karun

kur'ân-ı kerim'in üç âyetinde adı geçen, zenginlik ve zenginliğe dayalı büyüklenmenin simgesi olan kişi.


"andolsun ki, musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle firavun'a, haman'a ve karun'a gönderdik de, onlar, 'bu çok yalancı bir büyücüdür' dediler" (mü'min, 23/24);

"karun'u, firavun'u, haman'ı da yok ettik. andolsun ki, musa, kendilerine apaçık belgeler getirmisti de, onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. oysa azabımızdan kurtulamazlardı" (ankebut, 29/39);


kur'ân-ı kerim'in ayetlerine bakıldığında karun'a ilişkin olarak ilk belirlenecek bilgi, onun hazreti musa'nın kavminde oluşudur. ikinci nokta ise, firavun ve haman ile bir ilişkisinin bulunuşu... ayrıca, büyük zenginliği, kavminin karşısında böbürlenişi, öğütlere kulak vermeyişi, sonunda da yüce Allah'ın cezalandırması ile-konağıyla birlikte- yerin altına geçirilişi de göze çarpan diğer hususlar olmaktadır.
devamını gör...
kasas suresi'nde bizzat ad? an?larak bahsedilir:

" karun, musa'n?n kavminden idi de, onlara kar?? azg?nl?k etmi?ti. biz ona öyle hazineler vermi?tik ki, anahtarlar?n? güçlü kuvvetli bir topluluk zor ta??rd?. kavmi ona ?öyle demi?ti: å??marma! bil ki Allah ??mar?klar? sevmez. " *


#2684726 hazinesinin geni?li?i insanlar? daha do?rusu mala mülke dü?kün olanlar? imrendirirdi:

" ... dünya hayat?n? arzulayanlar: ke?ke karun'a verilenin benzeri bizim de olsayd?; do?rusu o çok ?ansl?! dediler. " *


ve bunca mal? mülkü ona bir fayda sa?lamad?:

nihayet biz, onu da, saray?n? da yerin dibine geçirdik. art?k Allah'a kar?? kendisine yard?m edecek avanesi olmad??? gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de de?ildi. *
devamını gör...
lidya'nın 3. ve son sülalesi olan mermnadlar'ın en son ve en zengin kralı (kroisos).

ilk kez onun zamanında altın ve gümüş para basımı başlamıştır.

pers kralı kyros onu yakmak için odunların üzerine koyup ateşe verdirttiğinde kroisos ah solon ah solon diye inledi sebebi solonun ona söylediği sözdendi.

bir gün atinalı solon ile konuşurken kroisos solona kendisnin mutlu olup olmadığını sorduğunda solon'un cevabı " bir kişinin mutlu bir hayat geçirdiğini söyleyebilmem için onun nasıl öldüğünü bilmem gerekir."

sonra kyros ona acıdı ve ateşin söndürülmesini istedi ama kimse başaramadı. daha sonra bir bulut yaklaştı ve yağan yağmurla ateş söndü.

kyros, kroisos'un tanrıların onu koruduğunu düşündü. aralarında geçen kısa konuşmada kyros, ona yağmalanan sardes şehrini göstererek ne gördüğünü sorduğunda kroisos'un cevabı anlamlıydı "bu yağmalanan artık senin şehrin benim degil." bunun üzerine kyros yağmalamayı durdurdu. diğer bir güzel sözüde "barışta oğullar babalarını, savaşta babalar oğullarını gömer." dir
devamını gör...
hz. musa aleyhisselâmın, hem amca oğlu, hem de eniştesi olan kâarun, önceleri musa aleyhisselâma iman ediyordu. gündüzleri oruç tutar ve geceleri de namaz ile meşgul olurdu. ve lâkin çok fakir ve ehl-i iyaline bakmakta zorluk çekerdi. hak celle ve âlâ hazretleri musa aleyhisselâma tevrat'ı şerifi altun ile yazmasını emir buyurunca, hz. musa:

- ya rabbã®, halimi biliyorsun, ben fakirim diye tazarrã» etti.

bunun üzerine cenabı hak hz. musa'ya simya ilmini öğretir ve hz. musa da o emri yerine getirir. daha sonra hz. musa aleyhisselâm kâarun'un fakirliğini ve ehl-i iyalinin çekmekte olduğu sıkıntıyı düşünerek, hem bedenã® hem de mâlã® ibadetini yerine getirip ecir sahibi olmasını düşünerek o'na da simya ilmini öğretir.

kâarun ilm-i simyayı öğrenir öğrenmez, kâr-ı ibadet bu imiş diyerek nihayetsiz mal sahibi oldu. bir rivayette, hazinelerinin anahtarlarını 70 ve diğer bir rivayette 100 deve götürürdü. mücahid (r.a. da derki, her bir anahtar ile 70 hazine kapısı açılırdı.

kâarun her hangi bir yere gidecek olsa, altun elbiseli ve altun lalıçlı 1000 erkek ve 1000 kadın dört bir tarafında giderlerdi. velhasıl benã® israil iki kısmı olup, bir kısmı musa aleyhisselâmın, bir kısmı da kâarun'un taraftarı idiler.

bu hal içerisinde kâarun, nafile ibadetleri bırakmış ve farzları da acele kılmaya başlamıştı.

nihayet kâarun'un zekat vermesi hakkında vahy-i ilâhã® gelir ve hz. musa aleyhisselâm bunu kâarun'a tebliğ eder. kâarun malının zekâtını hesab edince, bakar ki çok büyük bir yekã»n tutuyor. kalbi dünya sevgisine meyleder ve muhabetullah gider. bir türlü o zekâtı veremez.

hz. musa aleyhisselâm, o'na giderek, emr-i ilâhã®ye itaat etmesini, dünya sevgisini hz. Allah'ın muhabbetine tercih etmemesine dâir pek çok nasihat eder. fakat kâarun bunlara hiç kulak vermez. hatta hz. musa aleyhisselâma buğzederek, haşa iftira etmeyi tasarlar. ve:

- ya musa, mısır ehlini toplayalım ve o cemaat içinde seninle bahis edelim. eğer açık delil ile bana gâlib olursan, malımın zekâtını veririm. ve eğer ben sana gâlib olursam, sen de bundan sonra peygamberlik davasından vazgeçip bir köşeye çekilirsin, der.

kâarun hemen güzel bir fahişe kadını kandırarak, hz. musa ile mübahese edeceğimiz mecliste bulunup, cemaat içinde â«ya musa, benimle filan vadide zina etmedin mi? hatta üzerimdeki çocuk da senindir.â» dersen, sana o kadar çok mal veririm ki, ölünceye kadar sana ve evladına yeter, diyerek kadını kandırır ve razı eder.

ertesi günü mısır ahalisi, kâarun'un geniş olan evinde toplanırlar. hz. musa aleyhisselâm da gelir. cemaat hz. musa aleyhisselâmdan biraz vaaz etmelerini arzu ederler. o da bir kürsü üzerine çıkarak vaaz etmeye başlar. vaazının bir yerinde åžöyle buyurur:

- bir kimse hırsızlık yaparsa elini keserim. bir kimse eşkıyalık yapsa, başını keserim ve bir kimse evli olup zina etse taşlayıp helâk ederim.

hemen dinsiz kâarun ayağa kalkar ve â«ya musa, sen de zina etsen ne yaparsın? â» deyince, hz. musa aleyhisselâm da â«eğer ben de (haşa) zina etsem, cenabı hak'kın emri bana bile böyledir.â» der.

bu arada, akılsız kâarun o fahişeye işaret edip â«ya musa senin zina ettiğine dâir, benim şahidim vardır. zira şu kadın bana söyledi ki, sen bununla filan vadide zina etmişsin. hatta karnındaki çocuk da senden imiş, diyerek, hz. musa'yı halk arasında mahcub etmek düşüncesi ile, o fahişeyi ayağa kaldırır. ve ey kadın söyle ki bütün insanlar duysun,â» der.

o kadın da söz verdiği gibi yalan ve iftiraya başlayacağı sırada, cenabı hak, o'nun lisanını döndürüp, iftira edeceği yerde şöyle anlatır:

- ey benã® israil! doğrusu hz. musa'nın bu işten haberi yoktur. kâarun'un söylediği yalan ve iftiradır. zira kâarun, beni çağırıp bir çok mal vadederek, bu yolda hz. musa'ya iftira etmemi tembih etti. halbuki hz. musa, kalã®mullah'tır. öyle bir zata böyle bir adiliği isnad etmeye Allah'tan korkarım.

bunun üzerine hz. musa aleyhisselâm gayretüllah ile gadablanıp:

- ey Allah düşmanı: bu iftiradan muradın nedir? beni mahcub edip, cenabı hak'kın emri olan zekâtı vermemek midir? der ve kendi hanelerine döner. secdeye varır ve münacât ederek â«ey bütün gizliliklere ve sırlara vakıf olan rabbim! kâarun'un iftirasını sen bilirsin, gayret senindir, der ve o'nun aleyhine dua eder. o anda hz. cibril gelerek:

- ya musa! hz. Allah, kâarun'un helaki için yeri emrine âmâde kıldı, diye haber verir.

hz. musa aleyhisselâm kalkar ve doğruca kâarun'un yanına gider. kâarun melun, yüksek bir sedir üzerinde gurur ile oturmaktadır. hz. musa aleyhisselâm asasını yere vurur ve â«yutâ» diye yere işaret eder. o anda yer kâarun'un sedirini yutar ve melun üzerinden sıçrar. tekrar â«ya yer yutâ» diye emredince, kâarun'un dizlerine kadar yutar. kâarun â«aman ya musa! â» diye yalvarmaya başlar. fakat hz. musa asla iltifat etmez. tekrar â«ya yer yut! â» deyince, yer kâarun'u ve kendisine tâbi olanları, bütün mal ve evladı ile beraber hepsini yutuverir.

başka bir rivayette de, hz. musa'ya o iftirayı edip 4 bin adamı ile beraber sahraya çıkmıştı. hz. musa aleyhisselâm, melunu yakalaması için yere emretmesiyle yer bir anda hepsini yutar. hz. musa kâarun'un yalvarışlarına asla iltifat etmez.

Allahu teâlâ hazretleri â«ya musa! kâarun ve adamları senden dört defa yardım istediler. kabul ve afvetmedin. eğer ben azã®müşşana bir kerre, aman ya rabbi, demiş olsalardı, hepsini afvederdimâ» buyurur.

bunun üzerine benã® israil arasında, haşa hz. musa, kâarun'un malına ve hazinelerine tama ederek o'nu yere geçirdi diye bir takım lakırdılar ettikleri için, hz. musa aleyhisselâm yere tekrar â«yutâ» diye emredince, bu defa yer bütün mal ve hazinelerini de yutar.

ehl-i işaret, kâarun'un helakine sebeb üç şeydir, demişler. birisi, dünya sevgisi. ikincisi, emr-i lâhã®ye muhalefetle zekâtı vermemesidir. üçüncüsü de hz. musa aleyhisselâma iftira etmiş olmasıdır.

http://www.sadakat.net/foru...
devamını gör...
12.
hz. musa dönemindeki israil oğullarının en zengin olanıdır. malından infak etmesi istenince "allahın bana verdiği bir bilgi birikim sayesinde elde ettiğim malları niye dağıtacakmışım ki" demiştir. Allah onu hazineleriyle beraber yerin dibine gömmüştür. yani adam ölmüş ve hazineleri de darmadağın olmuştur.
devamını gör...
cinlerin esrarı isimli kitapta şeytan'ın karun'u nasıl kandırdığından bahsedilir. karun aslında başlarda dinine çok bağlı bir insandır. o kadar bağlıdır ki bu durum şeytanın dahi dikkatini çeker. ona bir oyun hazırlar. karundan çok daha koyu bir dindar gibi görünür. hiç bozmadan günlerce oruç tutar. karun'un güç yetiremeyeceği kadar zor ibadetler yapar. karun ona saygı duymaya başlar. sonra ona insanlara sadaka vermenin öneminden bahseder. bunun için çalışmalıyız der. çalışmaya başlarlar ve para kazanırlar. kazandıkları parayı dağıtırlar. ama şeytan daha fazlasını ister. daha çok yardım etmeliyiz, yardıma ihtiyacı olan çok kişi var der, bunun için bir gün çalışıp bir gün ibadet edeceğiz der. karun kabul eder. karun çalıştıkça dünyaya dalar ve ibadetlerini aksatır. çalışma hırsı aklını başından alır ve günün birinde sayılı zenginlerden biri olur.. ama şeytanın oyununa gelmiştir..

devamını gör...
zannımca çok önemli bir kıssanın öznesidir.
karun'un fakirken dindar olup, yine iyilik yapmak amacıyla çalışmaya daha fazla zaman ayırması, bunun neticesinde ibadetinden geri kalmaya başlaması, en sonunda tamamen dünyevi zevklere dalıp bunu korumak için iftiraya yönelme süreci özellikle kapitalizmin islam toplumlarına etkisi bakımından ibretliktir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar