kartpostal

cep telefonu, mail, hatta telefon bile yokken kartpostal vardı. kartlar bayram, yılbaşŸı gibi özel günlerde gönderilridi. ya da farklı bir şŸehre gidince oraya ait kartpostallar atılırdı.
devamını gör...
evde kimse yokken müziğin sesini sonuna kadar açar yatağın üstünde hoplaya zıplaya dinlerlersiniz * hatta: "sen mi a postkard daaaarliiin, sen mi a postkard naaaaaaawww!" diye, barım barım bağırırsınız, nakaratlarda başınızı sallamaktan mideniz bulanmaya başlar.*ama tabii ki gelmeyen postacı, olmayan sevgilinin, gönderilmeyen kartpostalını ge-ti-re-mez. gider mailbox'ınıza bakarsınız "acaba bir şey var mı?" diye...

not: küçükken hep kış kartpostalları biriktirirdim. küçük bir köprüsü olan dere, üstlerine karlar yağmış çam ağaçları, sarı ışıklı kulübe. gümüş simler olurdu her yerinde. arada sırada bakar, kaldırırdım yerlerine. taa ki hijyen tijen, ütüleye ütüleye onları öldürünceye kadar.*

devamını gör...
kart postal..

kart demek yani içi geçmiş ama sağlam görünmeye çalışan ve bunu nispeten başaran, dolayısıyla dıştan bakınca sağlam zannedilen içi çürük nesne.. yahut kimse..

mesela kart zampara derler ya..

peki aynı kelimenin yanına postal getirirsek??

postal yani kurmaylar, ordu tayfasındaki kodamanlar için kullanılan kelime..

komik bir tamlama, komik bir profil çıktı değiel mi ortaya..

gözlerin önüne balyozlar, gömülü silahlar, bayrak sallayan elden sızan masum kanları gelmedi mi??
devamını gör...
yılbaşlarında böyle pullu pullu, kar reismli olurdu bunlardan. alırdık , arkadaşlara gönderirdik falan..internet icat olunca öldü hepsi.
devamını gör...
90'lı yıllarda koleksiyonu yapılırdı. ve genellikle bu koleksiyon iki kola ayrılırdı. birincisi sanatçı-popçu fotoğrafı, diğeri de manzara resmi.

hatta okulda kartpostalları kare kare bölüp büyütülmüş halini resim kağıdına ya da tuvale yapmaya çalışırdık.

şimdilerde çok rağbet edilmiyor.
devamını gör...
küçük bir tablo gibi gelirdi bana ve ilkokul yıllarında her hafta bir tane alırdım. zamanın mevsimine göre içeriğindeki masalsı görsellerde sürekli değişirdi ama en çok ankara'nın karı, kışı ve ayazı işlenirdi. resimlere bakarak dalıp gitmeyi ilk kartpostallarda öğrendimi hatırlatır bana hep.
mektupların yanına koyulurdu yazan kişinin yaşadığı veya hayalindeki yere tercüman olsun, okuyan kişi de daha fazla hasret giderebilsin diye.
devamını gör...
geçmişte kolleksiyonunu yaptığım nesne. ama adını duyduğumda en çok aklıma gelen şey ise, can yücelin duygu asenaya verdiği iddia edilen cevap.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar