kaybetmek

oturduğum eski koltuktan kalkıp üzerine doğru yürüdüm senden, "senden nefret ediyorum" diye bağırdığımda elime geçen ilk ağır şeyi fırlatmıştım bile.

"gülüyordu", bin parça olmuş pencere camının her bir parçasından bana sırıttı. yansımamı izledim, "sen" dedi "kaybettin".

yalan söylüyorsun piç kurusu diye bağırdım, yüzümde penceren dolan yağmur damlaları vardı. döşemeler çoktan ıslanmıştı bile.

neyseki bilgisayar açıktı. athena' dan pis çalmaya başladı. boktan şansım dramatik zamanlarda beni winamp üzerinden beni izlerdi. en hüzünlü olduğum zamanlarda bob sinclare, mutlu olduğum zamanlarda çoban yıldızı' nı çıkarırdı karşıma.

bu şarkıyı nerden hatırlıyorum diye düşünürken geçen mayıs ayı geldi aklıma, "athena konseri vardı o gün" dedim. hani onunla ilk tanıştığımız gün, gerçi o erken ayrılmıştı ama sen konserden sonra bile eve giderken bu şarkıyı dinliyordun dedi. cam kırıklarını elime alıp konuşmaya başladım. "haklısın" dedim.

"şimdi neden kaybedensin anladın mı?", o benden büyüktü dedim istesem de yürümezdi sen de biliyosun, hem zaten pek de ortak noktalarımız olduğunu söyleyemem, güzel biri olduğu söylenebilirdi ama kültürel farklılıklar ve en önemlisi yaş farklı açıkças... "s..tir lan" diyerek lafımı kibar bir şekilde böldü. sebebin ne olduğunu neden itiraf edemiyorsun kendine, sen korkak bir yalancısın dedi bana. kaşları çatılmıştı, o kaşlarını çattığında ve sesi bağırmaklı çıktığı zaman ondan korkmalısınız, öfkeden bir anda deliye dönebilir. ellerini uzatıp boynuma sarılmaması için cam parçasını kendimden uzaklaştırdım.

yağmurdan ıslanmıştım hava soğuktu, üşüyordum. kalorifer peteğinin yanına çökmüş elimde bir cam parçasıyla kendimile konuşuyordum. o ıslaklık duygusu, soğuk ve peteklerden gelen sıcaklık.

arkadaş' ımın "kalk lan yemek hazırlayalım" ıyla kendime geldiğimde elim kanıyordu. kapıya vurdu, ses gelmeyince odaya daldı, "noldu lan burda".

"mahallenin piçleri" dedim ben uyurken camı kırmışlar. uyanınca farkettim ben de dedim. üstelemedi "canın çok sıkkın bugünlerde" dedi, "yoksa kızdan ret mi yedin" diyerek anırmaya başladı, gülerken recep ivediğe benzeyen biriydi o. güldüm, "bu akşam benim odamda yatarsın artık" dedi teşekkür ettim.

giderken bağırdım ben dedim galiba kaybettim, baktı bana "yok" dedi "hayat bugünlerde çok boktan".
devamını gör...
"evet bazen kırdım, ama çoğu kez de kırıldım..
ki ben, hiç kimseyi kaybetmedim
sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmesini bildim."

can yücel tarifiyle;
devamını gör...
3 yıl önce ölmekten beter eden şey. artık lugatlarden silinmiş durumda olan mastar.



--- alıntı ---

hoş bir kızdı. ben o zamanlar gece hayatı olan zibidinin tekiydim. sokakta görülse yüzde 95'inin dibinin düşeceği (yüzde 5'lik kısımdayım) hatunları her gece görüyordum. evet tiksiniyordum bu durumdan. zamanında yaptığım bir yanlışın geri dönülmez sandığım şekilde devam edişiydi. bir boşluk vardı göğsümün tam içinde hissedebiliyordum. ben aslında hiç olmayan ama hep hayalde kalan bir sevgili yüzünden neredeyse her gün sarhoş oluyordum.

hoş bir kızdı. üniversite hayatımın ikinci evresinde tanımıştım onu. ilk başlarda pek hoş gelmemişti ne yalan söyleyim.
arkadaşı vardı kıvırcık saçlı. telefon numaramı almıştı benden üniversite hayatına yeni atılmış gençlerin kalabalık kafe toplantılarından birinde. tabi o alınca o da almış sayıldı.

hoş bir kızdı. bir akşam sms geldi telefonuma kendini, göndericisini tanıtan bir sms.
sabaha kadar muhabbet sürdü. ertesi gün bir daha. sonra bir daha.ertesi gün bir daha. her sabah yorgun gözlerle okula gelen bizler hiç vakit kaybetmiyor liseli ergenler gibi derste bile mesajlaşıyorduk. derken olan oldu. kaptırdım kendimi ona.
hem de çok.

hoş bir kızdı. çok sevdim onu. kısacık ilişkimizde çok derin hatıralar var olmuştu. ama yaşattığı yürek sancısı hepsinden baskın geliyordu.
aslında onu terkedişim tamamen isteğimle olmuştu. fakat o son darbeyi vurmuştu bana. hep böyle duydum şarkılardan.
ben bana yakışmayan bir kızı sevmiştim sanki. çok iddialı oldu ! belki de o zamanlar bana yakışanı oydu. bilmiyorum.
ilişkimiz bittikten 2 gün sonra koluna taktığı kimya öğrencisi bi' zibidiyle kantinde süzülüyordu. hem de konversli, küpeli bir zibidi.

hoş bir kızdı. beni bir başkasıyla yarıştırmıştı,hissettim bunu. kimse iki günde bu kadar samimi olamazdı ! benimle konuşurken, gezerken, tozarken onunla da konuşuyor. aslında bizi kafasında yarıştırıyordu. ben onu terkedip de en azından gururumu koruyorum sanarken, o beni bir yarışın içine sokup kaybetmeme neden olmuştu.

hoş bir kızdı. o aptal beyin hücreleri beni alt etmişti. kaybetmiştim.
tanımadığım bir herifle yarıştırılmış ve kaybetmiştim... bu bana öylesine koydu ki ! kolay yenilmezdim ben ! nah yenilmezsin ! kaybetmiştim. tanımadığım bir herifle bilmeden yarışa girmiştim ve o kazanmıştı. hem de konversli küpeli bir herif !

hoş bir kızdı. vicdanını teskin için kısa bir süre sonra mesaj atmıştı. ama ben kaybedendim. benim konuşmaya hakkım bile yoktu. özgüvenim alt-üst olmuş, ne yapacağımı bilemez hâle gelmiştim. dostlarım teskinlerinde başarılı olamıyorlardı. kaybeden olduğumu bilseler belki bu çabaya bile girmezlerdi.

hoş bir kızdı. ilişkimiz bittikten yaklaşık 6 ay sonra başka bir sms attı.
"seni çok özledim." yazıyordu mesajda. işte o an ! her şey bitti. travmalar, kaybetmenin hüznü falan yok oldu.
bir kaybeden varsa o ben değildim. o an anladım. bir huzur çöküverdi göğsüme.

hoş bir kızdı. fakat kaybetmişti. kaybetmeye mahkumdu. bana her türlü yanlış hisler bırakarak kaybeden olmuştu.
eğer konuşabilseydim onunla, içimden gelseydi onunla konuşmak; asla hırslarınla hareket edip insanlarla yarışma, demek isterdim kendisine...

hoş bir kızdı. unuttum gitti kendisini. ama ondan sonra hiçbir yarışa girmedim. hiçbir yarışın içinde olmadım. olmam da.
ben ayrı dünyaların insanı. benim dünyamda yarışmak yok ! yanyana koşmak var. omuz omuza. her derde kedere beraber göğüs vermek var. yarışmak, kaybetmek yok. sadece kazanmak var.

sadece kazanmak...

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar