kariyer sahibi kadınlarla evlenmeyin

bundan birkaç yıl önce dünyaca ünlü forbes dergisinde çıkan michael noer imzalı yazının başŸlığŸı. şŸöyle diyor gözümün nuru mike;


--alinti--


kariyer sahibi bir kadınla evlenmek...

"ne yaparsanız yapın ama asla kariyer sahibi kadınla evlenmeyin!"

erkeklere bir tavsiye. güzel veya çirkin; kısa veya uzun boylu; sarışŸın veya esmer... evleneceğŸiniz kadın nasıl olursa olsun, kesinlikle kariyer sahibi olmasın. neden? çünkü pek çok sosyal bilimci kariyer sahibi kadınlarla olan evliliklerin sağŸlam olmayacağŸı konusunda hemfikir. aslında her ilişŸki kendi içinde stres barındırabilir. ancak son zamanlarda yapılan çalışŸmalar, çalışŸan kadınların boşŸanmaya ve aldatmaya daha yatkın olduklarını; çocuk doğŸurmaktan da kaçındıklarını gösteriyor. ayrıca çocuk doğŸursalar bile bundan mutsuz olma ihtimalleri çok yüksek. araşŸtırmaların bulunduğŸu bir yayın olan social forces'ta son zamanlarda çıkan bir araşŸtırmanın sonuçları, 'ekmek getirmekle' yükümlü olan öncelikli kişŸinin erkek olduğŸu evlerde, kadınların daha mutlu olduğŸu yönünde. mutlu bir son olmasa da, başŸarılı erkekler başŸta olmak üzere pek çok erkek benzer özlemlerle kadınlara ilgi duyuyor. tipik kariyer sahibi kadın iyi eğŸitimli, bilgili ve hırslı olur. bunlar ilk bakışŸta güzel özellikler, değŸil mi? tabii ki... ama en azından evlenene kadar. sonra, o daha başŸarılı oldukça sizden daha az memnun olmaya başŸlıyor. durum tanıdık geliyor mu? istikrarlı bir ilişŸki pek çok faktörün bir araya gelmesinden oluşŸuyor. bunların arasında eşŸinizin ailesi, kaç yaşŸında evlendiğŸiniz, hangi ırktan olduğŸunuz, dini inançlarınız ve sosyo-ekonomik statünüz yer alıyor. tabii ki çalışŸan kadınların da mutlu evlilikleri oluyor. ancak çalışŸmayan kadınlara göre daha az. 'kariyer sahibi kadın' olmanın da bazı kuralları var. örneğŸin bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadın üniversite eğŸitimi almışŸ olmalı, haftada 35 saatten fazla ev dışŸında çalışŸıyor olmalı ve yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor olmalı. eğŸer yapılan çalışŸmalara inanıyorsanız, bu özelliklere sahip bir kadınla evlenerek başŸınızı belaya soktuğŸunuzu kabul etmeniz gerekiyor. journal of marriage and family'de (evlilik ve aile dergisi) 2003 yılında yapılan bir araşŸtırmaya göre bu kadınlar işŸlerini bırakıp, evde oturup çocuk bakmaya başŸladıklarında mutsuz oluyorlar. social forces'ta (toplumsal güçler) bu yıl çıkan bir habere göre kocalarından daha çok para kazandıklarında da mutsuz oluyorlar. journal of marriage and family'de 2001 yılında yayınlanan araşŸtırmaya göre ise kadınlar kocalarından çok para kazandıklarında, bu kez mutsuz olan taraf erkekler oluyor. neden? aslında çalışŸan kadınlarla boşŸanma oranları arasında ekonomik teoriye ve sağŸduyuya dayalı karışŸık ve tartışŸmalı bir ilişŸki bulunuyor. klasik ekonomide evlilik bir işŸbölümü anlamına geliyor. geleneklere göre erkekler ev dışŸında çalışŸarak para kazanır; kadınlar ise ev işŸlerini yapar ve çocuk büyütür. her işŸi yapan kişŸi bellidir. ve bu işŸbölümü kimin evde kimin ev dışŸında olduğŸunu umursamadan yapılmışŸtı. nobel ödüllü gary s. becker'a göre, evliliklerdeki işŸbölümü azaldığŸında; örneğŸin her iki taraf da kariyer sahibi olduğŸunda çiftler için evliliğŸin değŸeri başŸtan aşŸağŸıya düşŸüyor. çünkü bir evliliğŸin devam etmesi için gerekli olanların çok azı yapılıyor. bu da taraflar için hayatı zorlaşŸtırıyor ve boşŸanmalar artıyor. deneysel çalışŸmaların hepsi bu sonuca varıyor. 2004'te john h. johnson yaptığŸı araşŸtırmalara göre çiftlerin çalışŸma saatleri arttıkça boşŸanma olasılıkları da artıyor. aslında kadınların çalışŸma saatleri bu ihtimali artırırken, erkeklerin çalışŸma saatleri boşŸanma durumunda etkili olmuyor. "ayrıca her iki tarafın da çalışŸtığŸı evliliklerde boşŸanma oranı, tek tarafın çalışŸtığŸı evliliklerden daha fazla," diyor johnson. kariyerin evliliğŸe zarar vermesinin bir diğŸer sebebi ise çiftlerin farklı insanlarla daha çok zaman geçirmesine imkã¢n tanıması. yani eşŸiniz ev dışŸında çalışŸıyorsa sizden daha çok beğŸeneceğŸi biriyle tanışŸma ihtimali fazladır. "çalışŸma ortamı potansiyel eşŸ bulma yerleridir," diyor araşŸtırmacı adrian j. blow. dahası, yayınlanan haberlere göre iyi eğŸitim almışŸ çiftler, evlilik dışŸı ilişŸkiye daha yatkın oluyor. örneğŸin yılda 30 bin dolardan fazla kazananların aldatma ihtimali daha fazla. eğŸer aldatma boşŸanmaya neden oluyorsa, başŸınız gerçekten belada demektir. istatistiklere göre boşŸanma hep alkolizm, depresyon ve intiharla doğŸrudan ilişŸkilendiriliyor. başŸka araşŸtırmalarda da boşŸanmanın kanser, kalp krizi ve cinsel sorunları tetiklediğŸi ortaya çıkmışŸ. ayrıca boşŸanmanın ekonomik sonuçları da göz ardı edilemez. yakın zamanda tamamlanan ve the journal of sociology'de (sosoyoloji dergisi) yayınlanan 'evlilik ve boşŸanmanın sağŸlık üzerindeki etkisi' başŸlıklı bir araşŸtırma, boşŸananlar varlıklarının ortalama yüzde 77 azaldığŸını ortaya koyuyor. öyleyse neden kimse bekar kalmıyor? çünkü, bilimsel olarak cevap vermek gerekirse, sağŸlam bir evlilik, mutlu bireyin sahip olacağŸı tüm avantajları içerir. sosyal ve sağŸlık yönünden pek çok faydaları vardır. 2004'te yayınlanan 'sosyal bilimcilerin evliliğŸin faydaları hakkında bildikleri' başŸlıklı bir raporda, evliliğŸin 'pek çok durumda çocuklar için daha iyi koşŸullar' sağŸladığŸı, erkeklerin daha çok kazanmasına olanak verdiğŸi ve mutlu bir evliliğŸin bireylerin sağŸlık ve ruh durumunu olumlu yönde etkilediğŸi gerçeklerinin altı çiziliyor. başŸka bir deyişŸle, iyi bir evlilik, daha iyi kazanç, daha uzun, daha sağŸlıklı bir hayat ve daha iyi yetişŸmişŸ çocuklar anlamına geliyor. sonuç olarak, sosyal araşŸtırmaların gösterdiğŸi neden sonuç ilişŸkileriyle kafa karışŸtırmamak önemlidir. yani evliler bekarlardan daha sağŸlıklı olduğŸu için, evliliğŸin sağŸlığŸın garantisi olduğŸu sonucunu çıkarmamak gerekir. buradan sadece sağŸlıklı insanların çoğŸunun evli olduğŸu gerçeğŸini çıkarabiliriz.


--alinti--


noer'in bu yerden göğŸe kadar haklılık ve cesaret içeren yazısına karşŸılık derginin feminist yazarı elizabeth corcoran hemen kendisinden bekleneni yapıyor ve "tembel erkeklerle evlenmeyin" başŸlıklı bir savunma yazısı yazıyor. yazı hakkında sadece emre aköz'den okuduğŸum kadarıyla şŸunu biliyorum ki; elizabeth hanım tam bir çirkef feministe yaraşŸır şŸekilde tüm algılarını kapatıp, "ben de kariyerliyim ama eşŸimle mutluyum" savunmasına geçmişŸ. onun dışŸında internetten yaptığŸım araşŸtırmalar sonucunda yazı hakkında başŸka bir veriye ulaşŸamadım. gerek de yoktu zaten.
devamını gör...
bundan birkaç yıl önce dünyaca ünlü forbes dergisinde çıkan michael noer imzalı yazının başlığı. şöyle diyor gözümün nuru mike;


--alinti--


kariyer sahibi bir kadınla evlenmek...

"ne yaparsanız yapın ama asla kariyer sahibi kadınla evlenmeyin!"

erkeklere bir tavsiye. güzel veya çirkin; kısa veya uzun boylu; sarışın veya esmer... evleneceğiniz kadın nasıl olursa olsun, kesinlikle kariyer sahibi olmasın. neden? çünkü pek çok sosyal bilimci kariyer sahibi kadınlarla olan evliliklerin sağlam olmayacağı konusunda hemfikir. aslında her ilişki kendi içinde stres barındırabilir. ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, çalışan kadınların boşanmaya ve aldatmaya daha yatkın olduklarını; çocuk doğurmaktan da kaçındıklarını gösteriyor. ayrıca çocuk doğursalar bile bundan mutsuz olma ihtimalleri çok yüksek. araştırmaların bulunduğu bir yayın olan social forces'ta son zamanlarda çıkan bir araştırmanın sonuçları, 'ekmek getirmekle' yükümlü olan öncelikli kişinin erkek olduğu evlerde, kadınların daha mutlu olduğu yönünde. mutlu bir son olmasa da, başarılı erkekler başta olmak üzere pek çok erkek benzer özlemlerle kadınlara ilgi duyuyor. tipik kariyer sahibi kadın iyi eğitimli, bilgili ve hırslı olur. bunlar ilk bakışta güzel özellikler, değil mi? tabii ki... ama en azından evlenene kadar. sonra, o daha başarılı oldukça sizden daha az memnun olmaya başlıyor. durum tanıdık geliyor mu? istikrarlı bir ilişki pek çok faktörün bir araya gelmesinden oluşuyor. bunların arasında eşinizin ailesi, kaç yaşında evlendiğiniz, hangi ırktan olduğunuz, dini inançlarınız ve sosyo-ekonomik statünüz yer alıyor. tabii ki çalışan kadınların da mutlu evlilikleri oluyor. ancak çalışmayan kadınlara göre daha az. 'kariyer sahibi kadın' olmanın da bazı kuralları var. örneğin bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadın üniversite eğitimi almış olmalı, haftada 35 saatten fazla ev dışında çalışıyor olmalı ve yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor olmalı. eğer yapılan çalışmalara inanıyorsanız, bu özelliklere sahip bir kadınla evlenerek başınızı belaya soktuğunuzu kabul etmeniz gerekiyor. journal of marriage and family'de (evlilik ve aile dergisi) 2003 yılında yapılan bir araştırmaya göre bu kadınlar işlerini bırakıp, evde oturup çocuk bakmaya başladıklarında mutsuz oluyorlar. social forces'ta (toplumsal güçler) bu yıl çıkan bir habere göre kocalarından daha çok para kazandıklarında da mutsuz oluyorlar. journal of marriage and family'de 2001 yılında yayınlanan araştırmaya göre ise kadınlar kocalarından çok para kazandıklarında, bu kez mutsuz olan taraf erkekler oluyor. neden? aslında çalışan kadınlarla boşanma oranları arasında ekonomik teoriye ve sağduyuya dayalı karışık ve tartışmalı bir ilişki bulunuyor. klasik ekonomide evlilik bir işbölümü anlamına geliyor. geleneklere göre erkekler ev dışında çalışarak para kazanır; kadınlar ise ev işlerini yapar ve çocuk büyütür. her işi yapan kişi bellidir. ve bu işbölümü kimin evde kimin ev dışında olduğunu umursamadan yapılmıştı. nobel ödüllü gary s. becker'a göre, evliliklerdeki işbölümü azaldığında; örneğin her iki taraf da kariyer sahibi olduğunda çiftler için evliliğin değeri baştan aşağıya düşüyor. çünkü bir evliliğin devam etmesi için gerekli olanların çok azı yapılıyor. bu da taraflar için hayatı zorlaştırıyor ve boşanmalar artıyor. deneysel çalışmaların hepsi bu sonuca varıyor. 2004'te john h. johnson yaptığı araştırmalara göre çiftlerin çalışma saatleri arttıkça boşanma olasılıkları da artıyor. aslında kadınların çalışma saatleri bu ihtimali artırırken, erkeklerin çalışma saatleri boşanma durumunda etkili olmuyor. "ayrıca her iki tarafın da çalıştığı evliliklerde boşanma oranı, tek tarafın çalıştığı evliliklerden daha fazla," diyor johnson. kariyerin evliliğe zarar vermesinin bir diğer sebebi ise çiftlerin farklı insanlarla daha çok zaman geçirmesine imkân tanıması. yani eşiniz ev dışında çalışıyorsa sizden daha çok beğeneceği biriyle tanışma ihtimali fazladır. "çalışma ortamı potansiyel eş bulma yerleridir," diyor araştırmacı adrian j. blow. dahası, yayınlanan haberlere göre iyi eğitim almış çiftler, evlilik dışı ilişkiye daha yatkın oluyor. örneğin yılda 30 bin dolardan fazla kazananların aldatma ihtimali daha fazla. eğer aldatma boşanmaya neden oluyorsa, başınız gerçekten belada demektir. istatistiklere göre boşanma hep alkolizm, depresyon ve intiharla doğrudan ilişkilendiriliyor. başka araştırmalarda da boşanmanın kanser, kalp krizi ve cinsel sorunları tetiklediği ortaya çıkmış. ayrıca boşanmanın ekonomik sonuçları da göz ardı edilemez. yakın zamanda tamamlanan ve the journal of sociology'de (sosoyoloji dergisi) yayınlanan 'evlilik ve boşanmanın sağlık üzerindeki etkisi' başlıklı bir araştırma, boşananlar varlıklarının ortalama yüzde 77 azaldığını ortaya koyuyor. öyleyse neden kimse bekar kalmıyor? çünkü, bilimsel olarak cevap vermek gerekirse, sağlam bir evlilik, mutlu bireyin sahip olacağı tüm avantajları içerir. sosyal ve sağlık yönünden pek çok faydaları vardır. 2004'te yayınlanan 'sosyal bilimcilerin evliliğin faydaları hakkında bildikleri' başlıklı bir raporda, evliliğin 'pek çok durumda çocuklar için daha iyi koşullar' sağladığı, erkeklerin daha çok kazanmasına olanak verdiği ve mutlu bir evliliğin bireylerin sağlık ve ruh durumunu olumlu yönde etkilediği gerçeklerinin altı çiziliyor. başka bir deyişle, iyi bir evlilik, daha iyi kazanç, daha uzun, daha sağlıklı bir hayat ve daha iyi yetişmiş çocuklar anlamına geliyor. sonuç olarak, sosyal araştırmaların gösterdiği neden sonuç ilişkileriyle kafa karıştırmamak önemlidir. yani evliler bekarlardan daha sağlıklı olduğu için, evliliğin sağlığın garantisi olduğu sonucunu çıkarmamak gerekir. buradan sadece sağlıklı insanların çoğunun evli olduğu gerçeğini çıkarabiliriz.


--alinti--


noer'in bu yerden göğe kadar haklılık ve cesaret içeren yazısına karşılık derginin feminist yazarı elizabeth corcoran hemen kendisinden bekleneni yapıyor ve "tembel erkeklerle evlenmeyin" başlıklı bir savunma yazısı yazıyor. yazı hakkında sadece emre aköz'den okuduğum kadarıyla şunu biliyorum ki; elizabeth hanım tam bir çirkef feministe yaraşır şekilde tüm algılarını kapatıp, "ben de kariyerliyim ama eşimle mutluyum" savunmasına geçmiş. onun dışında internetten yaptığım araştırmalar sonucunda yazı hakkında başka bir veriye ulaşamadım. gerek de yoktu zaten.
devamını gör...
"bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadın üniversite eğitimi almış olmalı, haftada 35 saatten fazla ev dışında çalışıyor olmalı ve yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor olmalı." önermesi ile türkiye de çalışan kadınların çoğunu kariyersiz yapan önermedir. dolayısıyla ülkemiz için geçerli değildir, evlenin gönlünüzce.
devamını gör...
ataerkil toplum yapısının getirdiği bir düşüncedir.
eğer "ya benim karım çok çalışıp da çok yorulmasın. ben kıyamam ona" diye düşünüp böyle söyleniyorsa eyvallah... ama işin altında bir kompleks var ise hemen o kompleks aşılmalıdır.
devamını gör...
yüzde yüz katıldığım önerme olmakla beraber ilavelerim de olucak. size her konuda belli bir üstünlük sağlayabilecek potansiyele sahip hiçbir dişi varlıkla yan yana olmamanız temennisidir bu. zira doğa kanunu gibi birşey. büyük balık küçük balığı yer. *

bu illa kariyer olmak zorunda değil. mesela hatun kişi belli sayıda kitaplar okumuştur, belli düzeyde sinema kültürü vardır, maddi yönden sizden üstündür, sosyal çevresi geniştir, aristokrattır şudur budur neyse. eğer bir şekilde bunların hepsini alt üst edebilecek bir formatta onun hayatına bir tokat gibi giremezseniz onun yaşantısında hiçbirşey ifade etmezsiniz. ederseniz de belli çıkarlar ve kurallar çerçevesinde olur bu. o da son kullanma tarihinize kadar.
devamını gör...
kariyer sahibi kadın, diploma tutkunu kadındır. kendini kariyerine adamıştır; eşine ve çocuklarına değil. "çocuk da yaparım kariyer de" yalanına ancak nil karaibrahimgil hayranları inanır.

kariyer sahibi kadın ile entelektüel kadın arasında ise ural dağları kadar fark vardır. kariyer sahibi kadın okumuş kadındır, diploma sahibi kadındır. entelektüel kadın da okumuştur ancak kendini geliştirmiştir. diğer yandan aile kavramının, evlilik kavramının kutsiyetinin farkındadır ve kendini ailesine adamıştır. o kadın gerçek bir kadındır ve benim başımın tacıdır. gündüz evinin işleriyle uğraşır, çocuklarına bakar, akşam eşi eve geldiğinde onu en güzel şekilde karşılar, gerekirse eşiyle oturup entelektüel sohbet de eder. gazali'den de konuşur, tarkovski'den de.

işte o kadın benim başımın tacıdır.
devamını gör...
eğer kariyer sahibi kadına kölesiymiş gibi davranacak, düşüncelerine önem vermeyecek, ruhuna dokunan ince davranışlarda bulunulmayacaksa hakkaten evlenmeyin.
devamını gör...
kendilerine köyden gözü açılmamış 13-14 yaşındaki hatun kişilerle evlenmelerini öneririm.

zira sülalemde üniversitenin sadece sokağından geçmiş fakat bilmişlikte, adamı parmağında oynatmakta kariyer sahibi kadınlara(!!!) taş çıkaracak bol miktarda örnek var.onlardan biri ile karşılaşmaları hayatlarının ilerleyen safhalarında zat-ı şahanelerinin muhteşem egolarını hezeyandan hezeyana sürükleyecektir.

mesele neye sahip olduğun değil, nasıl taşıdığındır.
anlayabilene....
devamını gör...
ev kariyeri elde edeceğine gitsin çalışsın parasını kazansın. elalemin ağız kokusunu çekene kadar. helal yolda hayatını yaşasın. yoksa bugün ben çalışınca laf ederler zihniyeti iki gün sonra daha çok işine laf edecekler. ömrüne yanmasın.* *
devamını gör...
kariyerden kasıt takva ise yanlış bir düşünce. arkadaşım, müslüman, kariyer demez. kariyer dünyalıktır. birilerinin başına çıkıp yükselmektir. takva der müslüman. takva takviye etmek demektir. ahlakına takviye edeceksin. en güzel ahlakları kendine benimseteceksin. anlıyor musun tahta? biri tahta dediği zaman, diğeri tahta için, tahta gibi alçakgönüllüdür diyebiliyorsa takviye etmişsin demektir. hala odunların eğri ey tahta. sen derviş olamayacaksın. korkarım sen hakkı bulamayacaksın.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar