kemal sayar

yüksek lisansta dersimize girdi. sürekli bir koşturmaca içinde. bir çırpıda yazılmış kitapları olduğu gibi büyük bir birikimin izlerini taşıyan kitapları da var.
devamını gör...
psikiyatri alanında türkiye'de ki sayılı isimlerden biridir. bağdat caddesinde muayenehanesi vardır. seansı 250 türk lirasıdır. psikiyatride 'kontrol' diye bir şey olmadığı için bu parayı her seferinde veriyorsunuz. trt' de bir dönem tv programı da yapmıştır.
devamını gör...
tam bir aktivist. laf ustası. hitabet sanatkarı. bütün psikiyatrlar gibi " insanlar nasıl ikna edilir kitaplar"ından fazlasını okuduğu kesin. adının ön ismini kullanmaz. mustafa kemal'den mütevellit.
halbuki mustafa isminin bize kimden miras kaldığı apaçık ortadadır ve kasmasına hiç de gerek yoktur. iyi şiir nedir bilir ancaaaaaak iyi şiir yazamaz. hitabeti yazılarından da, şiirinden de kuvvetli çok sevgili, çok arkadaş, çok gönül adamı, çok adam bir adamdır der bitiririm bu entryi de.
devamını gör...
sonpeygamber info'dan kemal sayar'la ramazan röportajı


--- alıntı ---

Prof. Dr. Kemal Sayar: Ramazan Direniş Ayıdır

Röportaj: Yunus Emre Kaya

"İBADETLER ZAMANı DURDURUR"

Bugünkü konuğumuz aynı zamanda bir edebiyatçı olan Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal Sayar. Sayar'ın zarif üslubu ve geniş perspektifiyle sorularımıza verdiği derinlikli yanıtlar, Ramazan ve ibadet hayatımız hakkında biraz daha düşünmemize vesile olacak türden.

-"Yavaşla" adlı eserinizde modern zamanlarla birlikte hayatın çok hızlı aktığını dile getiriyor ve bu durumu eleştiriyorsunuz. Peki, Ramazan zamanı yavaşlatmak için bir fırsat mıdır?

-İbadet, hayatı yavaşlatmanın çok özgün bir biçimidir. İnsanlar, ibadete ayırdıkları süreyle zamanın normal akışını durdurur, kendilerine ebedi âlemle rabıta kuracak yepyeni bir zaman boyutu ihdas ederler. Böylece günübirlik zamanın dışına çıkmak suretiyle de kendi kendileriyle daha fazla konuşmuş, kendi içlerine daha fazla bakmış olurlar. İşte Ramazan; hayatı yavaşlatmanın; insanı maddi meşguliyetlerden arındırarak asli varoluşuna döndürmenin fırsatlarından biridir. Ramazan ayında insanlar hem açlığı ve yokluğu tecrübe ederek diğer insanlarla empati kurmanın fırsatını bulurlar hem de Ahmet Haşim'in ifadesiyle "Müslüman saati"nin kendine mahsus zarafetini doya doya yaşarlar. "Modern zaman"ın hızlı akışına vurulmuş bir sekte, bir mola, bir silkiniş olarak değerlendirebiliriz Ramazan'ı.

HAZZıN DıŞıNDA BİR HAYAT DA VAR

- Oruç sırasında stres yaşanması normal bir durum arz edebilecekken bunun aksine insanlarda hoşgörü ve empati duygularının yerleştiğini görüyoruz. Siz, Ramazan'larda karşılaştığımız bu tabloyu bir psikiyatrist olarak nasıl değerlendirirsiniz?

-İnsanlar, rutin yaşayışlarından uzaklaştıkları zaman bir şaşkınlık hali yaşayabilirler. Pek çok insan; Ramazan'ı, getirdiği uhrevi boyutla beraber bir derinleşme, güzelleşme imkânı olarak değerlendirir. Ramazan ayı, eşyadan uzaklaşıp hakikatin bilgisine ulaşmak; eşyanın ve varlığın künhüne varmak için çok güzel bir imkân sunar bize. Açlık tecrübesi; insanı, dünyanın fani, bitişli bir yer olduğu duygusuna taşır. İnsan, aç kalmak ve maddi zevklerden uzak durmak suretiyle hayatın sadece haz üzerinde dönen bir tekerlek olmadığının farkına varır. Hazzın dışında bir hayat da vardır. Biz, Ramazan'da bu manevi hazzı tecrübe ederiz. Maddi hazlardan manevi hazlar lehine feragat ederiz. Böylece Ramazan; hayatı sadece hedonistik bir eksende düşünen, insanın ancak maddi duygularının tatmin edilmesiyle bir yere geleceğini savunan modern medeniyete de bir meydan okuyuş haline gelir. Çünkü Ramazan ayında insanlar; bambaşka bir zaman, düşünme ve varoluş boyutuna geçerler. Bu boyuta küresel sistem müdahale edemez. Ramazan, küresel sistemin dışındadır; bu bakımdan ben, Ramazan'ı bir direniş ayı olarak mütalaa ediyorum.

Kimi insanlar, yemekle ve birtakım tiryakiliklerle olan ünsiyetleri dolayısıyla öfkeli olabilirler. Ama Ramazan'ın aynı zamanda kötü söz, kötü davranış, öfke orucu olduğunu da hatırlamamız gerekir. Ramazan'da biz, kötü olan ne varsa ondan oruç tutuyoruz aslında. Dolayısıyla bu ay, insanın nefsini terbiye etmesi, egoya çitler çevirmesi, egonun arsızlığını, şımarıklığını terbiye etmesi için çok iyi bir fırsattır.

-İnsanlar, başkaları tarafından dikte edilen terbiyeyi yadırgamalarına rağmen Ramazan ayında nasıl oluyor da bir otokontrol sağlayabiliyorlar?

-İnsanın insana zalimliğinden kaynaklanan terbiye sistemleri bir yere varamaz. Bu, insanda öfke, sıkıntı ve aksülamel uyandırır. İnsanlar, böyle bir şeye tepkisel biçimde karşı çıkma ihtiyacı hisseder. Kimse kendi iradesi dışında bir şekle, kıvama sokulamaz. Bir insanı, yeryüzünde yaşadığı hissine götüren en temel etkenlerden biri, kendisini kendi benliğinin üzerinde yüce bir varoluşa istinad etmesidir. Bizler, bizimle beraber çürüyüp gitmeyecek, yok olmayacak bir idealin düşünü kurarız. İşte bu ülküyü yakaladığımız zaman -din insana bunu kazandırır- en büyük zorluklara bile katlanabiliriz. Batılılar, oruç ibadetini kolay kolay anlayamazlar. Orucu, insanın kendi bedenine eziyeti olarak mütalaa ederler. Halbuki bizim günün sonunda aldığımız o kadar büyük bir mükafat; iftar sofrasında insanların bir araya gelmesiyle yüzyıllardır bu topraklarda akıp giden, bir kültürün bir ay daha coşkuyla yaşanmasıyla bizi mutlu eden o kadar çok şey vardır ki bedenin eziyeti, bunun yanında hiç kalır.

RAMAZAN MÜSLÜMANLARIN FESTİVALİDİR

Ramazan ayı Müslümanların festivalidir. Kutlanacak bir şeydir. Gündüz büyük bir derinleşme, Allah'a yaklaşma yaşarız. Gece de insanlar sokaklara taşarak bunun bir dostluk bir bayramlaşma bir coşku havasına büründürür. Bu çok mühim bir şeydir. Ramazan'da ev ziyaretleri oluyor, birbirini görmeyen dostlar buluşuyor, teravihlerde camiler dolup taşıyor. Ramazan, bu sebeple Müslüman coğrafyasının kendine mahsus bir zamanıdır; "Müslüman saati"dir, Müslüman ayıdır. Ben, değişik ülkelerde de bulundum. Mesela Mısır'da o coşkuyu çok fazla hissettim. Sahura kadar hiçbir yer durmuyor. İnsanlarda hep bir hareket, hep bir coşku hali var. Bu da bizi biz kılan, dünyanın kalan kısmından ayıran çok önemli bir özelliğimiz. Müslüman dünyasının küresel sistem tarafından tamamen ezilip yutulamamasının en önemli sebeplerinden bir tanesi Ramazan atmosferidir.

-Ramazan'ın çocuklar üzerindeki etkisi konusunda ne söyleyebilirsiniz?

-Ben, ramazanın bir aile içerisinde yaşanmasının, bir çocuğun ruhuna atılmış ilmik gibi olduğunu düşünüyorum. Bir ailede ramazan layıkıyla yaşanıyorsa o ailedeki çocuğun ruh koordinatları belirlenir. Çocuk, nereye ait olduğunu, kim olduğunu, hangi milletin ferdi olduğunu, hangi uygarlık dairesine mensup olduğunu anlar. Çocuklar, festival havasında kutlanan bu Ramazan'larla, bayramlarla, Cuma namazlarıyla fark ederler kim olduklarını. Çünkü çocuk, kendisinin çok büyük bir anlam dairesine mensup olduğunu ve oraya mensup olmakla yüzyıllardır akıp giden bir geleneği devam ettirdiğini telakki eder. "Ben, buraya Mars'tan ışınlanmış bir varlık değilim; yıllardır akıp giden bir geleneğin zincirinin son halkasıyım" der. Bu süreklilik duygusunun verilmesi ve çocuğun ruh koordinatlarının saptanması açısından Ramazan'ların fevkalade değerli tecrübeler olduğunu düşünüyorum. Bu tecrübeyi, çocuklarımızla coşku içinde yaşamalıyız. Çocuklarımız; yepyeni bir ayın geldiğini ve bu ayın çok mübarek, çok güzel bir ay olduğunu hissetmeliler.

--- alıntı ---

devamını gör...
karşısına geçip 15 dk. dert atlatmama rağmen boşluğa bakıp "hımmm anlıyorum" demesiyle beni dumur etmiş, bunun üstüne bir de ilaç kullanmamı tavsiye edip kapısının önünden geçmememi sağlamış akademisyen.
devamını gör...
dört sene önce star tv'de program yaparken adı sadece dr kemal sayar idi. dört sene sonra profesörlüğe terfi etmiş, bravo denilesi insan. titrini hak eden bir kaç kişiden biri.
devamını gör...
aktüel dergisindeki yazıları sayesinde tanıdığım, kültür deryası şahsiyet. aynı zamanda çok iyi bir psikiyatristtir. muayenehanesine gitmeniz biraz pahalıya patlasa da sonuçtan memnun kalıyorsunuz.
devamını gör...
sosyal teori bilen, mesleğini aşkla yapan, eli kalem tutan, hem de iyi tutan, tasavvufla psikanalizi meczeden sufi psikolojisine merak salmış, zarif, mütevazi, üretken, zeki bir adam. şu an fatih üniversitesi'nde öğretim üyesi yanılmıyorsam.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar