kendi gibi düşünmeyene fitneci demek

bugün sevdiğim birinin yaptığıdır. konu basit bir konu ama o böyle fitneci deyince fark ettim ki bunu ne kadar çok insan yapıyor aslında.

bir yol var. hepimiz akıl yürütmelerle, araştırmalarla yürüyoruz, yol alıyoruz. yolun sonunda var olduğunu umduğumuz bir hakikat var. bir süre sonra yürümekten yoruluyoruz ve duruyoruz. tamam ya vardır işte yolun sonunda inandığım hakikat var bence iman edip teslim oluyorum diyoruz. sonra kamp sandalyemizi kurup oturuyoruz. gelen geçene öğüt verip yolun sonundaki hakikati anlatıyoruz. gerimizdekiler inanıyorlar genelde. birileri bizi geçiyor, araştırmaya devam ediyor. taa ileriden geriye dönüp bize sesleniyor "senin dediğin gibi bir şey yok buralarda. yolun sonunu henüz göremedim ama dediklerinle çelişen şeyler var buralarda" diyor. sonra biz de kamp sandalyemizden neticemizi kaldıramıyoruz, çünkü o kadar alışmışız ki teslimiyetin ve imanın verdiği müthiş rahatlığa, ilerleyip araştırıp adamın yanına kadar gelip kontrol edemiyoruz, üşeniyoruz. şüpheye de düşmek istemiyoruz ama adam bizden ileride, daha fazla şey biliyor bu konuda. bu çelişkiler bizi öfkelendiriyor ve oturduğumuz yerden bağırıyoruz: sen fitnecisin.

teslimiyet ve iman bana göre yolun sonundaki hakikate iman edip teslim olup yolda yürümeye devam etmektir. bu ikisi birbiriyle çelişiyor gibi görünse de çelişmiyor.

“bir zamanlar ibrahim de demişti ki; “rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.” Allah ibrahim’e buyurdu; “sen buna inanmadın mı?” ibrahim; “inandım fakat kalbim güçlenip tatmin olsun istiyorum” dedi. Allah ibrahim’e buyurdu; “ 4 kuş al. onları kendine iyice alıştır. sonra kesip, her dağın başına onlardan birer parça koy. sonra da onları çağır, göreceksin koşarak sana gelecekler. bil ki; Allah çok yücedir ve her şeyin sahibidir.” (bakara 260)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar