keanu reeves

eşcinsel olmayan aktör.

bebeğinin ölü doğmasından 1 yıl sonra da sevgilisi ölmüştür. iyi filmlerde oynayan ama oynadıkları filmlerle oranla başarılı değildir. ha çok kötü müdür tabii ki değildir.
devamını gör...
temiz bir yüze sahip olmasına karşın karizmatik olmaması, güzel bakışlara sahip olmaması ve duygu yaşatamaması gibi nedenlerden dolayı iyi oyuncu olmadığına kanaat getirdiğim adam.

yakışıklı olabilir ama şu iyi bilinmelidir ki diğer erkekler yakışıklı olanı değil karizma sahibi olan erkekleri yüceltirler. bir insanın toplumda yücelmesini ise erkeklerin ona verdiği değer belirler. bu yüzdendir ki brad pitt ve bunun gibi adamlar asla al pacino ve robert de niro gibi olamayacaklar.

aynı zamanda matrix dışında bana öyle çok güzel gelen bir filmide yoktur.

hız tuzağı serisi berbat.
constantine anlamsız saçma bir şey.

devamını gör...
reeves'in çocukluğunda iki tutkusu vardı. birisi oyunculuk diğeri ise hokey. hokey oynamaya hala devam ediyor. bunun dışında iki tane klasik motoru var. 1974 model combat commando 850 ve 1972 model commando 750.
gitar çalmaya 23 yaşında başlasa ve kendisi öğrense de rock grubu dogstar'da bas gitar çalıyor. başlarda bir garajda çalmaya başladılar daha sonra los angeles'da canlı şovlarda bulundular. son olarak da bir bon jovi turunda ön grup olarak sahne aldılar.

söz: 'ben bir mickey mouse'um. kostümün içinde kim olduğunu kimse bilmiyor.' (1995'te vanity fair dergisine şöhret hakkında konuşurken.)
devamını gör...
11.
ismi "dağların üzerinde esen soğuk rüzgar" anlamına gelen keanu reeves lübnan'da doğmuş. babasıyla annesi boşanınca annesiyle beraber new york city'e gelen keanu küçük yaşlarda ayrıldığı babasını hatırlamıyor bile. annesi daha sonra pek çok kere evlenmiş ve bu evliliklerinden birini film yönetmeni paul aaron diğerini de menajer, yapımcı robert miller ile gerçekleştirmiş. bunlar kısa süreli evlilikler de olsa keanu üvey babalarından ve yaşamlarından etkilenmiş olmalı ki oyunculuk kariyeri için eğitimini yarıda bırakmış. televizyonda küçük roller ve biraz sahne deneyiminin ardından ilk sinema filmindeki rolü "youngblood"da olmuş. rob lowe'un başrolde olduğu, genç buz hokeyi oyuncularının öyküsünün anlatıldığı bu gençlik filmindeki rolü küçükmüş küçük olmasına ama, işte, adı üstünde, bir ilkmiş ve tam da bundan dolayı önemliymiş. bir başka gençlik filmi olan "ted ve bill'in harika maceraları"ndan ilk başrolünü kapmasında da etkili olmuş hiç kuşkusuz. keanu bu filmle tanınmış. my own private idaho'da river phoenix'le baraber oynamış. derken coppola'nın dracula'sı gelmiş. değişik bir yüz ifadesine sahip, fiziği çok muntazam olan ve herkesin özel yaşamında da tuhaf bulduğu bu genç "speed" filmiyle aksiyona atlamış ve tüm dünyada büyük gişe yapan bu filmle a kategori oyuncular arasına ilk adımını atmış. bertolucci'nin "küçük budha"sında, stephen frears'ın dangerous liasions'ında çok iyi performanslar ortaya koymuş. kariyerine johnny mnemonic, feeling minnesota, şeytanın avukatı, chain reaction gibi filmler eklemiş. bazen sadece oynar gibi yaptığından eleştirmenler gerçekten iyi bir oyuncu olup olmadığı konusunda kararsız kalmışlar. özel hayatı hakkında son derece ketum olan ve mümkün olduğunca basından uzak duran reeves, wachowski biraderler'in matrix'inde seçilmiş kişi neo'yu canlandırarak herkesin gönlünde taht kurmuş ve aktörler arasında üst sıralarda olan yerini sağlamlaştırmayı bilmiştir.
devamını gör...
rabbimizin biz kullarına görmeyi nasip eylediği gülyüzlü aktör. ahirette yanıma aldıracam seni keenu, sabret. kişi sevdiğiyle beraberdir sevdiceğim.
neyse yukarıdaki entarilere baktım şöyle.keenu ya bok atanlar, ondaki karizmanın çeyreğine sahip olsalar neler yaparlardı? siz siz evet damacana kılıklı mahalle gaavesi müdavimleri, siz çifte kavrulmuş komplekslerinizle anca burda terleyerek entari yazarsınız.


keenu hakkında bikaç lüzumlu not:

kendisi gay değildir. biliniz ki her yakışıklı erkek böyle bir iftiraya maruz kalır, yormayın kendinizi.

ayrıca kendisi yerleşik hayata geçememiş, otellerde yaşayan bir haymatlostur.
devamını gör...
matrix üçlemesinde dijital dünyanın mesihi rolünü oynamışken gerçek hayatta bilgisayarın b sinden anlamadığını, düğmesine basmayı bile bilmediğini açıklamıştı.
devamını gör...
kendini kasmayı seven aktördür. arkadaş insan kendini bu kadar neden kasar anlamam ya, eğer meşhurum diyorsan hastasın, yok yapım diyorsan perdeye yansıtma çok belli oluyor ki, çoğu zaman da insan da soğuma etkisi oluyor. sokakların kralların da böyle bir kasış hatırlamıyorum ama olsun.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar