu. derin gözlerinde dört mevsim ve en çok da bahar. herkes sahile inmiş. dudaklarımız birbirine yaklaşıyor, aman tanrım, ne yapsak da öpüşemiyoruz. maskeleri çıkarmayı unutmuşuz. dondurmalar da erimiş. olaysız dağılıyoruz.
devamını gör...
ya artık yeter bir ay oldu, her hafta bi iki hafta kritik deyip, uzatılan günler.. sinir sisteminin sonlarına denk geliyor şu ara, ne olursa olsun diye bağrılmak istenen günler sanıyorum. inşaallah artık son günlerdir!

şurda bi hafta daha veriyorum sevgili karantina günlüğü, sonrasını sen düşün!
devamını gör...
sabahtan markete girdim. hetkes aburcur peişinde benimde olduğu gibi. zaten temel gıda stokları tahminimce çoğu insanda mevcut. insanlarlar
azıcık mutluluk istiyor bunu da bu zamanda en iyi çikolata ile tatlı sağlıyor. bir ton zahmetle verdiğimiz kilolar yavaştan yavaştan tekrar bizi ziyarete gelmeye başladı.
devamını gör...
evde kalma günleri...
örgü, dantel, dikiş işleri bitti. bitmese de ben bitirdim artık fenalık geldi. şimdi evde rulo fırça var boya yok ki badana yapsam. bonibonları kaynatıp boya üretsem çok mu renkli olur fikrini mantıklı bulma eşiğine geldim.
devamını gör...
4 farklı kişiyle karantinaya girdim ama beklediğim şekilde geçmedi. karantina için partner aranıyor.

aradığım özellikler

-iyi bir mizah anlayışı
-erkek için; içip içip sapıtmayacak. eski sevgilisini anlatıp kafa yormayacak.
-kadın için; ince kemikli eller, incecik parmaklar, bordo oje. şahane bi kahkaha. ucuz rimel kullanmayacak.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar